|
|
Popüler kültür, popülizm
ve politika; bu üç kavramın bir biri ile direk olmasa bile dolaylı olarak
ilişkisi, birbirini tamamlama gibi özellikleri olduğu bilinmektedir. Bu
yazımızda ki değerlendirmede kavramsal tanımlamaların yanı sıra farklı bir
algılama getirmeyi amaçladım.
Popüler Kültür, toplum içerisindeki egemen sınıfların, kültürel
değerleri kendi görüşleri doğrultusunda yaşam bicimi olarak dayattıkları ve
bağımlı bireyler oluşturdukları bir kültür diye biliriz.
“Popüler kültür, gündelik yaşamın kültürüdür. Dar anlamıyla, emeğin gündelik
olarak yeniden üretilmesinin bir girdisi olarak eğlenceyi içerir. Geniş
anlamıyla, belirli bir yaşam tarzını ideolojik olarak yeniden üretilmesinin
ön koşullarını sağlar.” (1)
Popüler kültür,egemen toplumsal ve ekonomik ilişkileri destekler. Kendisine
bağımlı toplumlar oluşturmak temeldir.
Özellikle ülkemizde,1990 yıllarından itibaren hızlı gelişen kitle iletiştim
araçları aracılığı ile tüketimi artırarak bireylerin kısa süreli mutluluklar
elde edebileceği, bireylerin gerçek yaşamlarının yerine başka türlü bir
yaşam olabileceğini göstererek kitle iletişim araçları aracılığıyla bu yaşam
biçimi kitlelere benimsetilmiştir.
Popüler kültürün, bu uygulaması politikacıların popülist uygulamaları ile
desteklenmiştir. Son 20 yılda ürettiğinden çok tüketen, değer yargıları
farklılaşan, daha çok kazanmak, daha çok kazandıkça sömürmek, bu kazancı
elde etmek için tüm değerleri yok etmek isteyen güçler oluşmuştur. 1994,2001
ve 2008 yıllarında yaşanılan ekonomik krizlerde sermayenin,bu krizleri
fırsata çevirmeyi amaçladığını deklere etmişler ve karşılığında faturayı
emek sınıfına kesmişlerdir. İşsizlik ülkede bir numaralı sorun olmuştur. Ne
yazık ki bu güçlere karşı olması gereken bir toplumsal muhalefet
oluşmamıştır. Bu açmaz bir tartışma ortamı oluşturamamıştır.
Popülizm, Fransızca bir kelime olup, halkçılık anlamına gelmektedir.
En çok politikacılar kullanmıştır. Bu kavramı en güzel TDK tanımı
özetlemektedir. “Politik durumu dramatize ederek, halkın ilgisini uyandırmak
amacıyla yapılan politika” diye tanımlanmaktadır.
Gelişmiş kapitalist ülkelerin, teknolojik gücü kitle iletişim araçlarını,
danışmanlık şirketlerini, reklam, halkla ilişkiler sektörünü kullanarak
dünya üzerindeki egemenliklerini, kültürel anlayışlarını ülkemiz dahil bir
çok ülkeye ihraç etmektedirler. Bu ülkelerin dünyadaki sermaye ve şirketleri
ela alındığında başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri kendi kültür
ve yaşam biçimlerini yayarak, kendi alışkanlıklarını dünyaya benzetme çabası
hızla sürdürmektedirler. Örneğin, ABD en çok izlenen bir program diğer
ülkeler tarafından patenti satın alınarak, kendi kültürel değerlerine adapte
edilmektedir. Ülkemizdeki yarışma programları ve bazı TV dizilerini örnek
olarak gösterebiliriz.
Politika, Yunanca 'poli' çok, 'tika' yüz anlamına gelen eski yunanca
köklerden oluşur. Bu kavramı Aristoteles, toplumun halka dair yaptığı tüm
etkinliklerdir diyerek tanımlamıştır. Ülkemizde Politika ve Siyaset
kavramları içice geçmiştir. Hatta toplum her ikisini de aynı
algılanmaktadır. Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir. Her şeyden önce bir
yönetme sanatı veya bilimidir. Politika ve Siyasetin aynı algılanması çok da
yanlış değildir. Temelde Politik bakış birazda Batı bakışı olarak da
düşünülebilinir.
Ülkemizde, kalkınma ve sosyal sorunlara yönelik politikaları
siyasetçilerimiz üretmemiştir. Örneklersek, kırsalda kente göçlerde
ülkemizde çitti göç politikaları oluşturulmamıştır. Politikaları yönetecek
ve uygulayacak olan siyasetçilerdir. Politika üretilmeyince, siyasetçi de bu
döngüde en kolay yolu seçmektedir. Buda popülist politikalardır. 1950
yılından itibaren hızla kırsaldan kentlerimize göç almaktadır. Özellikle
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya’da gecekondular ıslah edilerek
buradaki yurttaşlarımızın insan onuruna yakışır yerleşim alanları
oluşturulması gerekirken, her yerel ve genel secim öncesi siyasetçilerin
popülist yaklaşımları sonucu, gecekondulaşma artmış ve bu illerimiz çarpık
kentleşme örneği olmuştur.
Politika, popüler kültürden ve popülizmden ayrışmalıdır. Toplumsal sorunlara
çözümü politikalar belirleyecektir. Politika üretmek için siyaset koşuldur.
Siyasetçi politikayı bilmelidir ki yönetsin. Bu temelde politikacı bir
liderin koşullarını taşımalıdır. Siyasetçi toplumun sorunlarını bilen,
toplumun sorunlarını içinde hisseden, bilgiyi en yüce değer olarak alan,
toplumu tanıyan, çoğunluğa karşı azınlığın haklarını koruyan olmalıdır.
Özetlersek, popüler kültür, popülizm ve politika farklı kavramlar
olmasına rağmen günümüzde içice geçmiş kavramlardır. Toplumun bilinçlenmesi,
sorunlarına karşı duyarlı olması durumunda bu kavramları ayrıştıracaktır. Bu
ayrıştırmayı gerçekleştiremediği zaman sorunlara çözüm noktasında politika
üretemeyen siyasetçilerin kullanacağı araçlar olarak kalacaktır.
Dipnot
(1) Ahmet OKTAY,Popüler Kültür,İletişim Yayınları,s.17
|