|
|

KORKU İMPARATORLUĞU
Özgür KARAKAYA
ozgkara@hotmail.com
Korku içinde yaşayan asla hür değildir
HORATİUS
Korku kültürü bir dünya görüşü, yaşama bakış tarzı ve bir algılama zemini
oluşturmaktadır. Korku güçlünün güçsüzü sindirerek ezdiği bir yaşam biçimi
ortaya koyup güvensizliği beraberinde getirir…
Kimi insanlar karanlıktan, ölümden,
gelecekten, bazıları bencillikten, faşizmden, tecavüzden, şiddetten,
işkenceden, kimileri yükseklikten, işsiz kalmaktan, kimisi karanlıktan,
kimiyse cinsel kimliğin ortaya çıkışından korkuyor.
Bazı korkular çocukluktan veya aileden genetik olarak gelirken bazılarıysa
“toplumsal baskı” ile oluşuyor. Sistemin çarklarının daha iyi dönmesi
korkutarak sağlanıyor.
Egemen anlayış, hakkını vermeme ve parayı kendi çıkarı için kullanma
şeklinde korkutmayı en iyi yol olarak kabul ediyor.
Para merkezciliğin toplumda yarattığı en önemli korku, geleceğin
belirsizliği ve işsizliktir.
Sosyal güvenlik, belli kesimler için risklerin sonuçlarını ortadan
kaldırarak ya da azaltarak yarınını az çok ta olsa güvence altına alıyordu,
çalışanları kaygıdan uzak tutuyordu. Böylelikle insanların daha rasyonel,
insana muhtaç ve savrulmasını önlüyordu. Bu tür insan her an hakları için
başkaldırıya hazır yani kapitalizm için tehlikeli insandı. Sistemin bu
insanı yok etmesi gerekiyordu. Öyle de yapılmaktaydı. Sosyal güvenliği
etkisiz kılmak ve korkutma ile kaygılı insanı yaratmak aynı noktaya işaret
eder. Mevcut olan sistem kendisine güvenen insana karşıdır.
Egemen anlayış korku ve zora dayalılığı kabul etmekte…
Korku ve zorlama, verimliliğe ve üretkenliğe yansır. İşsiz kalmak gelirden
yoksun olmak korkusu onu boyun eğmeye, koşulsuz kabule zorlamaktadır.
Yarışmanın olduğu yerde bir kazanan bir kaybeden bulunur…
Rekabet, serbest pazarcı temel özelliği ile korkunun da kaynaklarından
birini oluşturur. Rekabette, kaybetme korkusu nedeniyle insan insanı tanımaz
olur. Birisinin başarı hırsı ve kazanma isteği bir başkasının kaybetmesini
ve beraberinde yıkımını getirir. Rekabet, insanlar arasında kuşkunun,
kıskançlığın, nefretin de temel sebebini oluşturarak, dayanışma duygusu ile
paylaşım isteğini de yok eder.
Günümüzde gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan olaylarla televizyon
haberlerinin içeriğine iyi bakınız. “Reyting”i arttıran olaylar dolaylı
yoldan bir ölüm korkusunu her gün insanların beyinlerine işleyerek yani
korkuyu kullanarak topluma korku aşılamamakta mıdır?
W. Shakespeare, “Korkmak” adlı şiirinde şöyle diyordu:
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için…
Özgürlüklerimizi kısıtladığının da bilincinde olarak yazıyı Goethe’nin güzel
bir sözüyle, “korkacağımız tek şey korkunun kendisidir” diyerek
noktalayalım.
|
|