|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|
KİMSESİZ ÇOCUKLARI KORUMA DERNEĞİ
TÜRK HALKININ KİMSESİZ VE
KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLARA BAKIŞI KAMUOYU ARAŞTIRMASI

ARAŞTIRMANIN TEMEL SONUÇLARI
Toplumumuzda çok
az sayıda kişinin kimsesiz çocuklarla doğrudan ilişkisi olmuştur.
Korunmaya muhtaç çocuklarla doğrudan, hakiki ilişki
kurma noktasında çekimserlik dikkat çekmektedir.
İnsanların
kendilerini çocuklarla doğrudan karşı karşıya getirmeyen edilgin acıma
ve merhamet duyguları ön plana çıkmaktadır.
Bununla birlikte
korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili çalışmalarda gönüllü olma düşüncesi
oldukça yaygındır.
İnsanlarımızın küçük sayılmayacak bir
bölümü kimsesiz çocuklar konusunda peşinen olumsuz tutum
içindedir. Ancak olumsuz yaklaşım içinde olanlar da bile
“merhamet” hisleri hala muhafaza edilmektedir.
Sokaklarda yaşayan
çocuklar uyuşturucu kullanan, soygun yapan kişiler olarak algılanmaktadır.
Çocukların sokakta çalışması
onaylanmamaktadır.
Korunmaya muhtaç çocuklar konusu toplumda
insani-vicdani-sosyal ve moral bir sorun olarak
değerlendirilmektedir.
Madde bağımlılığının sokaktaki çocukların
sorunu olmaktan çıkıp, aileleriyle birlikte yaşayan çocukları da
tehdit eder hale geldiği konusunda yaygın bir kannat
vardır.
Yetiştirme yurtları yetersiz bulunmakta, bu yurtlarda
büyüyen çocukların topluma uyum sağlayamadığına
inanılmaktadır.
Toplumun kimsesiz çocuklarla yeterince
ilgilenmediği düşünülmektedir.
Sokakta yaşayan çocuklar konusunda
en büyük sorumlu bu çocukların aileleri görülmektedir.
Çocukların korunmaya muhtaç hale düşmemesi için
en çok üzerinde durulan hususlar ailelerin çocuk eğitiminde daha
bilinçli hareket etmesi ve anne-babalar ile çocuklar arasında
iletişimin sağlıklı olmasıdır.
Devletin toplumla birlikte hareket
ederek korunmaya muhtaç çocuklar sorununu çözmesi gerektiğine
inanılmaktadır.
Kimsesiz çocuklara yönelik faaliyet yürüten sivil
toplum kuruluşlarının hizmetleri yeterli bulunmamaktadır.
Aynı
şekilde SHÇEK’in kimsesiz çocuklara yönelik faaliyetleri ile belediyelerin gençlere ve çocuklara yönelik hizmetleri de
yetersiz bulunmaktadır.
Araştırmaya katılanların %12,1’inin
ailesinde özürlü çocuk bulunmaktadır.
Özürlü çocuk doğumunun en
önemli sebebi olarak akraba evliliği gösterilmekte, bunu cahillik
izlemektedir.
Özürlülerin en önemli sorunu olarak hayatlarını
kolaylaştıracak fiziki düzenlemelerin yokluğu ve toplum dışına
itilmeleri gösterilmektedir.
ÇAPRAZ TABLOLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİYLE ORTAYA ÇIKAN SONUÇLAR
Çocuğunun kimsesiz
çocuklarla arkadaşlık etmesi konusunda erkekler kadınlara göre daha
olumsuz tavır takınırken, çocuğunun yetiştirme yurdundan biriyle evlenmesine erkekler daha mesafeli yaklaşmaktadır.
Korunmaya
muhtaç çocuklar sorununun çözümünde kadınlar devletten daha fazla beklenti içinde olurlarken, erkekler devlet ve toplumun birlikte
çözümüne daha sıcak bakmaktadırlar.
Sokakta yaşayan çocukları
gördüklerinde acıma hissi duyma oranı erkeklerde kadınlardan belirgin
şekilde fazladır. Aynı şekilde kadınların bu çocukları gördüklerinde
korkuya kapılma oranları da erkeklerden oldukça fazladır. Madde
bağımlısı çocuklardan korkma konusunda da kadınlarla erkekler arasında benzer bir farklılık vardır.
Yaş ilerledikçe, kimsesiz bir
çocuğu evlat edinme düşüncesi azalmaktadır.
Sokakta yaşayan
çocuklar sorununda en büyük sorumluluğu aileye yükleyenler arasında,
ilkokul mezunları başı çekmektedir.
Korunmaya muhtaç çocuklar
sorununun çözümünde toplumsal katkının artırılmasına ilkokul mezunları
daha az önem vermektedirler. Eğitim düzeyi arttıkça toplumsal katkının
artırılması görüşü yoğunlaşmaktadır.
Sokakta yaşayan çocuklar
konusunda, eğitim durumu düşüklerde acıma hissi daha fazladır. Eğitim
durumu yükseldikçe korku oranı yükselmektedir. Yardımcı olma isteği de
eğitim durumu düşük olanlarda daha fazladır.
Devlet isterse tinerci
çocuklar sorununu kısa sürede çözebilir yargısına, eğitim düzeyi düşük
olanlar daha fazla oranda katılmaktadırlar.
Ülkemizde korunmaya
muhtaç çocuklardaki artışın nedenini yoksulluğa bağlayanlar düşük
gelir gruplarında daha yoğun olarak bulunmaktadırlar.
Kimsesiz
çocuklarla ilgili bir organizasyonda gönüllü olarak görev alma arzusu,
gelir durumu yükseldikçe artmaktadır.
Gelir seviyesi yüksek
olanlar, yurt ve yuvaları doğal olarak daha fazla ziyaret
etmektedirler.
Kimsesiz bir çocuğu evinde misafir edebileceklerini
belirtenler, gelir seviyesi yükseldikçe daha fazlalaşmaktadır. Ancak,
iş evlat edinme noktasına geldiğinde, gelir grupları arasında ciddi
bir farklılık görülmemektedir.
Gelir seviyesi düşük olanlar, madde
bağımlısı kimselerle karşılaşmaktan daha fazla
korkmaktadırlar.

|
|