|
|
Suç ve ceza ikilisinin
insanlık tarihi kadar eski geçmişinde çeşitli yöntemler kullanılarak suç
ortadan kaldırılmaya çalışılmış; ancak suç, insanın olduğu her yerde ve
zamanda, herhangi bir nedenden dolayı görülebildiği için yok edilememiştir.
Bu yüzden insanlara ‘ceza’ korkusu benimsetilmeye çalışılarak suç azaltılma
çabası içerisine girilmiştir. Binlerce yıl boyunca suçun doğal sonucu olan
cezalar, dönem dönem değişen, yazısız ya da yazılı ceza kanunlarıyla
caydırıcı hale getirilmeye çalışılırken devinimsel olarak çeşitlilik
kazanmış ve farklı suç çeşitleri için farklı ceza yöntemleri ortaya çıkmaya
başlamıştır.
Medeniyetin, her alanda sürekli ve düzenli olarak
gelişmesi hukuku da etkilemiş ve çağlar boyunca kümülatif bir şekilde
gelişen ‘suçun cezalandırılması’ yöntemleri artık insanlığı bu noktadan
suçluların rehabilite edilmesi ve suçun ortaya çıkmadan önlemlerinin
alınması noktasına kadar getirmiştir.
John Augustus tarafından alkolik bir suçlunun
topluma tekrar kazandırılabileceği ABD’de geçtiğimiz yüzyılın başlarında
hukukçulara ve topluma ispat edildikten yüzyıl kadar sonra suçluların
rehabilitasyonu girişimi AB ve ABD’de Probation adı altında kurumsallaşmış
ve bir devlet politikası haline gelmiştir(Gard, A.,2007). Ülkemizde de 1
Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Ülkemizde hizmet verecek denetimli
serbestlik ve yardım merkezlerinin dayanağını oluşturmuştur. Belirtilen
Kanunlarda yer alan denetimli serbestlik ile ilgili hükümlerin uygulanmasını
düzenleyen Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetleri ile Koruma Kurulları
Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde 3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilmiş
ve 20 Temmuz 2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun
gereğince Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Denetimli
Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı kurulmuş,
ayrıca yüzotuzüç merkezde denetimli serbestlik şube müdürlüklerinin
kurulmasına başlanmıştır. Bu merkezler; soruşturma aşamasında, kovuşturma
evresinde, kovuşturma evresinden sonra ve salıverilmeden sonra görev
yapacaklardır. (Çiçek, C., 2006)
Denetimli Serbestlik ve Yardım
Sistemi (DSYS)’nin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de amacı; gerek hapis
dışı ceza ve tedbirlere mahkûm edilen kişilere gerekse şartla tahliye edilen
ya da cezası tecil edilen kişilere, topluma uyumları için gerekli psiko-sosyal
yardımı yapmak, onları toplum içerisinde denetleyerek haklarında hükmedilen
ceza veya tedbirin infazını sağlamak, suçluya ve suç mağduruna yardım etmek,
suçlular hakkında sosyal araştırma raporları yazarak adlî mercilere vermek
ve tahliye sonrasında hükümlülere iş ve çalışma imkanları sağlamak ve
kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır.
Denetimli Serbestlik ve Yardım Sisteminin Sosyal Hedefleri:
1. Suçlunun, toplum içerisinde, ailesiyle ve yakın çevresiyle düzenli ve
sürdürülebilir bir ilişki kurması sağlanarak, bireyselleştirme, eğitim ve
iyileştirmenin hapis dışında sağlanması ve hayatını kendisi kazanan,
verimli, üretken, yasalara saygılı bir birey olarak topluma kazandırılması;
2. Suçlunun toplum içerisinde düzenli olarak denetlenerek işlenmesi muhtemel
olabilecek yeni bir suçun önlenmesi toplumdan gelebilecek olumsuz sosyal
tepkilere karşı korunması, böylece suçlunun, toplumun ve mağdurun korunması;
3. Bir kısım yaptırımların, hapis dışı yöntemlerle toplum içerisinde infaz
edilmesi suretiyle tasarruf edilen ülke kaynaklarının ihtiyaç duyulan diğer
yararlı alanlarda kullanılmasının sağlanması,
4. Kısa süreli ceza gerektiren hafif suçlar ile bunlara verilen cezalar
arasında denge ve orantılılık ölçüsü sağlanarak hapsetmenin her zaman
başvurulan bir yöntem olmaktan çıkarılması, böylece cezaevlerindeki
kalabalıklaşma ve güvenlik sorunlarının önüne geçilmesi,
5. Çeşitli ruhsal ya sa psikolojik rahatsızlıkları olan suçluların kapalı
bir cezaevinde tutulmak yerine toplum içinde ya da soysal kurumlarda
psikososyal ve tıbbi tedbirlerle rehabilite edilmesi böylece sağlıklı toplum
hedefine ulaşılmasının sağlanması,
6. Maruz kaldığı suç nedeniyle sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya
kalan mağdurlara bu sorunlarının çözümünde destek sağlanarak toplumda
adalete olan inancın güçlendirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması,
7. Salıverilme sonrasında hükümlüye iş bulması ya da iş kurması konusunda
yardım sağlanarak suçun önlenmesi, suçluların toplumla bütünleşmesi ve ülke
ekonomisine katkı sağlanmasının sağlanması,
8. Suçlu hakkında yapılacak sosyal araştırmalarla yargısal makamların
suçluyu saha iyi tanımalarına imkan sağlanması, böylece ceza adaleti
sisteminin daha doğru ve rasyonel hükümler vermesine yardım edilmesi,
9. Çocuk ve genç suçluların, eğitim ve mesleki eğitimi kapsayan iyileştirme
yöntemleriyle topluma kazandırılması ve onların aile içi şiddete ve suç
istismarına karşı korunması,
10. Suçlu ile suç mağduru arasında uzlaşma sağlanarak mağdurun zararının
giderilmesi böylece sosyal barış ve adaletin sağlanması olarak sıralanabilir
(Nursal ve Ataç, 2007)
Bu yazıda aktarılmaya çalışılan Denetimli Serbestlik ve Yardım Sisteminin
Türk Hukuk ve sosyal yaşantısına hiç de uzak olmadığı da bir gerçektir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilmiş olan meslek odası niteliğindeki
loncalardan uzaklaştırma, sürgün vs. gibi cezalar özde denetimli serbestlik
sistemiyle eşleşen tipteki uygulamalardır.
Yukarıda kişiler ve toplum için sadece birkaç faydasını sıraladığımız
Denetimli Serbestlik ve Yardım Sistemi gün geçtikçe ceza adalet sistemimiz
içerisindeki yerini sağlamlaştırmakta ve daha emniyetli ve huzurlu bir
Türkiye idealinde üzerine düşen görevi eksiksiz şekilde yerine getirmeye
çalışmaktadır.
Mehmet Can ÖZKAYA
Sosyal Çalışmacı
Mersin Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi
Şube Müdürlüğü
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|