|
|
|
Özürlülere Yönelik Ayrımcılık
Yrd. Doç. Dr. Kasım Karataş
Hacettepe Ünv. S.H.Y.O. Öğretim Görevlisi
(...)
Günümüzde insanlık “herkesi içine alan, herkese
uygun bir toplum modelinden” yoksundur. İşte bu nedenle insanlık çoğu
kez sorunlar karşısında kendisini çaresiz hissetmektedir. (...)Bir
toplumun gereksinimlerini karşılayacak hizmetler/çözümler üretirken
öncelikle “normal insanlar için” harekete geçiliyor, “ötekiler” için
“sonra yaparız” deniliyor. (...) Yaratılan bu eksik modelle
toplumun bir bölümü dışlanıyor, sonra da bu dışlamanın yarattığı
olumsuzluklarla da pekişen sorunların içinden çıkılamıyor. Dışlanan bu
kesimleri toplumla bütünleştirecek (entegre edecek) yollar aranıyor. Ne
yazık ki, bir yandan dışlama süreci sürerken, bütünleşme çabaları da
başarısız kalıyor. (...) [bu çözümsüzlüğün] nedeni yaklaşımdaki bu
yetersizliktir.
Bir toplum, kendisini oluşturan bileşenleri iyi
tanıyor, onlar hakkında gerçekçi, geçerli bilgiler topluyor ve yaşamı,
tüm bileşenleri eşit oranda dikkate alan bir anlayışla
planlayıp/şekillendiriyorsa özlenen toplum model,ine doğru yol alıyor
demektir. İşte “herkesi içine alan toplum anlayışının temel”
budur.
Farklılıklar özünde
yadırganacak durumlar değildir.
Çünkü farklılık, biz insanların doğasında vardır. Bu fark yalnızca
özürlü olmakla değil; pek çok açıdan birbirimizden farklıyız. Hepimizin
farklı özellikleri, farklı gereksinimleri var. Güçlerimiz de
zayıflıklarımız da farklı. Bu yüzden hepimizin içinde yaşadığı toplum,
birkaç kişinin ya da belirli bir kesimin özellikleri temel alınarak
şekillendirilemez. Özürlü insanların ihtiyaçları en az özürlü olmayan
insanların ihtiyaçları kadar, toplumun düzenlenmesini etkilemeli[dir].
Bu da onların özel bakım isteğinden değil, onlar da herkes gibi
toplumun bir parçası olduğundan yapılmalıdır. (...) Herkes,
‘yaptığı hizmetlerden’ özürlülerin de yararlanmasını sağlamaktan
sorumludur. Bu sorumluluk herkesindir. Bu sorumluluk doğal ve
sürekli bir sorumluluk olarak algılanmadıkça, yerine getirilemez.
(...)
Özürlünün karşılaştığı ‘engelin’ temelinde, sahip
olunan ‘özür’ değil; özrün yarattığı farklılığı bahane eden toplumun,
özürlüye karşı geliştirdiği ‘engelleyici tutumlar’ yatmaktadır.
Ayrıca özürlülerin kendileri de, sahip oldukları
farklılığı, farklı davranmanın ve kendilerine farklı davranılmasının
haklı bir gerekçesi sayarak (zaman zaman bunu bir kazanç sayarak)
ayrımcı uygulamaları pekiştirecek tutum ve davranışlar içerisinde
olabilmektedir. (...) Bu anlamda özürlüyü kendisinden gelecek
ayrımcılığa karşı da korumak gerekmektedir.
(...)
Özürlüler gündelik yaşamlarında (...) sayısız
ayrımcılık örnekleri yaşamaktadır.
(...)
Özürlülere yönelik
ayrımcılığın önlenmesinde en etkili unsur, onları iş yaşamına sokmak,
üretken kılmaktır.
(...)
Unutulmamalıdır ki özürlülerin istihdamı önündeki
en büyük engel, önyargıdır; önyargıyı aşmanın en etkili yolu da
çalışma yaşamında gösterilecek başarıdır.
(...)
Farklı olmak “farklı
muameleye tabi tutulmanın” haklı gerekçesi olamaz.
Engelliler de herkes gibi, başka hiç bir sebeple değil; salt insan
oldukları için onurlu bir yaşamı hak etmektedirler. Bunun için toplumsal
yaşama tam katılımın önündeki her türlü engel kaldırılmalı ve eşitlik
ilkesi gereğince yaşamın tüm alanlarında desteklenmelidirler.
Oysa engelliler genelde görmezden gelinen, acınan,
evde, sokakta, işyerinde, vb. koruma altında bulundurulması gereken
kişiler olarak algılanmaktadırlar.
Engellilere yaklaşımda dinsel-geleneksel kökenli ‘vicdani yaklaşım’
bireysel, korumacı ve bastırıcı bir tutumdur. Bu yaklaşıma göre iyi bir
toplumda, iyi bir insan ‘muhtaç’ kişileri de düşünür. (...) böyle
yaptığında engelliler için toplumsal görev yerine getirilmiş olmaktadır.
Çağdaş yaklaşım
ise insanların bu türden duygu ve düşüncelerini reddetmez; ancak
insanların sorunları ve gereksinimleri karşısında
sorumluluğu ağırlıklı olarak kamuya (sosyal
devlete) yükler. (...) Bu sorumluluk
ise tek tek bireylerin, grupların, toplulukların... farklı nedenlerden
kaynaklı ve tümüyle kendi inisiyatifler, içerisinde gerçekleşen ‘iyilik
yapma’ dürtülerine bırakılamaz. Bunları bir hak olarak tanımlıyorsak [ki
böyledir] hakkın yerine getirilmesinde bir de ‘muhatap’
bulunmalıdır; o da devletten başkası değildir.
Bu anlayışla bakıldığında, devleti sosyal
sorumluluklarında uzaklaştırma ve yerine ‘sivil toplumu’ ikame etme
yönünde son yıllarda giderek artan çabaların özünde çağdaşlık karşıtı
çabalar olduğu hemen fark edilecektir.
(...)
“Kimsenin yarın
engelli olmayacağının garanti edilemeyeceği” gerçeğinin sık sık
anımsatılması üzerine bina edilen, korkuya dayalı davranışlar yerine;
başkalarına karşı da sorumlu olduğumuz bilinci konulmalı ve bu bilincin
gereği olan kamusal sorumluluklar yerine getirilmelidir.
Ayrımcılıkla Savaşım
(...)
Öncelikle sorunların çözümü için gerekli iradenin
varolması gerekir. Odağına insanı alan bir yaklaşımla, çözüm üretme ve
uygulama sürecinde, sorunun etkilediği tüm tarafların etkin katılımına
başvurulmalıdır.
(...)
Ayrımcılıkla savaşımda, öncelikle böyle bir
olgunun varlığının kamuoyunca bilinmesi büyük önem taşımaktadır. (...)
Günümüzde, burada sözü edilen toplumsal farkındalık olgusunda
‘medyanın’ rolü büyüktür. Ancak özürlülere yönelik ayrımcılık
konusunda medyanın soruna daha çok acıma duyguları içinde yaklaştığı,
sağlıklı bir ele alış üretmediği bilinmektedir. Bu anlamda öncelikle
medyanın yaklaşımı düzeltilmelidir.
(...)
Ayrımcılığın önüne geçilebilmesi için eğitime
büyük önem verilmelidir. (...) Ayrımcılıkla savaşımda en önemli konu,
bakış açımızın genişletilmesidir. Bu amaçla, ayrımcılık karşıtı bir
eğitim sistemi kurmak ve özellikle de çocuk yaşta eğitime
önem vererek, toplumsal yaşamın her alanında ayrımcı uygulamalara izin
vermemek gerekir.
(...)
Engellilere yönelik ayrımcılık, toplumun gündemine
yerleştirilmeli ve toplumun kendi kendini sorgulaması için bir yol
açılmalıdır.
(...) Ayrımcılığı yaratan maddi koşulların olabildiğince ortadan kaldırılması ve doğal kabul edilebilecek farklılıklardan bir ayrımcılık türetilmemesi için ayrımcılık karşıtı bir bilincin geliştirilmesi gerekir. Bu doğrultuda temel kabul, herkesin farklı ve herkesin eşit olduğuna olan inançtır
|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
. |
©Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi |