|
|
Bu bildiride, annesinin ekonomik yoksunluğu nedeniyle kurum bakımına alınan
bir çocuğun sorunlarının çözümü sürecinde, ülkemizdeki mevcut kaynaklar ve
sosyal hizmet uygulamaları çerçevesinde konunun mesleki açıdan nasıl ele
alındığı karşılaşılan güçlükler ve konunun sosyal dışlanmayla ilişkisi bir
olgu sunumu ile verilmeye çalışılmıştır. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bile
yaşanan ekonomik, sosyal krizlerle beraber yoksulluk sorunu yoğun biçimde
varlığını hissettirmekte ve özellikle milyonlarca çocuğun sağlıklı
gelişimini tehdit etmektedir. Bu süreçte ekonomisi güçlü olmayan ve tüm
çocukları kapsayan, yoksulluğun etkilerini azaltıcı uygulamaları bulunmayan
az gelişmiş ülkeler gibi ülkemizde de çocuk yoksulluğunun birçok olumsuz
sonucu her gün medyada ve toplum gündeminde değişik biçimlerde yer
bulmaktadır. Şenses (2003)’e göre yoksulluğun nedenleri arasında; “ekonomik
büyüme ve ortalama gelir düzeyinin düşüklüğü, gelir dağılımının bozuk
olması, hızlı nüfus artışı, hane halkı özellikleri, kırdan kente kontrolsüz
göç, istihdam ve işsizlik, hane halklarının yaşamlarında karşılaştıkları ani
gelişen olayların çözümlenememesi, ekonomideki yapısal uyum programlarının
olumsuz etkileri, üretim yapısı, kamu harcamaları, enflasyon gibi değişik
unsurlar sayılabilir.”
Bu çalışmada benimsenen mutlak yoksulluk yaklaşımında, en düşük maliyetli
gıda harcamalarının parasal değeri bir yoksulluk eşiği oluşturmakta; gelir
azlığı dolayısıyla bu eşiğin altında kalanlar ‘mutlak yoksul’ olarak
nitelenmektedirler. Şenses (2001: 63)’e göre, “mutlak yoksulluk” yaklaşımı,
kendi içinde pek çok sorun içermekle beraber; açlık sorununu da barındıran
yetersiz beslenme koşullarıyla yüz yüze olan az gelişmiş ülkelerin yoksulluk
durumunu tanımlamak için uygun görünmektedir”.
Ülkemizde yaşanan yoksulluğun boyutlarının değerlendirilebilmesi ve çocuk
yoksulluğunun nitelik ve niceliğinin belirlenebilmesi için bazı güncel
verilere bakmak yararlı olacaktır: Esasında gelir dağılımı bozukluğu, çocuk
yoksulluğunun en önemli nedenidir. Gelirin en eşitsiz dağıtıldığı il,
İstanbul’dur. En varlıklı kesimini oluşturan % 20’lik nüfus, gelirin %
64’ünü; en fakir % 20’lik kesim ise gelirin % 4’ünü almaktadır. İstanbul,
Türkiye’de hanelere giren gelirden % 27.5 pay almaktadır. Oysa toplam
hanelerin yaklaşık % 15’i bu kenttedir. En üsteki % 1’lik grup ile en
alttaki % 1’lik grup arasında, aylık gelir açısından 322 kat fark mevcut
olup aynı fark Türkiye genelinde 232 kattır” (Sönmez, 2001).
Gelir dağılımının bu derecede bozuk olması çocuk yoksulluğunun etkilerini de
derinleştirmektedir.
TÜİK, 2007 yılı ‘Yoksulluk Çalışması’ sonuçlarına göre ise durum şu şekilde
özetlenebilir;
“2007 yılında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 619 TL olarak kabul
edilmiş, 13 milyon kişi bu sınırın altında yaşamını sürdürmektedir. Açlık
sınırı, 237 TL olarak belirlenmiş ve 539 bin kişi ise sadece gıda
harcamalarını içeren açlık sınırının altında yaşamaktadır. 17 milyon 690 bin
ailenin 2 milyon 473 bini yoksul durumdadır. Hanehalkı sayısı arttıkça
yoksulluk oranı da artmakta olup, yoksul oranı 1-2 kişilik ailede % 10.95;
3-4 kişilik ailede % 8.27, 5-6 kişilik ailede % 17.54, yedi ve daha fazla
sayıdaki ailelerde % 41.83 olmuştur. Toplam nüfusun % 0.74’ü gıda yoksulluğu
(açlık), % 17.81’i yoksulluk (gıda+gıda dışı), % 1.41’i kişi başı günlük
2.15 doların altında gelirle yaşamını sürdürmektedir”.
Çocuk yoksulluğu oranı, bir ülkedeki asgari geçim koşullarına uygun miktarda
harcanabilir gelirin yüzde 50’sinden azına sahip ailelerde yaşayan
çocukların toplam yüzdesini anlatmaktadır. Bu oran, ABD’de % 21.9,
İngiltere’de % 15.4, Lüksemburg’da % 3, Norveç’te % 3.8 (Lüksemburg Gelir
Araştırması, 2000). UNICEF (2008) tahminlerine göre, “Türkiye’de 20 milyon
kişi yoksulluk sınırının altında yaşarken, bunun yaklaşık 7 milyonunu
çocuklar oluşturmaktadır. Kentlerde 3.8 milyon, kırsal kesimde de 2.8 milyon
çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır”. Türkiye İstatistik Kurumu
2006 verilerine göre de, Türkiye’de 6-17 yaşları arasında 16 milyon çocuktan
7 milyonu çalışırken, bir o kadarı da yoksulluk sınırının altında
yaşmaktadır. İstanbul kentsel çocuk nüfusunun yüzde 22.2′sini barındırırken,
yoksul çocuk nüfusunun yüzde 9.2′sine ev sahipliği yapmaktadır. Hane halkı
bazında kentsel yerlerde ikamet eden hanelerin yüzde 14.8′i yoksulken, çocuk
yoksulluğu oranı yüzde 26.7′ye çıkmakta; kırsal kesimde ikamet eden
hanelerin yüzde 15.3′ü yoksulluk çizgisi altında kalırken, çocuk yoksulluğu
oranı yüzde 28.5′e ulaşıyor. Aylık tüketim harcamasına göre kentsel kesimde
çocukların yüzde 22.4′ü, kırsal kesimde de yüzde 28.8′i yoksulluk çizgisi
altında kalmaktadır.
Çocuk yoksulluğu, azgelişmiş ülkelerde büyüyen çocukların gelecekte
karşılaşacakları birçok soruna zemin oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, o
toplumda yaşayan tüm çocukları kapsayan ve çocuk yoksulluğunu engellemeye
yönelik etkin erken müdahaleler yapılabilmektedir. Yoksul ülkelerde ise var
olan sosyoekonomik sorunlardan, çocuklar çok daha olumsuz etkilenmekte, bazı
ailelerde çocukların temel gereksinimleri dahi karşılanamamakta, çocukların
sağlıklı bireyler olarak yetişebilmelerinin önünde engeller bulunmaktadır.
Yoksul çocuklar olgusu, azgelişmiş toplumların içinde bulunduğu kendine özgü
siyasal ve sosyal ortamın, ekonomi politikalarının bir ürünü ve önemli
sosyal sorunlardan biridir.
Yoksulluğun toplumların geleceğiyle ile ilgili en önemli etkisi, yoksulluğun
çocuklar üzerindeki olumsuz etkileridir. Çocuklar, yoksulluktan direkt
olarak gıda kalitesinde düşme, konut, sağlık-bakım eğitim ve ulaşım
olanaklarının eksikliği şeklinde ve dolaylı yönden ise olumsuz koşullarla
daha fazla baş edecek gücü kalmayarak ekonomik durumları bozulan, düşük ve
yetersiz gelirli ebeveynleri vasıtasıyla etkilenmektedirler (Fraser, 2006).
Bu bildiride, babası vefat etmiş olan ve annesinin ekonomik yoksunluğu
nedeniyle kurum bakımına alınan bir çocuğun sorunlarının çözümü sürecinde,
ülkemizdeki mevcut kaynaklar ve sosyal hizmet uygulamaları çerçevesinde
konunun mesleki açıdan nasıl ele alındığı karşılaşılan güçlükler ve konunun
sosyal dışlanmayla ilişkisi bir olgu sunumu ile verilmeye çalışılmıştır.
DEVAM EDİNİZ
|
|