SOSYAL HİZMET MESLEĞİ


 

SOSYAL HİZMET ALANLARI


 

BİLGİLER


 

 


MAKALELERİ YAYINLANAN MESLEK ELAMANLARI


Postmodernizm ve Sanat


Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı
Sitemiz Editörü

shuaziz@gmail.com

 

 
 

20.yüzyılın ikinci yarısında artan küreselleşme tartışmaları arasında postmodernizm entelektüel tartışmaların ortasına daha çok sanat kapısından girdi. Postmodernizm 1970’li yıllardan beri sanatlarda ve mimaride sanatsal bir akım şeklinde 1977 yılında Charles Jencks’in lanse ettiği bir akım olarak tartışılmaya başlanan bir konu olurken 1990’lı yılların başında ise Türkiye’de merak konusu olmaya başladı. Megalopoller döneminde ulusaşırı sermayenin hareketliliğinde, emek ve sermayenin yersizyurdsuzlaşmasıyla başlayan göçebe hareketin Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaya başlamasıyla, sanayi sonrası dönemin hizmet ve kültür üretimine dönüşmesi gerçekleşti ve eğlence sektörünün ve pop kültürün birlikteliğinde adına postmodern diyebileceğimiz bir toplumsallaşmaya doğru gitti.[1]

Elbette bütün yaşam alanları bu durumdan etkilendi, piyasalaşan bir toplumsal-ekonomik sistemde sanat da bundan nasibini aldı, ancak bazı iyi sanatçılar ve sanat ile uğraşanlar sanat siyaseti ile cansiperane bir şekilde piyasaya direnmeye çabalayarak dil oyunları içinde müzakereler yapmaktan geri durmadılar. Sanat yapma, haber iletme ve yerinde bilgi taşıma direnme odaklarını oluşturmaktadır.[2]

Bu bağlamda postmodernizm, eğer bir anlamı varsa, en iyi biçimde, edebiyat, resim, plastik sanatlar ve mimarideki stil ve akımlara işaret etmeyle sınırlandırılmalıdır. Bu kavram, modernliğin doğası üzerine estetik düşünümün çeşitli yönleriyle ilgilidir. Eğer bir postmodernlik dönemine doğru gidiyorsak, bunun anlamı, toplumsal gelişimin yörüngesinin bizi modernliğin kurumlarından uzaklaştırıp, yeni ve farklı bir toplumsal düzene doğru götürdüğüdür.

Postmodernizm, o da eğer inandırıcı bir biçimde içindeyse, bu tür bir geçişin farkında olunduğunu anlatabilir, ancak var olduğunu göstermez.[3] Unutmamak gerekir ki postmodernizm, modernizmden daha güç bir durumdadır, yapıdan yoksundur. Sanatçılar artık üretim etkinliklerini kendi sanatlarının ve malzemelerinin mantığına bile dayandıramamaktadırlar.[4]

Tartışmayı boyutlandırmadan özetlemek gerekirse postmodernizm, Baudrillard’ın simülasyon kavramında, Jean François Lyotard’ın her yerde kültürel sermaye üretilmekte, politically correct tüketilmekte tezinde, kültürlerin yan yanalığında ve kültürel hiyerarşinin terk edilişinde, politikaya ilginin azalmasıyla ideolojilerin yerini kayıtsızlığın almasında, mesleklerin karışmasında, cemaatleşme ve kabileleşmenin yanında bireyleşmede, plastik sanatlarda tarihi olan ile şimdiki zaman arasındaki hiyerarşinin yok sayılmasında, gerçek ve hayal gücünün birbirine karıştığı edebiyatta, hipergerçekler ile ilintili olarak öne çıkan markalar ve sekste, dış dünyanın gerçeğini bölüp, fragmanlaştıran dilde, zamandaki dizinin yok edilmesiyle zamansal ve mekânsal yan yanalıkların oluşturulmasında[5] anlam arayışını bulur.

[1]Akay, A. (2013) Postmodernizmin ABC’si. Say Yay., İstanbul, s, 7
[2]Akay, A. (2013) a.g.y., s, 11
[3]Giddens, A.(2004) Modernliğin Sonuçları. Çev., Ersin Kuşdil. Ayrıntı Yay., İstanbul, s,49
[4]Adorno, W. T. (2014) Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi. Çev., N, Ülner, M. Tüzel ve E. Gen. İletişim Yay., İstanbul, s, 40
[5]Akay, A. (2013) a.g.y., s, 151
 
 
 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye
 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır. 
Sitemizde yayınlanan  yazarlarımızın yayınları ve sitemizin yayınları  kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntı yapılabilir.