|
|
Halkla İlişkiler hizmetlerinin
yürütülmesinde; bilgi, deneyim, iletişim becerileri ve mesleksel işlevselliğin
niteliği ve felsefesi belirleyicidir. İnsanlar arası ilişkiler, insan ve çevre,
psiko-sosyal boyut, iletişim teknikleri ve sosyal hizmet yöntem ve yaklaşımları
ile bu alandaki gereksinimlerin karşılanmasında Sosyal Hizmet Uzmanlarının
işlevi göz ardı edildiği sürece bu hizmetlerin bir yere varması olanaklı
değildir.
Mevzuat açısından sağlık kurumlarında, konuyla ilgili yönetmelikte, Sosyal
Hizmet Uzmanları “(Sosyal Çalışmacılar), Halkla İlişkileri yürütür”
denilmektedir. Sosyal Hizmet Uzmanlarının görev tanımında yer alan bu durum ne
yazık ki belli bir formata, uygulamada kavuşturulmadığından olsa gerek,
yeterince önemi anlaşılamamış hizmetler olarak görülmektedir.
Böyle olunca, gazete ilanlarında bazı özel sağlık kurumlarına, bu konuda gelişi
güzel, keyfi personel alımı yapılmakta olduğuna şahit olmaktayız. Bu ortalama ve
genelci bir bakıştır ve bilimselligi öteler. Sonuç olarak ilgili ilgisiz,
bilimsel yaklaşımdan uzak etkinlikler, sözüm ona halkla ilişkiler hizmeti olarak
sunulmaktadır. Belki de bu yüzden, genel görünüm olarak her önüne gelenin
yapabildiği işler olarak halkın nazarında yer etmektedir. Bu konuda bir
standarda ulaşılmalı ve özel sağlık kuruluşlarında da halkla ilişkiler
hizmetlerinin yürütülmesinde sosyal hizmet uzmanlarına daha çok yer
verilmelidir.
Bu tür hizmetlerde; bilimsel anlayışa, mesleksel felsefeye, branşın önemine
değer verildiğinde ancak hizmetler değerlenir. Branşa önem vermemek, işin ehline
verilmemesi anlamı taşır. İşlerin gelişi güzel yapılmasına, kayıtsızlığa ve
plansızlığa yol açan bu tür yaklaşımlar hizmet kalitesini ve işletme vizyonunu
olumsuz etkiler. Dolaylı olarak ta hizmet alan insanların yaşam kalitesini
etkilenir.
Sağlık alanında; ne zaman bilimsel disiplinlere, ne zam branşlara önem verildi,
işte o zaman yaşam kalitesinden söz edilebilir. Ortalama ve genelci yaklaşımlar
hizmetlerin gelişmesini engeller. Umursamazlık ve duyarsızlık sağlık
hizmetlerine yansımamalıdır. Sağlık o kadar değerlidir. Keyfiliğe yer yoktur.
Sağlık hizmetlerinin ekip işi olduğu baştan kabul edilmelidir.
SAĞLIK HİZMETLERİNİN TEMEL BİR İLKESİ OLARAK KABUL EDİLEN EKİP HİZMETİNDE :
“Ekip; Bilgileri, becerileri, yetenekleri ve sorumlulukları yönünden
birbirlerini tamamlayarak, aynı amaç için bir arada çalışan farklı meslek
üyelerinden oluşur. Sağlık hizmeti ekibi içindeki hiçbir meslek üyesi diğerinden
daha önemli ya da az önemli değildir.” Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetlerinin
Yürütülmesi Yönergesi (c) bendi, yeterince aydınlatıcı olup, bu temel ilkenin
dışındaki yaklaşımlar sağlık hizmetlerinin gelişimine ve bütünlüğüne zarar
verici nitelik taşır. Bu yüzden ayrımcı yaklaşımlardan kaçınılmalı ve sağlıkta
psikososyal boyut ihmal edilmemelidir.
İnsana saygının, sevginin değeri ve önemi böyle bir bilince ulaşmakta
yatmaktadır. İnsani hizmetlerde işlevsel olan sosyal branşlara ağırlık
verilmelidir. Çünkü Tıp bilimi esasen sosyal bir bilimdir ve psikososyal boyut
ihmal edilemeyecek kadar önemli olup, sağlıkta rehabilite edici, koruyucu,
önleyici ve sağlığı tamamlayıcı nitelikler taşır. Sağlığın tanımında yer alan
fiziksel ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik hali kavramı bunu gerektirir. Tıbbi
Sosyal Hizmetleri ve dolayısıyla Sosyal Hizmet Uzmanlarını doğrudan ilgilendiren
Dünya Sağlık Örgütünün bu Sağlık tanımı, tüm boyutları ile bir bütün olarak
görülmeli ve hizmetler sağlığın bu üç boyut bakımından titizlikle ele alınıp
yeni hizmet modelleri geliştirilebilmelidir.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|