|
|
1) Taslağın 2. Bölüm Merkez Madde 6 (e) fıkrasında “danışmanca
hazırlanacak mesleki” rapordan SİR mi? Yoksa her danışmanın mensup
olduğu meslek grubuna göre hazırladığı özel bir rapor mu kast edildiği
net değildir. Taslağın Tanımlar madde 4 (j) fıkrasında bahsedilen
merkezde kadrolu veya geçici görevli olarak çalışan sosyal çalışmacı,
psikolog, çocuk gelişimcisi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik
görevlisinin hazırlayacağı “mesleki rapor” türünün net olarak ifade
edilmesi uygun olabilir. Söz konusu fıkrada ayrıca “merkezin teklifi il
müdürünün onayı…” ile bahsi geçen danışmanca hazırlanacak mesleki rapora
dayanan teklifin Merkezin KODE toplantısında ele alınarak “söz konusu
teklifin” diğer meslek elemanlarıyla bir ekip görüşü doğrultusunda,
teklifin olası riskleri, beklentileri, öngörülerinin kapsamlı bir
değerlendirmesinden sonra KODE’de alınacak kararla il müdürü’nün onayına
sunulması daha uygun olabilir. Ayrıca 8 çocuğa bir danışman verilmesi
uygun görülmektedir. Çocukların eğitim-öğretim, okul kayıt ve takibi,
araç –gerecinin temini hususlarında da yuva ve yurtlarda ki gibi başta
öğretmenler öncülüğünde grup sorumluluklarının da oluşturulması taslakta
yer almalıdır.
2) Taslağın 3. Bölüm Madde 10’da bahsi geçen çocuk kurulu tarafından
seçilen “temsilcinin”görev ve sorumluluğunun daha işlevsel hale
getirilmesi ve çocukların temsilcilik ve sorumluluk almaya yönelik
teşvik edilmesi açısından “temsilcinin” aylık olarak “temsilci ücreti”
adı altında (bir harçlık tutarı bazında olabilir) teşvik edilmesi,
merkezde çocukların kendilerini idare etme, yönetime katılmaları
açısından kilit roldeki “temsilcilik” görevinin cazip hale getirilmesini
sağlayabilecektir. Söz konusu “temsilci ücreti” ayrıca merkez idaresi
tarafından “temsilcinin” yönlendirilmesi, sorumluluğunu zamanında yerine
getirip getirmediği açısından yapılacak bir değerlendirmede etkili bir
faktör olarak kullanılabilir. Her ay temsilcinin kendisine verilen
görevlerini yerine getirip getirmediği, hal ve davranışlarıyla çocuklara
örnek olup olmadığı, merkezin idare ve kararlarına katılıp katılmadığı,
motivasyon ve isteği, diğer çocuklar üzerindeki liderlik özellikleri
değerlendirilerek temsilcinin uyarılması, eğitilmesi görev
sorumluluğunun gereklerini yerine getirmediği anlaşıldığında ise
“temsilci ücretinin” belli bir zaman diliminde kesilip kesilmeyeceği
sosyal servis ve idare tarafından kararlaştırılmalıdır. “temsilci
ücreti”nin temsilcinin performansını artırmaya yönelik etkili bir araç
olarak kullanılması sağlanmalıdır.
3) Taslağın 3. Bölüm madde 11’de belirtilen ödül ve cezaların dışında
KODE yetkisinde belirlenecek “çocukları örselenmemesine titizlikle
dikkat edilerek” farklı ödül ve cezalarında ortaya konulması kurumsal
özgüllüklerin ve “ödül-ceza” kriterlerinin çeşitliliği açısından faydalı
görülebilir. Bu nedenle taslakta belirtilen “ödül-ceza” türleri dışında
merkez idaresi ve sosyal servisince KODE’de yahut ödül ceza kurulunda
çocukların özellikleri, beklentileri de dikkate alınarak
çeşitlendirilmesi “ödül-ceza” sisteminin etkinliğini artırabilecektir.
Bu esneklik “merkeze” rehabilitasyon sürecinde “pedagojik” veri ve
uygulamaların etkililiğini ölçecek imkanlar sunmakta ve bu alanda
deneyim yaratacak “yeni pedagojik” uygulamalarında ortaya çıkmasına
vesile olacaktır. Yine bu maddede yılda 1 defa beş üyeden oluşturulan
kurulun üyelerinden birinin mazareti sebebiyle kuruldan ayrılması
durumunda boş kalan üyeliklere yeni üye kabul edilip edilmeyeceği, kabul
edilecekse kurul yedek üyelerinin de oluşturulması gereği net olarak
ifade edilmelidir.
4) Taslağın Ödül ve cezalar madde 12’de ceza olarak belirtilen “üçte
birlik harçlık kesiminin” caydırıcı olup olmadığı yeniden
değerlendirilebilir. Bu kesintinin oranı biraz daha arttırılabilir.
Yetiştirme yurtlarında yapılan harçlık kesinti oranlarının birkaç defaya
mahsus da yapılmış olsa çocuklar tarafından etkili bir yaptırım olarak
algılanmadığı yaşanılan örneklerden hareketle ileri sürülebilir.
Dolayısıyla bu merkezlerde harçlıklara yönelik ceza yaptırımının ölçüsü
ya biraz daha arttırılmalı ya da ilgili merkezlerin yetkisine
bırakılması uygun görülmelidir. Esasında belirtilen kesim oranı dışında
ki harçlık kesiminin ilgili merkezin yetkisine bırakılması daha uygun
olacaktır. “Uyarılara rağmen bir ay içerisinde üç gün kuruluşça
belirlenen saatten sonra izinsiz ve özürsüz geç gelen çocuğa kurul
tarafından 1/3 oranında eksik harçlık tahakkuk ettirilmesi” hususu
cezaya sebep veren durumun niteliği itibariyle yeterli görülebilir.
Ancak başka hususlarda bu kesinti oranı daha da arttırılabilir. Yine bu
maddede “ 7 gün merkezde kalmayıp, kuruluştan izinsiz ayrılan çocuklar
adına harçlık tahakkuk ettirilmez” denmektedir. Burada ki 7 gün en üst
sınır olarak mı ele alınmış? Mesela çocuk 5 gün gelmedi 6. günde geldi.
Bu halde 7 günü doldurmadığından çocuğa harçlık kesimi uygulanmayacak
mı? Ya da ayda sadece 2 gün kuruluştan izinsiz olarak ayrıldığı görüldü.
Bu 2 günlük durumun harçlık bazında kesintisi olacak mı? Eğer belirtilen
ibare olduğu gibiyse çocukların bu limit sınırını her ay kullanacakları
ve 6 günlük izinsiz “bi nevi izinli” durumunu istismar edecekleri
şüphesizdir. Bu nedenle gelmeyen günden itibaren harçlık kesiminin
“gelmeyen gün” itibariyle hesaplanarak kesilmesi uygun olacaktır.
Yine bu maddenin (ç) fıkrasında “merkezde kalan çocuklara ve çalışan
personele sözel ve fiziksel şiddette bulunan çocuklara bu kurul
tarafından 1/3 oranında eksik harçlık tahakkuk ettirilir, tekrarı
halinde bir ay harçlık tahakkuk ettirilmez” denmektedir. Bu tür
merkezlerde kalan çocukların ağırlıklı özellikleri itibariyle “gasp,
kapkaç, şiddet, hırsızlık süreçleri içerisinden gelmeleri vb.) merkezde
birbirlerine ve çalışan personele karşı aşırı şiddet, tehdit vb.
uygulamaları sergileyecekleri kuşkusuzdur. Yeterli güvenlik önlemi
alınmadığı durumlarda gerek çocukların gerekse de personelin ciddi
hayati tehlikelerle karşı karşıya gelebilecekleri şüphesizdir.(bakınız
başta İstanbul, İzmir, Adana, Antep, Ankara Sokakta yaşayan ve madde
kullanan çocuklara yönelik hizmet veren merkezde yaşanmış örnek olaylar)
Bu nedenle böyle ciddi bir risk durumuna karşı 1/3 oranında bir harçlık
kesiminin zaten şiddet kullanmaya, örselemeye ve örselenmeye meyilli
çocuklar açısından dikkate alınabilecek bir yaptırım olduğunu düşünmek
güçtür. Bu nedenle (ç) fıkrasının yeniden ve titizlikle, bu alanda
yaşanan örnek olaylar dikkate alınarak ve bu alanda çalışmış deneyimli
personelin görüşü alınarak daha caydırıcı ve gerçekten etkili olabilecek
önlem ve cezaların uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde mağdur
durumdaki çocukları rehabilite etmeye çalışan personel ile diğer
rehabilitasyon için kuruluşta kalan çocuklar ciddi mağduriyetler içine
sürüklenip telafi edilemez sonuçlara yol açılacaktır. Öncelikle bu
merkezlerde personelin ve çocukların sıkı bir güvenliği sağlanmalıdır.
Güvenlik boşluğunu ya da zaafiyetini iyi hesap edebilen şiddet
kullanmaya ve örselemeye alışmış, anti-sosyal, psiko-patalojik sorunları
olan çocukların güvenlik boşluğu ve zafiyetinden güç alarak sınırsız ve
gayri- ahlaki isteklerini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyecekleri
kuşkusuzdur. Bu merkezlerde personelin hiçbir tehdit, baskı ve etki
altında kalmadan rahatlıkla görevini ifşa etmeleri sağlanmalıdır.
Rehabilite olmak için gelmiş/gönderilmiş çocukların da rahat, huzurlu ve
güvenli bir ortamda ezilmeden/ezdirilmeden kendilerini yeniden
rehabilite etmeleri, topluma katılmaları ve normalleşmeleri titizlikle
takip edilmelidir.
Peki ne yapılmalı ve ne gibi caydırıcı önlemler alınmalıdır. Öncelikle
“bu alanda deneyimli ve ideali olan, bu çocukların kazanılabileceği ve
içinde bulundukları olumsuz durumun sebebinin kendilerinin olmadığına
samimiyetle inanmış” gönüllü idareci ve personelin bu alanda görev
almalarına öncelik tanınmalıdır. Rast gele seçilmiş, pedagojik deneyimi
olmayan, bu alanı hiç bilmeyen; önyargılı, sabırsız ve güvensiz, devamlı
sorunlardan “sorunlu çocuktan uzak duran-kaçan” personel ve idareci daha
en baştan merkezin hedef ve çalışmalarını sekteye uğratacak ve kısır
döngüye sokacaktır. Bu ön koşuldan sonra, merkezde huzursuzluk çıkaran,
merkezin işleyiş ve düzenini bozan, diğer çocuklara ve personele sözel
ve fiziksel şiddet uygulamaktan kaçınmayan çocuğun davranışlarının
altındaki nedenler ve alınması gereken önlemler en kısa sürede merkez
sosyal servisi ve idaresi tarafından araştırılmalı, çocuğa öncelikle
“hemen ceza verme, basitçe uyarma,nasihat etme, tehdit etme”
yaklaşımından kaçınılarak yaklaşılmalı, kendisini anlatması, ifade
edebilmesi sağlanmalı, çocuğun psikolojik ve ruhsal özellikleri
(zaafları, olumlu yanları, iç çatışmaları, ne istediği) iyice
anlaşılmalı, ortaya koyduğu davranışın üzerinde çocukla polemiğe girilse
dahi ciddi olarak karşılıklı uzun uzun tartışmaktan kaçınılmamalı,
merkezin olumsuz davranışlara yönelik yaklaşımı, kararlılığı ve
hassasiyeti çocuğa hissettirilmeli, çocuğun davranışları altındaki
nedenler tam olarak ortaya konulmadan ve çocuğun yeterince bu konuda
kendisini anlattığına kani olmadan çocuğa yönelik ilgi ve yakınlık
kesilmemelidir. Çocukta hemen düzelme ve gelişme olacağı beklenilmemeli.
Çocukla yapılan karşılıklı mülakat ve irdeleme sürecinden sonra çocuk
“tehdit edilmeden, merkezin hedefleri ve personelin merkezde
bulunmasının amacı iyice anlatılarak, çocuğun içinde bulunduğu durum
geçmiş ve geleceği ile çocuğa yansıtılarak” merkezin düzen ve amacında
kararlı olduğu ve sonuçlarının ciddi olarak takip edileceği izlenimi
verilerek uygun ve kararlı bir üslupla çocuk aynı olumsuz davranışı bir
daha yapmaması konusunda (çocuğa ihtiyacı dışında hiçbir maddi ve manevi
koşul ve ödül sunulmadan, gereksiz yere yapılan ve çocuğu olumlu yönde
etkiler diye sunulan maddi ve manevi ödüllendirme ve vaatler çocuk
tarafından ‘uslu durma’ ödülü olarak algılanabilir ve olumsuz
davranışını uzun vadede pekiştirip kısırdöngüye sokabilir. İlerde çocuk
söz konusu ilgi, maddi ve manevi ödüllere ulaşmak için tekrar olumsuz
davranışlar sergilemekten kaçınmayacaktır.) uyarılmalıdır. Yapılan
uyarıdan sonra çocuk dikkatlice takip edilmeli, yakın ilgi ve mülakat
süreci sonlandırılmamalıdır. Çocuktan gelen bildirimde pişmanlık ve
istenç dışı, kontrolsüz davranış gösterme(patalojik bulgu) durumu tespit
edildiğinde, çocukla ileriye dönük tedavi planı hazırlanmalı, çocuk
durumuna göre psikiyatriye gitmesi konusunda teşvik edilmelidir. Çocuğun
ilgi ve yetenekleri üzerinden çeşitli kurslar, etkinlikler,
faaliyetler(sosyal, sportif, kültürel, sanatsal vb.) devreye sokulmalı
ve çocuğun katılması sabırla teşvik edilmelidir. Çocuğun samimi temel
ihtiyaç ve beklentileri titizlikle not edilmeli ve karşılanacağına
yönelik çocuğa güvence ve kararlılık hissettirilmelidir.(daha ilk başta
yerinde ve zamanında gerçekleştirilmeyen sözler, çocuğun merkeze,
personele olan güven ve inandırıcılığını temelinden sarsacaktır.) Tüm bu
uygulamalara rağmen çocuğun sözel ve fiziksel şiddet ölçütünün devam
edip etmediği, devam ediyorsa geçmişe nazaran içerik ve şiddetinin
dozajı (çocuğa ilk olumsuz davranışından sonra yapılan müdahaleler ve
çalışmalardan sonra çocukta ki olumsuz yaklaşımın hepten ortadan
kalktığını beklememek lazım.) titizlikle takip edilir. Tüm çabalara
rağmen aynı biçimde davranışlarını sürdüren ve bu davranışları altında
istenç dışı patalojik bir durumun anlaşılması neticesinde çocuğun durumu
idare ve sosyal servisçe tekrar değerlendirilir. Çocuk değerlendirmeye
göre ya bir kez daha uyarılır ya da tedbiren bir psikiyatrik kliniğine
güvenlik görevlisinin ve meslek elemanının refakatinde sevk edilir ve
klinikte bir süre yatılı olarak psikiyatrik tedavi görmesi
sağlanır.(çünkü artık merkezde durması hem kendisinin, hem diğer
çocukların hem de personelin güvenliği açısından risk teşkil edecektir.)
Son olarak her hangi bir tedavi ve uyarıyı kabul etmeyen çocuk, kuruluş
güvenlikçisi ve meslek elemanı refakatinde kuruluştan kısa süreliğine
uzaklaştırılabilir.(mecbur kalındığı için yapılan bu uzaklaştırmanın
süresi ilk defa uygulanacaksa aynı akşam belli bir saate kadar olabilir.
çocuk uzaklaştırıldığı esnada meslek elemanı tarafından çocuğa
kesinlikle ‘kin ve intikam duygularıyla’ uzaklaştırıldığı hissi
verilmeden, bu sürecin merkezin işleyiş ve düzenin bozulmaması açısından
gerekliği olduğu sabırla anlatılmalıdır.) İlgili çocuk şube birimi
uyarılarak çocuğun kısa süreliğine merkezden uzaklaştırıldığı bilgisi
verilir. Merkezin uyarı ve kararlığını hisseden çocuk eğer akşam kendi
isteğiyle kuruluşa gelirse, nöbetçi amir ve güvenlik görevlisi
tarafından sıcak ve anlayışlı bir tarzda karşılanır. Çocuk ‘dersini
aldın mı’ tarzında bir yargıya kapılmamalıdır. Hiçbir aceleci müdahalede
bulunulmadan çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmeli, çocuğun
merkezdeki hal ve davranışları titizlikle takip edilmeli, duş ve yemek
ihtiyacı varsa karşılanmalıdır. Bundan sonra ki süreçte çocukla sürekli
konuşulmalı, ilgilenilmeli(sadece olumsuz davranışları üzerinde gelişen
bir ilgi ve konuşma olmamalı) ve çocuğun gelişimi takip edilmelidir.
5) Taslağın Merkez Madde (6) b fıkrasında “Çocuk Koruma İlk Müdahale
Birimi” nin yapısı, hangi ve kaç personelden oluşturulacağı, merkeze
bağlı bu birimin “merkez” den tam olarak hangi işleyiş ilkeleri ve
örgütlenme şeması ile ayrıldığı net değildir. Mahkemelerden gelen
çocuklar öncelikle “çocuk koruma ilk müdahale birimine mi alınmalı” bu
birimler rehabilitasyon sürecinin 1. basamağı olarak mı görülmektedir.
Çocuk bu birimden hangi durumlarda ayrılmalı, birimden ayrılıp merkeze
gönderilen çocuk tekrar birime gelebilir mi(örneğin merkezde uyum
sağlayamayan çocuk)? Birimde belirtilen ilk müdahale süreci, merkezde ki
müdahale süreciyle örtüşmemekte midir? Eğer çoğu durum örtüşüyorsa
birim- merkez ayrımı yapmaya gerek var mı? Ayrıca çocuk ilk müdahale
birimine gelmeden il müdürlükleri bünyesinde oluşturulması gereken bir
“çocuk koruma ilk müdahale komisyonunca” çocuğun bir birimde yatılı
olarak kalmasının uygun olup olmayacağı ayrıntılı bir araştırmayla
tespit edilmelidir.
6) Halen sokakta yaşayan, madde kullanan(ki bu merkezlerde kalan
çocukların önemli bir kısmı da suç işlemiş veya suça sürüklenme
potansiyeli taşımaktadır.) çocuk/gençlere hizmet veren gençlik
merkezlerinin bu merkezlerle ilişkisi nasıl olacaktır. Bu merkezler
arasında bir işbirliği ve transfer süreci ön görülmekte midir? Bu
merkezin örgütlenme şeması ile gençlik merkezlerinin benzerlikleri
bulunmaktadır.
7) Merkeze bireysel bir suçla gelen, sadece bir ya da iki kez suç
işlemiş çocuk/gençlerin bu merkezlerde tedbir kararıyla diğer çocuklarla
bir araya getirilmesi çocukta ki bireysel suç eğilimini “öğrenilmiş
davranış” şeklinde grupsal ya da çete dediğimiz bir dönüşüme uğratma
riski mevcuttur. Birbirleriyle etkileşime geçen ve benzer yaşam
deneyimlerine sahip çocuk/gençler merkezde bir araya gelip grupsal veya
organize suç işleme sürecine yönelebilirler. Bu nedenle mahkeme
sürecinde il sosyal hizmetler müdürlüklerinin çocuk merkeze tedbir
kararıyla gönderilmeden önce titizlikle müdahil olmaları gerekmektedir.
Bireysel suçlar işlemiş, bir yada iki kez suça karışmış çocuk kapsamlı
bir araştırmadan sonra son çare olarak merkeze yerleştirilmelidir. |
|
 |
|
|