Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

 

 

Sosyal Dışlanma, Çocuk Yoksulluğu ve Sosyal Hizmet Müdahalesi: Uygulama Alanından Bir Olgu Sunumu-1

Sosyal Hizmet Uzmanı. Dr.İsmet Galip YOLCUOĞLU  /Sitemiz Yazarı
ismetgalip@gmail.com  / http://ismetgalip.com/

    Bu bildiride, annesinin ekonomik yoksunluğu nedeniyle kurum bakımına alınan bir çocuğun sorunlarının çözümü sürecinde, ülkemizdeki mevcut kaynaklar ve sosyal hizmet uygulamaları çerçevesinde konunun mesleki açıdan nasıl ele alındığı karşılaşılan güçlükler ve konunun sosyal dışlanmayla ilişkisi bir olgu sunumu ile verilmeye çalışılmıştır. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bile yaşanan ekonomik, sosyal krizlerle beraber yoksulluk sorunu yoğun biçimde varlığını hissettirmekte ve özellikle milyonlarca çocuğun sağlıklı gelişimini tehdit etmektedir. Bu süreçte ekonomisi güçlü olmayan ve tüm çocukları kapsayan, yoksulluğun etkilerini azaltıcı uygulamaları bulunmayan az gelişmiş ülkeler gibi ülkemizde de çocuk yoksulluğunun birçok olumsuz sonucu her gün medyada ve toplum gündeminde değişik biçimlerde yer bulmaktadır. Şenses (2003)’e göre yoksulluğun nedenleri arasında; “ekonomik büyüme ve ortalama gelir düzeyinin düşüklüğü, gelir dağılımının bozuk olması, hızlı nüfus artışı, hane halkı özellikleri, kırdan kente kontrolsüz göç, istihdam ve işsizlik, hane halklarının yaşamlarında karşılaştıkları ani gelişen olayların çözümlenememesi, ekonomideki yapısal uyum programlarının olumsuz etkileri, üretim yapısı, kamu harcamaları, enflasyon gibi değişik unsurlar sayılabilir.”

Bu çalışmada benimsenen mutlak yoksulluk yaklaşımında, en düşük maliyetli gıda harcamalarının parasal değeri bir yoksulluk eşiği oluşturmakta; gelir azlığı dolayısıyla bu eşiğin altında kalanlar ‘mutlak yoksul’ olarak nitelenmektedirler. Şenses (2001: 63)’e göre, “mutlak yoksulluk” yaklaşımı, kendi içinde pek çok sorun içermekle beraber; açlık sorununu da barındıran yetersiz beslenme koşullarıyla yüz yüze olan az gelişmiş ülkelerin yoksulluk durumunu tanımlamak için uygun görünmektedir”.

Ülkemizde yaşanan yoksulluğun boyutlarının değerlendirilebilmesi ve çocuk yoksulluğunun nitelik ve niceliğinin belirlenebilmesi için bazı güncel verilere bakmak yararlı olacaktır: Esasında gelir dağılımı bozukluğu, çocuk yoksulluğunun en önemli nedenidir. Gelirin en eşitsiz dağıtıldığı il, İstanbul’dur. En varlıklı kesimini oluşturan % 20’lik nüfus, gelirin % 64’ünü; en fakir % 20’lik kesim ise gelirin % 4’ünü almaktadır. İstanbul, Türkiye’de hanelere giren gelirden % 27.5 pay almaktadır. Oysa toplam hanelerin yaklaşık % 15’i bu kenttedir. En üsteki % 1’lik grup ile en alttaki % 1’lik grup arasında, aylık gelir açısından 322 kat fark mevcut olup aynı fark Türkiye genelinde 232 kattır” (Sönmez, 2001).

Gelir dağılımının bu derecede bozuk olması çocuk yoksulluğunun etkilerini de derinleştirmektedir.

TÜİK, 2007 yılı ‘Yoksulluk Çalışması’ sonuçlarına göre ise durum şu şekilde özetlenebilir;

“2007 yılında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 619 TL olarak kabul edilmiş, 13 milyon kişi bu sınırın altında yaşamını sürdürmektedir. Açlık sınırı, 237 TL olarak belirlenmiş ve 539 bin kişi ise sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının altında yaşamaktadır. 17 milyon 690 bin ailenin 2 milyon 473 bini yoksul durumdadır. Hanehalkı sayısı arttıkça yoksulluk oranı da artmakta olup, yoksul oranı 1-2 kişilik ailede % 10.95; 3-4 kişilik ailede % 8.27, 5-6 kişilik ailede % 17.54, yedi ve daha fazla sayıdaki ailelerde % 41.83 olmuştur. Toplam nüfusun % 0.74’ü gıda yoksulluğu (açlık), % 17.81’i yoksulluk (gıda+gıda dışı), % 1.41’i kişi başı günlük 2.15 doların altında gelirle yaşamını sürdürmektedir”.

Çocuk yoksulluğu oranı, bir ülkedeki asgari geçim koşullarına uygun miktarda harcanabilir gelirin yüzde 50’sinden azına sahip ailelerde yaşayan çocukların toplam yüzdesini anlatmaktadır. Bu oran, ABD’de % 21.9, İngiltere’de % 15.4, Lüksemburg’da % 3, Norveç’te % 3.8 (Lüksemburg Gelir Araştırması, 2000). UNICEF (2008) tahminlerine göre, “Türkiye’de 20 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşarken, bunun yaklaşık 7 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Kentlerde 3.8 milyon, kırsal kesimde de 2.8 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır”. Türkiye İstatistik Kurumu 2006 verilerine göre de, Türkiye’de 6-17 yaşları arasında 16 milyon çocuktan 7 milyonu çalışırken, bir o kadarı da yoksulluk sınırının altında yaşmaktadır. İstanbul kentsel çocuk nüfusunun yüzde 22.2′sini barındırırken, yoksul çocuk nüfusunun yüzde 9.2′sine ev sahipliği yapmaktadır. Hane halkı bazında kentsel yerlerde ikamet eden hanelerin yüzde 14.8′i yoksulken, çocuk yoksulluğu oranı yüzde 26.7′ye çıkmakta; kırsal kesimde ikamet eden hanelerin yüzde 15.3′ü yoksulluk çizgisi altında kalırken, çocuk yoksulluğu oranı yüzde 28.5′e ulaşıyor. Aylık tüketim harcamasına göre kentsel kesimde çocukların yüzde 22.4′ü, kırsal kesimde de yüzde 28.8′i yoksulluk çizgisi altında kalmaktadır.

Çocuk yoksulluğu, azgelişmiş ülkelerde büyüyen çocukların gelecekte karşılaşacakları birçok soruna zemin oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, o toplumda yaşayan tüm çocukları kapsayan ve çocuk yoksulluğunu engellemeye yönelik etkin erken müdahaleler yapılabilmektedir. Yoksul ülkelerde ise var olan sosyoekonomik sorunlardan, çocuklar çok daha olumsuz etkilenmekte, bazı ailelerde çocukların temel gereksinimleri dahi karşılanamamakta, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişebilmelerinin önünde engeller bulunmaktadır. Yoksul çocuklar olgusu, azgelişmiş toplumların içinde bulunduğu kendine özgü siyasal ve sosyal ortamın, ekonomi politikalarının bir ürünü ve önemli sosyal sorunlardan biridir.

Yoksulluğun toplumların geleceğiyle ile ilgili en önemli etkisi, yoksulluğun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileridir. Çocuklar, yoksulluktan direkt olarak gıda kalitesinde düşme, konut, sağlık-bakım eğitim ve ulaşım olanaklarının eksikliği şeklinde ve dolaylı yönden ise olumsuz koşullarla daha fazla baş edecek gücü kalmayarak ekonomik durumları bozulan, düşük ve yetersiz gelirli ebeveynleri vasıtasıyla etkilenmektedirler (Fraser, 2006).

Bu bildiride, babası vefat etmiş olan ve annesinin ekonomik yoksunluğu nedeniyle kurum bakımına alınan bir çocuğun sorunlarının çözümü sürecinde, ülkemizdeki mevcut kaynaklar ve sosyal hizmet uygulamaları çerçevesinde konunun mesleki açıdan nasıl ele alındığı karşılaşılan güçlükler ve konunun sosyal dışlanmayla ilişkisi bir olgu sunumu ile verilmeye çalışılmıştır.

                                                                                  DEVAM EDİNİZ
 

 



Bize Ulaşın