Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

 Koruma Bakım Ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmelik Taslağı
Görüşler

Sosyal Hizmet Uzmanı Rıza ELİTOK
secesme@hotmail.com

Sitemiz Yazarı
 

   
1) Taslağın 2. Bölüm Merkez Madde 6 (e) fıkrasında “danışmanca hazırlanacak mesleki” rapordan SİR mi? Yoksa her danışmanın mensup olduğu meslek grubuna göre hazırladığı özel bir rapor mu kast edildiği net değildir. Taslağın Tanımlar madde 4 (j) fıkrasında bahsedilen merkezde kadrolu veya geçici görevli olarak çalışan sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimcisi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik görevlisinin hazırlayacağı “mesleki rapor” türünün net olarak ifade edilmesi uygun olabilir. Söz konusu fıkrada ayrıca “merkezin teklifi il müdürünün onayı…” ile bahsi geçen danışmanca hazırlanacak mesleki rapora dayanan teklifin Merkezin KODE toplantısında ele alınarak “söz konusu teklifin” diğer meslek elemanlarıyla bir ekip görüşü doğrultusunda, teklifin olası riskleri, beklentileri, öngörülerinin kapsamlı bir değerlendirmesinden sonra KODE’de alınacak kararla il müdürü’nün onayına sunulması daha uygun olabilir. Ayrıca 8 çocuğa bir danışman verilmesi uygun görülmektedir. Çocukların eğitim-öğretim, okul kayıt ve takibi, araç –gerecinin temini hususlarında da yuva ve yurtlarda ki gibi başta öğretmenler öncülüğünde grup sorumluluklarının da oluşturulması taslakta yer almalıdır.



2) Taslağın 3. Bölüm Madde 10’da bahsi geçen çocuk kurulu tarafından seçilen “temsilcinin”görev ve sorumluluğunun daha işlevsel hale getirilmesi ve çocukların temsilcilik ve sorumluluk almaya yönelik teşvik edilmesi açısından “temsilcinin” aylık olarak “temsilci ücreti” adı altında (bir harçlık tutarı bazında olabilir) teşvik edilmesi, merkezde çocukların kendilerini idare etme, yönetime katılmaları açısından kilit roldeki “temsilcilik” görevinin cazip hale getirilmesini sağlayabilecektir. Söz konusu “temsilci ücreti” ayrıca merkez idaresi tarafından “temsilcinin” yönlendirilmesi, sorumluluğunu zamanında yerine getirip getirmediği açısından yapılacak bir değerlendirmede etkili bir faktör olarak kullanılabilir. Her ay temsilcinin kendisine verilen görevlerini yerine getirip getirmediği, hal ve davranışlarıyla çocuklara örnek olup olmadığı, merkezin idare ve kararlarına katılıp katılmadığı, motivasyon ve isteği, diğer çocuklar üzerindeki liderlik özellikleri değerlendirilerek temsilcinin uyarılması, eğitilmesi görev sorumluluğunun gereklerini yerine getirmediği anlaşıldığında ise “temsilci ücretinin” belli bir zaman diliminde kesilip kesilmeyeceği sosyal servis ve idare tarafından kararlaştırılmalıdır. “temsilci ücreti”nin temsilcinin performansını artırmaya yönelik etkili bir araç olarak kullanılması sağlanmalıdır.
3) Taslağın 3. Bölüm madde 11’de belirtilen ödül ve cezaların dışında KODE yetkisinde belirlenecek “çocukları örselenmemesine titizlikle dikkat edilerek” farklı ödül ve cezalarında ortaya konulması kurumsal özgüllüklerin ve “ödül-ceza” kriterlerinin çeşitliliği açısından faydalı görülebilir. Bu nedenle taslakta belirtilen “ödül-ceza” türleri dışında merkez idaresi ve sosyal servisince KODE’de yahut ödül ceza kurulunda çocukların özellikleri, beklentileri de dikkate alınarak çeşitlendirilmesi “ödül-ceza” sisteminin etkinliğini artırabilecektir. Bu esneklik “merkeze” rehabilitasyon sürecinde “pedagojik” veri ve uygulamaların etkililiğini ölçecek imkanlar sunmakta ve bu alanda deneyim yaratacak “yeni pedagojik” uygulamalarında ortaya çıkmasına vesile olacaktır. Yine bu maddede yılda 1 defa beş üyeden oluşturulan kurulun üyelerinden birinin mazareti sebebiyle kuruldan ayrılması durumunda boş kalan üyeliklere yeni üye kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilecekse kurul yedek üyelerinin de oluşturulması gereği net olarak ifade edilmelidir.
4) Taslağın Ödül ve cezalar madde 12’de ceza olarak belirtilen “üçte birlik harçlık kesiminin” caydırıcı olup olmadığı yeniden değerlendirilebilir. Bu kesintinin oranı biraz daha arttırılabilir. Yetiştirme yurtlarında yapılan harçlık kesinti oranlarının birkaç defaya mahsus da yapılmış olsa çocuklar tarafından etkili bir yaptırım olarak algılanmadığı yaşanılan örneklerden hareketle ileri sürülebilir. Dolayısıyla bu merkezlerde harçlıklara yönelik ceza yaptırımının ölçüsü ya biraz daha arttırılmalı ya da ilgili merkezlerin yetkisine bırakılması uygun görülmelidir. Esasında belirtilen kesim oranı dışında ki harçlık kesiminin ilgili merkezin yetkisine bırakılması daha uygun olacaktır. “Uyarılara rağmen bir ay içerisinde üç gün kuruluşça belirlenen saatten sonra izinsiz ve özürsüz geç gelen çocuğa kurul tarafından 1/3 oranında eksik harçlık tahakkuk ettirilmesi” hususu cezaya sebep veren durumun niteliği itibariyle yeterli görülebilir. Ancak başka hususlarda bu kesinti oranı daha da arttırılabilir. Yine bu maddede “ 7 gün merkezde kalmayıp, kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklar adına harçlık tahakkuk ettirilmez” denmektedir. Burada ki 7 gün en üst sınır olarak mı ele alınmış? Mesela çocuk 5 gün gelmedi 6. günde geldi. Bu halde 7 günü doldurmadığından çocuğa harçlık kesimi uygulanmayacak mı? Ya da ayda sadece 2 gün kuruluştan izinsiz olarak ayrıldığı görüldü. Bu 2 günlük durumun harçlık bazında kesintisi olacak mı? Eğer belirtilen ibare olduğu gibiyse çocukların bu limit sınırını her ay kullanacakları ve 6 günlük izinsiz “bi nevi izinli” durumunu istismar edecekleri şüphesizdir. Bu nedenle gelmeyen günden itibaren harçlık kesiminin “gelmeyen gün” itibariyle hesaplanarak kesilmesi uygun olacaktır.

Yine bu maddenin (ç) fıkrasında “merkezde kalan çocuklara ve çalışan personele sözel ve fiziksel şiddette bulunan çocuklara bu kurul tarafından 1/3 oranında eksik harçlık tahakkuk ettirilir, tekrarı halinde bir ay harçlık tahakkuk ettirilmez” denmektedir. Bu tür merkezlerde kalan çocukların ağırlıklı özellikleri itibariyle “gasp, kapkaç, şiddet, hırsızlık süreçleri içerisinden gelmeleri vb.) merkezde birbirlerine ve çalışan personele karşı aşırı şiddet, tehdit vb. uygulamaları sergileyecekleri kuşkusuzdur. Yeterli güvenlik önlemi alınmadığı durumlarda gerek çocukların gerekse de personelin ciddi hayati tehlikelerle karşı karşıya gelebilecekleri şüphesizdir.(bakınız başta İstanbul, İzmir, Adana, Antep, Ankara Sokakta yaşayan ve madde kullanan çocuklara yönelik hizmet veren merkezde yaşanmış örnek olaylar) Bu nedenle böyle ciddi bir risk durumuna karşı 1/3 oranında bir harçlık kesiminin zaten şiddet kullanmaya, örselemeye ve örselenmeye meyilli çocuklar açısından dikkate alınabilecek bir yaptırım olduğunu düşünmek güçtür. Bu nedenle (ç) fıkrasının yeniden ve titizlikle, bu alanda yaşanan örnek olaylar dikkate alınarak ve bu alanda çalışmış deneyimli personelin görüşü alınarak daha caydırıcı ve gerçekten etkili olabilecek önlem ve cezaların uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde mağdur durumdaki çocukları rehabilite etmeye çalışan personel ile diğer rehabilitasyon için kuruluşta kalan çocuklar ciddi mağduriyetler içine sürüklenip telafi edilemez sonuçlara yol açılacaktır. Öncelikle bu merkezlerde personelin ve çocukların sıkı bir güvenliği sağlanmalıdır. Güvenlik boşluğunu ya da zaafiyetini iyi hesap edebilen şiddet kullanmaya ve örselemeye alışmış, anti-sosyal, psiko-patalojik sorunları olan çocukların güvenlik boşluğu ve zafiyetinden güç alarak sınırsız ve gayri- ahlaki isteklerini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyecekleri kuşkusuzdur. Bu merkezlerde personelin hiçbir tehdit, baskı ve etki altında kalmadan rahatlıkla görevini ifşa etmeleri sağlanmalıdır. Rehabilite olmak için gelmiş/gönderilmiş çocukların da rahat, huzurlu ve güvenli bir ortamda ezilmeden/ezdirilmeden kendilerini yeniden rehabilite etmeleri, topluma katılmaları ve normalleşmeleri titizlikle takip edilmelidir.
Peki ne yapılmalı ve ne gibi caydırıcı önlemler alınmalıdır. Öncelikle “bu alanda deneyimli ve ideali olan, bu çocukların kazanılabileceği ve içinde bulundukları olumsuz durumun sebebinin kendilerinin olmadığına samimiyetle inanmış” gönüllü idareci ve personelin bu alanda görev almalarına öncelik tanınmalıdır. Rast gele seçilmiş, pedagojik deneyimi olmayan, bu alanı hiç bilmeyen; önyargılı, sabırsız ve güvensiz, devamlı sorunlardan “sorunlu çocuktan uzak duran-kaçan” personel ve idareci daha en baştan merkezin hedef ve çalışmalarını sekteye uğratacak ve kısır döngüye sokacaktır. Bu ön koşuldan sonra, merkezde huzursuzluk çıkaran, merkezin işleyiş ve düzenini bozan, diğer çocuklara ve personele sözel ve fiziksel şiddet uygulamaktan kaçınmayan çocuğun davranışlarının altındaki nedenler ve alınması gereken önlemler en kısa sürede merkez sosyal servisi ve idaresi tarafından araştırılmalı, çocuğa öncelikle “hemen ceza verme, basitçe uyarma,nasihat etme, tehdit etme” yaklaşımından kaçınılarak yaklaşılmalı, kendisini anlatması, ifade edebilmesi sağlanmalı, çocuğun psikolojik ve ruhsal özellikleri (zaafları, olumlu yanları, iç çatışmaları, ne istediği) iyice anlaşılmalı, ortaya koyduğu davranışın üzerinde çocukla polemiğe girilse dahi ciddi olarak karşılıklı uzun uzun tartışmaktan kaçınılmamalı, merkezin olumsuz davranışlara yönelik yaklaşımı, kararlılığı ve hassasiyeti çocuğa hissettirilmeli, çocuğun davranışları altındaki nedenler tam olarak ortaya konulmadan ve çocuğun yeterince bu konuda kendisini anlattığına kani olmadan çocuğa yönelik ilgi ve yakınlık kesilmemelidir. Çocukta hemen düzelme ve gelişme olacağı beklenilmemeli. Çocukla yapılan karşılıklı mülakat ve irdeleme sürecinden sonra çocuk “tehdit edilmeden, merkezin hedefleri ve personelin merkezde bulunmasının amacı iyice anlatılarak, çocuğun içinde bulunduğu durum geçmiş ve geleceği ile çocuğa yansıtılarak” merkezin düzen ve amacında kararlı olduğu ve sonuçlarının ciddi olarak takip edileceği izlenimi verilerek uygun ve kararlı bir üslupla çocuk aynı olumsuz davranışı bir daha yapmaması konusunda (çocuğa ihtiyacı dışında hiçbir maddi ve manevi koşul ve ödül sunulmadan, gereksiz yere yapılan ve çocuğu olumlu yönde etkiler diye sunulan maddi ve manevi ödüllendirme ve vaatler çocuk tarafından ‘uslu durma’ ödülü olarak algılanabilir ve olumsuz davranışını uzun vadede pekiştirip kısırdöngüye sokabilir. İlerde çocuk söz konusu ilgi, maddi ve manevi ödüllere ulaşmak için tekrar olumsuz davranışlar sergilemekten kaçınmayacaktır.) uyarılmalıdır. Yapılan uyarıdan sonra çocuk dikkatlice takip edilmeli, yakın ilgi ve mülakat süreci sonlandırılmamalıdır. Çocuktan gelen bildirimde pişmanlık ve istenç dışı, kontrolsüz davranış gösterme(patalojik bulgu) durumu tespit edildiğinde, çocukla ileriye dönük tedavi planı hazırlanmalı, çocuk durumuna göre psikiyatriye gitmesi konusunda teşvik edilmelidir. Çocuğun ilgi ve yetenekleri üzerinden çeşitli kurslar, etkinlikler, faaliyetler(sosyal, sportif, kültürel, sanatsal vb.) devreye sokulmalı ve çocuğun katılması sabırla teşvik edilmelidir. Çocuğun samimi temel ihtiyaç ve beklentileri titizlikle not edilmeli ve karşılanacağına yönelik çocuğa güvence ve kararlılık hissettirilmelidir.(daha ilk başta yerinde ve zamanında gerçekleştirilmeyen sözler, çocuğun merkeze, personele olan güven ve inandırıcılığını temelinden sarsacaktır.) Tüm bu uygulamalara rağmen çocuğun sözel ve fiziksel şiddet ölçütünün devam edip etmediği, devam ediyorsa geçmişe nazaran içerik ve şiddetinin dozajı (çocuğa ilk olumsuz davranışından sonra yapılan müdahaleler ve çalışmalardan sonra çocukta ki olumsuz yaklaşımın hepten ortadan kalktığını beklememek lazım.) titizlikle takip edilir. Tüm çabalara rağmen aynı biçimde davranışlarını sürdüren ve bu davranışları altında istenç dışı patalojik bir durumun anlaşılması neticesinde çocuğun durumu idare ve sosyal servisçe tekrar değerlendirilir. Çocuk değerlendirmeye göre ya bir kez daha uyarılır ya da tedbiren bir psikiyatrik kliniğine güvenlik görevlisinin ve meslek elemanının refakatinde sevk edilir ve klinikte bir süre yatılı olarak psikiyatrik tedavi görmesi sağlanır.(çünkü artık merkezde durması hem kendisinin, hem diğer çocukların hem de personelin güvenliği açısından risk teşkil edecektir.) Son olarak her hangi bir tedavi ve uyarıyı kabul etmeyen çocuk, kuruluş güvenlikçisi ve meslek elemanı refakatinde kuruluştan kısa süreliğine uzaklaştırılabilir.(mecbur kalındığı için yapılan bu uzaklaştırmanın süresi ilk defa uygulanacaksa aynı akşam belli bir saate kadar olabilir. çocuk uzaklaştırıldığı esnada meslek elemanı tarafından çocuğa kesinlikle ‘kin ve intikam duygularıyla’ uzaklaştırıldığı hissi verilmeden, bu sürecin merkezin işleyiş ve düzenin bozulmaması açısından gerekliği olduğu sabırla anlatılmalıdır.) İlgili çocuk şube birimi uyarılarak çocuğun kısa süreliğine merkezden uzaklaştırıldığı bilgisi verilir. Merkezin uyarı ve kararlığını hisseden çocuk eğer akşam kendi isteğiyle kuruluşa gelirse, nöbetçi amir ve güvenlik görevlisi tarafından sıcak ve anlayışlı bir tarzda karşılanır. Çocuk ‘dersini aldın mı’ tarzında bir yargıya kapılmamalıdır. Hiçbir aceleci müdahalede bulunulmadan çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmeli, çocuğun merkezdeki hal ve davranışları titizlikle takip edilmeli, duş ve yemek ihtiyacı varsa karşılanmalıdır. Bundan sonra ki süreçte çocukla sürekli konuşulmalı, ilgilenilmeli(sadece olumsuz davranışları üzerinde gelişen bir ilgi ve konuşma olmamalı) ve çocuğun gelişimi takip edilmelidir.
5) Taslağın Merkez Madde (6) b fıkrasında “Çocuk Koruma İlk Müdahale Birimi” nin yapısı, hangi ve kaç personelden oluşturulacağı, merkeze bağlı bu birimin “merkez” den tam olarak hangi işleyiş ilkeleri ve örgütlenme şeması ile ayrıldığı net değildir. Mahkemelerden gelen çocuklar öncelikle “çocuk koruma ilk müdahale birimine mi alınmalı” bu birimler rehabilitasyon sürecinin 1. basamağı olarak mı görülmektedir. Çocuk bu birimden hangi durumlarda ayrılmalı, birimden ayrılıp merkeze gönderilen çocuk tekrar birime gelebilir mi(örneğin merkezde uyum sağlayamayan çocuk)? Birimde belirtilen ilk müdahale süreci, merkezde ki müdahale süreciyle örtüşmemekte midir? Eğer çoğu durum örtüşüyorsa birim- merkez ayrımı yapmaya gerek var mı? Ayrıca çocuk ilk müdahale birimine gelmeden il müdürlükleri bünyesinde oluşturulması gereken bir “çocuk koruma ilk müdahale komisyonunca” çocuğun bir birimde yatılı olarak kalmasının uygun olup olmayacağı ayrıntılı bir araştırmayla tespit edilmelidir.
6) Halen sokakta yaşayan, madde kullanan(ki bu merkezlerde kalan çocukların önemli bir kısmı da suç işlemiş veya suça sürüklenme potansiyeli taşımaktadır.) çocuk/gençlere hizmet veren gençlik merkezlerinin bu merkezlerle ilişkisi nasıl olacaktır. Bu merkezler arasında bir işbirliği ve transfer süreci ön görülmekte midir? Bu merkezin örgütlenme şeması ile gençlik merkezlerinin benzerlikleri bulunmaktadır.
7) Merkeze bireysel bir suçla gelen, sadece bir ya da iki kez suç işlemiş çocuk/gençlerin bu merkezlerde tedbir kararıyla diğer çocuklarla bir araya getirilmesi çocukta ki bireysel suç eğilimini “öğrenilmiş davranış” şeklinde grupsal ya da çete dediğimiz bir dönüşüme uğratma riski mevcuttur. Birbirleriyle etkileşime geçen ve benzer yaşam deneyimlerine sahip çocuk/gençler merkezde bir araya gelip grupsal veya organize suç işleme sürecine yönelebilirler. Bu nedenle mahkeme sürecinde il sosyal hizmetler müdürlüklerinin çocuk merkeze tedbir kararıyla gönderilmeden önce titizlikle müdahil olmaları gerekmektedir. Bireysel suçlar işlemiş, bir yada iki kez suça karışmış çocuk kapsamlı bir araştırmadan sonra son çare olarak merkeze yerleştirilmelidir.

 



Bize Ulaşın