|
|
Mesleki Standardizasyon
ve
Sosyal Hizmet
SHU.Cafer ASAN
caferasan@mynet.com
Son zamanlarda meslekler üzerine
çeşitli saldırıların olduğu, değiştirme, dönüştürme, kimliksizleştirme yada
sıradanlaştırma çabalarının bulunduğu görülmektedir. Kuşkusuz yeni siyasal
gelişmeler (yeni sağ-neoliberalizm) sosyal bilimler ve sosyal meslekler
üzerine bizde olduğu gibi diğer ülkelerde de -farklı düzeylerde de olsa- bu
tür tartışmaları veya sorunları ortaya çıkartmıştır.
Bu yazıda, ülkemizin ayırt edici
özellikleri ve koşulları içerisinde konu irdelenmeye çalışılacak, Sosyal
Hizmet mesleği açısından değerlendirmeler yapılacaktır. Birçok alanda,
gelişmişlik ölçütleri bakımından yeterli düzeyde bulunmayan ülkemizde meslek
standartlarının belirlenmemiş, kamu yönetimi ve kamu yöneticiliği sorununun
çağcıl ve bilimsel gelişmelere uygun şekilde yapılandırılamamış olması
sosyal meslekler için de önemli zorluklar olarak ortada durmaktadır. Bu
zorluklar, mesleklerin gelişmesi ve güçlenmesini ve bu şekilde de hizmet
alıcıların etkin şekilde hizmet almasını (mesleklerden yararlanmasını)
olumsuz yönde etkilemektedir.
Her meslek odağını kaybetmeden kendi sınırları
içerisinde ekip çalışması anlayışı doğrultusunda diğer mesleklerle birlikte
bireysel ve toplumsal düzeydeki sorunlara yönelik etkinlik göstermek
durumundadır. Burada unutulmaması gereken nokta meslekleri kutsamak değil
mesleklerin ihtiyacı/ihtiyaçları karşılama güçlerini işe koşmaktır. Hiçbir
meslek kutsal değildir. Bir başka deyişle her meslek veya uğraş toplumda bir
işlev gördüğü sürece değerlidir. Yoksa müracaatçısına yarar sağlamayan,
değişen ve gelişen koşullarda gereksinimleri karşılamaktan uzak olan bir
mesleği, sırf mesleki şovenlik duygusuyla korumak, fonksiyonlarını devam
ettirmeye çalışmak yanlış ve yararsız bir tutum olacaktır. Sözün özü, sosyal
meslekler değişen ve gelişen koşullar içersinde kendilerini değiştirip,
geliştirmek durumundadır. Sosyal mesleklerin kendilerini değiştirip
geliştirmeleri de tek başına sosyal mesleklere yönelik saldırıları ortadan
kaldırmamaktadır. Başka mesleklerin işsiz kalmama, daha etkin görünme, öne
çıkma, sosyal statü elde gibi çabalarının da varlığı bilinmelidir. Kendi
işini ve işlevini etkin şekilde yerine getirmek yerine başka
mesleğin/mesleklerin işlerini yapmaya aday olmak modern çağın anlayışına
uygun olmayan bir anlayıştır.
Bu anlayışla ilgili olarak
profesyonelleşme olgusunun yeterince gelişmediği ileri sürülebilir. Göreli
olarak profesyonel veya klasik mesleklere saldırının düşük olduğu da
söylenilebilir. Ancak bu meslekler de kendilerini yenilemek ve bilimsel
bilgi üretmek, üretilen bilgileri kullanmak zorundadır. Öte yandan bilimsel
bilgi de hiçbir mesleğin tekelinde olmayan bilgidir. Hangi bilim yada meslek
tarafından üretildiğine bakılmaksızın bilgi, her meslek tarafından
kullanılabilir. Zaten gelişme de bu şekilde sağlanılabilir. Tüm bilimsel ya
da mesleksel çalışmalar, temelde insanın refah ve mutluluğu için
gerçekleştirilmektedir. Öyleyse mesleki bağnazlığa, tutuculuğa ve
çekememezliğe gerek yoktur. Her meslek kendi işini en iyi şekilde yapma ve
de diğer mesleklerle birlikte çalışma yönünde hareket etmesi durumunda
varlık kazanabilir ve kimlik edinebilir. Kısa vadeli olarak mesleki çatışma
ve öne çıkma çabaları boşuna bir uğraştan öteye gitmez. Belki yönetsel
(bürokratik) mekanizmalarda elde edilen güç ve bu konularda karar vericilere
yapılan baskılar, yönlendirmeler sonucunda meslekler bir noktaya
getirilebilir veya yetkileri artırılabilir.
Ancak esas olan mesleğin kendi
işlevselliğinden kaynaklanan, yetkinliğine dayanan statüsü ve saygınlığıdır.
Kuşkusuz ki bürokratik ve yasal manada mesleklere verilecek yetki ve statü
de çok önemlidir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda Sosyal Hizmet veya
anlamdaş adıyla Sosyal Çalışma mesleğine bakıldığında mesleğin birey, grup
ve toplum düzeyindeki mesleki etkinliği, meslekler arasında (işlevsellik
bakımından) kendisini önemli bir yere oturtmaktadır. Hizmet
alcısını/alıcılarını (müracaatçı veya müracaatçı sistemini) bütüncü bir
yaklaşımla ele almakta, tanı ve sağaltım/müdahale çalışmaları yapmaktadır.
Bireyi sistem içerisinde bütüncü bir yaklaşımla ele alan Sosyal Hizmet
Uzmanının bu özelliği diğer mesleklerle ilişkilerinde kendisine üstünlükler
sağlamaktadır.
Sosyal Hizmet Uzmanı bireyi tüm
yönleriyle ele alır ve mesleki uygulamalarını bu bakış açısıyla
gerçekleştirir. Kuşkusuz Sosyal Hizmet Uzmanı, ruh bilimcinin, toplum
bilimcinin ya da başka meslek elemanının yapması gereken işleri onun yerine
geçerek yapmaz. Gerektiğinde onlarla birlikte çalışır, havaleler yapar yada
görüş alışverişinde (konsültasyon) bulunur. Ancak burada unutulmaması
gereken bir boyut da Sosyal Hizmet Uzmanının insan ve davranışını ya da
grup, toplum düzeyindeki sorunları anlamaya ve mesleki müdahalede bulunmaya
yönelik yeti ve yetki sahibi bir meslek olduğudur.
Çağımızda tüm dünyada ve özellikle üyesi olmak
için uzun yıllardır çaba gösterdiğimiz Avrupa Birliği içerisinde, başka
alanlarda olduğu gibi mesleki alanda da standardizasyonun üzerinde önemle
durulduğu bilinmektedir. Bu bağlamda sosyal meslekler açısından da mesleki
standartların belirlenmesinde yarar bulunmaktadır. Ülkemiz açısından bu
durum önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Belli mesleklerin
yasaları çıkarılarak standartları belirlenmiş olmasına karşın Sosyal Hizmet
Uzmanının da yer aldığı çoğu sosyal meslekler açısından bu gereksinim
giderilememiştir. Psikologluk, Sosyologluk vb meslekler gibi Sosyal Hizmet
mesleğinin de yasasının çıkarılmamış olması meslek ve bu mesleğin
faaliyetlerinden yararlanacak olanlar açısından bir kayıp olarak
değerlendirilmektedir.
1989 yılından itibaren taraf olduğumuz Avrupa
Sosyal Şartı’nın sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkını düzenleyen
14. maddesi gereği ülkemiz insanının (hatta ülkemizde bulunan başka ülke
yurttaşlarının) bu hizmetlerden Sosyal Hizmet mesleği aracılığıyla
yararlanma hakkı bulunmakta, ancak gerekli düzenlemeler yeterli düzeyde
yapılmadığı için yurttaşlarımız bu haklarını etkin şekilde
kullanamamaktadırlar. Nasıl ki sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının
kullanılması için tıp meslek elemanı (tabi ki diğer sağlık meslek
elamanlarıyla birlikte) eliyle bu hizmetlerin verilmesi gerekiyorsa Sözlşeme
ile sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkının sağlıklı
kullanılabilmesi için Sosyal Hizmet meslek elemanı (başka mesleklerle
işbirliği içerisinde) eliyle bu hizmetlerin sunulması öngörülmektedir. Bu
alanda yalnızca Sosyal Hizmet Uzmanlarının bu bilinçte olmaları
yetmemektedir. Toplumun ve toplumdaki diğer aktörlerin (yöneticiler, sivil
toplum kuruluşları, basın, adli görevliler, kolluk görevlileri, siyasiler
vb) de bilinçli olmaları ve bu bilinç doğrultusunda hareket etmeleri
gerekmektedir. Yoksa Sosyal Hizmet Uzmanını ya da başka bir mesleği yok
sayarak, o mesleğe saldırarak, kimliksizleştirmeye çalışarak işlevlerini
yerini getirmeyi zorlaştırmaya yönelik çabalar hizmet alıcıların
(müracaatçıların) hizmetlerden etkin şekilde yararlanmalarını engellemek
gibi bir sonuç çıkarır ki bu da “toplumsal yarar” açısından sorunlu bir
durumun ortaya çıkmasına yol açar.
Bir mesleğin uzmanlık alanındaki
uygulamalarının başka bir mesleğin elemanı aracılığıyla yapılmaya
çalışılması da benzer sonuçları doğurur. Konunun daha iyi anlaşılması
açısından bu durumu örneklemek gerekirse; bir binanın mimari projesinin bir
mimar tarafından çizilmesi mühendislik hesaplarının da bir mühendis
tarafından yapılması yerine bu işin, inşaat alanında çalışarak deneyim
kazanmış bir inşaat ustasına çizdirilmesi örneğini kurgulayalım ve bu kurgu
üzerinde konuyu tartışalım. Örneğe konu uygulamada ilk bakışta denilebilir
ki; neden olmasın sektörde deneyimli bir usta bu deneyimleri doğrultusunda
beş katlı bir binanın projesinin kaba hatlarıyla çizebilir ve inşaatını
gerçekleştirebilir. Burada bunun bir uygulama için gerçekleştirilebileceğini
ve de gerçekten iyi bir sonuç alınabileceğini düşünelim. Binanın büyüklüğü
değiştiğinde örneğin 30-40 katlı bina inşa edilmek istenildiğinde ustanın
bilgi ve beceresi yetersiz kalacaktır. İşin içine daha karmaşık hesaplamalar
girecektir. Bu nedenle yapılacak küçük hesaplama hataları binanın eğik
olmasına ya da çökmesine yol açabilecektir. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi
Sosyal Hizmet Uzmanı tarafından yerine getirilmesi gereken mesleki
uygulamaların başka meslek elemanları tarafından yerine getirilmesi de
herkes tarafından fark edilmese de telafisi olanaklı olmayan sonuçlar
doğurabilecektir.
İnsanla çalışma ve insana
yardım etme işi mesleksel bilgi, beceri, yöntem ve teknik gerektiren bir
iştir. Nasıl ki anestezi uzmanı tarafından yapılması gereken işin anestezi
teknisyenine yaptırılmaya çalışılması hasta açısından çok büyük riskleri de
içine alıyorsa sosyal meslekler açısından da durumu böyledir. Ülkemiz insanı
için bilimsel gelişmelere uygun başka mesleklerin farklılığına saygı
gösterilerek bu farklılıkları her meslek ve meslek elemanı kendi mesleki
uygulamaları için birlikte çalışarak değerlendirmeyi şans sayan anlayışların
yerleşmesi önemli bir başlangıç olacaktır. Bu durum, Sosyal Hizmet
Uzmanlarının da içinde yer aldığı tüm profesyonel meslek elemanları için
sağlıklı etkinlik gösterme, gelişme, saygınlık kazanma olanağı yaratacağı
gibi mesleklerin varlık nedeni olan hizmet alıcılar (müracaatçılar) için de
maksimum fayda sağlayacaktır.
|
|