Hayatta varolan her canlının varlığını sürdürebilmesi için
ihtiyaç duyduğu temellerden biri iletişimdir. Bir canlının iletişimi ne
kadar çok çeşitli ve iyi kullandığı onun hayattaki şekillenişini bilmemiz
açısından bize çok önemli ipuçları verir. İnsanların doğa içinde önplana
çıkmasında akıl ve güç kadar sahip oldukları iletişim kabiliyeti ve bu
kabiliyeti sürekli geliştirmeleriyle mümkün olmuştur. Tıpkı insanın doğa
içinde geldiği konum gibi insanların toplum içinde şekillenişi, kendilerine
yer edinmesi yani kendi aralarında konumlanışları büyük oranda kullandıkları
iletişime bağlıdır. Burada her şeyi iletişime bağlamaktan çok iletişimin
yukarıda da söylediğimiz gibi güç, akıl ve diğer etmenler kadar önemli
olmasının yanısıra bu etmenlerin hayata geçirilmesinde elzem bir yere sahip
olduğunu vurgulamakta fayda vardır.
İnsanın toplum içinde geçimli geçimsiz, iyi kötü, başarılı
başarısız, aktif pasif, zengin fakir, mutlu mutsuz olduğunun belirlenmesinde
yakın ve uzak çevresiyle kurmuş olduğu ilişkilerin önemli bir payı vardır.
Buradan anlaşılacağı üzere iletişimin hem maddi hem de manevi hayatımızın
düzenlenmesinde etkin bir rolü olduğu görülmektedir. İnsan hayatında bu denli
önemli ve etkili olan bir olgunun neden iyi kullanılmadığını bilmek bir o kadar
önemlidir. Bir şeyin nelerden etkilendiğini bilmek onun olumlu bir biçimde
hayata aktarılması yönündeki ilk adımdır Bundan dolayıdır ki düzgün bir iletişim
kurma yolunda öncelikle bizi etkileyen nedenleri tanımakta fayda vardır. Bu
nedenleri söyle sıralayabiliriz.
1-YANLIŞ İLETİŞİM
İletişimi etkileyen en temel etken tabi ki uygun olmayan biçimlerde
yapılmasıdır. Doğru olmayan iletişim denildiğinde akla ilk başta ÇATIŞMA
gelmektedir. Birbirine karşı suçlama ve saldırı içeren sözcük ve davranışlarla
gerçekleşen bu süreçte taraflarda öfke, kin, huzursuzluk, karşıdakine zarar
verme, karşıdakine üstün gelme vb olumsuz duygular ve bu duygularla vücut bulan
ifadelerden oluşur. Çatışmada saldıran ve savunmada olan iki taraf vardır.
Savunmada olan fırsatını bulduğunda saldıran bir tarafa dönüşebilecektir. Bu
süreç kör bir akıntı gibi insanın gücünü, zamanını, düşüncelerini ve olumlu
bütün yanlarını alıp götürür. Yani genelde insanı sonuçsuzluğa götürmenin
yanısıra varolan olumsuz durumdan daha kötü bir duruma sürükleme olasılığı
yüksektir.
Yanlış iletişimin önemli öğelerinden biri de PASİFLİKTİR. Karşıdakine ayıp
olmasın, karşıdaki kırılmasın diye hakkından vazgeçme, içe atma, karşıdakine
karşı direnme gücü olmadığından bastırılma, kaçma, işine gelmediği, çıkarına
dokunmadığı için susma, görmezlikten gelme gibi durumlarla kendini bulan bir
süreçtir. Bu süreçte tıpkı çatışmada olduğu gibi ama gizil olan huzursuzluk,
öfke, kin, karşıdakini zor duruma düşürme gibi benzer olumsuz duyguların
yanısıra tedirgin ve sessiz bir bekleyiş hakimdir. İçe atılan her şey bir kurt
olur insanın içini kemirir, insan nereye kaçarsa kaçsın sorunlar onu kovalayacak
ve yine önüne dikilecektir. İnsan kendi hakkından vazgeçtikçe kendi iç
dünyasında tıpkı volkan gibi bir sürü patlama yaşar ve bunları bazen kontrol
edemeyip yakın çevresine yansıtarak kırıcı olabilir. Diğer bir değişle insan
pasif iletişimi kullandıkça öncelikle kendini sonra yakın çevresi olan
kardeşini, eşini, çocuğunu, ebeveynini veya arkadaşını kırabilir, istemeden
zarar verebilir.
İçerik açışından bakıldığında pasiflik ile çatışma arasında pek bir farkın
olmadığını görmek mümkün. ikisinde de benzer olumsuz duygular, sonuçsuzluk,
varolan durumdan daha kötüye gitme olasılığı, asıl soruna odaklanamama, sorunu
erteleme, görmezlikten gelme gibi ortak süreçler bulunmaktadır. Pasif iletişim
çatışmalı iletişimden biçimsel olarak daha yumuşak bir görüntü vermesine karşın
özünde bireyler için eşit hatta bazen daha tehlikeli bir durum içerir. Çatışmaya
girilirken kişinin en önemli yanılgılarından biri bağırma ve kavga etmenin
beraberinde getirdiği geçici boşalma, rahatlama duygusudur
2-ÖNYARGILAR VE YANLIŞ İNANÇLAR
Önyargılar ve yanlış inançlar olumsuz yaşam deneyimleri, toplumlar ve kişiler
arası çekişme, aşırı güven veya güvensizlik, umutsuzluk, kronikleşen sorunlar,
kabul görememe, ret edilme, yanlış anlaşılma korkuları vb durum ve duygular
sonucunda insanda oluşabilen insanı belli durumlar karşısında gereksiz yere
engelleyen veya harekete geçirebilen bir özelliğe sahiptir. Ne yaparsam boşuna,
her yolu denedim olmuyor, kesinlikle olmaz, o zaten hep öyle, bana bir şey
olmaz, ben yapamam, onlar zaten beceriksiz, sen hep bunu yapıyorsun gibi mutlak
ifadeleri içeren karşıdakine veya kendine hiçbir şekilde şans tanımayan istem
dışı tik’ sel davranışlarla kendini bulur. Önyargılarda hakim olan ani, mutlak,
yargılayıcı, saldırgan, suçlayıcı ve çekingen gibi özellikler insanı pasif veya
çatışmalı iletişime sürükler. Önyargılar ve yanlış inançlar İnsanı amaçları
ihtiyaçları doğrultusunda adım atmasını engeller veya gereksiz yere kaosa,
çatışmaya sürükler. İnsanın değişimi ve gelişimi önünde direnç oluşturabilirler.
Bu yüzden iletişimi en fazla etkileyen faktörlerden biri olduğunu
söyleyebiliriz.
3-BİREYSEL YAPI VE YAŞANILAN SİSTEM ARASINDAKİ İLİŞKİ
Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde işlerlikte olan kapitalist sistem yapısı
gereği ÇIKAR üzerine kuruludur. Çıkarın ana öğesi değerdir. Her insan bir değer
olduğundan(ekonomik, sosyal, duygusal, cinsel, akademik değer) kapitalist sistem
içinde her zaman başkaları için bir hedef olma özelliği taşır. İnsanların bir
kısmı doğal olarak veya sonradan oluşan iyi niyet, saflık, yardımseverlik,
sosyallik, girişkenlik, pozitif ayrımsız herkese eşit yaklaşma vb özelliklere
kimisinde de bunların tam tersi olan kullanma, kötülük yapma, sömürme, atalet,
kurnazlık, çıkarcılık, ayrımcılık vb özelliklere sahip olabilir. Bu iki grup
arasındaki aksiyonların sonuçları iletişimi şekillendiren ana etmenlerdendir.
Eşler, kardeşler, arkadaşlar ve çeşitli taraflar arasında tek taraflı iyi veya
kötü niyete dayanan çabalar ve çabaların karşılıksız kalması, kötü ve istenmeyen
biçimde kullanılması çok sık rastlanan bir durumdur. Kullanılan taraf genelde
hayal kırıklığı, kendine ve insanlara karşı güvensizlik, dolayısıyla sosyal
ilişkilerde geri çekilme, yaptıklarından ve hayattan zevk alamama; Kullanan
taraflarda ise yalnız bırakılma, şüphecilik, ilişkilerin yapaylaşması,
doyumsuzluk, anlamsızlık vb. duygular yaşanabilir. Her bireyin kendi yapısı ve
yaşadığı sitemin yapısı arasındaki ilişkiyi kavrayıp kavrayamaması onun
iletişimini ciddi biçimde etkiler.
4-BİREYSEL İRADE İLE TOPLUMSAL YAPI ARASINDAKİ İLİŞKİ
Her bireyin kendi has bir düşünsel, duygusal ve davranışsal yapısı vardır. Bu
yapı kalıtım, aile, okul, sosyal çevre, medya, gelenek görenek vb geniş bir
yelpazeden etkilenir. Burada ön plana çıkan ihtiyaç ve isteklerdir. Bireyin
kendi ihtiyaç ve isteklerinin toplumsal kurallar ve sosyal çevreyle ne kadar
uyumlu olup olmadığı iletişim biçimini etkiler. Kişinin istek ve ihtiyaçları söz
konusu yelpazeyle uyumluysa kişi girişken ve pozitif olabilir. Tersi durumdaysa
engellendiğini hissedebiliri, İçe kapanana bilir, hayata ve insanlara küsebilir
Bu da kişiyi aşırı pasifliye veya başkaldırıya hatta saldırganlığa da
sürükleyebilir.
5-DİRENÇ
insan yaşamının bir çok sürecinde çeşitli nedenlere bağlı dirençler oluşabilir.
Direnç iletişim sürecinde kişinin değişmesi ve gelişmesi önünde yavaşlatıcı bir
etmen veya bir engel olarak ortaya çıkar. Yukarıda saydığımız bütün etmenler
direnç oluşumuna katkı yapar. Kişinin olaylar karşısında inatçı, korkak,
saplantılı, cesur gibi özellikleri kaçan veya kovalayan şeklinde davranışa
dönüşen direnç kişinin iletişimini ciddi biçimde etkiler.