|
|
|
 |
MÜKEMMELİYETÇİ AİLELER
Psikolojik Danışmanı Emine Kararmış
Sitemiz Yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında
görüşlerinizi ve yorumlarınızı ekararmis@mynet.com
ulaştırabilirsiniz.
|
Hemen hemen herkesin etrafında bir
‘mükemmeliyetçi’ yani; ‘Neden 5 değil de 4 aldın’ , ‘Benim oğlum da onu
yapabilir’ , ‘Bizim kızımızın hiç öyle huyları yoktur’ deyen, çocuklarının
her açıdan mükemmel olmasını bekleyen veya çocuklarıyla ilgili şikayetleri
hiç bitmeyen kişiler vardır. Çocukları ilkokula başladığında hemen okusun
yazsın, sonra en iyi liseyi kazansın, üniversite sınavından iyi puan alsın
ve iyi puan almışsa mutlaka puanına yaraşır şekilde yüksek puanlı bir yer
yazsın gibi istekleri daima devam eder.
Bazen aileler, çocuklarının neler yapabilip neler yapamayacaklarını unutarak
farklı beklentiler içine girerler. Kapasitelerinin üzerinde şeyler umarlar,
başkalarının çocuklarının yaptıklarını kendi çocukları da yapsın isterler ya
da bir şey öğretirken hemen öğreniversin diye aceleci davranırlar.
Halbuki her çocuk birbirinden farklıdır. Aynı şeyleri öğrenecek olsalar da
farklı zamanlarda öğrenmeleri normal bir durumdur. Bunun yanında her çocuğun
öğrenme kapasitesi de birbirinden farklıdır.
Bu durumda çocuk ne hisseder?
Mükemmeliyetçi ailenin çocuğu kendini çoğu zaman beceriksiz hisseder.
Ailesinin beklentilerini bir türlü karşılayamayan çocuk kendini değersiz,
başarısız, belki de ailesince sevilmeyen biri gibi hisseder. Böyle bir
durumda da çocuk, ne yaparsam yapayım sonuç nasılsa değişmeyecek,
düşüncesiyle çaba göstermemeye başlar. Kısacası çocuk, mutsuz ve umutsuz
hale gelir.
Elbette bu istenen bir durum değildir. Tüm aileler çocuklarının başarılı,
terbiyeli, vb. olmasını isterler. Hatta çoğu zaman çocuklarına farkında
olmadan bu şekilde davranır ve aslında çocuklarının başarılarına ne kadar
zarar verdiklerini göremezler.
O halde çocuklara nasıl davranmak yararlı olabilir?
En önemli ve belki de en temel davranış çocuktan yaşına, durumuna uygun
şeyler beklemektir. Örneğin çocuk daha ilkokul 1. sınıfa yeni başlamışsa ve
ondan etrafındakileri okuması bekleniyorsa, biraz aceleci davranılıyor
olabilir. Unutulmamalıdır ki çocuklar okula başlar başlamaz okumayı
öğrenemezler. Bunun öncesinde alfabeyi öğrenirler.
Sonucu değil çabayı ödüllendirin. Örneğin çocuk matematik sınavından
başarısız oldu. Evde konuşup anlaşıldı ve çocuk bir sonraki sınavına
çalışmaya başladı. Sınav sonrasında çocuk 4 aldığını söyledi. Bu durumda
aile çocuğu ‘Neden 5 almadın, hani çalışmıştın’ diye yargılarsa çocuğun
başarısızlığını pekiştirmiş olur. Ancak çocuğun çalıştığı bilindiği ve çaba
gösterdiği görüldüğü için çocuk takdir edilirse çocuğun azmi pekiştirilmiş
olur.
Çocuğunuzun daima olumsuz yönlerini görmeyin. Örneğin çocuğa; odanı
dağıtmışsın, bu sınavdan düşük not aldın, vb. ile karşılaşıldığında hemen
söylenir. Ancak ödevini yaptığında, odasını topladığında vb. durumlar dile
getirilmez. Çünkü zaten yapmaları gerekli diye düşünülür. Oysa çocuklar
hatta yetişkinler de yaptıklarının dile getirilmesini beklerler.
Güvendiğinizi belli edin. Örneğin çocuk sofraya içi dolu bir yemek tabağını
taşımak istiyor. Tabağı eline verip arkasından takip etmek aslında çocuğa
‘Her an tabağı düşürebilirsin, onun için seninle birlikte geliyorum.’
mesajını da beraberinde verir. Eline tabağı verip onu sofraya götürmesi
beklemek, ona güvendiğinizi daha çok hissettirir. Bunun yanında sözel olarak
da güvendiğinizi belli etmek önemlidir.
Özgürce verdiği kararlara saygı duyun. Örneğin genç, üniversite sınavından
oldukça iyi bir puan aldı. Çok istediği işletme bölümünü okumak istiyor.
Ancak aile çocuğun bu puanla tıp yazmasını istiyor. Gencin aldığı kararlara
bu noktada müdahele etmek tamamen onun yaşamıyla ilgili planları sarsmak
demektir. Elbette fikirler, eleştiriler yapılmalıdır. Ancak unutulmamalıdır
ki kişinin verdiği kararlara saygı duymak, kişinin ileriki yaşamındaki
başarıları, mutluluğu, kendine olan saygısı için de çok önemlidir.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|