İletişimin,karşılıklı
anlayış ve paylaşımla gerçekleşmesi için,iletişim kuran kişilerin duygu ve
davranışlarının nedenleri üzerinde düşünme ve anlamlarına bağlıdır.
İletişimin engellerinin en önemlisi
kişisel engellerdir. Bunlar,kişilerin
amaçları,niyetleri,duyguları,değerleri,yargıları,düşünce modelleri,iletişim
niyetleri olarak sayabiliriz. Tüm bunlar mesajlarımızı oluştururken de o
mesajları dinlerken ve çözümlerken de belirleyicidir.
İletişimin etkiliği
ve başarısında temel sorumluluk bireydedir. Birey iletişim sürecinde doğru ve
sağlıklı akışını denetleyen ve yönlendiren bir roldedir.
İletişimsizlik sorunları
günümüz de oldukça fazladır. Herkes anlaşılmamaktan şikayetçidir. Önce kendimizi
anlamakla başladığımız iletişimde kazanacağımız özelliklerden biride bizim
kendimizi ne oranda ifade ettiğimiz,ne ölçüde anlatabildiğimizi sorgulamaktır.
İletişimde temeli anlam yaratmayı ve
paylaşmayı amaçlamalıyız. Bunun için bireysel alanımızdan da çıkıp,başkalarını
da anlamaya çalışmalıyız. Modern çağın stresli ortamından hep anlaşılmamaktan
söz ettiğimizi unutmayalım…
“Beni anlamıyorlar” diye söylenmekten vazgeçip,bu cümleyi “ben kendimi
anlatamıyorum”a dönüştürmek daha doğru bir davranış olacaktır.
Duygu ve davranışımıza yol açan
düşüncemizi değiştirmeden onun yol açtığı iletişim davranışımızı değiştirmemizin
olanaksız olduğunu kabul etmek gerekir.
Kadir Özer,düşüncelerin
özeliklerini otomatik pilot,mantık ihtiyacı,telkin güçleri,hayal gücü gibi
başlıklar altında ele alır. (1)
Otomatik Pilot:
Beyin,belirli bir davranışın gerisinde yatan düşünceleri,bir inanış haline
dönüştürdüğünde,bunları bilinç düzeyinden çıkartıp,ilk elde kolaylıkla farkına
varmadığımız bilinç gerisine yerleştirir. Yürürken,araba kullanırken,yüzerken
veya bacak bacak üstüne atarken,söz konusu işlevin yerine getirilişi sırasında
düşünürmüsünüz gibi bir soruyu çoğu birey “Yok artık düşünmem”benzer bir yanıt
verir. Oysa tabii ki düşünürüz. Ama farkında değilizdir. Çoğu davranışımızın
gerisinde artık farkında olma ihtiyacı duymadığımız ve otomatik pilota
bağlandığımız düşüncelerimiz yatmaktadır. (2)
Gerçekçi Mantık: Düşüncelerin
ikinci önemli niteliği düşünce sürecinin kaynağı olan beyin,mantık tutkunu bir
organ olarak tanımlanır. Hiçbir davranışı,temelinde kendi içinde tutarlı bir
mantık silsilesi olmaksızın üretmez. Beynimiz günlük yaşantı içinde bir
başlangıç ve bir de bitiş noktaları olan mantık sislileri birlikte ve onlar için
yaşar. Her bir mantık silsilesinin sonu daha önce takip edilen mantıksal
önermelerin yaptırımları olan duygu ve davranışlardır. Davranışın veya duygunun
şekli yapısı yoğunluğu ve türü ne olursa olsun gerisinde bir mantık akışı
görmemek olası değildir. (3)
Günlük hayatta yaşadığımız
öfke,sevinç,çöküntü gibi duyguların gerisinde kendi içinde tutarlı bir mantık
akışı vardır. Her bir davranış ve duygu söz konusu mantık akışının noktalandığı
sonuçta oluşur. Beyin temelde mantık akışları için ve içinde yaşamamaktadır.
Birey için gerçekçi olsun veya olmasın önemli olan bir mantık akışını
bitirebilmektir. (4) Bu nedenlerle bazen gerçekçi olmasa da mantıklı
şekilde öfke,kaygı ve çöküntü gibi olumsuz duygular yaşayabilmekteyiz. Asıl
sorunumuz,ne ölçüde mantıklı olup olmadığımız değil,mantığımızın ne ölçüde
gerçekçi olup olmadığıdır.
Açı Farklılıkları: İletişim
becerisi olaylara farklı acıdan bakabilme esnekliği gerektirir. Tek açıya
bağlanıp kalma yani açı sadakati iletişim becerisini iletişimsizlik becerisine
dönüştürür. (5) İletişim becerisi kişiden karşı karşıya kaldığı olayla
ilgili olası bakış acılarını ve tanımlamalarını araştırmayı,soruşturmayı ve
bütünleştirmeyi içerir. Bu beceriyi kazanmış birisi,kendisine yöneltilen bir
uyarı,eleştirir veya şikayet karşısında tek açı yerine çok açıdan anlam verme
yeteneğine sahip olabilecektir. Özer (1995)
Açı farklılıkları,farklı yorumlar
içinde hangilerinin çözme diğerlerine oranla daha hızlı ve verimli bir şekilde
ulaştırılabileceğini görebilmektir.
Diğer yandan olmuş, bitmiş,değiştirilmesi son derece güç bir takım olaylar
üzerinde “keşke böyle olsaydı”,ya da “keşke oraya gitmeseydim”
gibi düşünce biçimleri de olumlu iletişim kurma olasılığını azaltan düşünce
özellikleri arasında yer alır. Hayata dair bakışımızda
şikayetler,bahaneler,mazeretler birer kaçışı ifade ederler. Ayrıca görülmeyen
olasılıklarla veya belirsizliklerle ilgilenmek,olaylarla ilgili
değerlendirmelerde “ya hep,ya hiç” veya “ya böyledir,ya şöyle”
gibi uzlaşmayı zorlaştıran düşünme tarzlarında direnmek de iletişimi zorlaştıran
düşünce alışkanlıklarımız arasında yer alır. (6)
Özetlersek,iletişimin düşünsel
analizinde ön yargı ve kabullerden uzak,gerçekçi mantıkla
açı,kültürel,cinsiyet,statü gibi farklıkları dikkate alarak iletişime geçmeliyiz.
Dipnotlar
(1)-Özer Kadir,İletişimsizlik Becerisi.İstanbul,Varlık,1995;30-31
(2)-Özer Kadir,Gerçekçi Yönetişim.İstanbul,Sistem,2003
(3)-Özer,2003 a.g.k;57
(4)-Özer,2003 a.g.k;58
(5)-Özer,2003 a.g.k;56
(6)-Gürgen Haluk,Örgütlerde İletişim Kalitesi.İstanbul,Der,1997;149
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.