Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

KENTSEL YOKSULLUK-4

 Sosyal Hizmet Uzmanı. İsmet Galip YOLCUOĞLU
Sitemiz Yazarı

Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı ismetgalip@gmail.com ulaştırabilirsiniz.

     KENTSEL YOKSULLUK-1 KENTSEL YOKSULLUK-2
     KENTSEL YOKSULLUK-3 KENTSEL YOKSULLUK-4

SONUÇ

   Kimlerin hangi kritere göre yoksul olarak kabul edileceğinin ortaya konması; kentsel yoksulların analiziyle ilgili boyutu kendiliğinden ortaya çıkarmamaktadır. Kentsel yoksulların analiziyle ilgili problem, bu kitlenin yoksulluk deneyimleriyle ilgili çeşitli boyutların ayrıştırılması yöntemiyle aşılmaya çalışılmıştır. Bu boyutlardan zaman, mekan ve davranış biçimini esas alan tanımlama biçimleri ön plana çıkmaktadır.
Yoksulluğun zamana göre tanımlanmasında, aile ve bireylerin uzun süreler yoksulluk durumunda kalmış olmaları veri olarak alınmaktadır. Yoksulluk durumunun uzun süreler devam etmesinden ötürü, bu yoksulluk biçimi, kalıcı yoksulluk (persistent poverty)olarak adlandırılmaktadır. Mekana göre tanımlanan yoksulluk biçiminde ise, yüksek işsizlik ve kötü barınma koşulları içeren, mekansal olarak kentin belli yerlerinde yoğunlaşmasından ötürü semt yoksulluğu (neighborhood poverty) adını da alan, getto yoksulluğu söz konusu edilmektedir. Yoksulluğun davranış biçimine göre tanımlanmasında, iş yaşamına katılma ve etik konularda toplumun genelinden farklı tutumlara sahip olan sınıf-altı yoksulluğu (underclass poverty) anlatılmaktadır (Jargowski&Bane,1991:235-236). Sınıf-altı ve getto yoksuları arasında kavramsal bir ayrım olmakla beraber, çoğu kez, her iki kavram birbirinin yerine geçebilmektedir(Bıçkı 2005:16).
Sonuç itibariyle, kentsel yoksulluğun, davranışla ilgili boyutların vurgulandığı bağlamlarda 'sınıf-altı' yoksulluk kavramı; mekansal etmenin ve yapısal nedenlerin ön plana çıkarıldığı durumlarda 'getto yoksulluğu' kavramına başvurulmaktadır. Zira; her iki kategoriyi birleştiren, işsizlik, yetersiz eğitim durumu, bazen etnik dezavantaj gibi özelliklerin bulunması, bu iki kategori arasında katı bir ayrım yapılmasını da gereksiz kılmaktadır. Bu bağlamda, 'kentsel yoksullar' ifadesi yoksulluğun mekan ve davranış boyutlarını birlikte kapsayan bir üst çerçeve haline gelmektedir.
Yoksulluğu yoketmek büyük bir ütopya gibi olacağından daha mütevazi hedefler benimsenmek yoluna gidilmiştir. Bu durumda yoksulluğu azaltmak daha gerçekçi bir hedef olarak ortaya konulabilir. Bu hedefteki azaltmak kavramını operasyonalize etmek istersek toplumdaki yoksulluk hattının altında kalanların miktarını düşürmek olduğu söylenebilir. Bundan da daha ılımlı bir hedef olarak yoksulluğu hafifletme (alleviate) üzerinde durulabilir. Buradaki hafifletme sözcüğüyle anlatılmak istenilen yoksul insanların daha çoğunu yoksulluk çizgisi üstüne çıkarmak değil, yoksulluk çizgisi altında bulunanların yaşamını iyileştirmek, yoksulluğu daha taşınır hale getirmektir. Böyle bir hedef yoksulluğu bir olgu olarak kabul etmekte ona katlanmayı-kolaylaştırmaya-çalışmaktadır.
Yoksulluğu bir olgu olarak kabul eden yaklaşımlarda yoksulluğu hafifletmekten daha zayıf hedefler de konulabilmektedir. O da yoksullukla uğraşmaktır (cope with). Bu yaklaşımda varlığı kabul edilen yoksullukla bir ilgilenme vardır, ama bu ilgilenmenin yoksulluğu azaltmak ya da hafifletmek gibi açıkça ifade edilmiş olumlu bir yönü yoktur. Böyle bir uğraşmanın kaçınılmaz olarak böyle bir olumlu sonucu doğuracağı ileri sürülebilir.
Yoksulluk konusunda dikkat çeken bir diğer önemli noktada, kentsel yoksulların ikili bir dezavantajı beraberce yaşadıkları gerçeğidir. Kentsel yoksullar, bir yandan bireysel olarak bir yoksulluk durumu yaşamakta; diğer yandan, kendilerinin yaşam şartlarını iyileştirme çabalarını destekleyebilecek bilgi/beceri/sosyal bağlantıya sahip insanlarla bir arada olma şansını yitirmektedirler. Bireylerin amaçlarını gerçekleştirmesini destekleyen sosyal bağlantının zayıflığı, etkin topluluk normlarından yoksun bir çevreyi ortaya çıkarmaktadır. Bu durumda olan yoksulluk alanlarında, kültürel sosyalleşme ve örnek alma yoluyla kuraldışı davranış gösterme eğilimi artmaktadır. Böyle bir iklim içinde yetişen bireyler, düzenli iş-aile-eğitim kurumlarına yönelik negatif tutumu içselleştirmektedir. Diğer yandan, yoksulluk alanlarında yaşanan güvensizlik ve tehdit duygusu, bireyleri kendi akraba ve arkadaşları dışında kalan bireylerle ilişki kurmaktan kaçınmaya itmektedir. Bu durum sosyal bütünleşme açısından sorunlar doğurmaktadır(Rankin & Quane, 2000:142,143, akt.Bıçkı 2005:14).
Yoksulluğun en belirgin sonuçlarından birisi bireyin dışlanmasıdır. Çünkü yoksulluk kavramının bizzat kendisi dışlamayı içermektedir. Yoksulluk, ‘yok’u ve ‘yokluk’u ifade eder. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk, geçmişte daha çok insanın belli nesne ya da araçlardan yoksun olması anlamına gelirken, günümüzde insan olma niteliklerinden yoksunluk, onur duygusuna dayalı öz saygı, kendi güven gibi temel gereksinimlerden yoksunluk anlamına gelmektedir.
Yoksulluğun, beden ve zihin üzerindeki tahrip edici etkisi, insan yaşamına doğrudan bir saldırıdır. Günümüzde dünyanın birçok bölgesinde kitlesel ölümlerin nedeni olan yoksulluk, insanı yaşamın dışına itmekte, yok etmektedir. Bu bağlamda kapitalist dünya ekonomisi, dünya nüfusunun önemli bir kısmını yoksulluğa mahkum ederken, bir yandan da insanları tüketime yönelterek, yoksulluğun dışlayıcı etkisini belirginleştirici mekanizmalar yaratmaktadır. İnsan varlığının ve üretiminin tamamen değişim değeri üzerinden tanımlanması, insan varlığını metalaştırarak, bu dışlama mekanizmalarını pekiştirmekte ve derinleştirmektedir (www.ihd.gov.tr/rapozel/kongeransonuc2002/yoksulluk.html).
Sonuç itibariyle, kentsel yoksulluğun, davranışla ilgili boyutların vurgulandığı bağlamlarda 'sınıf-altı' yoksulluk kavramı; mekansal etmenin ve yapısal nedenlerin ön plana çıkarıldığı durumlarda 'getto yoksulluğu' kavramına başvurulmaktadır. Zira; her iki kategoriyi birleştiren, işsizlik, yetersiz eğitim durumu, bazen etnik dezavantaj gibi özelliklerin bulunması, bu iki kategori arasında katı bir ayrım yapılmasını da gereksiz kılmaktadır. Bu bağlamda, 'kentsel yoksullar' ifadesi yoksulluğun mekan ve davranış boyutlarını birlikte kapsayan bir üst çerçeve haline gelmektedir.
Diğer yandan, gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi İstanbul’da da, barınma sorununun yoksullar açısından öteden beri çözümsüz kaldığı görülmektedir. Yoksulların konut ihtiyaçlarını, devlet olanaklarına başvurmaksızın kendi yöntemleri ile çözmeye çalışmaları, bu ülke kentlerindeki sağlıksız kentleşmenin temel nedenidir. Büyük kentlere kırsal alandan yapılan göçler, bir çok gelişmekte olan ülke kentinde aşırı kalabalıklaşma, hava kirliliği, konut yetersizliği gibi sorunlara yol açmıştır. Kırsal alandan çeşitli nedenlerle yapılan göçler, bir çok gelişmekte olan ülke deneyiminin gösterdiği gibi, aynı zamanda kentsel yoksulluğun oransal artışı için bir neden oluşturmaktadır. Kentsel yoksulluk oranının artışı; bir yandan, kır kökenli yoksulların kentlere iş bulma ümidiyle gelmelerinden kaynaklanmaktadır. Göçün yanı sıra, yetersiz eğitim, işsizlik, gelir azlığı, aile büyüklüğü gibi faktörler de İstanbul’da kentsel yoksulluğun artışına neden olarak göze çarpmaktadır
Türkiye'deki kentsel yoksulluk ve onun kentleşme ve konut meselesiyle ilgisini kuran görüşler, daha çok gelirin ve kentsel rantın yeniden dağıtımı üzerinden olmaktadır. 1980 sonrasının liberalizasyon programları çerçevesinde, ücretler genel seviyesinin düşmesi ve devletin yeniden dağıtım işlevini, ekonomideki ağırlığının giderek azalmasına paralel olarak piyasaya bırakması, geniş toplum kesimleri arasındaki uzlaşmanın yıkılmasına ve büyük gelir uçurumlarının meydana gelmesine yol açmıştır. Türkiye'deki kentleşmeyi, gecekondulaşma-informelleşme-mafyalaşma üçgeninde açıklayan Işık ve Pınarcıoğlu'na göre (2001:77); 1980 öncesinin masum barınma ihtiyacının bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan gecekondu; devletin toplumsal kesimler arasındaki hakem rolünden çekilmesiyle beraber, kente önce gelenlerin, informal ilişki ağları yardımıyla, saldırgan bir servet edinme ve sınıf atlama aracı olmuştur. Kente sonra gelenler ise, el konabilecek kamu arazisi kalmadığı için kiracı konumunda kalmışlar ve yoksulluk sarmalını aşacak kaynaklara erişememişlerdir.
Yoksullukla mücadelede şüphesiz devlete önemli görevler düşmektedir. Ancak, tüm dünyada yoksullara direkt parasal yardımlarda bulunmayı öngören “sosyal yardım devleti” anlayışı artık önemini kaybetmiştir. Yoksulluğun ortadan kaldırılması için paternalizm çözüm değildir. Yoksulluk, ancak uzun vadede çözümlenebilecek bir sorun olarak düşünülmelidir. Bunun için de öncelikle piyasa ekonomisinin kurumsallaştırılması gereklidir. Piyasa ekonomisinin sonuçları her zaman adil bir gelir dağılımı anlamına gelmez. Bununla birlikte, sosyal yardım devleti ve paternalizm anlayışı dünyanın hiçbir yerinde yoksulluğa çözüm olmamış, aksine bireylerin daha tembel olmalarına ve iradi işsizliği benimsemelerine neden olmuştur. Yoksulluk sorununun ortadan kaldırılmasında ve azaltılmasında devlete düşen görevi iyi tanımlamak gerekir. Devlet, ekonomide mevcut birincil gelir dağılımını düzeltmek için aktif olarak piyasa ekonomisine müdahale etmeli midir? Gelir dağılımının düzeltilmesinde iradi iktisat politikaları uygulanmalı mıdır ve bu politikalar neler olmalıdır? İkincil gelir dağılımı politikalarının sınırları nelerdir? Kanaatimizce, tüm dünyada devletin değişen rolü ve görevleri karşısında gelir dağılımı ve yoksulluk sorunu ile mücadelede devletin rolünü yeniden tartışmak çok büyük önem taşımaktadır. Burada tekrarlamamız gereken önemli bir mesaj şudur: Devlet, bazı sorunların çözümü olduğu kadar, bazı sorunların da bizatihi kaynağıdır. Gelir dağılımı ve yoksulluk sorunu konusunda da bu geçerlidir. Devlet müdahaleleri kimi zaman mevcut gelir dağılımını ve yoksulluk sorununu daha da büyütebilir. Bu bakımdan gelir dağılımı ve yoksullukla mücadelede optimal politikaların neler olması gerektiği konusunda daha fazla tartışmak ve müdahalenin kapsamı ve sınırları üzerinde uzlaşmak gerekmektedir.
İstanbul’da görülen kentsel yoksulluğun çözümü de yine ilk etapta devletten geçmektedir. Devlet kentsel yoksulluğun nedenlerini iyi tahlil etmeli ve yoksul kesime yönelik kalkınma programlarını ortaya koymalıdır. Yerel yönetimlerde yoksul kesimin kentle bütünleşmesini sağlayacak önlemleri almalıdır. O insanları kentle barıştırmalı onlara bir kentlilik bilinci kazandırmalıdır. Bu konuda sivil toplum örgütleriyle ortak projeler hazırlayarak gecekonduları sefalet yuvaları olmaktan çıkarmalıdır. Buralarda yaşayan halkın eğitim ve mesleki bilgi düzeyini yükseltecek kurslar açmalıdır. Alt yapı yatırımlarıyla sağlık ve çevre problemleri halledilmelidir. En önemlisi bütün kesimlerce benimsenecek bir kentlilik bilincinin oluşturulması kaçınılmazdır.
Yoksulluğun kaynaklarından biri olan gelir dağılımı adaletsizliği giderilmeli kayıt dışı ekonomi ve faizden gelir elde eden kesimlere yönelik politikalar etkin bir şekilde uygulanarak gelir uçurumu kapatılmaya çalışılmalıdır. İstanbul metropoliten alanı artık bir dünya kenti olma yolunda ilerlemektedir. Bunun bilincinde olarak insanlarıyla barışmış, tüm yurttaşlarını kucaklayan bir yönetim anlayışı içerisinde, planlı bir gelişme ve uygun sosyal politikalar geliştirilerek çözüm yönünde adımlar atılmalıdır.
Hayat standartlarında ortaya çıkan dengesiz gelişmeler, gelir dağılımı bozuklukları ve ilave olarak pek çok dışsal etkenler yoksulluğu artırıcı etkiye sahiptir. Gelişme, çağdaşlaşma ve refah toplumu olma amacına uygun olarak, yoksullukla mücadele politikalarının geliştirilmesi ve süratle uygulanması önem kazanmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerdeki IMF programlarını değerlendiren Chossudovsky globalleşen yoksulluğa şu şekilde yaklaşmaktadır; “ Borç yükümlülükleri pek çok az gelişmiş ülkeyi boyunduruk altında tutarak, manevra yapabilme imkanından yoksun bırakmaktadır. Dikkat edildiğinde yapısal uyum programlarının hemen hemen tümünün asıl hedefinin de ülkelerin borç ödeme yeteneklerini bir şekilde yeniden tesisi etmek olduğu görülebilir. Pek çok az gelişmiş ülke, borç ve faiz ödemeleri yüzünden ne yatırım hamleleri için derman bulabilmekte ne de varolan kaynakları ihtiyaçlar ölçeğinde dağıtabilmektedir.
Özellikle yetmişlerin sonu ve seksenlerin başında yaşanan borç krizlerinde alıştığımız gibi özel şirket, banka ve belediyelerin borçlanmaları yapısal uyum programları ve IMF stand-by anlaşmaları çerçevesinde kamuya maledilmekte ve dolayısıyla bu borçlar gittikçe yoksullaşan halkların omuzlarına yüklenmektedir.
Az gelişmiş ülkelerdeki devletlerin mali krizleri “kısır döngü” içinde kıvranan hükümetlere adaletsiz vergilendirme olanağı sunmakta bu da özellikle az gelişmiş ülkelerde bir sosyal sınıftan diğer bir sosyal sınıfa gelir transfer edilmesi suretiyle cereyan etmektedir (Chossudovsky 1997:6).
Kısa vadede yoksulluğun azaltılması, uzun vadede de ortadan kaldırılabilmesi için öncelikle sorunun doğru saptanması ve çözüm sürecinde de doğru yöntemlerin kullanılması zorunludur. Bu süreçte sorunu saptama ve yöntem oluşturma noktasında ülkelerin özgül koşulları elbetteki önemlidir. Ancak özellikle uluslar arası kuruluşlar aracılığıyla ortak çözüm yöntemleri de geliştirilebilir. Alınacak önlemlerin sisteme bağlı uzun vadeli çözümlerle birlikte ancak onlardan da ivedi olarak kısa vadeli önlemlerin zorunluluğu ile birlikte düşünülmesi noktası kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır. Bu süreçte ‘Sosyal Kalkınma Dünya Zirvesi Eylem Programı’ (www.canaktan.org/ekonomi/yoksulluk/besinci-bol/bm.ikinci-yeryuzu.htm) dikkate alınarak şu önlemler alınabilir.

● Yoksulluk tüm yönleriyle tanımlanmalı,
● Yoksulların, yoksulluk sınırları ve toplumsal kategorileri tanımlanmalı,
● Yoksulluğun ölçümü ve tespitinde kullanılacak yöntemlerin tanımlanması,
● Yoksulluğa yol açan ekonomik, siyasal, toplumsal ve yapısal faktörlerin tanımlanması,
● Uygulanacak politika ve stratejilerin belirlenmesi
Yoksulluğun azaltılması ve uzun vadede ortadan kaldırılması sürecinde izlenecek / izlenmesi gereken politikalar:
▪ Toplumda, başta kadınlar olmak üzere tüm toplum katmanlarının okur-yazarlık düzeyeninin artırılması,
▪ Öğrenci merkezli öğretmen-öğrenci etkileşimine dayalı bir eğitim sisteminin yaşama geçirilmesi,
▪ Öğretmenlerin pedagojik ve genel yeteneklerinin en üst düzeye çıkarılması,
▪ Eğitim öğretimde kullanılan materyallerin en üst kaliteye çıkarılması,
▪ Eğitim ve öğretimde katılımcılık (öğrenci ve veli katılımı) arttırılmalıdır,
▪ Okul yönetimleri özerk hale getirilmeli, okullara sağlanan olanaklar arttırılmalıdır,
▪ Mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, ulusal ekonominin gereksinim işgücüne gereksinim duyduğu alanlara önceli verilmelidir,
▪ Yükseköğretimde kalite artırımı yaratılmalı, bilimsel ve ekonomik özerklik sağlanmalıdır,
▪ Kız öğrenciler teşvik edilmeli, gerekirse burs sistemi uygulanmalıdır,
▪ İktisadi büyüme maksimize edilmelidir,
▪ İşsizliğin azaltılması ve istihdamın arttırılması için gerekli önlemler alınmalı ve hayata geçirilmelidir,
▪ Makro ekonomik dengelerin yerleştirilebilmesi için siyasal istikrar sağlanmalıdır,
▪ Tarım arazileri ıslah edilmeli, bölgesel koşullar dikkate alınarak ürün yetiştirilmeli ve bu alanda çalışanlar sübvanse edilmelidir,
▪ Kayıt dışı ekonominin önüne geçebilmek için uygun vergi oranları uygulanmalıdır,
▪ Ulusal gelirin büyümesi sağlanması ve bölüşüm adil yapılmalıdır,
▪ Kadın emeği daha çok işgücüne katılımı sağlanmalı, bu yolla cinsiyet arası eşitsizliklerin önüne geçilmeli,
▪ Yoksulların toprak, kredi ve diğer üretken varlıklara erişim olanakları genişletilerek, yoksulların gelirlerinin ve ekonomiye entegrasyonlarının sağlanması,
▪ Yoksulların temel gereksinimlerinin karşılamak amacıyla sosyal koruma ve rehabilite planlarının hazırlanıp, hayata geçirilmesi,
▪ İnsanların uzun vadede yaşam kaliteleri yaşamlarını etkileyen çevresel faktörler düzenlemeli, sürdürülebilir bir kalkınma ve yoksulluğun azaltılması arasındaki bağ doğru kurulmalıdır,
▪ Toplumun mali ve idari kapasitesine uygun olarak, kendilerini destekleyemeyen kişileri desteklemek için, sosyal koruma sistemleri yaratılmalı ve sosyal entegrasyonunun en üst düzeyde yaratılması gereklidir.

KAYNAKÇA
AKAD, İSMAİL. Endüstri Sosyolojisi, D.E.Üniv. İİBF Yayını, İzmir:1982.
AKTAN, COŞKUN CAN. “Dünyada ve Türkiye’de İnsani Gelişme”, Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.
ALADA, ADALET B. VE DİĞ. “Küreselleşme, Yoksulluk ve Şiddet Bağlamında Sokak Çocukları”, Yoksulluk, Şiddet ve İnsan Hakları, TODAİE Yayını No: 311, Ankara:2002.
ALBAYRAK, Turgay. Üçüncü Dünyalaşma Bakış Açısı Çerçevesinde Kentsel Yoksulluk ve Dünya Bankası Stratejileri. Yüksek Lisans Tezi, 2002.
ASHCRAFT, R. “ Liberalism and the Problem of Poverty”, Critical Review, 6 (4), 493-514.
BAUMAN, ZGYMUNT . Çalışma Tüketicilik ve Yeni Yoksullar, İstanbul: Sarmal Yayınevi, 1999
BRİNKER, PAUL AND KLAS, JOSEPH. Poverty Manpower and Social Security, Texas Austin Press, Texas:1976.
CHOSSUDOVSKY, MICHEL. The Globalization of Poverty Impacts of IMF and World Bank Reforms.(Yoksulluğun Küreselleşmesi). Çev. Alper DUMAN. Zed Books, 1997.
DİLİK, SAİT. Türkiye’de Sosyal Sigortalar: İktisadi Açıdan Bir Tahlil Denemesi, AÜ SBF Yayını, Ankara:1971.
DPT. Milli Kültür Özel İhtisas Komisyonu Raporu, V. Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazırlık Çalışması, DPT yay., Ankara 1983.
DPT. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Gelir Dağılımının İyileştirilmesi ve Yoksullukla Mücadele ÖİK Raporu, Ankara:2001.
DUMANLI, RECEP. Yoksulluk ve Türkiye’de ki Boyutu, DPT Uzmanlık Tezi, Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara:1996.
EKİN, NUSRET. Türkiye’de Yapay İstihdam ve İstihdam Politikaları, İTO Yayını, İstanbul:2000.
ERDER,S. Yeni Kentliler ve Kentin Yeni Yoksulları. Toplum ve Bilim, Sayı 66, 1995.
ERDOĞAN, G. Türkiye’de Bölge Ayrımında Yoksulluk Sınırı Üzerine Bir Çalışma Devlet İstatistik Enstitüsü, Uzmanlık Tezi, Ankara 1996.
ERKAN, HÜSNÜ. Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, İş Bankası Yayınları, İstanbul:1994.
EŞ,MUHARREM. Yoksullukla Mücadele. Kocaeli Üniversitesi, 2000.
FİELD, FRANK. The Minimum Wage, Policy Studies Institute, London:1983.
FİŞEK, G. 2004. Yoksullukla Savaş. On Line: http://www.fisem.org.tr
IŞIK, O ve PINARCIOĞLU, M. “Nöbetleşe Yoksulluk- Sultanbeyli Örneği”. İletişim Yayınları, İstanbul 2001.
İNSEL, AHMET. ' İki Yoksulluk Tanımı' ve Bir Öneri' Toplum ve Bilim, sayı 89, 2001
KABASAKAL, Mehmet, Yoksulluğu Önleme Stratejileri, (iç), Türkiye’de Yoksulluk, Sosyo-Ekonomik Politikalar ve Sivil Toplum, s.31-35, TESEV Yayınları, 1998,
KARPAT, KEMAL. The Gecekondu, Rugal Migration and Urhanization, Cambiridge University Press, London 1976.
KAZGAN, GÜLTEN. Kuştepe Araştırması, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul:1999.
KELEŞ, RUŞEN. Kent Bilimleri Terimler Sözlüğü, TDK yayınları Ankara 1980.
KIRAY, MÜBECCEL. Kentleşme Yazıları, Bağlam Yayınları, İstanbul:1998.
KIRAY, MÜBECCEL. “Toplumsal Değişme ve Kentleşme”, Kentsel Bütünleşme, TGAV yay., Ankara 1982, ss. 57-66.
KIZILÇELİK, Sezgin, Sefaletin Sosyolojisi, Anı Yayıncılık, 2002, Ankara.

KIZILÇELİK, Sezgin, Küreselleşme ve Sosyal Bilimler, Anı Yayıncılık, 2001, Ankara.
LORDOĞLU, KUVVET. Enformel ve Yabancı Kaçak İstihdam Üzerine Notlar, Petrol-İş Yayını, Ankara:1989.
MANİSALI, E. 2001, Küresel Kıskaç. Otopsi Yayınları, İstanbul.
ORUÇ, YEŞİM M. ' Küresel Yoksulluk ve Birleşmiş Milletler', Toplum ve Bilim, sayı 89, 2001.
ÖKTEN, A.NURİ. İkili Kültürel Yapıda Kültür Bütünleşmesine Bir Yerel Yönetim Öyküsü, e.d.Korel Göymen, Ankara 1983.
ÖZDEK, YASEMİN. 'Küresel Yoksulluk ve Küresel Şiddet Kıskacında İnsan Hakları', Yoksulluk, Şiddet ve İnsan Hakları, (Edt.)Yasemin Özdek, 1.Baskı,Ankara:TODAİE/ İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, 2002

ÖZSOYLU,AHMET FAZIL. “Kayıtdışı Ekonomiden Kim Kazanıyor? Kim Kaybediyor?”, Ekonomik Forum Dergisi Şubat Sayısı, TOBB Yayını, Ankara:1994.
PARKER, HERMİONA.The Outer Circle Policy Unit, London:1980.
PINARCIOĞLU, MELİH - IŞIK, OĞUZ. 'Kent Yoksullarının Ağ İlşkileri: Sultanbeyli Örneği', Toplum ve Bilim, sayı 89, 2001
SECCOMBE, KAREN. “Beating the Odds, Versus, Changing the Odds: Poverty, Resilience and Family Policy”, Journal of Marriage and Family, May 2002, Vol.64, Issues 2, p.384.
SEYYAR, ALİ. 'Sosyal Siyaset Açısından Yoksullukla Mücadele'; Yoksulluk. Cilt I. (Edt.)A.Emre Bilgili-İ.Altan, 1.Baskı,İstanbul: Deniz Feneri Yayınları, 2003
SMİTH, BRİAN ABEL AND TOWSEND, PETER.The Poor and the Poorest, London:1965.
SÖNMEZ, MUSTAFA.“10 Boyutuyla 2000 İstanbul’u”, İstanbul Dergisi, Sayı:36, İstanbul:2001.
ŞENSES, FİKRET. Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk, İletişim Yayınları, İstanbul:2001.
ŞENSES, FİKRET. “Kriz, Dış Yardım ve Neoliberal Politikalar” Toplum ve Bilim, 77, Yaz.
ŞENYAPILI, TANSU. “Enformel Sektör”, Yoksulluk, (Der. A.H.Akder ve M.Güvenç), TESEV Yayınları, İstanbul:2000, ss.164-165.
TEKELİ, İLHAN. Gecekondulu, Dolmuşlu, İşportalı Şehir, Cem Yayınları, İstanbul:1976.
TEKELİ, İLHAN. Modernite Aşılırken Kent Planlaması, 1.Baskı, Ankara: İmge Kitabevi, 2001
TÜRKDOĞAN, ORHAN. Aydınlıktakiler ve Karanlıktakiler, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1982.
TÜSİAD, 2000. Türkiye’de Bireysel Gelir Dağılımı ve Yoksulluk. Yayın No: T/2000-12/295, İstabul.
www.canaktan.org/ekonomi/yoksulluk/besinci-bol/bm.ikinci-yeryuzu.htm.

www.canaktan.org/ekonomi/yoksul-luk/birinci-bol/aktan-vural-yoksulluk.pdf.

www.geocities.com/hablemitoglu/yoksulluk.

www.ihd.gov.tr/rapozel/kongeransonuc2002/yoksulluk.html.

YILDIZ, M.Zafer. Etnik İlişki Ağları Odaklı Bir Kent Yoksulluğu Çalışması. Yüksek Lisans Tezi, 2002.
                                 KENTSEL YOKSULLUK-1
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın