|
|
Mistizm ve Şizofreni, aslında bu iki kelime ve
anlam, toplumda çok tartışılan ve tabu olarak görülen tanımlamalardır. Bu
yazıda, Mistizm ve Şizofreni, karşılaştırılması veya benzetilmesi
amaçlanmamıştır. Mistizm içinde barındırdığı dinsel potansiyel ve Şizofrenin
çoğunluk ile yöneldiği yol aynı kulvarda çatışmaktadır. Bu yolun adı Din. Bu
yazı dizisini yazmamadaki sebep; Bu iki tanımlama da da, olmayan güçler,
hakikatlerin ve maneviyatın peşinden koşar.
Biri maneviyattın başındaki varlığı hürmet eder ve ona ulaşmanın yollarını
araştırır.Mu mistizm dir. Biri yolun başındaki ve sonundaki kişinin kendisi
olduğuna inanır ve kendisine ulaşılmasını ister. Buda şizofreni hastalığın
çoğunlukla yöneldiği yoldur. Burada amaç; kısa ve özgün bakış açısı vermek.
Mysticism Yunanca μυστικός (mystikos) yani Eleusis Gizemlerine "katılan
kişi" (initiate) ve gizemlere katılım anlamına gelen μυστήρια (mysteria)
terimiyle ilişkilidir. Kelimenin kökeni hakkıdaki görüşlerden biri
Yunanca'da dudak ve gözleri kapamak anlamına gelen mueinden geldiği
yönündedir.[1] Ancak günümüzde mistisizm kelimesi Eleusis gizemlerinden daha
çok Neoplatoncu manevi hakikat veya Tanrı ile doğrudan deneyim,
Şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların
görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak
kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal
hastalıktır.
Şizofreni kelimesi, Yunanca ayrık veya bölünmüş anlamına gelen "şizo" (schizein,
Yunanca: σχίζειν) ve akıl anlamına gelen "frenos" (phrēn, phren-Yunanca:
φρήν, φρεν-) sözcüklerinin birleşiminden gelir. Anlatılmak istenen kişinin
iki kişilikli olması değil, aynı anda iki farklı gerçekliğe inanmasıdır.
"Gerçek gerçeklik" normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken,
"ikinci gerçeklik" sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir
sisteme dayalı bir gerçekliktir.
Mistisizm, insanın mantık ve akıl yürütme yoluyla erişemediği ilahi ve
doğaüstü denilen "hakikatler" i derin bir sezgi ile arama yoludur. Terim,
kimilerine göre Yunanca da "gözlerini kapamak" anlamına gelen "myein"
sözcüğünden türetilmiştir. Mistizm yol ayrımıdır. İnançlı gittiği yolun
bittiğine ve yeni yolun daha fazla maneviyat ile olacağına inanıp dünya
nimetlerinden bedenini geri çekip ruhu ve bedeni arasındaki ayrımı kapatıp
ilahi ruha yolculuk etmek isteğidir.
Şizofreni, İnsanın mantık ve akıl yolu ile erişemediği ilahi ve doğaüstü
denilen hakikatleri algılama irdeleme ve inanma ve çevresindekileri
inandırma
Mistisizm, felsefi kaynağını dinden alır. Fakat mistisizme din yerine,
"dinin iç kısmı" demek daha doğru olur. (İslami toplumlardaki 'sufilik' ya
da tasavvuf, mistisizm kapsamında ele alınmaktaysa da, sufilik, birçok
konuda, gerek Batı gerekse Hint mistisizminden farklılık gösterir.)
Şizofreni, kaynağını olmayan şeylerden alır büyütür orijinalleştirir ve
dinden beslenir. Din onun için mistiktir ve ulaşılmayana ulaşılmayı bekleyen
bir hazinedir ve kendiside tek hazine avcısıdır. Çünkü herkesin kutsal
dediği şey (Din), onun ellerinde, gözlerinde geleceğindedir ve artık kişi
için tabu değil ulaşılması gereken bir basamaktır. O hedefe yürüyen seçilmiş
kişidir.
Kaynağını dinden alan, tecrit olmaya ve 'vecd' e dayalı bir sistem olan
mistisizme göre, insanoğlu akıl yolu ile kavrayamayacağı Tanrı'yı ancak
metafizik bir sezgiyle kavrayabilir. Bilinmeyene, sonsuzluğa, mükemmelliğe,
doğaüstü varlığa sezgi yoluyla ulaşmasında en önemli araçları tecrit olma
(dış dünya ile ilişkilerini minimum düzeye indirme), vecd ve 'trans'tır.
Mistik, dış alemle bütün ilişkisini keser ve "hakikat" i vecd
halindeki deneyimlerinde arar. Mistiğin ulaşmak istediği hedef, aydınlanma
ya da uyanma denilen yüksek bir şuur halidir. Mistisizm göre bu, uzun zaman
gerektiren deneyimlerle aşama aşama yaklaşılan, fakat ulaşılıp
ulaşılamayacağı bilinmeyen bir hedeftir.
Şizofreni, dış dünyayla ilişkisini bazen tamamen keserek, bazen en asgariye
indirerek yaşar. Hakikati içinde arar. Bir yüksek şuur arayışı ve
bilinçaltına itilir.
Ayrı ve farklı olduğunu hissettirir ve en önemlisi de hiç bitmeyen inanç ve
iç dinamizmle kurguladığı yaşamı yaşar ve yaşatmaya çalışır taaki ilaçlar
semptomları bastırana kadar.
Şizofreni Bleuler, Kraepelin'in ileri sürdüğü gibi her hastada yıkımın (detoriorasyonun)
olmadığını; duygu, düşünce ve davranışta yarılmayı (skizis) ortaya atmıştır.
Bleuler, hastalığın etkilerini temel ve ikincil belirtiler olmak üzere iki
kümeye ayırmıştır. Şizofrenide çağrışımlarda (Assosiasyonda) enkoherans
(çağrışımlarda sapma, parçalanma ve yarılma), duygulanımda (Affektivitede)
kısıtlılık (küntlük), duygu düşünce ve davranışta ikilemler (Ambivalans),
kişinin dış âlemden çekilerek kendi iç âlemine dönmesi
Mistik düşünce ikiye ayrılır: panteizm ve pananteizm. İlki evreni
tanrı olarak görür ya da tersi. İkincisi ise evreni tanrıda görür. İlkinde
kişisel bir tanrıya yer yokken ikincisi evreni tanrının bir parçası olarak
görür. İlki hayatın akışına değişime özel bir önem vererek doğayla
bütünleşmeyi savunurken ikincisi doğayı tanrının bir eseri olarak kavrar.
Mistisizm ikisinde de farklı kavrayış ve algılamalar doğurur. İki sistemin
birleşimi olarak görülebilecek süreç teolojisi ise evrenin tanrıyla beraber
devindiğini savunmaktadır.
İnsanoğlu, tarihin belli dönemlerinde, görünen ve bilinen yollardan
ulaşamadığını anladığı bazı gerçeklere, "gözlerini kapayarak", sezgileri ile
ulaşmaya çalışmıştır. Mistisizm bu çabaların sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Şizofreni 5 e ayrılır tıbbi anlamda
Katatonik şizofreni, Paranoid tip, Desorganize tip, Farklılaşmamış tip,
Residuel tip
Seyir anlamında 2 e ayrılır
1 Kendisi evrenin peşinden koşar (Evrenin var olan sırları veya olmayan
sırları)
2 Evrenin peşinden koştuğuna inanır. (Kendisi bilgi kaynağı ve merkezdir.
Evren onun peşinden koşar)
"bir kıvılcım çaktı..."
Karısına karşı şiddet uygulama isteğini bununla açıklıyordu. Hasta yeniden
önemli olduğunu hissetme ve hissettirme özelliği taşıyor.
Tabiî ki şizofren hastaların potansiyel tehlike olarak adlandırmamak lazım.
Şizofreni hastalığı, Seyir aniden, birden seyredebilir veya sinsi bir
şekilde yakalaşıp uzun süre sonra kendini hissettirebilir.
Şizofren hastalığı çok kompleks bir hastalıktır. Yaşamımızın içinde yer alan
ve üreten çok sayıda bu hastalık ile beraber yaşan vatandaşlarımız var.
Önemli olan önce toplumun nezdinde ki tabuların yıkılması sonrada bu tür
rahatsızlığı olan hastalara gereken aile ve hekim desteğini sıklıkla ve
düzenli bir şekilde ulaştırabilmek.
Bu yazının sloganı: İnanmak ve inandırabilmek.
Eğer İslam dini peygamberi son Peygamber olduğunu söylemsine ve tek kitap
Kuran-ı Kerim olduğunu söylemesine rağmen bu kadar çok tarikat ve lider ve
inanç şekillenmesi olmasına rağmen ya İslam peygamberi kendisinden sonra
peygamberlerin geleceğini müjdeleseydi acaba ne olurdu tahmin bile
edemiyorum.
İnsan hep olmayana ilgi duymuştur ve olmayandan medet ummuştur. Bunun adı
bazen tasavvuf, mitsizim, bazen hastalık …..olmuştur. Bazen de hastalık
olmasına rağmen eğer siz çevrenizdeki kişileri buna inandırmışsanız otomatik
olarak hastalıktan ilahi rütbeye erişmiş olursunuz ki bu en tehlikelisidir.
Çünkü artık kararlarınız tek sizi değil toplumu yönlendirecektir.
“Bir rüya gördüm, bütün yıldızlar eğiliyordu önümde”
Erdiğini ve seçilmiş olduğunu böyle açıklıyordu. Hz Yusuf.
Eğer Bu sözü söyleyenin Hz. Yusuf olduğunu bilmeseydik acaba ne düşünürdük
bu kişi hakkında……. Karar sizin
Soner KOŞAN
Psikoterapist/ Sosyal Hizmet Uzmanı
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|