Türkiye’de körlük olgusu özürlülük kategorisinde ele
alınmaktadır özellikle eğitim öğretim olanaklarının arttığı 1990 yılından
sonra körler tam olarak görenler kadar olmasa da teknolojiyi kullanmaya,
yararlanmaya başladılar. Bu durum 2000’den sonra hız kazanmıştır. Hal
böyleyken kırsal bölgelerde hala eğitim almamış çok sayıda gözleri kör fakat
kafaları pırıl pırıl insan yaşamaktadır.
İşte bu noktadan hareketle bu yazımda körlerle bir
diğer özür grubu olan zihinsel özürlülerin neden hem yasal açıdan hem de özür
grubu olarak aynı kategoride yer aldıklarını tartışacağım. Öncelikle şunu
söylemeliyim ki kör bir insanı zihinsel özürlüden neden farklı değerlendirmemiz
gerekiyor bir kere sorular şu noktada başlıyor Kör bir insan eğitim verildiği
halde bağımsız olarak tek başına hareket edebiliyor mu bilgisayar kullanabiliyor
mu en önemlisi okuyup yazabiliyor mu alış veriş yapabiliyor mu seyahat
edebiliyor mu kısaca görebilen bir insandan araba kullanmak gibi görmeyi
gerektirecek üst düzey bir davranış dışında kör bir bireyi bedenen sağlıklı bir
insandan ayırt etmek zordur. Belki bu ayrım noktalarını düşündüğümüz zaman
çoğaltabiliriz, fakat temelde çok fark yok gören ve görmeyen arasında. Bu
soruları gözleri kör olan bir insan açısından sorduğumuzda görmeyi gerektiren
faaliyetler dışında kalanlar hariç hepsi için evet yanıtını rahatlıkla
verebiliriz. Ancak aynı soruları bir zihin engelli açısından sorduğumuzda
yukarda sorduğumuz soruların hiçbirine evet yanıtını veremeyeceğimiz aşikârdır.
Hal böyleyken nasıl olur da körlerle zihinsel engelliler aynı biçimde özürlü
olarak değerlendirilir. Bu sorunun en çok sıkıntı yaratan kısmı da şu; bir körle
bir zihinsel özürlü 2022 sayılı yasa çerçevesinde maaş alıyor.
Bir tarafta üretebilen, kendine yetebilen, günlük yaşama katılan bir insan diğer
tarafta kendi ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olamayan, bağımlı bir insan…
Söyler misiniz? Bu iki insanı aynı şekilde değerlendirmek mümkün mü? Evet, belki
ikisi de insan! Bu açıdan her ikisi de değerlidir ama uygulanan yasal mevzuat
kesinlikle uygun değildir. Elbette sosyal devlet ilkesinden hareketle devlet
engellilere bakmakla yükümlüdür. Ancak uygulanacak mevzuat engelli kişilerin
engellerine göre ayrı ayrı belirlenmelidir. Ben bir kör olarak hâlihazırda
Türkiye’de uygulanan bu yasayı yani maaş uygulamasını doğru bulmuyorum. Tamamen
rendice edici bir uygulama. İnanıyorum ki hiçbir kör insan bu uygulamayı tasvip
etmemektedir.
Öte yandan körlerin, düzeltildi denmesine rağmen hala sorun yaşadıkları bir alan
daha var. Bankalarda para yatırılırken çekilirken eski bir uygulama olan gören
bir insanın şahit gösterilmesi durumu hala ilkel bir uygulama olarak devam
etmektedir. Bu sorunu daha birkaç gün önce Sivas’ta bir özel bankada kendim
yaşadım.
BU AYRIMI YAPTIKTAN SONRA, GÖREN VE GÖRMEYEN İNSANLAR ARASINDA SPORTİF
FAALİYETLERDE YAŞANAN BİR SIKINTIYI DA DİLE GETİRMEKTE YARAR VAR; ULUSLARARASI
SPOR MÜSABAKALARINDA SPORCULARIN KENDİ ÜLKELERİNE DÖNDÜKTEN SONRA, eğer
dereceye girmişlerse federasyondan ödül alabilmeleri için yapılan şampiyonaya
belli sayıda ülkenin örneğin 15 ülkenin katılmış olması şartı aranır. Ancak
sakatların özellikle körlerin görece spor yapmaları son yıllarda gelişme
gösterdiği için hem ulusal hem de uluslararası düzeyde katılım henüz çok azdır.
Bu nedenle gören sporcular için uygulanan ödül yönetmeliğinin körler için de
uygulanıyor olması da bana kalırsa çok büyük bir talihsizliktir. Bu şartlarda
mağdur olan birçok görmeyen birey hem isteklendirme hem de harcadıkları emek
açısından hüsrana uğramaktadırlar.
Umarım yeni dönemde özürlülerin yaşadıkları bu sosyal sorunlar hem yasal mevzuat
açısından hem de uygulanabilirlik açısından bir çözüme kavuşur.
Ötekileşmenin burada tek bir boyutta yaşanmadığını tartıştım. Durup baktığımızda
“ötekileştirme” modernizmin ürettiği bir pratiktir. Sosyolojik anlamda cemaat
bağlarının güçlü olduğu pre-modern dönemde bu tür bir olguyla karşılaşmamamız
böyle bir sonuca varmamıza neden olur. Son kertede ötekimizle yüzleşmediğimiz ve
dahası onunla barışmadığımız müddetçe tüm bu bahsettiğim sosyal gerçeklikler var
olacaktır ve patolojik durumların ortaya çıkması önlenemez bir hal alacaktır.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.