Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


YEREL YÖNETİMLER, SOSYAL HİZMETLER VE 21. YÜZYILDA SOSYAL HİZMETİ
BELEDİYECİLİKTE YAPILANDIRMAK ÜZERİNE ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI
/ SOSYAL HİZMET UZMANI KAHRAMAN EROĞLU İLE BİR SÖYLEŞİ
(İstanbul / Aydın-Çine 2009)

Aziz ŞEKER: Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Kahraman EROĞLU: 1952 Erzincan Doğumluyum. İlk, orta, liseyi Erzincan'
da, Yüksek öğrenimi de Sosyal Hizmetler Akademisinde 1972-1976
yıllarında yaptım. Öğrencilik yıllarım ve memuriyet hayatım hep
mücadele ile geçti. Her yerde, her biçimde insan hak ve
özgürlüklerinin gasp edilmesine karşı çıktım. Siyasi nedenlerle
memuriyet hayatımda çok sürgün dönemleri yaşadım. Çok yakında sürgün
anılarım kitap olarak yayınlayacağım. 1997-2004 yılları arasında
İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yaptım. Bana ve Halkıma göre
başarılı bir İl müdürlüğü dönemi yaptım. O dönemde teftiş kurulu
başkanı (yine aynı arkadaş) Niyazi Yılmazın ifadesine göre:
"İstanbul'a soruşturma için gelen müfettiş sayısı küçük illere
gidenlerden daha az"dı. Gururla da söylüyorum ki, siyasi yanım dışında
görevden alınmamla ilgili kimse laf edemedi. 2004 yılında görevimden
alındım. İki yıl sonra mahkemeyi kazandım tekrar geri döndüm, on beş
güm içerisinde Ankara'dan her gün telefonla arandım ne zaman
ayrılacağım diye. Baskılara boyun eğip biat etmediğim için Edirne'ye
İl müdürü olarak sürüldüm. Uzun zamandır benimle çalışmak isteyen
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgülün teklifi üzerine Şişli
belediyesine Başkan Yardımcısı olarak geçtim. Genel Müdürlük altı
dakikada tüm işlerimi yapıp muaffakat verdi.

Aziz ŞEKER: Öncelikle sizin, Sosyal hizmet ile olan bağınıza eğilelim.
Bu bağın ne zaman hangi koşullarda kurulduğunu anlatabilir misiniz?

Sizin döneminizde toplumsal mücadelenin ve öğrenci hareketlerinin
neresindeydi sosyal hizmet?

Sosyal hizmet tarihinde hiç kuşkusuz onurlu insanlar var. Benim aklıma
Ali Kemal ve diğerleri geliyor. (Arşivimden 1976 kışında okul
kantininde Ali Kemal, Mehmet Emin, Ramazan Elhüseyni, Nurdan Avcı,
Fatih Güven, Ergun Mut, Meral Konuk, Abdil Karataş gibi
dönemdaşlarınızın yer aldığı fotoğrafa bakıyorum bu arada...)

Sosyal hizmet mesleğinden toplumsal mücadeleye emek ya da hayatlarını
veren birçok insan oldu. Neden bu mücadeleyi sosyal hizmet ile
bütünleştiremediler? Oysa sosyal hizmetin değerleri siyasal bağlamda
insancıl-toplumcul kapıları açmaya yetmiyor muydu? Toplumsal
mücadelenin yanıbaşında daha mı eksik kalıyordu? Sosyal hizmetin
tarihi Türkiye'de solun tarihi kadar üzerinde durulması gereken bir
olgudur. Örnek vermek gerekirse siz sürüldünüz. Somut olan bu. Ve
başkaları da...

Kahraman EROĞLU: Sosyal Hizmetlerle bağım Adana Huzurevine sosyal
hizmet uzmanı olarak atanmamla başladı. Öğrencilik yıllarımız çok
hareketli geçti. Resimde saydığın arkadaşlar dönem ve yol
arkadaşlarımızdı. Hepsiyle çok derin ve mücadele anlamında önemli
anılarımız var. Özellikle Ali Kemalle. Ali Kemal'i kendi ellerimle
toprağa verdim. Unutamıyorum kaza sonucu ölüşünü. Adana'da sosyal
hizmet uzmanlığını çok başarılı yürüttüm. Daha doğrusu senin de ifade
ettiğin gibi sosyal düşüncelerimize, inançlarımıza mesleki kimliğimizi
ve bilgimizi katarak zenginleştirdik. Huzurevinde yaşlılarla mesleki
çalışma yaparken, o dönemde çok yaygın olan sıtma hastalığının
getirdiği psiko-sosyal sorunlarla da ilgilendim. Pamuk işçilerinin
sorunlarına eğildim. Nüfus planlaması, kadın hakları ile ilgili
sorunlara el attım. Balıkçıların sorunları ile ilgili kooperatif
kurulmasına öncülük ettim. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Güney Doğu
Şube başkanı olarak Adana'da mesleğimizi ilgilendiren pek çok soruna
eğildim. Tüs-Der şubesini, Tüm-Der şubesinin kuruluşu için emek sarf
edip ortak mücadele için derneğimizle birlikte hareket ettik. Şube
başkanlığım, halkın sorunlarına yakınlığım, Tüs-Der yöneticiliğim
sebebiyle İstanbul'a sürgün edildim. O yıllarda Tam Gün yasası vardı
Adana'da 21 bin lira maaş alırken İstanbul'da 11 bin lira maaş
alınıyordu bölge farkı nedeniyle. Dolayısı ile ekonomik ceza ön
plandaydı.
Toplumsal mücadelede bedel ödeyenler; niçin bu mücadeleyi sosyal
hizmetlerle bütünleştiremediler sorusuna gelince. Bizim dönemimizde
sosyal hizmet mesleği açıkça Amerika mesleği olarak görülüyordu.
Bizler toplumsal sorunlarla ilgilenip ülkeyi kurtarmakla meşgulken
sosyal hizmetle ilgili konuları, kitapları açıkça küçümsüyorduk.
Eleştiri yapmam gerekirse yanlış mıydı? diyemem çünkü o zamanki
koşullar öğleydi. Her gün bir öğrenci elinde kitabı ile sokakta,
okulda öldürülürken, okula giderken servis taranacak mı, okul, ev
basılacak mı? diye kaygıyla beklerken mesleki konularla yeteri kadar
ilgilenemedik. Örneğin bu sebeple dil öğrenmedik. Benim mesleki
hayatımda başarılı olmamı öğrencilik yıllarımda aldığım sağlam temele
bağlıyorum. Diyalektiği iyi kavramamız eğitim çalışmalarında aldığımız
felsefi, toplumsal, siyasi bilinç genelinde dünyayı özelinde yurdumuzu
tanımamızda önemli oldu. Yıllar sonra okulda aldığımız siyasi bilinç,
sosyal gelişme yanında o zor koşullarda çok ta iyi mesleki eğitim
aldığımıza inanıyorum. O yıllarda hemen hemen tüm illerde
meslektaşlarımız tüm sivil toplum örgütlerinde yönetici veya yönetimde
görev aldılar. Bayram Çam meslektaşımız yeraltı maden iş sendikası
genel sekreteri oldu. Mesleki mücadele Taner Arnaz'ın dernek genel
başkanı daha sonrada genel müdür olması ile ivme kazandı. Basında
mesleğin tanınması, yeni kurumlar açılması (koruyucu, önleyici,
rehabilite edici vs) mesleki mücadeleyi de geliştirdi. Birde sosyal
Hizmetlerin kurumsallaşmasının da etkisi büyük. Bugün bile halen
kurumlarda sık sık yönetmelikler değiştirilmekte, meslek
elamanlarımızın çalışma koşulları diğer meslek örgütlerine göre geri.
Halen otobüslerle meslektaşlar ev incelemesine gönderilmek isteniyor,
çalışma odaları yok, adliyelerde merdiven aralığında, hastanelerde
başhekim sekreterliğinde oturtulmak isteniliyor. Burada
meslektaşlarımızın suçu yok mu dersen çok derim. Mücadele ederek
hakların alınacağını bilmeliyiz. Ancak mesleki örgütümüze dahi sahip
çıkma konusunda gevşek oluşumuz, ufak tehdit, baskı karşısında sinme
refleksi göstermemiz mesleki gelişimimiz açısından olumlu olmayan
özelliklerimiz. Zaten yöneticiler bunu çok iyi bildikleri için en çok
korktukları, kendilerine tavır koyacak meslektaşların çeşitli
soruşturma baskılar sonucu yıldırarak diğer meslektaşlara öncülük
etmesini engellendi. Kimler derseniz emekli olamaya zorlanan, her ay
bir yere tain edilerek bıktırılıp kurum değiştiren veya görev
bırakanlar...

Aziz ŞEKER: Türkiye'de Sosyal hizmet alanları son yıllarda sayısı
artan sosyal hizmet uzmanı "yamaklarıyla" doldu. Dolmakta da. Mesleki
değerleri savunmaktansa, bunlara, değer yargılarını, dar çevrelerinden
edindikleri kültürü savunmak daha kolay geliyor. Böylece ortaya
sığıntı, birilerinin "kulu" olmuş meslek elemanları çıkıyor.

Bir meslek elemanı olarak meslek hayatınızda; duruşunuz, etiğiyle
varlığını ve değerini koruyor. Hem bir deneyim alanı hem de
alandakilere bir ışık olsun, meslekli yaşantınızı ilk günlerinizden
itibaren anlatır mısınız? Neler yaşadınız? Size neler yaşattılar?

"Grevli, toplu sözleşmeli bir sendika", kuruluş tarihi 19 Ekim 1992.
Sosyal Hizmet- Sen'in kuruluşu bu sözü edilen hedefe bağlılıkla
gerçekleşiyor. Siz de kurucular arasındaydınız. Nasıl bir dönemdi?

Kahraman EROĞLU: Özgeçmişimi anlatırken kısaca değinmiştim. Adana'da
başladı mesleki mücadelem. Huzurevinde çalışırken benden önceki Sosyal
Hizmet Uzmanı (birlikte de bir yıl çalıştık) Yönetim tablosunda adının
ambar memurundan sonra yazılmasına ve resminin yapıştırılmasına ses
çıkartmamıştı. Müdür Sağlık İdaresi mezunu, yardımcısı lise mezunu
birisiydi. Mesleği kabul ettirtmek huzurevimizdeki yerimizi tanıtmak
anlamında çok uğraştım. Müdür tüm personelle iyi ilişki içerisinde
olmam yaşlılar tarafından kabul görmemi farklı değerlendirerek polis
çağırtarak beni ihbar etti. Huzurevi yaşlı odaları arandı sürekli
takip edildim. Daha sonra Huzurevi müdür vekili oldum. Dernek
başkanlığım, diğer dernek yöneticilikleri nedeniyle İstanbul'a
sürüldüm. İstanbul'da çeşitli kurumlarda sosyal hizmet uzmanı olarak
görev yaparken çeşitli okullarda ahlak bilgisi, psikoloji, müzik
öğretmenlikleri yaptım. Arif Sağ müzik evinde iki yıl şan dersi ve
bağlama eğitimi alarak farklı bir alanda da gelişmeye karar verdim. 12
Eylül Faşizminde kısa süreli tutuklandım, hoş olmayan yerlerde kaldım.
Zeytinburnu'nda huzurevi müdürü oldum. Hiç kurulmamış yaşlılar
korosunu kurarak İstanbul'daki tüm huzurevlerinde kalan yaşlılardan
profesyonel yaşlı korosu hazırladım Kıbrıs dahil birçok İlde konserler
verdik, pek çok televizyonlara çıktık.
Melih Gökçek döneminde önce açığa alındım, sonra Eskişehir'e sürüldüm
on sekiz ay kaldım. İnşaat işçileri huzurevlerinde gömme banyolu
odalarda kalırken ben otel odalarında, öğretmen evinde kaldım, her
hafta İstanbul'a gelip döndüm. Siirt'e anketör olarak gönderildim
ancak tepki göstererek dört ay rapor alarak gitmedim. Mahkemeyi
kazanıp geri döndüm. İki ay sonra bir çuval müfettiş gönderilerek
yeniden görevden alındım bu sefer daha uzağa Bayburt'a gönderildim.
Bir odacı bir müdür bir sekreterden ibaret İl müdürlüğüne uzman olarak
atandım. Bir yıl kaldığım Bayburt'ta bir tek evrak geldi evlat edinme
vakası olarak. Bazen müdür şehre gezmeye giderdi döndüğünde "çimse
celdi mi?" derdi. Bende Faruk bey kim gelecek kim tanıyor ki burayı
diye takılırdım. İki otelin her odasında bir yıl kaldıktan sonra
mahkeme kararı ile İstanbul'a huzurevi müdürlüğüne döndüm.
Doğru-Yol, CHP hükümeti döneminde İl müdür yardımcısı oldum. Kendi
çapımda güzel işler yaptım. Genel Müdür Bülent İlik'in de zeki
çalışmaları ile İl müdürlüğünü üçe ayırdık, böylece bölge müdürlüğü
gibi yerinde aktif hizmet içeren çalışmalarla İstanbul'da hareketlilik
sağlandı. Ancak kendi meslektaşlarımız başta olmak üzere yeniliğe,
gelişmeye açık olmayanlar çeşitli eleştirilerle bölge çalışmalarının
kaldırılmasına sebep oldular. Bu dönemde başlayan toplu sözleşmeli
sendika mücadelesinde önceleri İstanbul daha sonra yurt genelinde
sosyal-hizmet-sen'in örgütlenmesinde aktif rol aldım. İstanbul'daki
çalışmaları, Ankara'dan Burhan Görür, Rahmetli Ali Asker Ulusan,
Balıkesir'den Hakkı Kurtuluş arkadaşlarımızın çalışmaları ile
birleştirip Sosyal Hizmet-Sen i kurduk. Ankara'da yapılan genel
kurulda en fazla oy alan üçüncü kişi olarak sendika yönetiminde toplu
sözleşme sekreteri oldum. Sendikal mücadelemiz kısa sürede çok iyi
gelişti Tüm illerde çalışanlarımızın umudu olduk. Dönemin bakanı Önay
Alpago ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonunda "Başbakanlık
tazminatını" kazandık. O dönemde maaşın yarısı tutarında olan tazminat
şimdi bir gazete bedelinde yanılmıyorsam. İl müdür yardımcılığım da
sendika mücadelesinde aktif yol almam yine rahatsızlık yarattı.
Refah-Yol hükümeti kuruldu yine ilk akla ben geldim. Trafik kazasında
ağbimi kaybettiğim gün beni telefonla arayan personel daire başkanı
dilekçe verip İstanbul'da bir yerleri istememi, aksi takdirde kaderime
razı olacağımı bakan adına iletildi. O zamanlar uzlaşmacılar, adam
bulup yerlerini koruyanlar, hemen politika değiştirip dümen suyuna
gidenler yerlerinde kalırken bana Kars göründü. Bir sene Kars'ta
sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştım. Kars'a çokta hizmet verdim.
Korkudan gidilmeyen tüm köyleri, ilçeleri gezerek ayni-nakdi yardımdan
yüzlerce ailenin yararlanmasına yardımcı oldum. Adım maaş bağlayan
kişi olarak anılıyordu. Kars'ta sağlık müdürlüğüne kreş açılmasına
öncülük ettim. Çeşitli derneklerle projeler yürüttüm sendika
çalışmalarına da destek oldum. Mahkemeye dava açmıştım, davayı
kazandım geri gelmeyi beklerken münhal kadro olmadığından Bingöl İl
Müdür yardımcılığına atandım. Kars'tayken bir anımı anlatarak geçmek
istiyorum. İstanbulda yıllarca çalışmış pek çok meslektaşımıza
yardımımız oldu. Kars'a giderken herkeste de cep telefonu vardı.
Sürgün psikolojisi en yakın meslektaşlarından destek moral
bekliyorsun. Dayanışma ruhu sürgünü canlı tutar mücadele gücü verir.
Herkesten destek umuyorsun. Soğuk karlı bürgün telefonum çaldı eşim
kızım aramıştır düşünürken İstanbul'dan bekçi Arif aradı: "Müdürüm
görevden alındın sürüldün elimden bir şey gelmez ama evinizin elektrik
su parasını yatırırım pazara giderim eşine kızına söyle," demesi beni
çok etkilemişti. Kaldığım misafirhanede o gün arif için saz çalıp
türkü söyledim. Daha sonra İl müdürü olduğum da hiç aramayanlar,
sormayanlar yağ çekerek çiçeklerle tebrike gelip mevki makam
isterlerken bekçi Arif gittiği uzak sürgün yerinden geri gelmeden
emekli oldu. Böyle onurlu kişiler sosyal hizmetlerde de var. Kars'tan
Bingöl'e sürüldüm hemen mahkemeye dava açtım kısa sürede mahkemeyi
kazanarak geri döndüm. Anap-Sol-MHP hükümetinde Dr. Bülent İlik'in
genel müdür olduğu dönemde İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdür vekili
olarak görevlendirildim. Bir yıl vekilliğim sonucu Bakan Hasan
Gemici'nin onayı ile asaleten İl müdürü oldum. İl müdürlüğüm sürecinde
genel müdürün Bülent Bey olması, birikimlerimizin de yardımı ile
başarılı müdürlük yaptım, diyebilirim. Sosyal Hizmetlerin tanınmasında
medyayı iyi kullandık. Yazılı ve görsel basın sosyal hizmetleri bizim
dönemimizde tanıdı. Özellikle sokak çocukları alanındaki başarımız
bizi markalaştırdı.500 civarında aile hakkında dava açtık, Özellikle
Esra Ceyhan'la A dan Z ye programı aracılığı ile kuruluşlar ve
mesleğimiz geniş halk kitlelerine tanıtıldı.

Aziz ŞEKER: Birazda Sosyal hizmete kavram olarak eğilelim. Sosyal
hizmetin anlamını, sosyal hizmetin kaynaklarını, ortaya çıkış
koşullarını genel olarak nasıl değerlendirebiliriz? Belediyecilik
hizmetleri içindeki konumlanışı nasıl olageldi?

Kahraman EROĞLU: Sosyal Hizmet kavramını kitaplar dolusu yazabiliriz.
Kısaca bana göre tüm ihtiyaç kesimlerine konumlarına uygun insan
onuruna yaraşır bir tarzda profesyonelce yapılan hizmetler bütünüdür,
diyebiliriz.
Bir huzurevinde çalışırken bir daire başkanı ücretsiz kalan bir
yaşlıya tek kişilik oda verdim diye, "parası olmayana tek oda
verilmez," diyerek, iptal ettiğini unutamıyorum. Bana göre bu hizmet
sosyal hizmet değil tüccar hizmetidir. Sosyal Hizmetin kaynaklarını
çok iyi tespit etmek lazım. Öncelikli olarak halkı iyi tanımalıyız,
halkın sorunlarını, sıkıntılarını yüreğimizde hissetmemiz gerekir.
Bizim dönemimizde belli puanın üstünde olan 300 kişi çağırılıp
mülakatla 50 öğrenci alınırdı. Benimle mülakat yapan Ferit hoca
gecekonduda yaşayan halkın sorunlarını sormuştu. Seçilen öğrenciler
ülke sorunlarına duyarlı okuyan, araştıran meslektaşlardı. Şimdiki
öğrenciler bu konularda zayıflar.
Belediyecilik sosyal olması halinde halka daha yakın olmaları
nedeniyle başarılı sosyal hizmet verebilirler. Ben bir gün okula on
beş gün gitmeyen bir öğrenci için velisini görüşmeye çağırdığımda veli
"okulla belediyenin ne alakası var" anlamadım demişti. Görüştükten
sonra teşekkür etti. Sorunu ekonomikti. Okulun istediği katkı payını
veremediği için okula gitmediği anlaşıldı. Okulu arayarak para
alınmamasını sağladım.
Toplum merkezleri, gençlik merkezleri, yaşlı kahveleri, semt
pazarları, engelli merkezleri yerel yönetimlerin halk için açtığı
sosyal kurumlar olarak ses getiriyor. Şişli olarak tüm mahallelerde
sosyal merkezimize ulaşım için çeşitli gönüllü önderler oluşturduk.

Aziz ŞEKER: Sosyal hizmet günümüz Türkiye'sinde Belediyecilik
hizmetlerinde önceliği hangi temeller üzerine kurulmalıdır? Nasıl
yapılandırılabilir? Sosyal hizmet mesleği belediyelerde etkin bir
yerde mi? Sosyal hizmet uzmanının belediyecilik hizmetlerindeki rolü
ve işlevi neler olmalıdır?

Kahraman EROĞLU: Sosyal hizmet uzmanının görevi belediyelerde çok
önemli. Her şeyden önce diğer kurumların aksine belediyelerde ekonomik
sıkıntı ve kısıtlılık yok. İstediğin çalışmayı çok katı bürokratik
engellere takılmadan yapabilirsin. Örneğin sosyal hizmetlerde bir
yuva, huzurevi açmak için bir dolu işlem yaparken belediyelerde meclis
onayı alarak istediğin işi bir günde başarabilirsin. Halkın içinde
olunduğu için belediyelerde sosyal hizmetler daha önemli. Zaten yurt
dışında da okullar dahil tüm sosyal kurumlar belediyeye bağlı
çalışıyorlar. Ancak meslek elamanlarının istihdam edilmesi koşulu ile.
Şu anki yerel yönetimlerde; yol, asfalt, kaldırım belediyeciliği ağır
bastığı için tüm personel teknik elamanlardan oluşuyor. Bu alanda ben
çok mücadele ettim yani benim ömrüm hep mücadele ile geçti. Burada da
sosyal belediyeciliği kabul ettirtmek için çalıştım başardım da.
Şişli'de tüm engelli derneklerine yer vererek çalışmaları
destekleniyor, çocuklara, yaşlılara, kadınlara yönelik kurumlar açtık.
Evde yaşlı, hasta hizmetlerini geliştirdik.

Aziz ŞEKER: Sosyal hizmetin rahat soluk aldığı, varlığını kabul
ettirdiği toplumsal dönemlere baktığımız zaman; Türkiye açısından
gelişmesinin, devrimle - karşı devrim arasında yaşanan çarpışmaların
karşı devrim lehine döndüğü yıllarda tersine döndüğünü görmekteyiz.
Örneğin 27 Mayıs ve 12 Eylül; biri sosyal hizmetleri / sosyal devleti
/ sosyal refaha dayalı bir bakış açısını verirken, diğeri bütün
bunları yok etmeye, silmeye çalıştı adeta. Bir disiplin ve meslekle
koşullar arasında bu değin yakın bir ilişki olabilir mi? Türkiye'de bu
bağlamda durum ne?

Kahraman EROĞLU: Sosyal hizmetlerin gelişmişliği, ülkenin siyasi,
sosyal ve ekonomik gelişmişliği ile bağlantılıdır bence. Özellikle en
küçük ekonomik, demokratik hakların gasp edildiği dikta yönetimlerinde
sosyal devletin sosyalliği yok edilir. 12 Mart, 12 Eylül
yönetimlerinde kitapların yasaklandığı, aydınların tutuklandığı,
sosyal kelimesinin kullanılmasından bile rahatsız olan karşı
devrimcilerin sosyal hizmetlerin gelişmesine katkı vermelerini
bekleyemeyiz. Prof. Dr Emre Kongar o dönemlerde görevden alınmadı mı?
Sosyal devlet/sosyal refah; insan haklarına saygılı, insanların
mutluluğunu savunan, çalışanların haklarını almaları için demokratik
haklarını en geniş anlamda kullanma hakları dikta rejiminde yok
edilmekte. Sosyalliğin sadece adı kalmaktadır. Sosyal hizmet mesleği
faşist yönetimlerde tahammül edilmez mesleklerden biridir. Bize
tutukluyken "mesleğin ne?"diye polisler sorduğunda sosyal hizmet
deyince, "belli sosyalist komünist olduğun" demeleri her şeyi
gösteriyor.

Aziz ŞEKER: Son yılların en sık kullanılan kavramı olan küreselleşmeyi
konumuzla bağlantılı olarak ele alalım isterseniz. Küreselleşme sosyal
hizmet mesleği açısından nasıl kavranmalıdır? Küreselleşme kimin
çıkarınadır? Küreselleşme, Sosyal hizmetin işlevini / önemini ortadan
kaldırabilir mi? Küreselleşmenin sosyal belediyecilik üzerine
etkileri? Başka bir ifadeyle küreselleşmenin belediyecilik
hizmetlerine ve hizmetler içinde sosyal hizmete etkisi?
Küreselleşmenin olumsuz sosyo-ekonomik sonuçlarına karşı bir tepki
"örgütlenecek" olursa içine neleri alabilmelidir? Sosyal hizmet nasıl
bir duruş sergilemelidir?

Kahraman EROĞLU: Küreselleşme, vahşi kapitalizm sosyal hizmet mesleği
açısından çelişkilerin en yoğun yaşandığı, krizin derinleşip halkın
ekonomik yönden güçsüzleşip, her türlü aile içi ve toplumsal
sorunların gün yüzüne çıktığı bir üretim biçimi aşamasıdır. Üretici
güçlerin gelişimine engel olan üretim biçimi beraberinde bir dolu
sorunları da getirir. Dolayısı ile küreselleşmenin getirdiği sömürü
baskı, işsizlik işçi sınıfı başta olmak üzere dar gelirli tüm
çalışanları etkilemektedir. Daha fazla kar, daha fazla sömürü isteyen
kapitalizmin yaratmış olduğu sorunlar sosyal hizmet uzmanları mesleği
için en önemli çalışma alanları olmaktadır. Göç sonucu oluşan sosyal
sorunlar, çarpık kentleşmenin getirdiği sokakta çalışan, yaşayan
çocuklar, tinerciler, baliciler, yankesiciler, cinayetler, aile içi
şiddet, boşanmalar, terkler, yabancılaşma...
Sosyal Hizmetin duruşu başkaldırıcı olmalı, düzenle uzlaşmacı değil
temelinde hak arayıcı mücadeleci anlayışta olmalıdır. Uluslararası
sosyal hizmet örgütü ile uyumlu enternasyonal bir mesleki çalışma
içerisinde olmalıdır.

Aziz ŞEKER: 21. Yüzyıl Türkiye'sinde toplumsal eşitsizlikler /
toplumsal sorunlar boğucu bir hâl alırken sosyal hizmete disiplin ve
meslek olarak ne gibi görevler düşmektedir? Bu arada aklıma gelmişken
engelliler için ya da daha özele indirelim örneğin bu gruptan
görmeyenler için belediyelere bağlı huzurevleri var mı?

Kahraman EROĞLU: Toplumsal eşitsizlik ve toplumsal sorunlar sorunların
boğucu hal alması demek insanların yaşam standartlarının en aza inmesi
demektir. İnsanların yoksulluğu, acıları geçim sıkıntısı en çok sosyal
hizmet mesleğini ilgilendirir, depremde, selde, doğal afetlerde en çok
halka destek veren yararı olan meslek örgütüyüz. Meslek elamanı olarak
diğer meslek elamanları ile birlikte psiko-sosyal çalışmalar
yapmalıyız. Toplum merkezleri bu anlamda önemli kurumlardır.
Belediyelere bağlı gündüz bakım merkezleri var. Görme engelliler için
huzurevi daha açılmadı, bence gerekte yok onlar kendilerini diğer
insanlardan ayrı görmüyorlar. Huzurevlerinde veya tüm yaşam
ünitelerinde engelliler için düzenleme yapılması yeterli başka
ayrıcalığa gerek yok.

Aziz ŞEKER: 21. yüzyılda toplumsal sorunlarla mücadelede insanlığın
rotası hangi yönde olmalıdır? Bu minvalde Türkiye'de siyasetin sosyal
tarihinden ne ummalıyız? Gelecek ile ilgili öngörünüz?

Kahraman EROĞLU: Benim inancım sosyal adaletin en geniş şekilde
kurulduğu, insan hak ve özgürlüklerin korkusuzca savunulacağı yeni bir
değişim hareketinin ülke yönetimine hâkim olması ile sorunlar asgariye
iner. Tüm ezilenlerin kurtuluşu için devrim şart.

Aziz ŞEKER: Sizin sanatçı kişiliğinizden söz edelim biraz. Türk halk
müziği deyince aklıma hep Ali Ekber Çiçek gelir. Dinlediğim
parçalarınızda Anadolu ezgilerine adanmış bu buğulu tınıyı da gördüm.
Sanat yaşamınızdan söz eder misiniz?

Kahraman EROĞLU: İstanbul'a sürgün geldiğimde Arif Sağ'dan iki yıl
ders aldım. Sürgünler, kıyımlar, acılar sazımın tellerinde öfke
sesimde direnme gücü yarattı. Sürgün gittiğim hiç bir yerde ağlamadım,
uzlaşmacı olmadım, teslimiyet bataklığına hiç saplanmadım. Erzincan
türkülerini temel teşkil ederek tüm yörelerden sesime uyan türkülerle
çalıştım. Amatör bir ruhla kızıma atfen iki kaset yaptım "Öncüye
Türküler "sadece eşe dosta dağıttığım CD leri www.kahramaneroglu.com  dan
meslektaşlarım dinleyebilirler.

Aziz ŞEKER: Sevgili Kahraman Hocam teşekkürler...

Kahraman EROĞLU: Sevgili Aziz dostum bana değer verip, mesleki
çalışmamı, mücadelemi ve müzik çalışmalarımı önemseyip kaleme aldığın
için teşekkür ederim. Sevgi ile kal...

 


       
    

SÖYLEŞİLERİMİZİ SİTEMİZ YAZARI
 AZİZ ŞEKER GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.
 

  UYARI!
©
Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.

Google