|
|
|
 |
Öğretmen Tutumları ve Yansımalar
Mehmet YAPICI |
Öğrenme-öğretme sürecinde bireyler üzerinde bir çok
faktörün etkisi vardır. Bunlar, genelden özele şu şekilde sıralanabilir: Eğitim
felsefesi, siyasal sistem, yönetim, program, fiziki olanaklar, öğretmen …vb.
Ancak bunların içinde, bireysel yaşantıları doğrudan etkileyen, bireyin
geleceğine, kişiliğine, tutmlarına yön veren başat aktör öğretmendir.
Öğretmenin sahip olduğu olumlu veya olumsuz bilgi, beceri, yetenek, algı ve
tutumlar, öğrencinin de bilişsel ve duyuşsal niteliklerini doğrudan
etkileyebilmektedir.
Demokratik Tutum ve Yansımaları
M.Ö. 5. yüzyılın ilk yarısında, Eski Yunan ve Roma siyasal düşünce ve
kurumlarında, günümüze kadar etkileri giderek artan bir dönüşüm yaşandı. En
basit şekli ile yaşanan şey, hatırlanması olanaksız bir zamandan beri,
aristokratlar, oligarklar, monarklar ve tiranlar gibi çeşitli demokratik olmayan
yöneticiler tarafından yönetilmiş birkaç kent-devletinde, önemli sayıda özgür,
yetişkin erkeğin yurttaş olarak yönetime doğrudan katılma hakkını elde etmesiydi
(Dahl, 1996). O gün bu gündür, insan oğlunun demokratikleşme çabası
olabildiğince devam etmektedir.
Demokrasi açık ve net bir kavram değildir. Ya da 2500 yıldır, siyasal güç
odakları, demokrasi kavramının açık ve net bir kavram olmasından yana
olmamışlardır. Bu karmaşıklık, demokrasi kavramının temel unsuru olan demos
(halk) kavramından kaynaklanmaktadır. Sartori (1996), halk kavramının 6 farklı
yorumuna değinmektedir.
· Halk sözcük anlamına göre herkes demektir.
· Halk sayısı belirsiz büyük bir kesim, pek çok insan demektir.
· Halk aşağı sınıf demektir.
· Halk bölünmez bir varlık, organik bir bütündür.
· Halk salt çoğunluk ilkesi ile beliren büyük kesimdir.
· Halk sınırlı çoğunluk ilkesi ile beliren büyük kesimdir.
Burada betimlenen “halk” kavramı ile ilgili başka betimlemelerde yapılabilir:
Halk, eğitimli bireylerin ön planda olduğu bütündür. Halk, görece zengin
bireylerin egemen olduğu bir bütündür. Halk cinsiyetin ön plana alındığı bir
bütündür. Halk aynı dili konuşan insanların oluşturduğu bir bütündür. Halk,
belirli yaşlardaki insanlardan oluşan bütündür. Görüldüğü, halk kavramının
betimlenmesindeki sorun, 2500 yıldır, demokrasi kavramının da farklı farklı
şekillerde değerlendirilmesine neden olmaktadır.
2500 yıl önce nedenleri betimlenemez bir şekilde ortaya çıkan demokrasi
kavramının temeline “eşitlik” kavramını aldığımızda belki çözümleme biraz daha
sağlıklı olacaktır. Buradaki eşitlik göreceli bir eşitlik değil, mutlak bir
eşitlik olarak düşünülmelidir. Mutlak eşitlik kavramı üzerinde düşünebilecek
insanlar ise eğitimli bireylerdir. Eğitilme ya da kendini eğitme olanağı
bulamamış bir insanı içinde barındıran bir halk, demokrasi ile yönetilmiyor
demektir. Bir diğer nokta; eğitim süreci sonunda olgunlaşarak halkın bir üyesi
olma yaşı ne olmalıdır. Bunu şimdilik hukuk ve sosyal psikoloji alanına
bırakarak devam edebiliriz. Biz yine de kurgusal olarak, bu yaşı 18 olarak
alalım. Öyle ise, halk 18 yaşına gelmiş bireylerden oluşan bütündür. 18 yaşında,
seçen ve seçilebilen (buradaki seçme ve seçilme kavramları a priori bir durum
olarak algılanmalıdır) yurttaşların oluşturduğu siyasal sistem de; demokrasidir
(Yapıcı, 2004).
Demokrasi bu yönü ile ele alındığında; eğitim olgusundan neredeyse bağımsız bir
süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Demokrasinin çerçevesini dolduran en temel
süreç ise; kurumsal ve kuramsal olarak pozitif hukuktur.
Demokratik Öğretmen Özellikleri
Demokratik öğretmen, farklılıkların farkındadır. Farklılık olması ve teşvik
edilmesi gereken bir olgudur. Demokratik öğretmen, öğrencilerin farklılıklarını
bir zenginlik olarak görür, kınamaz, yargılamaz, kızmaz. Bu tür algı ile yetişen
bir öğrenci de, yaşamın içindeki farklılıkları destekler, farklılıklardan
rahatsız olmaz.
Demokratik öğretmen farklılıkları sever (saygı, sevmekten türeyen bir algı
olarak düşünülmelidir, bir şeyi sevmeye zorlanamayız ancak bir şeye saygı
duymaya zorlanabiliriz; yasa, gelenek, kural...vb ile.). Sınıfta farklı düşünen,
yaşayan, davranan öğrencilerini anlamaya çalışır. Benimsemese bile onlara
güvenilir bir sınıf atmosferi sunar. Farklı bakış açılarını dinler. Olumlu ve
olumsuz yönleri betimler. Olumluları da söyler olumsuzları da… Öğrencilerin
biribirlerinin fraklılıklarını anlayış göstermelerine rol model olarak katkıda
bulunur. Bu atmosferden yetişen öğrenci, farklılıkları sevmeyi öğrenebilir.
Yargılamadan dinlemeyi, empati kurmayı, bir arada bulunmaktan rahatsız olmamayı
öğrenir.
Demokratik öğretmen sosyal bir varlık olarak toplumsal birlikteliğe inanır.
Demokratik öğretmen, sosyal bir varlık olmanın gereği olarak sosyal birlikteliğe
destek olur. Grup çalışmalarına, işbirliğine önem verir. Demokratik öğretmen,
farklı insanlarla birlikteliğin, yaşama anlamlandırmanın yegane yolu olduğunun
bilincindedir. Bir arada yaşamının ve etkinlikte bulunmanın hazzını kazandırır.
Böylece sosyal kutuplaşmaların önüne geçmiş olur.
Demokratik öğretmen hukuk kurallarını ilke edinir. Kurallara ve ilkelere önem
verir. Hukukun üstünlüğünü sınıfta da yerleştirir. Kuralları öğrenci ile
birlikte alır. Ve kuralların herkese eşit olarak uygulanmasının teminatı olur.
Demokratik öğretmen, tek tip insanla, yaşamın tekdüze bir sürece dönüşeceğinin
farkındadır. Bu nedenle, tek tip düşünmeyi izin vermediği gibi, genel sosyal
norm ve değerleri yıpratacak açılımlara da engel olur. Böylece öğrencileri
verili bir özgürlük alanı çizmiş olur. Fakat öğrencilerin bu sınırı zorlamasına
izin vermekle birlikte dışına çıkmasına izin vermez. Böylece kurallar ve
normların üstünlüğü sağlanmış olur.
Demokratik öğretmen, seçme özgürlüğünün insanı insan yapan en temel faktör
olduğunun farkındadır. Sınıfta kararları alırken görüş alır, oylama yapar,
tercihlere saygı duyar.
Demokratik öğretmen, istenmeyen davranışları ceza yoluyla çözmeye çalışmaz.
Anlamaya, yol göstermeye ve hatanın tekrarlanmamasına çalışır.
Otoriter Tutum ve Yansımaları
Otoriter öğretmen, tek doğru, tek düşünüş ve tek yetkiyi temsil eder. Öğrenciler
için en iyisine o karar verir. Sınıfın tek hakimi ve dersin tek yöneticisi
durumundadır. Katı bir disiplin sürdürür. Ders sırasında izinsiz hiçbir şey
yaptırmaz ve sınıftaki öğrencilerin davranışlarını sürekli olarak kontrol
altında tutar. Kayıtsız şartsız itaat ister. Ceza sistemine sık-sık baş vurur.
Övgüye çok az yer verir. Notu bir silah olarak kullanır. Öğrencilerle
ilişkilerde mesafeli, bazen de serttir. Dersi kendisi hazırlar ve kendisi
yürütür. Öğrenci davranışlarında, belli kuralların mutlaka uygulanmasını ister
ve bunlardan kesinlikle taviz vermez. Başarının böyle geleceğine inanır.
Öğrencinin görüş ve düşüncelerine önem vermez. Aktif ve konuşan odur, öğrenci
pasif ve dinlemededir.
Otoriter öğretmenin sınıfında; öğrenci derse zoraki katılır, yapay ve geçici
olmakla birlikte sert bir disiplin oluşur. Öğrenciler itaatkar fakat
öğretmenlerinden nefret etme eğilimi içinde olurlar. En küçük sorun ya da
eksiklikte öğrenciyi suçlama davranışı görülür. Öğrenci, genellikle korkak ve
çekingendir. Öğrenci derste aktif değildir. Grup ruhu yerine bireysellik ön
plana çıkabilir. Kişisel arkadaşlık ilişkileri zayıf olur. Öğrencide bağımsız
düşünce ve karar verme davranışları geç oluşabilir. Öğrenci öğrenmeye ve okula
karşı bir soğukluk hissedebilir. Öğretmen başlarındayken başarı ve disiplin iyi,
ancak uzaklaştığı zaman durum değişmektedir. Öğrencilerde sorumluluk alma,
başlatıcı olma ve konuyla ilgili çok parlak buluşlar ortaya koyma
özelliklerinden genellikle yoksun olurlar.
Liberal (Özgülükçü) Tutum ve Yansımaları
Liberalizm (Özgürlükçülük), felsefede, en geniş anlamıyla, insanın
özgürleşmesini engelleyen her türlü sınırlamaya karşı koyan, insanın özgürce
davranmasını engelleyen her türlü sınırlamyı reddeden ve bilinçli insan
eylemlerinin sonuçlarının yalın nedensel açıklamalara indirgenemeyeceğini
savunan öğretidir (Ulaş, 2002). Burada liberal kelimesi felsefi anlamındaki
özgürlükçü düşünce sistemini ifade etmekte kullanılmaktadır.
Liberal öğretmen, tek kelime ile söylemek gerekirse özgürlükçüdür. Kuralların
önemi yoktur. Kurallar esnek ve değiştirilebilir kabul edilir. Öğrenci
dilediğini söylemede, yapmada özgürdür. Derse katılıp katılmama öğrencinin
isteğine bağlıdır. Öğretmen öğrencileri hiçbir şeye zorlamaz.
Sınıfta işlenecek konular önceden standart olarak belirlenmez. Daha çok günlük
yaşam sorunları önemlidir. Günlük yaşamı ilgilendirmeyen konulara yer
verilmesine gerek yoktur.
Liberal öğretmen ve okula uygun model, 1921 yılında A.S. Neil (1996) tarafından
Londra’nın yüz mil kadar uzağında Suffolk’un Leiston kasabasında kurulan
Summerhill okuludur. Summerhill’de temel ilke, okulun özgürlükle yönetilmesidir.
Neill’e göre; etkin çocukları sıralarda oturtup, çoğunlukla yararsız konuları
çalıştıran bir okul, iyi bir okul değildir. Bu yalnızca böyle bir okula
inananlar için iyi bir okuldur ki, bu insanlar yaratıcı olmayan kişilerdir ve
istedikleri, başarı ölçeği para olan bir uygarlığa uyacak yumuşak başlı,
yaratıcılıktan nasibini almamış çocuklardır. Dersler seçilmelidir. Çocuklar
derslere girip girmemekte özgürdürler. Derslere devam zorunluluğu yoktur. Bir
çocuk isterse yıllarca derslere girmeyebilir.Yeni öğretim yöntemleri yoktur
çünkü öğretim kendi başına bu okulda önemli görülmemektedir. Neill’e göre, çocuk
öğrenmek istediğinde, nasıl öğretilirse öğretilsin, öğrenir. Öğretim programları
yalnızca öğretmenler içindir.
Liberal öğretmenin eğitim anlayışı aşağıdaki şekilde özetlenebilir (http://alternatifegitim.blogcu.com/159277/):
* Zorunlu eğitim bir tür esarettir: Öncelikle eğitim ve öğrenim sürecini bir
mekana bağımlı kılar. Bu anlamda okul eğitimi" aslında bir tür yalıtma ve hapis
uygulamasıdır. İçinde bulunanlara biçimsel olarak tek tip giysiyi, içerik olarak
da benzer-eş tutum ve davranışları dayatır. Diğer yandan uymayanlar için cezayı
ve çeşitli yaptırımları gerektirir. Uygulamasında egemenlik", disiplin", tek
tiplilik", antidemokratiklik", doğmacılık", ikna", özgürlüğün kısıtlanması",
"gözetleme" en temel unsurlardır. Diğer yandan zorunlu eğitim"çocukların
geleceğini bizim kendimiz için belirlememiz demektir.
* Okulların, kurumların ve toplumun değil, öncelikle eğitimden yararlananın
gereksinimleri hedeflenmelidir. Bu gereksinimleri öncelikle çocuklar
belirlemelidir. Okullar çocukların mutlu oldukları ve her zaman gitmek ve yapmak
istedikleri bir şey olmalıdır.
* "Özgür, demokratik ve açık eğitim"her şeyden önce çocukların kendi kaderlerini
tayin etme haklarını"tanımalı ve varetmelidir. Daha demokratik, eşitlikçi ve
insana saygılı bir toplum yaratmak için; daha demokratik, eşitlikçi ve topluma
ve insana saygılı bir “okul" yaratılmalıdır.
*Eğitimde özgürlük, toplumsal özgürlük için gereklidir. "Özgür, demokratik ve
açık eğitim" tek tip değil, çok seçenekli ve çok modell bir eğitim olmalıdır.
*İnsanlar ancak mutlu olduklarında kendilerin gerçekleştirebilirler.
*Okullar bir mesleği değil, temelde birey ve insan olmayı öğretmelidir.
*Eğitim ayrımsız bir şekilde herkese sunulan bir hizmet ve görev olmalıdır.
*Eğitimin sürekliliği konusunda otoriter"dayatmacı bir zorunluluk olmamalıdır.
*Modern düşünce herşeyi kendi varlığı ve çıkarı için araç olarak gören bir
düşüncedir.
*Hiyerarşik ve örgütlenmiş düşünce doğal değildir.
*Cahillik ile bilgisizlik aynı şeyler değildir.
* Okul insanı toplumdan ve kökeninden koparır"ve soyutlar". Bu anlamda
yabancılaştırıcı"ve tektipleşitirici"bir işleve sahiptir.
* Herhangi bir konu bütünü görülmeden anlaşılamaz ve öğretilemez. Bu anlamda
yaşamdan kopuk ve dünyasal gerçeklikten kopuk bir eğitim olamaz.
*"Hayır"diyebilmek insanın en önemli özelliklerinden birisidir. Çocukların
hayır"diyebilmelerini sağlayacak bir eğitim ancak "Özgür, demokratik ve açık
eğitim"olabilir.
Sonuç
Öğretmenlik mesleği, değeri ve stratejik önemi giderek artan bir meslek olmaya
devam etmektedir. Ancak, günümüzde kamuoyunun sürekli göz önünde tuttuğu,
sorguladığı ve eleştirel yaklaştığı bir mesleğe dönüşmüştür. Geçmişteki “eti
senin kemiği benim” anlayışı ile çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmen profili
sone ermiştir. Günümüz öğretmeni, “çocuğuma ne tür katkılar sağlayabilir”, “onun
hangi niteliklerini geliştirebilir” diye yaklaşılan bir profile bürünmüştür.
Bu profilin hakkını veren öğretmenler el üstünde tutulup, saygı görürken, buna
uygun olmayanlar, kınanmakta, sorgulanmakta ve olumsuz eleştirilere maruz
kalmaktadır.
Bu bağlam, günümüz öğretmeni için otoriter öğretmen olmak düşünülemeyecek bir
olguya dönüşmüştür. Demokratik ve liberal tutum, günümüz değerleri açısından
yükselen eğilimi temsil etmektedir. Demokratik ve liberal tutumu sentezleyen
öğretmenler, toplumda hemen öne çıkmakta ve değer görmektedir.
İçinde yaşanılan toplumsal değer ve yargıları da göz önüne aldığımızda, “çok çok
az otoriter”, “bolca demokratik” ve “biraz da liberal” tutum sahibi
öğretmenlerin günümüz koşullarındaki en uygun öğretmenler olabileceği
düşünülmektedir.
KAYNAKÇA
Dahl, R. A. (1996). Demokrasi Ve Eleştirileri, (Çev.: Levent Köker), Ankara:
Yetkin Yayınları http://alternatifegitim.blogcu.com/159277/ 13.08.2007
Neil, A.S. (1996). Bir Eğitim Mucizesi, (Çeviren: G.D.Nalbantoğlu), Adana: Baki
Kitapevi.
Sartori, G.(1996). Demokrasi Teorisine Dönüş, (Çev.: T. Karamustafaoğlu - M.
Turhan), Ankara: Yetkin Yayınları.
Ulaş, S. E. (2002). Felsefe Sözlüğü, Ankara: Bilim Ve Sanat Yayınları
http://www.kisiselbasari.com/
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|