|
|
MARX VE SOSYOLOJİ: GENEL
BAKIŞ
Can KÜÇÜKALİ
/ Sitemiz Yazarı
http://www.toplumvesiyaset.com
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
kucukali@su.sabanciuniv.edu
ulaştırabilirsiniz.
Marx’ı bir sosyolog olarak
tanımlamanın imkanı belki de Marx’ın bilimsel bir çaba olarak sosyolojiye ve
bundan da öte genel olarak ‘bilime’ bakışını anlamaktan geçiyor. Marx’ın
bilim anlayışı daha çok bilimden bir enstrüman olarak yararlanmak şeklinde
açıklanabilir. Yani kendi çalışmalarının amacıyla da tutarlı olarak bilimsel
çalışma, toplumu anlama ve değiştirme yolunda bir araç olarak
kullanılmalıdır. Zaten ‘kendilerini bilimsel çalışmaya verebilecek olanlar,
bilgilerini insanlığın hizmetinde uygulamakta en önde gelmelidirler’ sözü de
bunun en açık kanıtıdır. Bir kere olgular anlaşılmaya başlandıktan sonra
yapılacak olan bunun ötesine geçerek bu olgular arasındaki ilişkileri teşhir
etmektir. Bu anlamda Marx’ın gerçek anlamıyla ‘toplumbilim’ üzerinde
çalıştığını söylemek yanlış değildir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken,
Marx’ın kurmaya çalıştığı toplumbilimin klasik anlamıyla sosyolojinin
içeriğinden daha kapsamlı bir içeriğe sahip olmasıdır.
Genel olarak Marx’ın yazılarının politik iktisat
üzerine yoğunlaşması, kimi zaman ekonomik indirgemecilikle suçlanmasına
neden olmuştur. Fakat yukarıda bahsedildiği gibi O, bu alanı da pragmatik
bir şekilde kendi toplumbilimini kurmada bir araç olarak kullanmıştı. Bunun
sebebi elbette büyük oranda iktisat kuramının kapitalizmin dinamiklerini ön
plana çıkarması ve buna bağlı olarak toplumsal ilişkileri çözümlemesidir.
Yine de bu çaba, Marx’ın toplumbilim kuramının sadece bir parçasını
oluşturuyordu. Nitekim bu projenin bir bütün olarak tamamlanmadığı da bir
gerçektir. Kautsky, kendisine ölümünden az bir süre önce tüm yayınlarını
yayınlamanın olanağını sorduğunda bunun için yazıların tamamlanması
gerektiğini söylüyordu. (Kautsky,1935)
Bu bağlamda Marx’ın, yaşadığı dönemdeki sosyoloji çalışmalarından haberdar
olmadığı söylenemez. Marx, Saint Simon sosyolojisinden etkilenmiştir ve 1837
yılında Berlin Üniversitesi’nde Saint Simon’cu olan Eduard Gans’ın
derslerini izlemiştir. Alman İdeolojisi’nde getirdiği eleştiriler de yine bu
etkinin yansımalarıdır. Aynı şekilde 1866’dan sonra artan Comte’cu hayranlık
onu Comte’u incelemeye yöneltmiştir. (Bottomore, 1961). Yine de her ne kadar
sosyoloji konusunda yapılan çalışmalardan haberdar olsa da, kendi
eserlerinin hiçbirinde ‘sosyoloji’ sözcüğünü kullanmamıştır. Bu durum
şaşırtıcı olmakla beraber tesadüf değildir.
Bottomore’a göre Marx, Comte’un ansiklopedik niteliğinden etkilense de
yazılarını Hegel’den daha düşük değerde bulmuştur. Bu yüzden de Comte’un tüm
toplumsal doktrinini reddetmiştir çünkü bu öğretiyi pozitif olma iddiasına
rağmen metafizik (dinsel ve mezhepçi bir ruh göze çarpar) bir noktada
görmüştür. Bunu genel olarak toplumbilimi pozitivizmin hizmetine sunan
anlayışlara gösterdiği genel bir tepki olarak açıklamak mümkündür. (Bottomore,
1961).
Burada Marx’ın bu tür bir anlayışı oldukça mekanik bulduğunu söyleyebiliriz
çünkü pozitivizmin temel ilkelerini hatırlayacak olursak, olguların değişmez
yasalar olarak alınması, Marx’ın diyalektik ve buna bağlı dönüşen bir toplum
anlayışına ters düşmekte, onu sınırlamaktadır. Bu bağlamda Marx’ın
sosyolojisi eleştirel bir sosyoloji kuramı olarak alınabilir. O’nun Comte’u
derinlikli bir eleştiriye tabi tutmamasının sebebi, tüm benzerliklerine
rağmen bu tür bir algılayışın (doğrusal gelişim, genel anlamda olanın
analizi noktasında kalması, toplumsal bütünü dinsel/mistik bir öğeye
dönüştürme eğilimi) O’nu, ulaşmaya çalıştığı bütünlüklü toplumsal analiz
uğraşında geri bir noktaya (kendi benimsediği yöntem açısından)
itelemesidir.
Bu açıdan baktığımızda Marx sosyolojisinin en temel özelliğinin, toplumu
çatışmaları üzerinden dinamik bir şekilde tanımlaması olduğunu
söyleyebiliriz. Bu yaklaşımın ise o güne kadar ki toplum algılayışlardan
daha kapsamlı ve evrensel bir niteliği vardır. Geleneksel anlamda kullanılan
sosyoloji kavramı, toplumsal olana ilgi bakımından Marx’a çok yakın olmakla
birlikte O’nun sahip olduğu toplumbilimsel bakışı ifade etme açısından
yetersiz kalır.
KAYNAKÇA:
Kautsky, K. (1935). Aus Der Frühzeit des Marxismus.
Bottomore,T. & Rubel, M. (1961). Selected Writings in Sociology and Social
Philosophy. C.A. Watts and Co. Ltd.
http://www.toplumvesiyaset.com
Sitesinde de yayınlanmaktadır.
|