Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

NİNOVA’NIN LANETİ
Sosyal Hizmet Uzmanı Rıza ELİTOK
secesme@hotmail.com

 

   “ Irmakların kapıları açıldı
Ve yerle bir oldu saray.”
NAHUM, Ninova’nın Düşüşü, Bölüm 2
 



Ah Ninova! Daha kaç zaman yağmalanıp talan edilecek o bereketli gövden? Bu kaçıncı Moğol baskını! Bu kaçıncı kan ağlamaların! Kadim zamanlarda Sümer, Babil ve Asur’un topraklarında şimdi ateş tohumları ekilmektedir. Ninova’nın çocukları kan deryasında ki vahşetin izlerini belleklerine kazımaktadır.
Ah Ninova! Şimdi anlıyorum ezgilerindeki o kadim ağıtları, şimdi anlıyorum mısralarında ki o derin buğuyu…Sen ki bin bir gece masallarındaki büyülü gecelerinle ışıl ışıldın! Sen ki Kaf dağının ardındaki umut, sen ki Dicle ve Fırat’ın bereketli rahminde yaşamın pınarını ve hayatın sırlarını barındıran uygarlığın beşiği, bilgeliğin yurduydun.
Ah Ninova! Celladın bu kaçıncı ilmiğidir boynunda. Kâh dışardan aldın şerrin lanetini üzerine, kâh bağrından bir çıban gibi bitiverdi şerrin o lanetli tohumları. Önce sen elinle kurban ettin kendini, sonra “el” geldi ve sen kurban ettin ona kendini.
Nah.2: 1 Saldırı altındasın, ey Ninova!, surlarını koru, yolu gözle, belini doğrult, topla bütün gücünü.
Saldırı altındasın Ninova! Düşmanların kılıçlarını bilemiş.
Nah.2: 3 Askerlerinin kalkanları kıpkızıl, yiğitler allar kuşanmış. Savaş arabalarının demirleri hazırlık günü nasıl da parıldıyor. Çam mızraklar sallanıyor havada.
Nah.2: 4 Sokaklardan fırtına gibi geçiyor savaş arabaları, meydanlardan koşuşuyorlar her yöne, şimşek gibi seğirtiyorlar. Görünüşleri meşalelerden farksız.

Nah.2: 7 Tanrı'nın dediği oldu, soyup götürdüler kenti. Güvercinler gibi inliyor kadın köleler,
göğüslerini döverek.

Nah.2: 8 Kaçıp gidiyor Ninova halkı, boşalan bir havuzun suyu gibi,"Durun, durun!" diye bağırıyorlar, ama geri dönüp bakan yok.

Nah.2: 9 Yağmalayın altınını, gümüşünü, yok servetinin sonu. Her tür değerli eşyayla dolup taşıyor.

Nah.2: 10 Yıkıldı, yerle bir oldu, viraneye döndü Ninova. Eriyor yürekler, bükülüyor dizler, titriyor bedenler, herkesin beti benzi soluyor.

Nah.2: 11 Aslanların inine, yavru aslanların beslendiği yere ne oldu? Aslanla dişisinin ve yavrularının korkusuzca gezindiği yere ne oldu?

Nah.2: 12 Aslan, yavrularına yetecek kadarını avladı, dişileri için avını boğazladı. Mağarasını avladıklarıyla, İnini kurbanlarıyla doldurdu.

Nah.3: 3 Saldıran atlılar, çakan kılıçlar, parıldayan mızraklar, yığın yığın ölüler... Sayısız ceset. Yürürken ayaklar takılıyor ölülere.


Nah.3: 7 Seni kim görse kaçacak. 'Harabeye döndü Ninova' diyecekler, 'Kim dövünecek onun için? Nereden bulalım onu avutacak birilerini?'"

Nah.3: 11 Acıyla kendinden geçeceksin, ey Ninova! Düşmanlarından korunacak yer arayacaksın.

Nah.3: 12 Senin kalelerin incir ağacının ilk olgunlaşan meyvesi gibidir. Bir silkeleyişte yiyenin ağzına düşecekler.

Nah.3: 15 Orada ateş seni yiyip bitirecek, Kılıç seni kesip biçecek. Genç çekirgelerin yiyip bitirdiği ekin gibi yok olacaksın. Çekirgeler gibi, genç çekirgeler gibi çoğalmalısın.

Nah.3: 16 Tüccarlarının sayısı gökteki yıldızlardan çok. Ama düşmanların genç çekirgeler gibi ülkeyi talan edip gidecekler.

Nah.3: 17 Koruyucularınla görevlilerin serin günlerde duvarlara konan çekirgeler gibidir,
güneş doğunca uçup kayıplara karışan çekirge sürüsü gibi.

Nah.3: 18 Ey Asur Kralı! Yöneticilerin öldü, uyudu sonsuza dek soyluların. Halkın dağlara dağıldı. Onları toplayacak kimse yok.

Nah.3: 19 Uğradığın felaketten kurtuluş yok, yaraların ölümcül. Başına gelenleri duyanlar sevinçle el ovuşturuyorlar. Çünkü dinmeyen vahşetinden kim kaçabildi ki?

Nah.3: 4 Her şey o alımlı, büyücü fahişenin sınırsız ahlaksızlığından oldu. Fahişeliğiyle ulusları, büyüleriyle halkları kendine tutsak etti. (4)
Hayat cömerttir, bencil olansa insanın çiğliği ve zayıflığıdır. İnsan değer bilmez, sonradan değerini anlar yitip gidenin. Kendi elleri ile kurban eder farkında olmadan. “Sevgimi elimle kurban ettim. Çünkü o, bedenimin tahammül edebileceğinin ve ruhumun arzulayabileceğinin çok ötesindeydi.”(1) Hak ettiğinden fazlasına tahammül edemez insan. Bu nedenle “hakkın terazisi” ölçülü olmalıdır. Hayatın ölçülü olduğu kesin, ancak insanın ölçülü olduğu kuşkuludur. Einstein “sadece iki şey sonsuzdur, evren ve insanın ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim” der. İnsanın ahmaklığı kuşkusuz; o uslanmadı, haddini bilmedi, kendisini bilmedi, acı ve zulümle ördü ağlarını… Bu nedenle o kadim zamanlarda nice tufan ve felaketle kaç kez cezalandırıldı bilinmez, …Sanma ki bir efsanedir, bu bir gerçek.
Bir zamanlar birer efsane olan Troya (Truva), Pompei, Herkülüm, Knossus, Sodom, Gomorah şehirleri şimdi gerçek değiller mi ki?
Böyle bir felaket gerçekten oldu mu? Yoksa anlatılanlar hayal ürünü mü? Her şeyden önce unutmamak gerekir ki, yakın zamana kadar sadece efsanelerde yer aldıkları inanılırdı.1738 de Vesuvius Volkanın lavları kazılarak altında Herkülüm şehri bulundu. 1748 de Herkülüm'ün yanı sıra Pompei şehri on metrelerce lav altında keşfedilmişti. 1868'de Heinrich Schliemann Troya'ı Batı Anadolu sahilinde Hisarlık tepesinde yaptığı kazıda bulduğunda bütün dünya şaşırmıştı ve en az 2800 yıllık Homeros destanlarının masal olmadığı anlaşılmıştır. Masal sanılıp jeolojik araştırmalar sonucu ortaya çıkan bir de Sodom (Sedum) ve Gomorra şehirlerini yok eden felaketin buluşu da vardı. Lut kavimin ani bir felaketle üzerlerine taş yağarak yok oluşu, Kuran'da ve Tevrat'ta hemen hemen farksız bir şekilde yazılır. Hatta, Kuran'da bu şehrin harabeleri ibret olarak yol üstünde görüldüğünü de belirtir (Hıcr: 15/76-77). Haran'ın oğlu ve Hz İbrahim'in yeğeni Hz. Lut yerleştiği Sodom şehrinde her türlü ters ilişki yaygınmış. Öyle ki, iki melek gelen felaketi haber vermek üzere, Haz. Lut'un evinde misafirliğe geldiğinde, halk Hz. Lut'un kapısına dayanarak onların kendilerine, çarpık ilişki de bulunmak için, teslim edilmelerini istemişlerdi ve Hz. Lut onlara karşı direnmiş, onların yerine kızlarını vermeye önermişti. Melekler Hz. Lut'a Sodom ve komşu şehri Gomorra'nın günahlarından dolayı Tanrı tarafından tamamen yok edileceğini bildirdikten sonra, Hz. Lut karısı ve iki kızını alıp hızla Sodom'dan kaçmıştı, ancak verilen ikazlara uymayan karısı şehrin akıbetini görmek için arkasına döndüğünde, aniden heykelleşerek bir tuz sütununa dönüşmüştü. Bunların haricinde unutmamak gerekir ki, bir zamanlar Halikarnaslı (Bodrumlu) Herodotos (M.Ö. 484-420) için "yalanların babası" denilirdi, şimdi ise, kendisi için "tarihin babası" denilir. Venedikli Marko Polo (1254-1324) yaptığı 25 senelik Doğu seferinden döndüğünde, yazdığı seyahatnameyi kimse inanmamıştı. Ölüm yatağında arkadaşları onun yalanlarını itiraf etmesini istemeleri üzerine, "gördüklerimin yarısını yazmadım" demişti. Buna benzer bir çok örnek göstermek mümkündür. (2)

Grek filozofu, Heraklitus (M.Ö. 535-475), her 10,800 yılda dünyanın bir tufan geçirdiğini iddia etmiştir.(3) Hayat cömerttir, ancak değerini bilene!

Günahların ağırlığı altında bir çökme çağı. Düşünürün dediği gibi; İnsan insanın kurdu mu gerçekten. İnsan geliştikçe, teknoloji ve bilimsel alanda ilerledikçe ekolojinin de kurdu olmaya başladı. Alarm zillerinin çaldığı ve ekolojik bir felaketin kapıda olduğu varsayımları yakın zamanda iyice alevlenmeye başladı. Soluduğu oksijenin(O2) ve içtiği suyun(H2O) bir gün ansızın yitmesinin o dehşetli korkusu şimdiden insanın içini bir kurt gibi kemirmektedir. Ama Einstein’in dediği gibi “insanın ahmaklığının sonsuzluğu” bitecek gibi gözükmemektedir. Hayat daha ne kadar bir ırmak gibi akıtılan kana ve katledilmiş milyonlarca “ölü can” a tahammül edecek bilinmez. Ve bilinsin ki; kan deryası Ninova’dan ve daha nice Ninova’lardan kopup gelen, ille de ve özellikle de yavrularını yitirmiş anaların “kutsal çığlıkları” sonsuz boşlukta yitip gitmeyecektir. Kendisini evrenin efendisi sanan nice Firavunların helak oluşunu ibretle gördük!

Kaynakça
(1) Arkaşın Günlüğü, Kaktüs Yayınları.
(2) http://www.hermetics.org/atlan-1.html, Atlantis ve Tufan, Kemal Menemencioğlu
(3) http://www.hermetics.org/devinim.html, Kozmik ve Beşeri Devinimler Kemal Menemencioğlu
(4) http://www.incil.info/incil-eskiceviri/Nah.htm
 

 



Bize Ulaşın