Özürlüler
İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan 71 maddelik “Engelliler Yasası
Taslağı’nın”
4. maddesi “G” bendinde yer alan, “Yaşam hakkının kutsallığı ve
dokunulmazlığı temelinde özürlü doğma ihtimali gerekçesi ile kürtaja cevaz
verilemez” ibaresi tıp, hukuk, din, siyaset ve kitle örgütleri
çevresinde yeni bir tartışma yarattı.
Açıkçası, bu yasa ile çocuğun özürlü doğma olasılığı kesin
dahi olsa, 10 haftalık hamilelik döneminden sonra kürtaja izin verilmiyor.
Oysa down sendromlu bir cenin, ancak 17. haftadan sonra, çocuğun, zihinsel
engelli olup olmayacağı 16 ile 24 haftalar arasında tespit edilebiliyor.
16 haftalık hamilelik döneminden sonra çocuğunun down sendromlu veya
zihinsel engelli doğacağını öğrenen anne ne yapacak?
İlçemizde faaliyet gösteren Rehabilitasyon ve Aile Danışma
Merkezi’ne binbir güçlükle zihinsel engelli çocuğunu getiren annelere
sorduk;
16 haftalık, yani 4 aylık hamilesiniz.Sağlık kuruluşlarında
yaptırdığın testlerle , çocuğunuzun zihinsel engelli doğacağını
öğrendiniz. Ne yaparsınız?
N.G. : Kesinlikle kürtajla aldırırım.
V.T. : 3 aylık hamileyken çocuğumun özürlü olabileceğini hissettim.
Çocuk doğum uzmanlarına hamileliğimin anormal geçtiğini, gerekli
tetkiklerin yapılmasını söyledim. Üniversite hastanelerinde tetkikler
yaptırdım. Bana “herşey normal, endişeye gerek yok” dediler. Çocuğum
doğduktan sonra özürlü olduğunu öğrendikten sonra o doktorların canını
almayı planladım, ama yapamadım. 10 haftalık değil, 24 haftalık olsa dahi
kesinlikle hamileliği sona erdirirdim.
G.A. : Özürlü çocuğumla beraber yaşarken çektiğim çileyi bir ben bir de
Allah biliyor. Değil 10 hafta 24 haftalık ta olsa, özürlü çocuk doğurmak
istemediğimden, her yolu dener kesinlikle hamileliğe son verirdim.
M.D. : Çocuğun günahına giremem.
M.G. : Evlendikten sonra 4 düşük yaptım. Annelik duygusunu yaşamayı çok
arzu ediyordum. Sessiz ve içine kapanık biriydim ve kimseyle sorunumu
paylaşamıyordum. 7 yıl sonra bu özürlü çocuğum doğdu. Onunla mutlu olmaya
çalışıyordum. Bu çocuğumdan sonra çok sağlıklı olarak ikinci bir çocuğum
oldu. Özürlü çocuğum için çalmadık kapı bırakmadım. Çocuğumla Bakan’ın
odasına kadar girdim. Çare olmadığını öğrendim. Çocuğumla beraber yaşarken
çok sıkıntı çekiyorum. Tedavisi olmayan zihinsel engelli bir çocuğun
doğmaması gerektiğine inandım. Böyle bir olayı şimdi yaşasaydım
hamileliğime son verirdim.
K.K. : Tedavisi olmayan özürlü çocuğu doğurmak istemem, aldırırım.
A.A. : Şu anda özürlü çocuğumla beraber çok çile çekiyoruz. Kesinlikle
aldırırım.
F.Ö. : Kaderim derim, aldırmam. 1,5 veya 2 aylık ise aldırım.
B.A. : Aldırırım.
S.A. : Doğururum.
K.K. : Benim çocuğum ağır özürlü değil, ama bana bağımlı yaşayacak
çocuğu doğurmak istemem.
H.A. : Aldırırım.
G.A. : Aldırırım.
Z.A. : Aldırırım.
F.Ş. : Kesinlikle aldırırım. Eğer bu günahsa o günahı bir kere
işlerim. Şimdi her gün günaha giriyorum.
S.Ö. : Kesinlikle aldırırım.
E.S. : Çocuğum okula gidiyor. Her ortamdan dışlanıyor. Kahroluyorum.
Kesinlikle aldırırdım.
G.M. : Kesinlikle aldırırdım.
Y.K. : 16 hafta değil, 20 haftalık da olsa her yolu dener, hiç
düşünmeden hamileliği sona erdiririm.Almanya’da özürlü çocuklara her türlü
sağlık ve eğitim hizmetinin mükemmel bir şekilde verildiğini öğrendim.
Almanya’da yaşayan akrabalarıma evlatlık vermeyi denedim, olmadı.Bir Alman
kadına vermeyi bile denedim.
Çoğunluk, kürtajla bu çocuğu aldırırım diyor. Peki 10 haftalık
hamilelikten sonra “Cenin özürlü de olsa kürtaja cevaz verilmez” diyen
yaşa çıkarsa bu insanlar yasa dışı yollara baş vurmayacaklar mı? Anne
ölümleri artmayacak mı? Cami avlularına bırakılan çocuklar çoğalmayacak
mı?
Bu yasa, AB normları çerçevesinde
hazırlanıyor. Peki AB ülkelerinden bazıları ile ABD’de durum ne?
Almanya : Engelli birinin, engelsiz
bir insanla eşit sayılmayışına yol açacağı için böyle bir kürtaja karşı
çıkılması, öte yandan da insanın anne rahmindeyken yaşam hakkının elinden
alınması şeklinde.Buna rağmen eğer doktor tavsiyesi ve anne adayının
isteği üzerine hamilelik sona erdirilecekse iki metod uygulanıyor.(1)
1)
Damar yoluyla verilen Kalsiyum
Klorid ile ceninin hayatına son verilmesi.
2)
Göbek bağı üzerinden cenine
sağlanan kan dolaşımının durdurulması.
Fransa : 2002 yılında Nicolas adlı özürlü
bir çocuk, anne karnında iken özürlülüğünün tespit edilmediği, zamanında
müdahalede bulunulmadığı gerekçesi ile, doktoru mahkemeye vererek anne ve
babasının yanı sıra kendiside tazminat aldı.(1)
Amerika: Engelli olarak dünyaya gelen insanlar, ana karnında iken
özürlülüklerinin saptanamaması ve zamanında müdahalede bulunulmaması
dolayısı ile mahkemelere baş vurup tazminat alabiliyorlar.(1)
Olayın, bilim adamları, din adamları,
hukukçular, siyasetçiler tarafından tartışılması güzel de, bu tartışmaya
özürlü olarak doğurduğu çocuğuna, ölünceye kadar bağımlı, hatta ben ölünce
çocuğuma kim bakar endişesi ile kahrolan anne ve onun eşi, neden bu
tartışmanın içinde yer almıyor? Neden onlara sorulmuyor?
Özürlü veya özürsüz çocuklara
sağlık ve eğitim hizmetleri vermek sosyal devletin görevidir.7 milyona
yakın özürlü bireyimizin %10’una bile eğitim ve sağlık hizmeti veremezken,
bu alana yatırım yapamaz durumdayken, kürtajın 10 hafta ile
sınırlandırılması tartışması yerine, mevcut özürlülere verilebilecek
sağlık ve eğitim hizmetleri planlanmalı.Bilim adamları, siyasetçiler, din
adamları, demokratik kitle örgütleri enerjilerini bu alanda harcamalıdır.
Özürlü çocuğu doğurup doğurmama kararını, aile ve bu alanda
uzman kişiler karar vermelidir.
İsmail GÖKÇE
Öz. Eğt. Reh. Muh. Çoc. Kor.Der. Yönetim Kurulu Üyesi
İLETİŞİM:
Çaycuma Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi
ZONGULDAK
TEL-0372 6152520 FAX: 0372 6150969
Kaynakca:
1-KOCA ÖMER,Yavuz , Posta Gazetesi,17.11.2003