|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

MUTLULUK
 Laurie Waldron
Yeni bir ev, arka bahçede bir yüzme havuzu, garajda
iki güzel araba ve karnımda ilk bebeğim. Dokuz
yıllık bir evlilikten sonra hepsine sahip oldum – ya
da bana öyle geldi.
Kocamla aramda geçen bir konuşma tüm dünyamı başımı
yıktığında, doğumuma birkaç gün kalmıştı. “Sadece
bebek için buradayım.” Dedi, “Artık seni sevdiğimi
sanmıyorum.” Kulaklarıma inanamıyordum! Hamileliğim
sırasında benden çok uzaklaşmıştı, ama ben bu
tutumunu baba olmaktan korkmasına yormuştum.
Kendisinden bir açıklama yapmasını istediğimde, bana
beş yıl önce bir kadınla ilişkisi olduğunu ve o
zamandan beri beni sevmediğini söyledi. Bebeğimi
düşündüğüm ve evliliğimi kurtarmak istediğim için,
ona kendisini bağışlayacağımı ve her şeyi düzeltmek
istediğimi söyledim.
Oğlum doğmadan önceki son hafta iniş çıkışlarla
doluydu. Bebeğim aklıma geldiğinde heyecanlanıyor,
sonra kocamı kaybetmekten korkuyor ve bazen de
suçluluk duygusuna kapılıyordum, çünkü olanların tüm
suçunu bebeğe yüklemeye çalışıyordum bazen.
T.J temmuz ayının bir Cuma günü dünyaya geldi. O
kadar güzel ve masumdu ki. Annesinin dünyasında olup
bitenlerden haberi yoktu. Babasının benden
uzaklaşmasının gerçek nedenini öğrendiğimde, oğlum
dört haftalıktı. Kocamın sadece beş yıl önce bir
ilişkisi olmamıştı, hamileliğim sırasında başka bir
ilişkiye daha girmişti ve bu ilişki devam ediyordu.
Böylelikle oğlum beş haftalık olunca, T.J ile
birlikte yeni evimizi, yüzme havuzunu ve yıkılan
hayallerimi geride bırakarak evi terkettik.
Yaşadığımız şehrin diğer ucunda bir apartman
dairesine taşındık.
Daha önce hiç bilmediğim korkunç duygulara kapılmış
ve bunalıma girmiştim. Yeni dünyaya gelmiş bir
bebekle baş başa, böyle bir yalnızlık duygusu hiç
yaşamamıştım. Bazı günler sorumluluklarımdan
bunalıyor ve korkuyla titriyordum. Ailem ve
arkadaşlarım beni hiç yalnız bırakmamaya
çalışıyorlardı, ama yine de yıkılan hayallerim ve
çaresizlik duygumla baş başa geçen yalnız saatlerim
hiç geçmek bilmiyordu.
Sık sık ağlıyor, ama T.J’nin ağladığımı görmemesine
özen gösteriyordum. Bu olayın onu olumsuz
etkilemesine izin vermeyecektim. Her zaman ona
gülümseyecek gücü buluyordum.
T.J üç aylık olana kadar her günüm gözyaşlarıyla
geçti. İşe başladım ve olan biteni anlatmamak için
herkesten kaçmaya başladım. Nedenini bilmiyordum
ama, utanıyordum.
T.J dört aylıkken bir cumartesi sabahı yine çok kötü
oldum. O gün bizi ziyarete gelen kocamla yine çok
tatsız bir tartışma yaşadım ve kocam hışım gibi
çıktı gitti. T.J yatağında uyuyordu ve ben banyoda
yere çökmüş ileri geri sallanıyordum. Birdenbire,
“Artık yaşamak istemiyorum.” Diye bağırdığımı
farkettim. Sonraki sessizlik ise ürkütücüydü.
O gün Tanrı’nın yanımda olduğundan eminim. Ağzımdan
çıkan sözcüklerden sonra, bir süre sessizce oturdum
ve ağladım Ne kadar geçtiğini bilmiyorum, ama içimde
daha önce hiç farketmediğim bir güç hissettim. O
anda, orada yaşamımı kontrol altına almaya karar
verdim. Kocamın yaşamımı bu kadar olumsuz bir
biçimde etkilemesine artık izin vermeyecektim. Tüm
dikkatimi onun zayıf yönlerine vermekle, onun bu
zayıf yönlerinin benim hayatımı mahvetmesine izin
veriyordum.
Aynı gün, hemen T.J için bir çanta hazırladım ve
hafta sonunu geçirmek üzere erkek kardeşime gittik.
T.J ile ilk yalnız seyahatimdi. Kendimi o kadar
güçlü ve özgür hissettim ki! İki saatlik yol boyunca
hem araba kullandım, hem de T.J ile konuştum, ona
şarkılar söyledim ve güldüm. O yolculukta beni
ayakta tutanın, oğlum olduğunu anladım. Onun yanımda
olduğunu ve bana gereksinim duyduğunu bilmek her
sabah bana güç veriyordu ve yataktan çıkmamı
sağlıyordu.
O günden itibaren, tüm gücümü beni banyoda ayağa
kaldıran güce, kendime olan güvenime odakladım. Bu
tür düşüncelere odaklanmamın yaşamımı bu kadar
değiştirmesine inanamıyordum. Tekrar gülmeye
başlamıştım ve aylar sonra ilk defa çevremdeki
insanlarla birlikte olmaktan tad alıyordum. Uzun
zamandır içimde gizlenen bireyi keşfetmeye
başlamıştım – bundan bugün bile zevk alıyorum.
T.J ile birlikte evi terkettikten kısa bir süre
sonra psikoloğa gitmeye başlamıştım ve o kötü
olaydan sonra da aylarca devam ettim. Artık herhangi
bir yardıma gereksinim duymadığıma karar verdiğimi
psikoloğuma dile getirdiğimde, bana sorduğu son
soruyu anımsıyorum: “Ne öğrendin?” dedi. Hiç
tereddüt etmeden yanıtladım sorusunu. “Mutluluğun
kendi içimde olduğunu öğrendim.”
Aldığım bu dersi her gün anımsarım ve herkesle
paylaşmak isterim. Kimliğimi, evliliğime ve bu
ilişkiyi çevreleyen maddesel değerlere dayandırmakla
büyük bir hata yapmıştım.
Kendi yaşamımdan ve mutluluğumdan sadece kendimin
sorumlu olduğumu öğrendim. Yaşamınızı bir başka
insana odaklar ve yaşamınızı ve mutluluğunuzu bu
insanın etrafında kurarsanız, gerçekten
yaşamıyorsunuz demektir.
Gerçekten yaşamak için, ruhunuzu özgür bırakın ve
benzersiz olmanızın tadını çıkarın. İşte o zaman bir
başka insana karşı duyduğunuz sevgi gerçek mutluluğa
dönüşür ve yitirmekten korkmayacağınız bir değer
olur.
Ruhunuzu özgür bırakın, bırakın ki gönlünce
uçabilsin!


|
|