|
|
 |
MADDE BAĞIMLISI ERGENLERDE AİLE TERAPİLERİ VE BİR
OLGU SUNUMU
Family Therapy for Substance Addicted Adolescent and A Case Report
Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih KILIÇARSLAN
fkilicarslan34@gmail.com
|
İKİNCİ BÖLÜM
SONUÇ ve YORUM
“Y.Ü. gelmese de sizleri her hafta mutlaka bekliyoruz”
bu aile tarafından önemsendi. Y.Ü. madde kullansa bile aile bir arada olmaya
devam etti. Ailenin çözüm kaynakları/tedavi edici gücü harekete
geçirildi.Aile içi bütünlüğü sağlandı. Ailedeki üyeler bir arada olmaya
başladı. Anne yalnız değildi. Y.Ü.’nün seansı organize etmesine izin
verilmedi. Döngüsel sorulama ile aile içi iletişim arttırılıyordu. Empati
oluşturuluyordu (Sistemik yaklaşım tekniği). Ailede yeni organizasyon
oluşturuldu. Çocuk otoritesi yerine anne baba otoritesi oluşturuldu (Munichin
yapısal modeline benzer). Y.Ü.’nün aileye yakınlaştığı sembolik olarak
terapide oturma biçiminde gözlenmiştir. Giderek aile üyelerine yakın
oturmuştur. Y.Ü. 9 aydır madde kullanmamaktadır. Ailesi ile birlikte
yaşamını sürdürebilmekte, öfke duygusunu kontrol edebilmekte, işine devam
etmektedir.
Seans Sonrası Terapistlerin ve Tedavi Ekibinin Gözlem Düşünceleri
Zaman zaman öfkeden kendimizi arındırmamız zorlaşıyordu. Y.Ü. ile
iletişim kurmakta güçlük çekiyorduk. Tehditlere dayanabilmek güçleşiyordu.
Seanslardan (özellikle ilk seanslar) sarsılarak çıkıyorduk.
TARTIŞMA
“Aile terapisi” (Family Therapy), terapistle birlikte anne, baba ve
çocukların ve ailedeki diğer kişilerin katıldığı grupça yapılan bir
psikoterapi yaklaşımıdır. Aile üyelerinden bir veya bir kaçının tutum ve
davranışlarının aile düzenlerini, ilişkilerini,geçimini bozacak ölçülere
vardığı durumlarda, danışma ve terapi amacı ile yapılmaktadır (2).Aile
terapisi, kapsam ve niteliği bakımından grup terapisi ve çocuk terapisi gibi
diğer modern psikoterapi dallarına göre, onlardan farklı bir yöntemdir.
Ackerman (1958) “aile terapisi”ni,eşlerden her birinin belirli hatalarını
kapsaması,ailenin doğal bir grup olarak, aile üyeleri ilişkileri ve
sorumlulukları ile bir “sistem” oluşturması gibi nitelikler ile “bireysel
terapiden ve rastlantısal olarak bireylerin bir araya getirildiği “grup
terapisinden” farklı ve daha avantajlı yaklaşım olduğu belirtilmektedir (3).
Ülkemizde aile terapisi uygulamaları yeni gelişmekte olup, ailenin tedavi
sürecine katılmasıyla özellikle madde bağımlısı ergenlere uygulanan tedavi
programları verimliliği artmaktadır.Y.Ü.’ aile terapi süreçlerinde, hasta ve
aile içi ilişkilerde meydana gelen çatışmalar, iletişim kalıpları,
ebeveynlerin yaklaşımları terapistlerle birlikte değerlendirilmektedir. Y.Ü.
ebeveynlerin uygun tutum, davranışlar belirlemesinde, iç görü ve
farkındalık’larının arttırılması ile ebeveynlerin tedavi sürece katılımını
sağlayarak ailenin tedavi gücü harekete geçirilmektedir. Böylece tedavide
ailenin rol almasında yardımcı olunarak, aile içi ilişkileri yeniden
yapılandırarak ebeveynlerin çözüm kaynakları harekete geçirilip, ergenin
ailesinin desteğiyle toplumsal yaşamda tüketen birey konumunda üreten bir
değer olarak hayata uyumu ve adaptasyonu geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
Y.Ü. aile terapisi uygulamasında sistemik aile terapisi yöntemi
terapistlerce uygulanmıştır.
1967de Milano’da Aile Çalışmaları Enstitüsü kuruldu. 1972 ve 1974
yıllarından itibaren paradox ve karşıt paradox konusundaki görüşlerini
geliştirmişlerdir. 1975’ten itibaren ise hiyerarşi kavramını reddetmişler,
aile ve kişilerin birbirlerine döngüsel bir yapı içerisinde nasıl farklı
düzeylerde anlam aktardığını incelemişlerdir. Yapı yerine örüntüler ve
bilgilenme üzerinde durdular. Bu grup sistemik ya da Milano grubu olarak
tanındı (4). Sistemik yaklaşıma göre (Bloch, 1989), ailede ana-baba alt
sisteminin lider konumunda olduğu varsayılır. Alt sistemler arasında, hiçbir
fark gözetilmeksizin tüm aile bireyleri birbirine kaynaştığında ya da bunun
tersi olarak, her birey kendi alt sistemini oluşturup aile tamamen
parçalandığında patolojik bir aile ortaya çıkar. Aile terapisi, birbiriyle
uyum içinde çalışan, bağımsız alt sitemlerin gelişebilmesini bunun içinde,
ailede yapısal değişikliği amaçlar. Bu değişimlerde bireyler ve alt gruplar
arasında iletişimde bazı değişikliklerin yapılmasıyla sağlanır (5). Aile
terapisi olgu sunumunda, Y.Ü.’ nün tedavi sürecinde anne ve babasının
işbirliği, koalisyon içersinde yer almaları desteklenmiş, sürece aktif
katılan baba, anneyle işbirliği içersinde terapilere katılmış, sağlıklı rol
model olması desteklenmiş, terapi sürecinde aile içi iletişim
değerlendirilerek yeniden yapılandırılmış,ebeveynlerin tutum ve
davranışlarında değişim
meydana gelerek Y.Ü. uygulanan tedavi programı etkinleşmiştir. Tedavide
ailenin katılımıyla birlikte Y.Ü.toplumsal hayatta rol alarak üreten bir
değer olarak madde kullanımından uzaklaşmıştır.
KAYNAKLAR
1- Kerimoğlu, Efser. Aile Tedavileri, Ankara
Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Bilim Dalı
Yayınları: Ankara;1996.
2- Özgüven,İbrahim Ethem. Evlilik ve Aile terapisi.
PDREM Yayınları; Ankara, 2000.
3- Ackerman,N.W. “Expanding Theory and Practice
in family Therapy” family Service Ascociation of
America, New York 1966.
4- Kerimoğlu, E. Aile Tedavileri. Ankara,1986
5- Bloch, S.”Psikoterapilere Giriş” Çeviren; Engin
Eker, Cerrahpaşa yayın Birliği, İstanbul, 1989.
DEVAM EDİNİZ
|
|