Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 




 KADININ STATÜ KAZANIMI

Av. Arzu Besiri / Sitemiz Yazarı
İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Yüksek Lisans Öğrencisi
arzubesiri@yahoo.com.tr


   Kadının doğurma gücünün karşısında erkeğin doğurtma gücünü ele alırsak, hep kadınlar değiş tokuş aracı olarak görülür. Çünkü erkek her zaman etkin, kadın her zaman edilgendir. Nüfusu ve dolayısıyla iş gücünü arttırmak için kadın değiş tokuş edilmelidir. Bu yüzden kadınlar kabileler arasında değiş tokuş edilmiş ve nesneleştirilmiştirler. Bu dıştan evlenme durumu değiş tokuş ilişkisini oluşturur. Değiş tokuş ilişkisi de yakın akrabayla cinsel ilişki kurma yasağından ileri gelir. Ayrıca kadınların erkekler tarafından değiş tokuş edilmesi belirli bir toplumsal cinsiyetçi sistemi ortaya koyar. Geleneksel toplumlarda genellikle evlilik ve çocuk sahibi olmalarıyla kadın ve erkek tanımlanmıştır.

  Erkek doğumuyla birlikte bireydir ve etkindir kadında onun kölesidir. Kadın her açıdan erkeğe bağımlı kılınarak köleleştirilmiş ve sembolleştirilmiştir. Bu sembolleştirilmeye göre kadın anne ve iyi eş olmalıdır. Boyun eğmiş kadınlık doğaldır ve hiçbir kölelik bu kadar içselleştirilip, onaylanmamıştır. Toplayıcılıktan avcılığa geçilmesiyle erkek üretim içinde yer alır ve artık kadın erkeğin egemenliğine girmiştir. Burada iktidar ilişkisi söz konusudur ve iktidar erildir. Erkek iktidarı kadının eylemleri üzerinde harekette bulunur, iktidar özgür olduğu için erkekte özgürdür. Erkek kendi koyduğu yasalarla egemenliğini pekiştirmiş ve kadını baba ya da koca hakimiyetine girmeye mecbur kılmıştır. Kadın soyun devamı için gereklidir fakat erkek de soyun devamı için gereklidir. Çocuk doğurmak kadın için edilgenliktir, ona hiçbir biçimde etkinlik vermez yani özgür değildir. Özgürlükler mutlak değildir ve zamana bağlıdır. İktidar ilişkisi türleri aslında Devlet’ e gönderme yapar. Devlet de zaman içerisinde kadınlara iktidar içerisinde özgürlük vermiştir.

  Kadınlar eril iktidara tabidirler ve mal gibi görülürler. Bu yüzden de şiddet olaylarında nesne durumundadırlar. Fakat cinsiyetler arasındaki ilişkinin kendine has özellikleri vardır. Aralarında çatışma mümkün değildir, birbirlerinden kurtulmak istemezler, birbirlerine bağımlıdırlar. Çünkü biri olmadan öbürü yaşayamaz. Ekonomik, duygusal ve siyasi ilişkilerin oluşmasına yol açan neden de cinsiyetlerin bağımlılığıdır. Üremenin gerçekleşmesi, insanlığın devamı için kadın ve erkeğin bir arada olması şarttır. Kadın ve erkek birbiriyle eşittir fakat bu eşitlik özdeşlik değildir. Yani bireylere özgü farklı uygulamalar mevcuttur.

  Yaşlılara ve çocuklara nasıl eşit davranılamazsa kadın ve erkeğin de eşit olamayacağı alanlar söz konusudur. Mesela iş kanunumuzda kadınların yer altı işlerinde çalıştırılamayacağı belirtilir. Bu eşitlik söylemi önceleri edilgen olarak kabul edilen kadının değiş tokuşuyla başlayarak zamanla gelişmiştir. Kadının daha da özgür olarak hak ettiği yeri alması kadınların eril hakimiyete karşı mücadeleleri sayesinde olacaktır.

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.