Bize Has Oyunlar” kategorileri içerisinde “etüt
oyunları” başlığında da bazı oyunlar oynardık. Bu oyunlara “Etüt Ritüeli”
adlı yazıda biraz değinmiştim.
Yurt ve yuva yaşamında çocuklar için sıkıntılı zamanlardan olan etüt
saatleri içerisinde ders yapma ve ödev çalışmalarının dışında oyunlar
oynardık. Etüt saatleri için saklanan bu oyunlar genelde kâğıt, kalem,
atlas, defter gibi okul materyalleri kullanılarak oynandığı için
denetleyicilerin pek gözüne batmazdı. Aslında etütleri denetleyenlerin tek
istedikleri şey çocukların gürültüsüz ve sessiz bir ortamda belirlenen etüt
saatleri süresince oturmalarıydı. Çocuklar problem çıkarmadan etüt salonunda
otursunlar da ders dışında ne yaparlarsa yapsınlar. Günlük yaşam programı
denilen ve bizim istediğimiz ve bilgimiz dışında programlanan hayatlarımızı
kontrol altında tutmanın bir adıydı etüt saati.
Etüt salonlarını dolduran onlarca çocuk için bu ölü zaman dilimi oyun saati
anlamını taşıyordu. Bu oyunlar arasında; SOS, kare tamamlamaca, amiral
battı, trencilik, isim şehir, adam asmaca, katil polis,
kim-nerede-kiminle-ne yapıyor, atlastan ülke bulmaca vs. gibi oyunları
sayabiliriz.
Asıl amacı dışına taşırdığımız etüt saatlerinde ikişerli ya da daha çoklu
oyun grupları kurulur ve sessizlik içerisinde bu oyunlar oynanırdı.
Üç kelimeyi yan yana getirme oyunu olan SOS için karşılıklı iki kişi
yerlerini alır. Elde kalem ile en çok SOS kelimesi üretme yarışı başlar. Bu
oyuna yakın olan kare tamamlamaca da ise matematik defteri kullanılır.
Matematik ile zaten pek aramız yoktur. Defterin kareli oluşu ise bazı
oyunlar için araç olarak kullanmamızı kolaylaştırıyordu..
Amiral battı oyununu bilirsiniz. Bu oyun için piyasada hazır oyun
düzenekleri vardır. Ama biz, amiral battı oyunu için kendi oyun düzeneğimizi
kendimiz kurarız, bu konuda marifetli olduğumuzu saklamaya gerek yoktur.
Rakibin savaş gemilerini alabora etmek için kıyasıya mücadele edilirdi. Gemi
batarken önce fareler terk edermiş. Batırdığımız gemiler için ayrıca
tartışmaya tutuşurduk.
Rakamlar, trencilik oyunu içindir bizim için. Birden dokuza kadar yan yana
yazılan rakamlardan trencilik oyunu türettik. İlk oyuncu, rakibine
göstermeden bir rakam yazar ve saklı tuttuğu bu rakamı rakibinin tahmin
etmesini ister. Tahmin yanlış ise tutulan rakam kutu içerisine alınır ve bu
şekilde tren vagonları oluşturulur. En son vagon da oluşturulduktan sonra
kara tren kara dumanlar savurarak ve kazanan oyuncunun çuf çufları arasında
raylar üzerinde kayar giderdi. Bu oyun en sık oynanan etüt oyunlarının
başında gelmektedir. El ve kalem hareketlerinden rakamları tahmin etmekte
ustalaştığımızdan oyunun süresi uzardı.
İsim, şehir oyunu için birden çok kişinin olması oyunun tadını arttırırdı.
En hızlı şekilde, belirlenen harf ile başlayan isim, şehir, hayvan adları
bulunur ve yazılırdı. İsim, şehir, ülke adları konusunda hafızamız oyun
sayesinde oldukça gelişmiş durumdadır. Bu oyunun da böyle bir faydası ve
katkısı olmuştur bizim için.
Adam asmaca oyununda da kelimeler şifrelenir ve rakibin harf harf bu
kelimeyi bulması istenirdi. Her yanlış tahminde idam sehpası hazırlanır ve
kelime tahmini yanlış olursa yağlı urganda adam sallanırdı.
Etüdün sessizliğine paralel oynanan katil polis oyununda sadece gözler
konuşur. Kâğıtlara katil, polis ve vatandaş isimleri yazılır. Ortaya atılan
kâğıtlardan her oyuncu birer tane alır. Katilin görevi polise yakalanmadan
gözleri ile cinayet işlemektir. Polis ise ölen insanları kimin öldürdüğünü
bulmak zorundadır. İşin koptuğu nokta katilin de polisin de kimler olduğu
bilinmediği için katilin polise göz kırpmasıdır. Sonrası malum…
Atlas kullanmak konusunda üstümüze yoktur desem galiba pek inandırıcı olmaz.
Ama öyledir. Ancak atlası coğrafya dersi için yardımcı ders materyali olarak
değil oyun materyali olarak kullandığımızı söylesem o zaman belki inandırıcı
olur. İki kişi karşılıklı oturur ve atlastan seçilen bir ülkeyi bulmaya
çalışır. En kısa sürede bulmak oyunu kazandırır. Genelde dünya atlasında
bulunması zor olsun diye en küçük ülkeler seçilir. Bu ülkeler bulunana kadar
da zaman geçer. Ancak o kadar uğraştan sonra bulunan ülke ya da başkent bir
daha unutulmaz.
Etüt saatinin sonuna doğru gürültü arttığından ve denetçilerin buna göz
yummalarından dolayı oyunların da gürültülü olanlarına geçilir. Bunlar
arasında kim-nerede-kiminle-ne yapıyor oyunu gürültünün ve şamatanın dozunun
tavana vurduğu oyundur. En az dört kişi ile oynanır. Oyuncu sayısı kadar
kişi, yer ve eylem yazılarak karıştırılır. Ortaya şöyle bir sonuç çıkar:
“Müdür çatıda inekle güreş yapıyor.” Artık gülmekten gözlerden yaşlar gelir
ve sandalyelerden yere devrilirdik.
Etüt saatinin bittiğini haber veren zil çaldıktan sonra etüt salonuna
girmemek için direnen bizler oyunların verdiği müthiş keyiflerden dolayı
etüt salonundan çıkmak istemezdik.
Bir sonraki gün etüt saatini iple çekerdik.