|
|
|
 |
DÜŞÜNSEL ÖZGÜRLÜĞÜN BEDENSEL ÖZGÜRLÜĞE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ MÜCADELESİNDE (MALCOLM)
X OLMAK
Hasan KAYA/
Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com
|
1950-1960 ‘lı yıllar da Amerika Birleşik
Devletleri’nde, Vatandaş Hakları Hareketi, Zenciler, Latin Amerikalılar,
Kızılderililer gibi çeşitli etnik ve kadın gurupları öncülüğünde,
eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı, sesini yükseltmeye başlıyordu. Özellikle
siyah Amerikalıların eşitlik elde etmek için verdikleri mücadele, 1960
yılların başında bir çok Amerikalı kadının istihdama katılması ama bunun
yanında erkeklerden daha az ücret almaları, cinsiyet ayrımcılığına karşı
mücadelenin hızlanması. Amerikada yaşayıp İngilizce konuşmayan Küba,Meksika
ve Orta Amerika’dan gelip İspanyolca konuşan halklara karşı uygulanan
ayrımcılık. Kızılderililerin özel yerleşim bölgelerinden çıkarılarak asimile
edilmeye çalışılmaları gibi politikaların; ayrımcılığa karşı eşitlikçi
Vatandaş hakları hareketine kazandırmış olduğu ivme yadsınamaz.
Vatandaş hakları hareketi siyahların hak arama mücadelesine küçümsenemeyecek
bir katkı sunmuştur.1960’lı yıllar siyahların hak arama mücadelesinin ivme
kazandığı yıllardır.Bu hareketin iki önemli ismi Martın Luther Kıng ve
Malcolm X ‘dir.
Özellikle Malcolm X gerek geçmişi, yöntemleri gerekse söylemleri ile siyah
harekette özel bir yer tutmaktadır.Karizmatik kişiliği ve sokakların dilini
konuşması kısa zamanda Malcolm X siyahların en güçlü liderlerinden biri
haline getirmiştir.Martin Luther King Hıristiyan bir din adamı olmasına
karşın.Malcolm X gençliğinde hırsızlık,uyuşturucu gibi çeşitli ahlak
kurallarına ters düşen bir yaşam sürmüştür.
Malcolm X ‘in hapishaneye girmesi ve orada “İslam Cemaati”ile tanışması
düşünsel anlamda bir değişim geçirmesine neden olmuştur. Siyahların hak
arama mücadelesinde artık en öndedir. Beyazlara karşı mücadele etmeleri
gerektiğini, bunun yöntemlerinin beyazların kendilerine karşı davranışlarına
göre belirleneceğini,gerekirse şiddete başvurulacağını savunuyordu. Cesur
söylemleri siyahlar tarafından coşkuyla karşılanıyordu. Malcolm X siyasi
mücadelesini Vatandaş hakları çerçevesinde yürütüyordu,siyahların da en az
beyazlar kadar hakları olduğuna inanıyor ve yaşanan tüm sorunları
siyah-beyaz renk ayrımına indirgiyordu. Malcolm X’in siyasal düşüncelerinin
değişmesi ve yahutta yerli yerine oturması Hac için Mekke’ye gitmesinden
sonraya rastlar. Mekke’den eşine aynen şunları yazıyordu. “İnanamayacaksın
ama; tenleri beyazdan daha beyaz olan insanlarla aynı bardaktan su içtim, ve
aynı tabaktan yemek yedim. Hepimiz bir kardeştik. Ben artık ırkçı bir
Müslüman değilim. Gerçek peygamberimiz olan Hz. Muhammed ırkçılığı
yasaklamıştır.”*
“Amerika’ya geri döndüğünde basına, ırkçılığı bıraktığını ,kendisinin yeni
bir örgüt kuracağını, beyazların bu örgüte katılabileceklerini
açıkladı”**.Hak arama mücadelesinin öznesi, İnsandır. Siyah hareket
,vatandaş hakları ekseninden çıkıp İnsan hakları eksenine oturmuştur.
Malcolm X artık olaylara sadece siyah-beyaz karşıtlığı olarak değil bir
İnsan Hakları mücadelesi olarak bakıyordu.Siyah hareketin yeni ittifaklara
ihtiyacı vardı,artık Halkların kurtuluşu sadece renklere indirgenemezdi.Malcolm
X’e göre Vatandaş hakları eksenli mücadele manevra alanını daraltmakta ,hak
arama mücadelesini ulusal sınırlar içerisine hapsetmekte ve Sam Amcanın
çıkarlarına hizmet etmekteydi.Özellikle Güney’de meydana gelen zenci
hareketlerinin lideri Martin Luther King ile anlaşamıyordu,verdiği bir
demeçte; “Nasıl o gün sadece köle efendisi olarak Tom Amca kullanıldıysa
,bugün de eski efendinin zencileri var sahnede.Modern Tom Amca’dan başka bir
şey değiller”***.Uzlaşmacı,pasifist siyah hareketi eleştiriyor ve onları
siyahların mücadelesine ihanet ile suçluyordu. Siyah hareketin başarısı için
mücadele Uluslar arası alana taşınmalıydı. İnsan hakları seviyesine
çıkarılmış bir hareketin başarıya ulaşma şansının daha çok olduğuna
inanıyordu. Malcolm X “Amerika’da eşitlik değil, kendi ırkının Afrikalıların
yeni bir devlet kurmasını savunuyordu. Bunun için yeni ittifaklara ve zemine
ihtiyacı vardı.
Bu zeminin aşağıda BM Antlaşmasının 1.maddesinin 2.ve 3.kısımları yer alan
BM nezdinde bulunabileceğine inanıyordu.
2) Uluslar arasında, halkların hak eşitliği ve kendi geleceklerini
kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş dostça ilişkiler
geliştirmek, ve dünya barışını güçlendirmek için diğer uygun önlemleri
almak;
3) Ekonomik, sosyal, kültürel ve insancıl nitelikteki uluslararası sorunları
çözmede, ve ırk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan
haklarına ve temel özgürlüklerine saygının geliştirilip güçlendirilmesinde
uluslararası işbirliğini sağlamak;
BM (Carter) antlaşmasından yola çıkarak Artık siyah hareketinin yeni
müttefikleri, içsel anlamda Kızılderililer, İspanyolca konuşan Latin
Amerikalılar ve Kadınlar, dışsal anlamda 3.Dünya Ülkeleri, Afrika, Asya,
Latin Amerika ülkelerinde yaşayan halklar. Yeni alanı ise Birleşmiş
Milletlerdir. Hareket içselden-dışsala, yerelden-evrensele doğru yol
almaktadır. Özellikle İnsan hakları hareketinin BM seviyesine çıkarılması
ile dünyanın gözünü zenci hareketine çevireceğini. ABD yasaları karşısında
güçsüz durumda olan halkının, Uluslararası hukuk karşısında elinin
güçleneceğine inanıyordu. Malcolm X’in bu çıkışının1960’lı yılların
koşulları düşünüldüğünde; eski sosyal hareket anlayışından sıyrılıp, yeni
sosyal hareketin eylem biçimine dönüştüğünü söyleyebiliriz.
Her şeyden önce burada adına mücadele edilen özgürlüğün tanımının yapılması,
bu tanımın zaman içinde ilave unsurlar edinip edinemeyeceğinin tartışılması
gerekmektedir.
Özgürlük düşüncede başlayıp, eylemde ifadesini bulan yapısıyla, daha çok bir
süreçtir. Bilgi düşüncede genişlemeyle eylemde de genişlemeye sebep oluyorsa
daha çok bilen daha özgürdür. Oysa Özgürlük tanımı gereği tüm insanların
eşit olarak sahip olması gereken bir olgudur. O zaman bilgi edinilecek, bu
bilgi edinme özgürlük istemi olarak ortaya konulacak ve tanındığı zaman
özgürlük unsuru olacaktır. Bilgi sonsuz olduğu için özgürlükte daima bir
süreç olarak kalacaktır.
İnsan Haklarının değişmez öğesi özgürlük içerik olarak sürekli değişecektir.
Yani özgürlük mücadelesi daima var olmalıdır.
Kölelerin sadece efendilerine olan bağımlılıklarından kurtulmaları bir dönem
için özgürlük iken veya sadece oy kullanma hakkının kazanımı bir dönem için
özgürlük iken bugün özgürlük daha fazla şey ifade etmektedir.
Tam istihdam, çalışma hakkı, eğitim hakkı, kanunlar önünde eşitlik ve
çeşitli imkan ve ürünlerden eşit faydalanabilme hakkı gibi haklar İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesine girmiş durumdadır. Yani kısacası bugünün
Özgürlük ve bağımsızlık tanımı nasıl dünün bağımsızlık tanımından farklıysa
yarının bağımsızlık tanımından da öyle farklıdır.
Bütün bunların ötesinde insanın eylemlerinde bağımsızlaşması (Özgürlük
anlayışı çerçevesinde) bir süreç iken, bağımlılık bugün sadece şekil
değiştirmiş, yeni tip köleler yaratmıştır. Emeğini istemediği fiyata satmak
zorunda olan bir işçi veya ihtiyacı olan para için fahişelik yapan bir
kadının özgürlüğünden söz etmek anlamsızdır. O zaman özgürlüğün ya da
bireysel bağımsızlığın ön koşulu sosyal organizasyon tarafından öncelikli
olarak paraya olan bağımlılığın giderilmesidir. Yaşam hakkından söz ederken
yaşamak için gerekli donanımlardan söz edilmemesi, bu söylemi sadece düşünce
boyutunda özgürlüğe taşımaktadır. İnsan olmaktan kaynaklanan hakların ön
koşulu iradenin serbestçe yansıyacağı bir yaşam standardının sosyal
organizasyon tarafından insana sağlanmasıdır. Çalışma hakkı, çalışma
karşılığı özgürlük sağlayacak bir ücret edinme hakkı herkese sağlanmalıdır.
Paranın yarattığı bağımlılık giderilmeli, paraya dayalı oluşmuş eşitlik
ilkesine aykırı durum düzeltilmelidir.
Aslında Malcolm X bu düşünceye çok yaklaşmış, hakları bireysel kalmak
koşuluyla sınıf veya ırk temelinden kurtarıp evrensel değerler seviyesine
çekmiştir. Fakat kaçırdığı önemli şey Özgürlük tanımının ancak mevcut bilgi
ve koşullar çerçevesinde yapılabileceği fakat aslında bunun bir süreç olup
zamanla hem tanım hem de gereklerinin değişebileceği olmuştur. Aynı
kölelikte olduğu gibi.
Mevcut özgürlük sorunlarına çözüm sağlayabilecek uluslararası bir
organizasyon varmıdır? Birleşmiş Milletler ne kadar etkindir bu konuda.
Uygulamalara bakınca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesini
imzalayan devletlerin bırakın yeni tanımlanacak özgürlükleri, bu Sözleşmede
geçen özgürlükleri dahi tam anlamıyla sağlamadıkları ya da sağlayamadıkları
görülmektedir. Buna karşın bireysel bağımsızlığın ön koşulu olan Çalışma
Hakkı ve Ücret edinme hakkını lehlerine ihlal eden kesim uluslar arası
yapılanmasıyla Globalleşme denilen organizasyonu hayata geçirmektedirler.
Sermayenin örgütlenme şansı ile Emekçi , ufak esnaf veya köylünün örgütlenme
şans ve becerisi eşit değildir. Sosyal düzen tamamen paraya köleleştirilmiş
insan yaratmıştır. Seçme hakkı verilenler kimi seçerler? Seçebilecekleri
kimlerdir? Seçilenlerin seçenlere karşı ne gibi sorumlulukları vardır?
Denetim nasıl yapılacaktır? İnsana rağmen insanlar için ne demektir?
Popülizm neden kötüdür? Tüm bu sorular tartışılması gereken sorulardır.
Cevap Demokrasi ise; neden Demokrasi? Demokratik ülke varmı?
Birleşmiş Milletler uluslar arası bir organizasyon olarak İnsan Hakları
ihlaline karşı ciddi bir yaptırım gücü olmayan bir örgüt. Haklılığın finans
ve askeri güçle eşit olduğu bir yerde böyle bir yaptırım beklemekte hayal
galiba.
Kısacası Özgürlük bir süreç; İnsanın bağımsızlaşma süreci. Bu sürecin
basamaklarıda Malcolm X’ler.
Her çağda insanların Malcolm X’lere, düşünce üreteceklere, sanatçılara ve
Dünya’ya farklı bakacaklara ihtiyacı var.
* Alex Halley - Malcolm X - İnsan Yayınları
** Alex Halley - Malcolm X - İnsan Yayınları
***Andrew Young-Malcolm X –çeviri S.Tekin
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|