|
|
|
 |
Özürlülere Yönelik Hizmetlerde Sosyal Hizmet Uzmanların rolü
Sosyal Hizmet Uzmanı
Ali SONGÜL
uzm.alisongul@mynet.com
|
Ülkemizde özürlülere yönelik verilmekte
olan hizmetlerin disiplinler arası bilim ve sanat olarak kabul edilen
sosyal hizmet mesleği ve bu mesleğin profesyonelleri olarak sosyal
hizmet uzmanlarının bu alanda en etkin şekilde bulunmaları zorunluluğu
tartışılmayacak bir gerekliliktir. Bu gerekliliğin temelinde yatan en
önemli mesleki işlev sosyal hizmet uzmanlarının özürlü ailesi ve çevre
koşullarını bir bütün olarak sistem yaklaşımı çerçevesinde ele
almasıdır.
Buna rağmen özürlülük alanında sosyal hizmet uzmanlarının olmazsa
olmazlığı bilimsel bakışta yer alması karşısında üzülerek ifade
etmeliyiz ki var olan hizmet alanlarında mesleki role hem yüklenen
işlevler açısından hem de nicelik açısından yetersizdir. Bu eksiklik
beraberinde halen hizmet almakta olan özürlü bireylerin aile ve
yakınlarının yeterince doyurucu olmayan, beklentilerin karşılanmasından
uzak rutin ve tekdüze/heyecanı kaybolmuş umutların doğmasına neden
olabilmektedir. Sözü edilen farklılığı yaratan bakışın özünde insan
sevgisi, yardım ve dayanışma duygusu ile birlikte yaratıcı, koruyucu,
önleyici, geliştirici ve rehabilite edici bir meslek olan özürlünün
psikososyal işlevselliğini ön planda tutan ve somut destek çalışmaları
ile bireyin yanında yer alan sosyal hizmet uzmanlarının mesleki
felsefesi yatmaktadır, Bu felsefeden doğan anlayışın diğer mesleklerde
ön planda yer almadığını söylemek abartılı olmaz. Mesleğin farkını ve
gerekliliğini oluşturan tarihsel süreç ve uygulamalar bu değerlendirmeyi
yapmamıza neden olmaktadır.
Öyle ya bu farklı bakışın ve uygulama özgünlüğünün bir an için
bulunmadığını var sayarsak geriye yukarıda ilk paragrafta sözü edilen
heyecandan uzak uygulamalar kalmaktadır. Şimdi yaşanmakta olan da zaten
budur. Hizmetler gelişimci boyutta heyecanını kaybetmiştir. Bir taraftan
devletin maddi açıdan önemli bir desteğini alan rehabilitasyon
merkezlerinin varlığı ortadayken diğer taraftan buna karşın özel
rehabilitasyon merkezlerinde uygulama ekiplerindeki eksikliklerin oluşu
tezatlıklar oluşturmakta. Eksiklik derken mevzuat açısından eksiklikten
ziyade mevzuatta yer verilmeyen etkinlikleri yürütecek uzman personelin
bulunmayışını kastediyorum.
Daha açık olarak eğitim ve rehabilitasyon programlarında bütüncül
yaklaşımın tüm boyutları ile işletilemediğinden ve öncelikle özürlü
ailesi ve çevresine sunulan veya sunulmasında yarar bulunan hizmetlerin
devlet tarafından desteklenmediğini, yani kuruluşun bu tür hizmetleri
ücretsiz sunmasının beklendiği bir yapıda kurumlardan bu tür hizmetleri
beklemek boşunadır. Sözü edilen bu tür hizmetlerin kuruluşun
inisiyatifine ve insafına bırakıldığını, bu inisiyatifin daha az gider
oluşturacak ve baştan savma bir yaklaşımla getirilebileceği riskleri
vurgulamak istiyorum. Bu riskin yaşanması bu anlattığımız maddi boyutla
da doğrudan ilgilidir. Sonuç olarak eğer özürlü bireylere, onların
ailelerine ve yakın çevresine sözü edilen sosyal hizmet desteği
verilecekse bu hizmetlerin devlet tarafından finanse edilmesi ve bu
hizmeti verecek sosyal hizmet uzmanlarının zorunlu olarak özel
rehabilitasyon merkezlerinde bulundurulması sağlanmalıdır. Bu
sağlanmadığı takdirde kanıksanmış, umut yaratmayan tek düze hizmetler,
hizmet alan kesimi tatmin etmeyecektir. Bir müddet sonra umutla
oluşturulmuş beklentilerin heyecanını kaybederek yerini çaresizlik
duygularının aldığı bir süreç yaşanacaktır.
Tıpkı diyaliz merkezlerinde yaşanan hasta-diyaliz makinesi ve doktor
üçgenin sıradanlaşmış tek boyutlu tedavi yaklaşımlarının sonucunda
hastaların yaşadığı yalnızlık ve ilgisizlik duygularının kanıksanmış
olması gibi bir durum olup, özel özürlü rehabilitasyon merkezleri içinde
söz konusudur. Ne yazık ki, nasıl diyaliz merkezlerinde hastalara
yönelik psikososyal hizmetler ile sosyal hizmet uygulamaları başlangıçta
hastaların moral kazanmasına ve ailecek desteklenmesini sağladı ve
sonrasında üzülerek ifade etmeliyim ki bu uygulamalara son verildiğinde
tarihteki yerini aldıysa, Rehabilitasyon merkezlerinde de benzer
durumların yaşanmış olması söz konusudur. Bunun tek çaresi de yukarı da
sözü edilen anlayışın, yaklaşımın sosyal hizmet mesleğinin ve sosyal
hizmet uzmanlarının özürlü alanındaki etkinliğinin sağlanması için her
türlü mevzuat çalışmasının yeniden ele alınmasının sağlanmasıdır. Diğer
taraftan bu tür hizmetler olmasa da olur demek veya bu hizmetler diğer
mesleklerin inisiyatifinde verilebilir, uzmanına ayrıca ihtiyaç yoktur
görüşünü savunmak belirtilen riskin yoğun olarak yaşanmasının çok da
önemli olmadığının düşünüldüğünü gösterir ki, böyle bir olumsuz
anlayışın, devlet tarafından desteklenerek bu kadar para dökülen bir
alanda, harcamaların verimsizleşmesine yol açabileceği anlamını ortaya
çıkacaktır kanaati taşımaktayım.
Son olarak 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü ve Haftası münasebetiyle
yapılmakta olan etkinliklerin sırf eğitim anlamının dışında artık sözünü
ettiğim boyutta sorun çözücü boyutta, aile desteği boyutunda ve sistem
yaklaşımı boyutunda, psikososyal rehabilitasyon olarak algılanmasını
sağlayacak sosyal hizmet yaklaşımlarının ve yöntemlerinin uygulandığı
bir yapıya kavuşturulması yolunda etkinlikler daha fazla düzenlenmelidir
diye bir öneride bulunuyorum. Özürlü ailelerine dönük sosyal hizmet
uygulamalarına, en az özürlü bireyin bireysel ve grup eğitimi kadar önem
verilmesi ve devlet tarafından finanse edilerek bu sorunun çözülmesi
gerektiğine inanıyorum. |
(Bu yazı
milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|