Düşünce ve duygu olmak üzere iki farklı boyutu olan sınav kaygısının
azaltılması, öğrencinin performansını arttıracağı bir gerçektir. Sınav
kaygısı yaşayan öğrenci farklı düzeyde endişeler taşır.
Herhangi bir stresli durumda yaşadığımız korku ve kaygı varoluşumuzun
iki temel duygusu. Ve istesek de, istemesek de hayatımızın doğal bir
parçası. Hayatımızı çeşitli şekillerde etkileyen ve genellikle olumsuz
olarak değerlendirdiğimiz bu duyguların aslında hayat performansımızı
olumlu etkilediğini çoğumuz pek düşünmeyiz.
Hayatın içinde kaygı yaratan pek çok yaşantımız var ise de, aynı
konudaki kaygının yaşanma ve hissedilme düzeyinin insandan insana
değiştiği de bir gerçek. Kaygıların içinde bu aralar en çok dile
getirileni "sınav kaygısı"dır.
Öğrencilerin performanslarının toplu olarak değerlendirildiği
Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS)
geçen hafta yapıldı. Bu hafta da Öğrenci Seçme Sınavı
(ÖSS) var. Bu günler sınav
kaygısının yoğunlaşarak, en üst düzeye çıktığı günler.
Düşünce ve duygu olmak üzere iki farklı boyutu olan sınav kaygısının
azaltılması, öğrencinin performansını arttıracağı bir gerçektir. Sınav
kaygısı yaşayan öğrenci farklı düzeyde endişeler taşır.
Aşağıda sınava girecek iki ayrı öğrencinin yaşadığı farklı endişelere
ilişkin olarak kendi kendileriyle yaptığı iç konuşmalar yer alıyor.
Acaba başkaları beni nasıl görüyor?
İç konuşma: 1- "Benim bu su
sınavı başaracağıma ilişki olarak ailem, arkadaşlarım ve çevremdekilerin
bana güveni beni endişelendiriyor. Ya başaramazsam... O zaman bana hangi
gözle bakacaklar diye düşünüyorum. Ben zayıf not aldığımda da;
annem-babam müthiş hayal kırıklığına uğrayacak; arkadaşlarımın gözünde
değerim düşüp, benimle alay edecekler diye kimseye notumu söyleyemem
zaten. Bu rahatsız edici bir duygu. Başarısızlık yeteneksizlikle aynı
anlama mı geliyor? Arkadaşlarıma kendi notumu söylemeden önce onların
kaç aldığını sorarım. "
İç konuşma: 2- "Başkalarının
beni nasıl gördüklerine ve değerlendirdiklerine niye önem veriyorum ki!
Sınava hazırlanırken de bu yüzden enerji kaybettim zaten. Sınavda da
böyle yaparsam sınav esnasında zihinsel faaliyetlerimi olumsuz
etkilenir, başarımı tehlikeye atarım. "
Ben kendimi nasıl görüyorum?
İç konuşma: 1- "Bir sınavı
başarmış olmak, diğer sınavları da başaracağım anlamına gelmeyeceğine
göre, kendime çok güvenmemeliyim. Bu sınava hazırlanan bazı
arkadaşlarımın benden daha akıllı oldukları için daha az zorlandıklarını
düşünmüyor değilim. Bu sınavda başarısız olursam kendimi zannettiğim
kadar akıllı olmadığımı düşüneceğim. Dağıldım sanki... Kendimi bir
toplayabilsem, başarımın daha yüksek olacağını biliyorum. Ben sınavların
insanın neyi ne kadar bildiğini gerçekten ölçtüğüne inanmıyorum. Ben
sınav öncesi bu dönemde kendime tam olarak güvenemediğim gibi, zihinsel
olarak gevşeyebilmem mümkün değil!"
İç konuşma: 2- "Sınavda
benim kişilik değerlerimin değil, bilgi düzeyimin ölçüldüğünü bildiğim
halde ikisini birbirinden ayıramayıp, başarı düzeyimin kendime olan
saygımla eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu düşünce biçimimin
endişelerimi artırıp elimi kolumu bağlamasına ve sonuçta başarı düzeyimi
engellemesine izin vermeyeceğim."
Geleceğe ilişkin endişeliyim
İç konuşma: 1- "Sınava
girmeden üniversiteye gitmenin bir yolu olmalı! Ben bu sınavı kazanınca
hayatta daha iyi pozisyonlara gelmeyi garantileyemeyeceğimi biliyorum.
Yine de geleceğimin bu sınavdaki başarıma bağlı olduğunu bilmek beni
üzüyor. Aslında sınavlar, insanın hedeflediği amaçlara ulaşabilmesi için
ölçü olmamalı. İnsan sınav/test dışında bir yöntemle işe girebilmeli,
üniversiteye başlayabilmeli. Bu sınav sonucunun benim hayat başarım ve
güvenliğimle doğrudan ilgili olmadığını bilsem de, elimde olmadan öyle
düşünüyorum. "
İç konuşma: 2- "Sınavın
sonucu elbette ilerideki mutluluk ve başarımın tek ölçüsü değil. Sınava
hazırlanırken duygusal davranıp, bilgimi yeterince ortaya koyamayacağım
düşüncesiyle başarımı tehdit ettim. Ama artık 'sınavların geçilmesi
gereken bir aşama' olduğunu düşündüğümden, bilgilerimi daha özgürce
ortaya koyabiliyorum."
Yeterince hazırlanamadım ki!
İç konuşma: 1- "Şimdiye
kadar ki öğrenim yaşamımda sık sık küçük yazılı veya sözlü yoklamalar
yapılan tüm derslerden nefret ettiğimi söylesem! Endişelerimin sınava
hazırlanmamı ve başarı düzeyimi etkilediğini bilsem de, elimde değil
engelleyemiyorum. Herkes öyle midir? Ben hiç bir zaman sınavlara tam
olarak hazırlandığım duygusunu yaşayamam. İşin kötüsü: sınava yeterli
hazırlanıp hazırlanmadığımı da bilemediğimden endişe düzeyim daha da
artar. Kısır döngü işte. Sınav öncesi içimden bağırmak, ağlamak gelir."
İç konuşma: 2- "İnsan sınavı
kişiliğinin değeri ve gelecek güvenliğinin ölçüsü olarak görürse,
herhangi bir sınava hazırlık dönemi kriz dönemi olabiliyormuş. İnsan
sınava sağlıklı tekniklerle hazırlandığında, gereksiz gerginliklerden
kaçındığında, yaşamını huzurla sürdürdüğünde doğal olarak girdiği
sınavda daha başarılı olur."
Bedenim bile tepki veriyor!
İç konuşma: 1- "Sınava
hazırlanan bir insanın bedeninin panik halinde olması doğal mı? Çünkü
benim bedenimin dengesi bozuluyor. Canım istemediğinden sınav öncesi bir
şey yiyemiyorum. Uyku düzenim bozuluyor, midem bulanıyor, bağırsaklarım
kilitleniyor. Ben yapmıyorum ama, sınav sırasında bacağını sallayan,
parmaklarını sıraya vuran, kalemiyle silgisiyle oynadığını söyleyen
arkadaşlarım var. "
İç konuşma: 2- "Sınava
hazırlanırken iştahsızlık, uykusuzluk, gerginlik gibi bedensel
rahatsızlıklarla mücadele etmek zorunda kalınca, başarımı olumsuz yönde
etkilendiğini fark ettim. Bedenimin bu tepkilerini kontrol edebilmem,
zihinsel hazırlıklarımın performansını arttıracak. Bu yüzden sınavda
bildiklerimizi daha rahat ortaya koyabileceğim."
Değişik zihinsel tepkiler veriyorum
İç konuşma: 1- "Sınav
sırasında insanın zihninin sınavla ilgisiz konulara kayabiliyor. Bir
tanıdığımızın sınava girmeden önceki gün beyninin kilitlenmiş adeta.
Neyse ki sonra açılmış. Sınav salonunda gözetmenlerin gezinmelerinden ve
bana bakmalarından rahatsız olurum. Eğer kafamı takacak olursam
dışarının gürültüsü, çevremdekilerin çıkardığı en ufak ses, ışık, oda
sıcaklığı bile beni rahatsız eder. Sınava hazırlanırken olumsuz
düşüncelerin, peşinen yenilgi getireceğini bilsem de insan elinde
olmadan düşünüyor. Sınavdan çıktıktan sonra da; aslında daha fazla
soruyu doğru olarak yanıtlayabilirdim diye düşünürüm. En çok
duygularımın sınav esnasında dikkatimin dağılmasından ve bildiklerimi
karıştırmaktan korkuyorum. Biliyorum ki; bu sınava tek başıma girsem -ve
zaman da sınırlı olmasa- daha başarılı olurum. Heyecanlanmak en büyük
derdim. Çünkü sınav anında bildiklerimi unutacak kadar heyecanlanma
olasılığı beni ürkütüyor. "
İç konuşma: 2- "Sınava
hazırlanırken/sınav esnasında çevrede olan bitenle gereğinden fazla
ilgilenmenin, dikkat toplamakta güçlük çekmenin yüksek sınav kaygısı
işareti olduğunu öğrendim. Düşünce akışını yavaşlatan ve başarıyı
engelleyen bu zihinsel tepkiyi kontrol etmeliyim. Zira heyecanımı
kontrol edebilirsem, zihinsel-duygusal hazırlığım kolaylaşacağından
başarımın artacağını biliyorum".
Ah şu genel sınav kaygım!
İç konuşma: 1- "Sınav öncesi
zaten endişeli ve huzursuz olan insanı, resmi, ciddi ve gerginlik havası
olan sınav salonlarının havası daha da sıkar. Aslında sınav sonuçlarını
değerlendirenler öğrencilerin heyecanlandıklarını da hesaba katmalı. Ben
sınava girmektense, ödev hazırlamayı tercih ederim. Ben sınav denilen
şey olmazsa bana öğretilenleri daha iyi öğrenebileceğime inanıyorum."
İç konuşma: 2- "Sınavı
hayatın bir parçası değil, geleceğime yönelik tehdit/engel olarak
gördüğümde kendime olan güvenimin azaldığını fark ettim. Bu sınava
gereğinden fazla değer verince, heyecan ve kaygı düzeyim arttı. Sınav
kaygımı azaltıcı teknikleri öğrenince başarımın arttığını gözledim.
Dilerim asıl bu büyük sınavda da bu teknikler işe yarayacak."
Pazar günü yapılacak sınavda tüm öğrencilerin
"iç konuşma:2" de
belirtilenlere uyması dileğiyle...
Sınavla, kaygıyla yüklü insan yaşamında ÖSS nedir ki? Başarılar tüm
gençlere.(ŞD/EÜ)
Bu yazı BIANET Sitesinde de yayınlanmaktadır. |