|
|
Son zamanlarda medyada sıkça yer aldığından arttığı
düşünülen ve yaygın ifadeyle okul şiddeti olarak tanımlanan ilköğretim
okulları ve liselerde yaşanan şiddet olgusunun toplum tarafından
kanıksanmaya başlanması kaygı vericidir. Medyada 'olağanmışçasına' verilen
şiddet, gerçek hayatta yaşanılan şiddeti körüklemektedir.
Okullardaki Rehberlik Servislerinde görevli rehber öğretmenlerinin
imkânlarının çok kısıtlı olduğu, görüşme yapacakları bir odalarının bile
olmadığı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının yüksek olduğu, rehberlik
hizmetinin sadece test uygulama olarak algılandığı, servis işleyişinde
psikolojik danışmanlık hizmetinin sınırlı kaldığı bilinmektedir.
Okul rehberlik servisleri - yeterliliği tartışılsa da- çocuğa yönelik
hizmetleri yürütürken, aile ve toplum unsurlarını çoğu kez göz ardı
etmektedir.
Bilindiği gibi okul sosyal hizmeti uygulamaları ile; okullarda öğrenci ve
ailelerin kendi bünye ve çevre koşullarından doğan / kontrolleri dışında
oluşan maddi - manevi - sosyal yoksunluklarının giderilerek
gereksinimlerinin karşılanması, sosyal sorunlarının önlenmesi ile
çözümlenmesine yardımcı olunması, yaşam standartlarının iyileştirilerek
yükseltilmesi mümkündür. Gelişmiş ülkelerde okullarda yaşanan şiddet vb.
gibi sorunların çözümünde 'okul sosyal hizmeti'nin öne çıkarılarak,
uygulandığı bilinmektedir.
MEB -UNİCEF işbirliği ile 28-30.Mart.2006 tarihleri arasında düzenlenen "1.
Şiddet ve Okul Sempozyumu Sonuç Bildirgesinde, şiddetin önlenebilmesi için
kamu kurum ve kuruluşlarına, MEB'na, okula, anne- babalara ve medyaya düşen
görevler sıralanmış;
1. MEB'in; etkili ebeveynlik eğitim programlarını yaygınlaştırması,
çocukların sorunlarını iletebilecekleri ve çözüm üretilebilecek
mekanizmaları hayata geçirmesi, öğrencilerin etkili iletişim, karar verme,
problem çözme, çatışma yönetimi gibi temel yaşam becerilerini geliştirmesi
için gerçekleştirilen yeni eğitim programlarının etkin uygulanmasını
sağlaması, okullarda sanat, spor gibi ders dışı etkinliklerin
geliştirilmesine yönelik altyapıyı sağlaması,
2. Okulların;ev, okul ve toplum arasındaki iletişimi güçlendirmeleri,
öğrenciler ve personel için katılımcı yollarla davranış kuralları
belirlemeleri,
3. Anne- babaların çocukları için model teşkil ettiklerinin ve çocuklarının
okuldaki davranışlarının büyük bîr olasılıkla onların evde gördükleri
muameleyi yansıtacağının bilincinde olmaları, çocukları ile güven ilişkisi
oluşturarak onların arkadaşlarından, olduklarından ve ne yaptıklarından
haberdar olmaları,
gerektiği de vurgulanmıştır.
Bu sempozyumdan çıkan en anlamlı sonucun, farklı bileşenlerin ürünü olan
şiddetin önlenebilmesi için öğrencinin kendisi ve yaşadığı sosyal çevre ile
çalışılması gerektiğidir. Okullarda çocuk - aile - toplum arasındaki
iletişim ve etkileşimin arttırılmasına ilişkin çalışmalar başlatılması
sevindirici bir gelişme olup, bu noktada okul sosyal hizmeti hayata
geçirilmelidir.
Okul Sosyal Hizmeti uygulamalarında; çocuğun psiko- sosyal gelişimini
destekleyici çalışmaların yürütülmesi, ailenin gereksinimleri doğrultusunda
uygun görülen sosyal hizmetlerin sunulması, çocuk ve ailesine ev ziyaretleri
yapılması, farkındalık - duyarlılık yaratmak ve halkı bu anlamda
bilgilendirmek amacıyla toplumla çalışılması gerektiği düşünülmektedir.
Okullarda, yaşanılan şiddet olgusunun önlenmesine ilişkin, sosyal hizmet
uzmanının eğitim ekibinin bir parçası olarak, okullarda yerini alması, bu
doğrultuda çocuk, aile ve toplumla çalışmaların yürütüldüğü okul sosyal
hizmetinin acilen hayata geçirilmesi dileği ile......
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|