|
GÜNEYDOĞU’DA GÖÇ
HAREKETLERİ ‘DİYARBAKIR ÖRNEĞİ’
Vefa AKDOĞAN /Selçuk
Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı
“
Baba ocağında
kovuldu insanlar ya sokağa döküldüler ya
gecekondulara
sığınmak zorunda kaldılar. Köyler boşaldı,
şehir işçisini
koruyan loncalar oradan kalktı. Aile topluluğu
çöktü ev diye bir
şey kalmadı. Kadınlar pazarda iş aramaya
başladılar…”
“ Bir
emirler ve yasaklar ağı ile kuşatılmışız. Bir sistemin
parçasıyız. Ferde
kılavuzluk eden gönül değil, kendi dışında
bir kafa. Bir
işletmeye giren herkes ruhunu vestiyere bırakıyor.
insanın gerçekten
insan olduğu bir medeniyet sona ermiştir
artık”
Cemil MERİÇ
GİRİŞ : Göç,
idari bir sınırı geçerek oturma yerini devamlı ya da uzun süreli
olarak değiştirme olayını ifade etmektedir. Bu değişim kıtalararası,
uluslar arası, bölgelerarası, kırdan şehre ya da şehirden kıra doğru
herhangi bir ölçek ya da yönde meydana gelebilir. Bir ülkenin nüfus
gelişme seyrini doğumlar ve ölümlerin yanında göçler de
etkilemektedir.
Göçler
mesafeye, olayın gerçekleştiği yerlere ve sürekliliğine göre ele
alınabileceği gibi, göç olayına yol açan nedenlere göre de ayırt
edilebilir. Ayrıca göçler arasında önemli bir ayrım da göçlerin
isteğe bağlı ve zoraki göçler şeklinde meydana gelmesine göre
yapılandır. Günümüzde siyasi,, ekonomik, askeri (Mills’in tabiriyle
iktidar elitleri) gibi koşullar gerek geçmişte gerekse şimdi birçok
insanı göçe zorlamaktadır.
Göç nedenleri
göz önüne alarak çok sayıda itici ve çekici faktörler sıralanabilir.
İtici güçler arasında çevresel, demografik, ekonomik ve siyasal
baskılar sayılabilir. Göçe sevk eden çevresel güçler, kuraklıklar, su
baskınları, depremler, yaşadığı yeri terk etmesini zorlayan ekonomik
koşullar ise, yoksulluk, işsizli gibi nedenler, yaşadığı yeri terke
zorlayan siyasal baskılar arasında da savaşlar, ihtilaller ve sıkı
yönetim, totaliter-otoriter yönetimler gösterilebilir. Bu çalışmada
daha çok göçün itici yönü üzerinde duracağız.
Bu çalışmada
zoraki göçün nedenleri ve modernleşme bağlamında sosyal-demografik
niteliklere etkisini irdelemeye çalışacağız.Göçle ilgili, göçün tanım
ve içeriği hakkındaki sorun esas itibariyle, özellikle bazı
istatistiki verilerin anlamlı tablolar oluşturmasını sağlayabilmek
açısından çok önemli olabilmektedir. Özellikle yaşadığımız ülkede
Tanzimattan beri süregelen modernleşme çabaları ve bu doğrultuda
hayatın her alanına (siyasi, ekonomi, kültürel ) eklemlenme çabaları
trajik ve dramatik bir şekilde bir grup devletçi seçkin tarafından
uygulanmaya çalışılmaktadır.
Güneydoğu
Anadolu bölgesinde son 25-30 yıldır yaşanan çatışma sürecinden
(1985’ten sonra hızlı bir şekilde artarak) sonra özellikle kırsal
bölgelerden kentlere doğru zorunlu göçler yaşanmaya başlamış ve
bölgede yaşayan insanlar yurtlarından, yerlerinden edilmiştir. Yaşanan
bu göçle beraber beraberinde çok ciddi problemler ortaya çıkmıştır.
Son onbeş
yıldır. yaşanmakta olan zorunlu göç olayında, Diyarbakır şehri hem
çevre illerden hemde içelerden göç almış, hemde diğer bölgelere göç
olayında bir tampon, geçiş merkezi haline gelmiştir. Diyarbakır yoğun
göç almasında tarihi, kültürel, ticari ve merkezi konumda olmasının
yanında, Bu şehirlere göç etmiş olanlar büyük bir ihtimalle, ya daha
uzak yerlere gitmeyi göze alamadıkları için veya geri dönme ihtimaline
karşılık köyden fazla uzaklaşmamış olmak için en yakın yerlere
göçedenlerden oluşmuş olmaktadır.
Güneydoğu'da
son onbeş yıldanberi yaşanmakta olan zorunlu göçün, bölgenin
sosyolojik yapısının ciddi bir şekilde yeniden şekillenmesine yol
açtığı bir gerçektir. Kısa vadede ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara
yol açan bu göçün, orta ve uzun vadede belli bir nüfusun şehirleşmesi
ve modern hayatın bütün kayıtları altına girmesine yol açan boyutlara
sahip olduğu görülebilir. Esasen daha önce yolun gitmediği,
dolayısıyla modern hayatın gerektirdiği pek çok hizmetin ulaşmadığı
köyler, doğal olarak modern bir hayatın gerektirdiği davranışlara,
zihniyet dönüşümüne son derece kayıtsız bir hayat sürmekte, sosyoloji
çevrelerinin bu durumlar için uygun gördüğü yaygın tabiriyle âdeta
"tarihin dışında" yaşamaktaydılar. Bu kayıtsızlığın ve
"tarih-dışılığın", ülkenin diğer bölgelerinin yapısıyla herhangi bir
bütünleşme durumunda olağandışı tepkimelere yol açan sonuçları
olacaktı. Bu sonuçların en önemlisi demografik alanda cereyan
edeniydi. Bir çeşit "kara para" nın ekonomi üzerinde gördüğü işleve
benzer bir şekilde, kayıt dışı bir "nüfus"un bir çeşit "kara nüfus"
etkisi yapması sözkonusuydu. Hiç hesapta olmayan, kontrol edilemeyen
bir hızlı nüfus kaynağı, demografik planlamada modern devletin
planlama insiyatifini derinden etkilemekte, demografik planlama
üzerinde denge bozucu, hesaplanamayan sonuçlara yol açıyordu(r). Diğer
yandan bu "kayıt-dışı nüfus" un kültürel sonuçları vardı(r). Bu da
sözkonusu nüfusun hem Türkçe bilmemesi, hem de modern şehir hayatının
gereklerine icabet etmeksizin her ân şehir hayatına katılma
potansiyeli taşımasından ileri gelmektedir. Bu durum açıkça, katılan
nüfusun şehirle uyumsuzluk sergilemesine, dahası şehrin belli bir
düzene bir türlü oturamamasına yol açmaktadır.( Aktay, 1999)
Oysa bu
zorunlu göç sürecinde, oluşan bütün ekonomik sorunlar, işsizlik vs.
olumsuz durumlarla birlikte, uzun vadede, modern bir hayatın
gerektirdiği "kayıt altına alınmış bir nüfus", "kültürel olarak
türdeşleşmiş ve planlanıp kontrol edilebilir bir nüfus" hedeflerine ya
"kendiliğinden" veya devletin bazı çabaları sayesinde ulaşılmaktadır.
Aslında yaşanan bu büyük göç de yukarıda zikrettiğimiz benzer
sorunlara, demografik yapı üzerindeki "kara nüfus" etkisine sahip
olmaktadır. Ancak bu etki, bir defalığına ve âdeta "kara nüfus"
kaynağını kuruturcasına meydana geldiği için Türkiye'nin göç
bağlamındaki modernleşmesi açısından ayrı bir öneme sahiptir. (Aktay,
1999)
Modernleşmenin kendisi bir bakıma büyük bir göçün sonucu, hatta bizzat
kendisi olarak görülebilir. Türkiye'nin Güneydoğu'sunda da son onbeş
yıldır yaşanmakta olan göç, Türkiye'nin modernleşme sürecinden ayrı
değerlendirilemez.
Güneydoğu'daki göçmenin başka yerlerdekinde olmayan bir özelliği de,
göç etmek sûretiyle merkezî devletin çok uzağından bir anda çok
yakınına gelmek, merkezî kurumlarla irtibata geçmek gibi bir sürecin
eşzamanlı olarak vukû bulmasıdır. Bu, Güneydoğu göçmenlerinin büyük
bir kısmının, devletin pek çok kurumuyla, örneğin hastahaneyle, nüfus
idaresiyle, askerlik şûbesiyle, banka ve pazarla, hatta okulla ancak
köyden koptuktan sonra irtibata geçebilmesinden, aksi takdirde, yani
köyde varolayı sürdürdükçe aynı zamanda "devletten de uzak" kalmaya
devam etmesinden dolayı böyledir. Modernleşme süreci, aynı zamanda
devletle, devletin gerektirdiği merkezî ilişkilere girme düzeyiyle
ölçülebilir. ( Aktay, 1999)
Bu açıdan
bakıldığında, bu göç sonuçları itibariyle,. bir bakıma modern ulus
devletin "kayıt tutan", "kontrol eden", "merkezî millet" anlayışının
bir nüfûz başarısına tekâbül etmektedir. Üstelik salt bu açıdan bile
son onbeş yıldır bu bölgede yaşanmakta olan büyük çalkantının,
terörün, ve bütün dramatik boyutlarıyla zorunlu göçün, modern devletin
nüfûz sahasını genişletmek, daha basit bir ifadeyle modernleşmeyi
artırmak gibi bir işlevi olduğu görülebilir. Zira modernleşmeyi
karakterize eden en önemli gelişmelerden biri de millî devlet
yapısının toplumsal düzeydeki kurumsallaşmasıdır. Modernleşme
teorisyenleri, geleneksel toplumdan modern topluma geçişi, sağlık
hizmetlerinden ne kadar insanın hangi düzeyde faydalandığı; eğitimin
yaygınlaşması; nüfusun gelişme eğilimlerinin denetlenebilirliği; millî
kimliğin türdeşleşme ve kollektif olarak benimsenme düzeyi ve sair
tezahürlerin oluşturduğu endekslerle ölçmeye çalışmışlardır (Kumar,
1978: 64 vd; 1987; Giddens, 1991). Bu endeksler, bir ölçüde de millî
devletin toplumsal çatısını da inşâ etmişlerdir.
DİYARBAKIR’A GÖÇ VE NEDENLERİ ÜZERİNE :
Diyarbakır ili
Türkiye’nin
Güneydoğu
Anadolu
Bölgesinde yer almaktadır. ilin yüzölçümü 15058 km² ile Türkiye’nin
yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Nüfus büyüklüğü açısından 32. sırada
yer almaktadır. son 73 yılda Türkiyenin nüfusu yaklaşık beş kat
artmış, Diyarbakır ilinin nüfusu ise yaklaşık yedi kat artmıştır. 1950
yılına kadar artış ve azalışlar bu yıldan sonar da sürekli artış
göstermiştir. 2000 yılında şehirde yaşayan nüfus %60 çıkmıştır.(DİE,
2000) Türkiye’de özellikle 1950’lerden (Marshall yardımları ve çok
partili hayata geçiş) sonra kentleşme süreci hızlanmıştır. Diyarbakır
ili de bu gelişmelerden nasibini almış ve 1985 yılından sonra yaşanan
çatışma ortamıyla beraber yoğun bir göç almaya başlamıştır. 1985
yılına kadar köy nüfusu şehir nüfusundan fazla iken, bu yıldan
itibaren, şehir nüfusu köy nüfusundan fazla olmuuştur. Yaşanan bu
şiddet ortamından sonra devlet tarafından insanlar (güya güvenlik,
lojistik destek sağladıkları gerekçesiyle) zorla yerlerinden
edilmişlerdir. Yaşanan bu süreçte kitleler halinde kırdan kente doğru,
zoraki göç yaşanmıştır.
Göçlerin
sebeplerine gelince:
a)
Olağanüstü hal uygulaması, olağanüstü halin baskıya dönüşen
uygulamaları, b) Özel tim ve
koruculuk sistemi,
c)
Yayla yasağı uygulaması,
d)
Askeri çatışmalara dayalı olarak kır ve kent ölçekli yerleşim
alanlarında can güvenliğinin kalmaması,
e)
Hanehalkı reislerinin çocuklarının geleceğine ilişkin duydukları
kaygılar,
f)
Askeri çatışmaların yarattığı huzursuzluk, güvensizlik ortamı.
g)
Çatışma ortamımın ailelerin ve işletmelerin ekonomik işleyişini
bozması, gibi nedenler, ortaya çıkmaktadır.
Yine Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun yaptığı araştırmaya
göreDoğu ve Güneydoğu Anadolu verilerine göre göç olayının sebepleri
olarak görüşülenlerin %44.5’i örgütü; %28.5’i Devletin görevini
yapamaması % 12.5 köy korucularının baskı; %0.2’si hem örgütü, hem de
devleti saymaktadırlar. Dolayısıyla güvenlik güçleri ile terör örgütü
arasındaki mücadele bölgeden göç etmek zorunda kalan insanların %85.7
sini etkilemiş görünmektedir. Göçün ikinci önemli sebebi olarak
ekonomik şartların bozulması (%7.5) ve şsizlik (%4.2)
gösterilmektedir. Kan davası (1.6), ağa baskısı (%0.1) vb. gibi diğer
sosyal yapıdan kaynaklanan sebepler %0.5 gibi oldukça düşük bir
seviyededir. (Başbakanlık, 1998)
Göç Veren İller
sıralamasında
Göç veren
iller sıralamasında Diyarbakır (Merkez, Hazro, Bismil, Kulp,
Dicle, Hani, Lice, Çınar, Silvan) %19.5 ile ilk sırayı almaktadır.
Daha sonra sırayla Siirt (Eruh, Pervari, Şirvan) %10.8,
Mardin (Merkez, Midyat, Derik, Savur, Mazıdağı, Ömerli, Nusaybin,
Yeşilli) %9.5; Tunceli (Merkez, Pülümür, Pertek, Çemişkezek,
Hozat) %8.9; Hakkari (Merkez, Şemdinli, Çukurca, Yüksekova)
%6.2; Şırnak (Merkez) %5.4; Muş (Merkez Varto, Bulanık)
%4.0; Van (Merkez, Özalp, Gürpınar, Bahçesaray) %4.0; Ağrı
(Merkez, Eleşkirt, Hamur, Patnos) %3.7; Bitlis (Merkez, Mutki)
%3.1; Bingöl (Kiğı, Solhan) %2.8; Batman (Merkez, Sason,
Gercüş) %2.7; Kars (Digor, Arpaçay) %1.7; Erzincan
(Merkez) % 0.9 ve Şanlıurfa (Siverek) %0.5 illeri gelmektedir.
(Başbakanlık, 1998)
Göç Alan
İller
Köy ve mezra gibi
kırsal kesimden kaynaklanan göç olaylarında göç eden kesimin öncelikli
olarak kendi bölgesindeki büyük yerleşim merkezlerine yöneldikleri
görülmektedir. Bu türden göç olaylarına göç eden kesimin büyük
çoğunluğunun yakını kendi bölgelerindeki şehir merkezlerinde,
diğerlerinin ise Akdeniz bölgesi veya Batı Anadolu’da ikamet ettikleri
için bu illeri tercih ettikleri görülmektedir. Kendi yörelerinden göç
alan iller arasında ilk beş sıra Diyarbakır (%14.71), Siirt
(%7.34), Batman (%6.07), Mardin (%5.48) olarak tespit
edilmektedir. Göç eden kesimin kendi yöreleri dışında tercih ettikleri
iller ise, ilk beş sıra Adana (%7.08), Antalya (%5.0),
İçel (%4.65), İzmir (%4.04), Manisa (%3.64)
şeklinde sıralanmaktadır. (Başbakanlık, 1998)
Güneydoğu Anadolu
aldığı-verdiği göç
|
Yıllar |
Aldığı göç |
Verdiği göç |
Net göç |
Net göç hızı |
|
1995-2000 |
212. 425 |
422.315 |
-209.890 |
-36.2 |
(
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Genel olarak
bölgenin aldığı göçün yaklaşık iki katını diğer bölgelere verdiği
görülmektedir. Dolayısıyla bölge bir geçiş olma özelliğini
göstermektedir. Bölgede üretim koşullarının iflas emesi, geçim kaynağı
durumundaki tarım ve hayvancılığın bitme noktasına gelmesi ve ketlere
olan yoğun neticesinde işsizliğin artması beraberinde başka bölge ya
da illere göçü zorunlu kılmıştır.
Diyarbakır ilinin
net göç hızı
|
1985-1990 |
34.8 |
|
1995-2000 |
40.0 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Yine Diyarbakır
net göç hızına baktığımızda, bir artış görülmektedir. Bu artışta
merkezi ve ticari konumda olmasının yanında, sunduğu olanaklar
(eğitim, sağlık, kültürel) açısından cazip gelmektedir. kentin
çekiciliği yanında aile ve akrabalık ilişkilerinin devam ediyor
olması, kır-kent arasında sürdürülen ilişkiler hem göçü artırmış hem
de kırdan tamamen kopmayarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır.
14 İl için Net
Göç Sayıları (1975-2000)
|
|
1975-1980 |
1980-1985 |
1985-1990 |
1995-2000 |
|
ADIYAMAN |
-11.371 |
-13.614 |
-17.372 |
-40.745 |
|
AĞRI |
-24.986 |
-19.005 |
-37.312 |
-26.213 |
|
BATMAN |
- |
- |
3.925 |
-18.032 |
|
BİNGÖL |
-10.678 |
-9.286 |
-19.888 |
-11.407 |
|
BİTLİS |
-17.653 |
-9.240 |
-20.509 |
-7.104 |
|
DİYARBAKIR |
-15.795 |
-12.550 |
-32.212 |
-48.064 |
|
ELAZIĞ |
-17.366 |
-13.683 |
-21.164 |
-12.363 |
|
HAKKARİ |
-2.064 |
-1.052 |
-4.472 |
-2.346 |
|
MARDİN |
-28.919 |
-17.495 |
-34.750 |
-42.082 |
|
MUŞ |
-16.937 |
-14.346 |
-33.829 |
-24.069 |
|
SİİRT |
-10.922 |
-18.232 |
-31.311 |
-17.062 |
|
ŞIRNAK |
- |
- |
-5.165 |
5.950 |
|
TUNCELİ |
-13.318 |
-17.797 |
-20.332 |
-3.123 |
|
VAN |
-7.627 |
-11.994 |
-20.780 |
-32.353 |
|
TOPLAM |
-177.636 |
-158.294 |
-295.171 |
-279.013 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Diyarbakır
ilinin net göç sayılarının yıllara göre dağılımda giderek bir artış
gösterdiği görülmektedir. özellikle 1985’ten sonra çatışma süreciyle
beraber, köylerin yakılması, yayla yasağı, korucu baskısı,
hayvancılığın ve tarımın tamamen durma noktasına gelmesi, en önemlisi
insanların artık kendini güvende hissetmemeleri, yıllarca sürdürülen
baskı ve inkar politikaları insanları huzursuz etmiş, bu noktada
hiçbir çözüm üretilememiş, devlet ile örgüt arasında kalan halk mağdur
olmuş, göçe zorlanmış ve dolayısıyla kentler kitlesel bir göçle
karşı kaşıya kalmıştır. Bu zoraki göçle beraber kent ve göç eden
insanlar açısından ciddi problemler doğurmuştur.
1985-1990 Bazı
İllerin Aldığı, Verdiği, ve Net Göç Sayıları
|
|
ALDIĞI |
VERDİĞİ |
NET |
|
ADIYAMAN |
19 370 |
36 742 |
-17 372 |
|
AĞRI |
17 162 |
54 474 |
-37 312 |
|
BATMAN |
20 542 |
16 617 |
3 925 |
|
BİNGÖL |
9 878 |
29 766 |
-19 888 |
|
BİTLİS |
13 606 |
34 115 |
-20 509 |
|
DİYARBAKIR |
46 883 |
79 095 |
-32 212 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
1995-2000 Bazı
illerin Aldığı, Verdiği, ve Net Göç Sayıları
|
|
ALDIĞI |
VERDİĞİ |
NET |
|
ADIYAMAN |
17.624 |
58.369 |
-40.745 |
|
AĞRI |
24.586 |
50.799 |
-26.213 |
|
BATMAN |
20.133 |
38.165 |
-18.032 |
|
BİNGÖL |
13.795 |
25.202 |
-11.407 |
|
BİTLİS |
24.270 |
31.374 |
-7.104 |
|
DİYARBAKIR |
62.996 |
111.060 |
-48.064 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Yine tablolara
baktığımızda Diyarbakır ilinin göç almaya devam ettiği, ancak bölgeyle
paralellik göstererek, aldığı göçün iki kadar diğer bölgelere göç
vermektedir. Diyarbakır ili kendi kırsalından göç almaktadır. Ayrıca
diğer il ve ilçelerden de göç almaktadır. Diyarbakır ili göç almaya
devam ederken diğer yandan da göç vermektedir. Kent bir geçiş bölgesi
konumundadır. Özellikle Diyarbakır iline kitleler halinde zorunlu
olarak yerlerinden edilen insanlar, şehirde az da olsa var olan
işsizlik ciddi boyutlara ulaşmış, yaşadıkları yerlerde yaşamlarını
bir şekilde idam ettiren insanlar, şehirdeki iş olanaklarının kısıtlı
olması nedeniyle bir kısmı (herhangi bir mesleği olmadığı için)
marjinal sektörlere (işportacılık,seyyar satıcılık, hamallık..)
yönelmiş, büyük bir kısmı da iş bulma, yakınlarının yanına taşınma
vb. diğer nedenlerden dolayı batıya göç etmişlerdir. Dolayısıyla
yaşadıkları ve ürettikleri yurtlarından, öne sürülen gerekçelerle
(hiçbir haklı gerekçesi olamaz) koparılmış olan insanlar, şehirde
tutunamayınca batıya göç etmeye, bir kısmı mevsimlik işçi olarak
çalıştıkları yerlere yerleşmeye, diğer bir kısmı akraba ve iş
olanağının bulunduğu şehirlere göç etmişlerdir.
14 İl için Nüfus
Artış Hızları (1975-2000)
|
|
1975-1980 |
1980-1985 |
1985-1990 |
1990-2000 |
|
Adıyaman |
11,6 |
31,7 |
35.01 |
19,5 |
|
Ağrı |
21,7 |
27,0 |
7.44 |
19,0 |
|
Batman |
- |
- |
- |
28,1 |
|
Bingöl |
16,3 |
10,9 |
7,7 |
1,1 |
|
Bitlis |
33,3 |
30,8 |
18,6 |
16,3 |
|
Diyarbakır |
35,6 |
36,6 |
31,7 |
21,9 |
|
Elazığ |
10,7 |
18,6 |
5,9 |
13,4 |
|
Hakkari |
42,0 |
32,2 |
43,6 |
31,6 |
|
Mardin |
16,7 |
28,7 |
25,9 |
23,4 |
|
Muş |
24,8 |
23,1 |
20,7 |
18,6 |
|
Şiirt |
31,0 |
32,8 |
12,5 |
8,0 |
|
Şırnak |
- |
- |
- |
29,9 |
|
Tunceli |
-8,2 |
-7,8 |
-26,4 |
-35,3 |
|
Van |
38,6 |
31,0 |
30,5 |
32,0 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Diyarbakır ilinin
nüfus artış hızında yoğun göç ve doğum oranının yüksek olmasına rağmen
nüfus artış hızının düştüğü (1985-90 % 31.7 iken, 1995-2000 %21.9
olmuştur.) görülmektedir.(DİE, 2000) Nüfus miktarında artış ve
azalışlar, doğum, ölüm ve göç olayları sonucunda meydana gelmektedir.
Nüfus artışında doğumların ölümlere fazla olması ve göç olayları
belirlemektedir. Diyarbakır ili kendi kırsalından beslenmektedir.
Özellikle doğurganlık oranının yüksek olduğu kırsal alanın
(doğurganlık oranları Diyarbakır merkezde 3.97, ilçelerde 4.24,
köylerde 5.28) tasfiyesi sonucu, şehre göç eden insanlar da ekonomik
koşullar ve sosyo-psikolojik nedenlerden dolayı doğum oranında
azalmalar olmuş, şehirde yaşanan işsizlikte eklenince nüfus artış
hızında azalmalar meydana gelmiştir. Yani devlet’in yıllarca
yapamadığı doğal nüfus planlaması gerçekleşmiş oluyordu. Bu sayede
nüfus (yıllarca uygulanmaya çalışılan modernleşmenin bir gereği
olarak) denetim altına alınmıştır.
Bu göç,
önemli bir nüfusu veya bölgeyi ciddi bir biçimde modernleştirici bir
etkide bulunmaktadır. Modernleşme ve göç arasında zaten modernleşme
tarihi boyunca hep bir nedensel ilişki varolagelmiştir. Aktay, 1999)
modernleşmenin temel argümanları, kentleşme, sanayileşme,
bireyselleşme ve bu modernitenin esas uygulayıcıları ulus-devletler
bütün bunları gerçekleştirmek için oluşturmş sistemlerdir. Modern
ulus-devletler, ki aydınlanma felsefesinden ilham alan devletçi
seçkinler( aydınlanma felsefesi eski yapıları tamamen bir kenara
bırakarak) bir kültürü eksen alarak toplumu yeniden şekillendirip,
biçimlendirip, farklılıkları benzeştirme esasına dayanan politikalar
uygulamaya çalışmışlardır.
14 İl için Kırsal
Nüfus Oranları (1975-2000)
|
|
1975-1980 |
1980-1985 |
1985-1990 |
1990-2000 |
|
Adıyaman |
68,2 |
65,0 |
57,3 |
45,7 |
|
Ağrı |
70,5 |
66,3 |
63,7 |
52,3 |
|
Batman |
- |
- |
43,8 |
33,4 |
|
Bingöl |
76,0 |
74,7 |
65,5 |
51,3 |
|
Bitlis |
63,7 |
60,2 |
56,7 |
43,5 |
|
Diyarbakır |
51,9 |
49,5 |
45,2 |
40,0 |
|
Elazığ |
57,6 |
51,7 |
45,3 |
36,1 |
|
Hakkari |
71,6 |
69,6 |
58,8 |
41,1 |
|
Mardin |
66,0 |
62,6 |
55,4 |
44,5 |
|
Muş |
76,5 |
76,9 |
73,1 |
64,8 |
|
Şiirt |
58,7 |
54,8 |
54,8 |
41,8 |
|
Şırnak |
- |
- |
52,2 |
40,2 |
|
Tunceli |
77,1 |
71,6 |
61,9 |
41,8 |
|
Van |
66,5 |
65,4 |
59,4 |
49,1 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Diyarbakır ilinin
kırsal nüfus oranında 1985 yıllarından sonra (1980-85 %49,5 iken,
1990-2000 %40,0) şiddet ortamının artmasıyla özellikle devletin
güvenlik güçleri tarafından sistematik bir şekilde yerlerinden
edilmiştir. Köyler boşaltılmış, yakılmış, ormanlar kamufle ediyor diye
yakılmış, bir kısım köyler zorla korucu yapılmış, olmayanlar göç etmek
zorunda kalmış ya da diğer korucu ve timler tarafından boşaltılmıştır.
Ayrıca gıda ambargosu uygulanmış, bölgenin temel geçim kaynağı tarım
ve hayvancılık durma noktasına gelmiştir. Bütün bunların yanında en
önemlisi güvenlik probleminin ortaya çıkması, devlet ile örgüt
arasında kalan halkı bezdirme noktasına gelmiş, dolayısıyla bütün bu
sebeplerden dolayı kırdan büyük kopuşlar yaşanmış ve bunun sonucunda
kitlesel olarak insanlar göç edilmiş, ettirilmişlerdir. Modernleşme
bağlamında düşünürsek, tarımsal nüfus ve tarımsal oran kentleşme ve
sanayileşme lehine evrim geçirmeli, iş bölümüne dayalı farklılaşma
olmalı, kırdaki geleneksel toplum yerine, Durkheim tabiriyle mekanik
dayanışmadan organik dayanışmaya geçilmesi öngörülmüştür.
Modernite’nin bir gereği olarak tarımsal ve geleneksel yapılar yerini
sanayileşmeye, bireyselleşmeye bırakmalıdır. Diyarbakır ilinin
tarımsal oranı 1980 yılında %71.8 iken, 2000 yılında %63.9’a
gerileyerek, şehirleşme oranında 1927 yılında %24.4 iken, 2000 yılında
%6’a ulaşmış ve böylelikle modernizasyon sürecinde büyük bir ivme
kazanılmıştır.
14 İlin Toplam
Nüfusunun Değişimi (1985-2000)
|
|
1985 |
1990 |
1997 |
2000 |
|
ADIYAMAN |
430.728 |
513.131 |
678.999 |
623.811 |
|
AĞRI |
421.131 |
437.093 |
466.058 |
528.744 |
|
BİNGÖL |
241.548 |
250.966 |
234.790 |
253.739 |
|
BİTLİS |
300.843 |
330.115 |
339.645 |
388.678 |
|
DİYARBAKIR |
934.505 |
1.094.996 |
1.282.678 |
1.362.708 |
|
ELAZIĞ |
483.715 |
498.225 |
518.360 |
569.616 |
|
HAKKARİ |
138.707 |
172.479 |
219.345 |
236.581 |
|
MARDİN |
490.044 |
557.727 |
646.826 |
705.098 |
|
MUŞ |
339.492 |
376.543 |
422.247 |
453.654 |
|
SİİRT |
228.681 |
243.435 |
262.371 |
263.676 |
|
TUNCELİ |
151.906 |
133.143 |
86.268 |
93.584 |
|
VAN |
547.216 |
637.433 |
762.719 |
877.524 |
|
BATMAN |
285.423 |
344.669 |
400.380 |
456.734 |
|
ŞIRNAK |
215.614 |
262.006 |
316.536 |
353.197 |
|
|
|
|
|
|
|
TOPLAM |
5.209.553 |
5.851.961 |
6.637.222 |
7.167.344 |
( Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü)
Tabloya
baktığımızda, Diyarbakır ilinin 1985’ten sonra nüfusunun hızla arttığı
görülmektedir. nüfus artışında en büyük etken zoraki olarak yapılan
göçler ve doğurganlık oranının yüksek olması gösterilebilir. Nüfus
artışını etkileyen faktörler doğumlar, ölümler ve göçlerdir.
Diyarbakır ili kendi kırsalından göç almaktadır. Bölgede 1985’ten
sonra yaşanan çatışma süreciyle devlet tarafından birçok köy ve mezra
boşaltılmış, bir kısmı yakılmış, örgüt, askerler, özel tim ve
korucular baskıları sonucunda şehirlere kitleler halinde göçler
yaşanmıştır. esasen modernleşme açısından uzun dönemde önemli sonuçlar
doğurmuş, aynı zamanda devlet politikaları yönünden önemli katkıları
olmuştur. Çünkü Diyarbakır ilinin nüfusu artmasına rağmen nüfus artış
hızı azalmış (1985-90 % 31.7 iken, 1995-2000 %21.9 olmuştur.),
(DİE,2000) dağınık yerleşmeler ve nüfus kontrol altına alınmıştır.
Ayrıca doğum da oranları düşmüş, şehre göçle beraber aidiyet
duygularını da yitirmişlerdir. Kitlesel göçler kent nüfusunun
artışına, alt yapı, sağlık, eğitim, hizmet sektörünün aksamasına, göç
edenler açısından da kültürel bir şizofreniye dönüşürken, uzun vadede
sistem açısından olumlu gelişmelere vesile olmuştur. Bütün bu
gelişmeler bir yandan da uygulanan inkar ve imha politikalarının da
bir göstergesi sayılabilir.
İlk etapta
görünen şey, yaşanan hızlı ve "mecbur kalınmış" göçün hafızalarda
bıraktığı bütün acı hatıralara; hâlihazırda bu göçü yaşamakta
olanların çekmek zorunda kaldıkları katlanılması son derece zor bütün
çilelere; bütün planlanmamışlığına, dolayısıyla hazırlıksız yakalamış
olmasına rağmen, bu göç, önemli bir nüfusu veya bölgeyi ciddi bir
biçimde modernleştirici bir etkide bulunmaktadır.
(Aktay,
1999)
İçişleri
Bakanlığı Verileri (31 Ocak 2005)
|
İL |
İLÇE |
K
Ö
Y |
MEZRA |
GÖÇ OLGUSU
ÖNCESİ |
GENEL
TOPLAM |
|
|
|
|
|
KÖY |
MEZRA |
HANE |
NÜFUS |
|
|
|
|
|
HANE |
NÜFUS |
HANE |
NÜFUS |
|
DİYARBAKIR |
12 |
134 |
304 |
4.789 |
26.966 |
2.775 |
16.698 |
7.564 |
43.664 |
Tablo 1: Olağanüstü Hâl Bölge
Valiliği Kapsamında Göç Eden Vatandaşların Durumu (TBMM S Sayısı: 532)
|
|
GÖÇ EDEN |
GERİ
DÖNEN |
GERİ DÖNÜŞÜ
UYGUN
GÖRÜLEN |
GERİ DÖNMEK
İÇİN
MÜRACAAT
EDEN |
|
İLLER |
KÖY |
MEZRA |
HANE |
NÜFUS |
KÖY |
Mezra |
HANE |
NÜFUS |
KÖY |
Mezra |
HANE |
NÜFUS |
KÖY |
Mezra |
HANE |
NÜFUS |
|
|
D.BAKIR |
90 |
225 |
7745 |
50371 |
7 |
9 |
323 |
1820 |
2 |
0 |
55 |
449 |
24 |
59 |
1.895 |
10505 |
|
O |
HAKKARİ |
42 |
145 |
5026 |
41761 |
7 |
2 |
303 |
2720 |
2 |
0 |
126 |
972 |
3 |
1 |
331 |
4526 |
|
H |
SİİRT |
81 |
109 |
4908 |
31848 |
3 |
1 |
136 |
782 |
25 |
1 |
0 |
0 |
27 |
2 |
995 |
6006 |
|
A |
ŞIRNAK |
105 |
225 |
9734 |
71874 |
5 |
1 |
198 |
1016 |
10 |
3 |
591 |
3990 |
10 |
3 |
633 |
4365 |
|
L |
TUNCELİ |
183 |
823 |
8439 |
41939 |
10 |
2 |
213 |
714 |
32 |
29 |
600 |
2726 |
27 |
25 |
496 |
3111 |
|
|
VAN |
16 |
87 |
1756 |
13573 |
2 |
3 |
118 |
826 |
2 |
3 |
118 |
826 |
4 |
40 |
820 |
5740 |
|
M |
TOPLAM |
517 |
1614 |
37608 |
251366 |
34 |
18 |
1291 |
6096 |
73 |
36 |
1490 |
8963 |
95 |
130 |
5170 |
34253 |
Tablodaki
verilerle görüleceği üzere, resmî kayıtlara geçmiş olarak, güvenlik
nedeniyle, ister devletin asayiş gereksinimlerinden dolayı, ister
terörün güvenliksiz ortamından kaçmak için diyarbakır ilinin toplam 90
köy, 225 mezra, 7745 hane, 50371 kişi resmi verilere göre göç
etmişlerdir. Bu verilerde gösteriyorki nüfusun büyük bir çoğunluğu
yerlerinden edilmiştir. Bu da yaşanan trajedinin boyutunu oortaya
koymaktadır. Dönemin Diyarbakır milletvekili Haşim Haşimi'nin
söyledikleri bunu gözler önüne seriyor. "Köy boşaltmalar hukukî
çerçevede yapılmadığnıdan devlet, hiç bir sorumluluk üstlenmemiştir
(iaşe ve iskan gibi). Özel girişimlerle yapılan ekmek veya
yiyecek-giyecek yardımları hiç bir sorunu çözmemiş, dramatik tabloyu
gözler önüne sermiştir. Göç edenlerin yaşam, barınma, çalışma,
mülkiyet, sağlık, eğtim, dolaşım gibi temel hakları ihlal edilmiştir.
Göç edenler bazen 3-4 aile, iki göz evde ya da garaj, park gibi
yerlerde naylon/çadır evlerde yaşamak zorunda kalmıştır (Van,
Diyarbakır, Şırnak'ta bazı konutlar yapılsa bile bunlar oldukça
yetersizdir. Ayrıca bazılarının doğru dürüst yolu bile yoktur). Cebrî
ve ani olduğu için kentler göç edenleri özümseyememiş, tersine kentler
köyleşmiştir. Ayrıca göç ettirilen vatandaşlarımıza kuşkuyla bakılmış,
birçok yerde tehdit unsuru olarak görülmüşlerdir.
Bölgede
eğitim, sağlık, kültür ve benzeri hizmetler çökmüştür. Sorunlu olmayan
alan kalmamıştır. Köye dönüş projesi ilgi görmemektedir. Göçzedelerin
çoğu geri dönmeyi istediği halde uygulamaya gönüllülük ve ciddi bir
destek temel olmadığı için sadece % 4'lük bir kısım geri
dönebilmiştir. Özellike köy koruculuğunun şart koşulması geriye dönmek
isteyenleri gönülsüz kılmaktadır. Ayrıca bir çok özelliği
kaybettirilen köylere ancak ciddi bir yardım sağlanırsa insanlar geri
dönebilir. Can ve mal güvenliği sağlanmadan yıkılan evler, yakılan
yerler onarılmadan, tazminat ödenmeden kimse geri dönmeyi
düşünmemektedir.
Kısacası,
hem bölgemiz, hem de zorunlu göçe tabi tutulan insanlarımız,
toplumsal, siyasî, ekonomik, psikolojik bir çöküşe ve dağılışa maruz
kalmıştır. En başta söylediğimiz gibi bölge halkı ve göç ettirilenler
acı çekmektedir. Bu insanların sorunları ya göz ardı edilip
reddedilmekte ya da sorunlara tek bir pencereden bakılarak, sorun daha
da içinden çıkılmaz hale getirilmektedir. Bundan da öte, bu acıları
çeken bütün kesimlerin gözlerinin içine baka baka yalan söylenmekte
adeta onlara hakaret edilmektedir" (Haşimi, 1998: 21-23).
Diyarbakır iline Göç eden 90 köyden 9’u, 225 mezradan 9’u geri
dönmesi uygun görülmüştür. Göç edenlerin geri dönme noktasındaki
kaygıları olmakla beraber( koruculuk sistemi, güvenlik ortamı,
ekonomomik koşullar vb.) belli bir süre şehre alışmayla, “şehrin en
kötü koşulları köyün en iyi koşullarından yeğdir” anlayışı yerleşmeye
başlandığı için geri dönüş ilgi görmemektedir. bir süre şehirde kalıp
şehrin cazibesine alışınca, şehrin önünde açtığı yeni yaşam
standartları ve girişim ufuklarıyla tanışınca, köye dönmeme seçeneği
daha ağır basmaya başlıyor. Bu sonucun, daha önce yapılmış ve başka
nedenlere, örneğin köyün "itici" ve şehrin "çekici" faktörlerine bağlı
olarak gerçekleşmiş olan göç hareketleri üzerine yapılmış
araştırmalarda ortaya konulan sonuçlarla paralel bir sonuç olması
başlıbaşına ilginç olmuştur. ( Aktay, 1999)
GÖÇ’ÜN
MODERNLEŞME BAĞLAMINDA SOSYO-DEMOGRAFİK NİTELİKLERE ETKKİSİ
Türkiye'nin Güneydoğu'sunda da son onbeş yıldır yaşanmakta olan göç,
Türkiye'nin modernleşme sürecinden ayrı değerlendirilemez.
son onbeş
yıldır bu bölgede yaşanmakta olan büyük çalkantının, şiddetin,
hukuksuzluuğun ve bütün dramatik boyutlarıyla zorunlu göçün, modern
devletin nüfûz sahasını genişletmek, daha basit bir ifadeyle
modernleşmeyi artırmak gibi bir işlevi olduğu görülebilir. Zira
modernleşmeyi karakterize eden en önemli gelişmelerden biri de millî
devlet yapısının toplumsal düzeydeki kurumsallaşmasıdır. Modernleşme
teorisyenleri, geleneksel toplumdan modern topluma geçişi, sağlık
hizmetlerinden ne kadar insanın hangi düzeyde faydalandığı; eğitimin
yaygınlaşması; nüfusun gelişme eğilimlerinin denetlenebilirliği; millî
kimliğin türdeşleşme ve kollektif olarak benimsenme düzeyi ve sair
tezahürlerin oluşturduğu endekslerle ölçmeye çalışmışlardır (Kumar,
1978: 64 vd; 1987; Giddens, 1991, Aktaran, Aktay ). Bu endeksler, bir
ölçüde de millî devletin toplumsal çatısını da inşâ etmişlerdir. BU
açıdan bakıldığında, modern devletin ulusal sınırları içerisinde,
yoklamalara icabet etmeyen herhangi bir insan teki, millîleşme
çabasının basit bir başarısızlığı olarak ifade edilebilir. O açıdan,
her şeye rağmen, aşağıda da biraz daha açacağımız gibi, planlanmamış
da olsa yaşanan göç, sonuçları itibariyle bu zaafın giderilmesinde
önemli bir olaydır. (Aktay,
1999)
Türkiye
gibi millî kimliğin sâfiyeti konusunda son derece duyarlı; mîsâk-ı
millî sınırları içindeki toplumsal bünyenin tek bayrak, tek dil, tek
kültür şeklinde tezahür edebilmesi için Tevhid-i Tedrîsât gibi bir
eğitim politikası ve uzun süre Tek Parti üzerinden unitarist siyasal
refleksler geliştirmiş olan bir ülkede, sözkonusu nüfus kaynağının
sadece nüfus kayıtlarına geçmemiş bir nüfusu değil, aynı zamanda, tek
dil ve tek kültüre de alabildiğine yabancı bir nüfusu toplumsal
bünyeye sokan bir çeşit enfeksiyon kaynagı olarakg örülebileceğini
ayrıca gözönünde bulundurmak gerekiyor.(Aktay, 1999)
Daha önce
belirttiğimiz gibi modernleşmekte olan ülkelerde (az gelişmiş,
gelişmekte olan) öncelikle köyden kente göç ve kentlileşme olgusu
büyük önem arz etmektedir. Bunun ardından artan okur yazarlıkla
beraber toplumda bir takım ekonomik, sosyal değişmeler meydana
gelmektedir. Bu doğrultuda Berger’in deyimiyle zihinlerin
modernleşmesi sağlanmaktadır. Köyler, Türkiye toplumunda (özellikle
geleneksel diye adlandırılan toplumlar) geleneksel yaşam biçimini ve
geleneksel değerleri yaşatmakta, modernleşmeye karşı direnişin güçlü
kaleleri ola gelmişlerdir.
İlk
modernleşen ülkelerde değişim tedrici ve iç dinamiklerle olurken, bu
sürece geç giren ya da girmeye çalışan ülkelerde dış dinamikler ile
daha etkin rol oynamışlardır. Aynı zamanda bu ülkelerde modernleşme,
sanayileşme olmadan da ve toplumun değerleri ile bütünleşmeden
tepeden inmeci ve gerektiğinde cebir kullanarak gerçekleştirilmeye
çalışılmıştır. Bu durum ise toplumsal bütünleşmeyi ve gelişmeyi
artırmak yerine çatışma ve gerginlikler yaratmış, kültürel, etnik,
dinsel, bunalım ve tepkilere yol açmıştır. Yani hem epistemolojik hem
de ontolojik kopuş yaşanmıştır.
Güneydoğu Anadolu
bölgesi’nin özelde Diyarbakır’a göç harekelerinin modernleşme
bağlamında ele almak ve bunun sosyo-demografik niteliklere etkilerini
ortaya koymak mümkün mü?
Güneydoğu’da
yaşanan bu zorunlu göç sürecinde, oluşan bütün ekonomik sorunlar,
işsizlik vs. olumsuz durumlarla birlikte, uzun vadede, modern bir
hayatın gerektirdiği "kayıt altına alınmış bir nüfus", "kültürel
olarak türdeşleşmiş ve planlanıp kontrol edilebilir bir nüfus"
hedeflerine ya "kendiliğinden" veya devletin bazı çabaları sayesinde
ulaşılmaktadır. Aslında yaşanan bu büyük göç de yukarıda zikrettiğimiz
benzer sorunlara, demografik yapı üzerindeki "kara nüfus" etkisine
sahip olmaktadır. Ancak bu etki, bir defalığına ve âdeta "kara nüfus"
kaynağını kuruturcasına meydana geldiği için Türkiye'nin göç
bağlamındaki modernleşmesi açısından ayrı bir öneme sahiptir.
(Aktay, 1999)
Hiç hesapta
olmayan, kontrol edilemeyen bir hızlı nüfus kaynağı, demografik
planlamada modern devletin planlama insiyatifini derinden etkilemekte,
demografik planlama üzerinde denge bozucu, hesaplanamayan sonuçlara
yol açıyordu(r). Diğer yandan bu "kayıt-dışı nüfus" un kültürel
sonuçları vardı(r). Bu da sözkonusu nüfusun hem Türkçe bilmemesi, hem
de modern şehir hayatının gereklerine icabet etmeksizin her ân şehir
hayatına katılma potansiyeli taşımasından ileri gelmektedir. Bu durum
açıkça, katılan nüfusun şehirle uyumsuzluk sergilemesine, dahası
şehrin belli bir düzene bir türlü oturamamasına yol açmaktadır. (Aktay,
1999)
Bütün bu
analizler ışığında Diyarbakır iline göçün sosyo-demografik niteliklere
etkisini istatistiki verilere bakarak anlamlı çözümlemeler yapmaya
çalışacağım.
Diyarbakır ilinin
yıllık nüfus artışı (DİE,200)
|
1985-1990 |
31.70 |
|
1990-2000 |
21.87 |
Diyarbakır
ilinin genel şehirleşme oranı (DİE,2000)
İl
kırsal nüfus oranları (DİE,2003)
|
1980-1985 |
49.5 |
|
1985-1990 |
45.2 |
|
1990-2000 |
40.0 |
Yukarıdaki
tablolarda görüleceği üzere Diyarbakır ilinin kent nüfusu artarken,
nüfus artış hızı düşme eğilimi göstermeye başlamıştır. Özellikle 1985
yılına kadar köy nüfusu şehir nüfusundan fazla iken, bu yıldan
itibaren, şehir nüfusu köy nüfusundan fazla olmuştur. Aynı şekilde
tarımsal oran 1980 ‘de %71.8 iken, 2000 yılında %63.9’a inmiştir.
(DİE, 2003) Türkiye’nin modernleşme göstergelerinden ilki köylü
toplumun, kentli topluma dönüşme süreciyle ilgili gelişmelerdir.
Modernleşme köylülüğün tasfiye edildiği, kentin ve kentsel
fonksiyonların toplumsal ilişkilere egemen olduğu bir yapıdır.
Durkheim tabiriyle benzer iş birliğinden, birincil ilişkilerden,
farklılaşmamış toplumdan, yani toplum mekanik dayanışmadan, toplumun
farklılaştığı, iş bölümüne dayalı, formel (resmi) ilişkilere dayalı
organik topluma doğru bir evrimle yaşanmaya başlanmıştır. Kırsal
nüfusun zoraki olarak kentlere göç edilmesiyle “nüfus kayıt altına”
alınmıştır. Millî devletin gelişiminin sanayi toplumuyla ve artan
düzenli kentleşme süreciyle ilgili olduğunu hatırlamakta fayda vardır
Şehirleşme
süreci ile birlikte, sosyo-kültürel yapıda değişmeler yaşanmıştır. Köy
ya da kırsal bölgede yaşayan insanlar komşuluk, akrabalık, arkadaşlık,
aile değerleri ile birbirlerine bağlanırken, şehirsel hayata geçiş ile
beraber bu değerlerin yerini uzmanlaşma, sınıf, statü, hayat tarzı
değerler almaktadır. İbn-i Haldun’un deyimiyle toplumlar “asabiye”
lerini yitirmeye başlamışlardır. Marx’ın ifadesiyle toplumun
yabancılaşması “kendisiyle, başkalarıyla, emeğiyle” biz buna bir de
kültürel yabancılaşmayı da ekleyelim, süreci yaşanmaktadır. Şerif
Mardin bunu sosyal yapının kırılması olarak ifade etmektedir. Kırılma
burada köyden şehre dönüşen yapılardaki topluluğun değerinin
değişmesidir.
Doğurganlık
hızı (DİE,2000)
|
|
Toplam
doğurganlık hızı |
Çocuk olmada
ortalama yaş |
|
1990 |
% 4.74 |
30.55 |
|
2000 |
% 4.51 |
30.96 |
Hanehalkı
büyüklüğü (DİE,2000)
|
|
Toplam nüfus |
Toplam
hanehalkı nüfusu |
Toplam nüfusa
göre |
Toplam
hanehalkı nüfusuna göre |
|
1990 |
1.094.996 |
153.429 |
7.14 |
6.92 |
|
2000 |
1.362.708 |
205.208 |
6.64 |
6.76 |
Evlenme oranları
(DİE,2000)
Ortalama
evlenme yaşı (DİE,2000)
|
|
Damat |
Gelin |
|
2000 |
28.1 |
24.0 |
Diyarbakır
ilinin 1970-2000 yılları arasında kadın başına düşen çocuk sayısı son
30. yıl içinde %38 azalmıştır. (DİE, 2000) yine veriler ışığında
değerlendirmeler yaparsak, zoraki göçle beraber sadece nüfus kayıt
altına alınmamış, aynı zamanda doğal bir( yıllarca başarılamayan)
nüfus planlaması meydana gelmeye başlamıştır. Dolayısıyla yüksek
doğurganlık hızının azalma eğilimi gösterdiğini söyleyebiliriz.
Oluşturulan “milli devlet” lerin o günkü koşullar çerçevesinde nüfusun
çoğunluğu göz önünde tutularak bir kültürün eksen alındığını
düşünürsek, bu veriler çok anlamlı olmaktadır. Ayrıca evlenme oranları
ve evlenme yaşında da azalma eğilimleri görülmeye başlanmıştır.
Doğurganlığın azalması ve şehirleşme karşılıklı olarak birbirlerini
güçlendiren süreçlerdir. Genç yaştaki yetişkinler kırsal alanlardan
kentsel alanlara geçerken, daha düşük üreme eğilimi göstermeye
başlamışlardır. Doğurganlık hızının düşmesi, evlenme yaşının
yükselmesi, hane halkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstermeye
başlaması, eğitim, bireyselleşme, geleneksel yapının çözülmesi, sosyo-kültürel
anlamda bir değişimin göstergesi sayılabilir.
Sektörler bazında
(DİE,2003)
|
|
Hizmet |
Sanayi |
Tarım |
|
1980-2000 |
%105.8 |
%65.6 |
30.9 |
Modernleşme
sürecinin diğer de ekonomik ilişkileri, tarımdan endüstri ve hizmet
sektörüne kaymasıyla ilgili gelişmelerdir. Değişim ekonomisi, Pazar,
ekonomik çıkar, vb. araçlar üzerinde yeni bir ilişki formunun
kurulmasıdır. Bu anlamda modernleşme köylülüğün, tarımsal üretim ve iş
gücünün tasfiye edilmesi, kentsel, sanayi ve hizmet sektörüne dönüşme
süreciyle ilgili gelişmelerdir.
Eğitim (DİE,
2000)
|
|
Okuma-yazma
bilmeyen |
Bilenler |
|
1990 |
386.088 (
%43) |
496.650
(%56) |
|
2000 |
341.295
(%30) |
780.885
(%69.59) |
|
|
Okuma-yazma
bilmeyen kadın |
Okuma-yazma
bilmeyen erkek |
|
1990 |
135.952
(%78.36) |
55.202
(%32.39) |
|
2000 |
152.331
(%64.20) |
48.45
(%21.10) |
Güneydoğu
Anadolu’nun kültürel özellikleri açısından, türdeşleştirme, asimile
etme noktasında eğitim alanında ve okuryazarlık oranlarında artış
görülmektedir. Berger’in ifadesiyle modernleşmenin zihniyeti
oluşturulur. Eğitim özellikle ulusal kültürle adaptasyonunu
sağlamakta, ayrıca bölgede var olan yüksek doğurganlık hızını da
yavaşlatabilmektedir. Özellikle okuma yazma bilmeyen kadın ve
erkeklerde azalma eğilimi göstermesi açısından şaşırtıcıdır. Eğitimin
yaygınlaştırılması ile “millileştirme” projesi çerçevesinde ulusal
entegrasyona uyum sağlayarak, ulusal kültüre eklemlenmesi
amaçlanmaktadır.
SONUÇ
Genel olarak
Güneydoğu Anadolu’da, özelde de Diyarbakır iline yapılan göç ve
nedenleri, modernleşme bağlamında ele almaya çalıştık. 1985 ‘ten sonra
özellikle çatışma ortamının yaşanmasına paralel olarak hızlanmaya
başlayan göçler, daha devletin güvenlik kuvvetleri tarafından
sistematik bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Güvenlik ve lojistik
destek sağladıkları gerekçesiyle insanlar zorla yerlerinden
edilmiştir. Güvenlik güçlerinin bizzat köyleri yakması, boşaltması,
uygulanan koruculuk sistemi, gıda ambargosu, örgütün etkisi gibi
nedenler insanların kitleler halinde kente göç etmesine,
ettirilmesine neden olmuştur. Bütün dramların ve trajedilerin ötesinde
zorunlu göçe maruz kalmış bu insanlar, aidiyet duygularını yitirmeye
başlayarak, toplumsal, siyasal,kültürel yapılarda büyük değişimler
dönüşümler başlamışlardır.
Bu
çalışmada güneydoğuda 15-20 yıldan beri süren zoraki olarak yaşanan
göçlerin nedenlerini ve modernleşmeyle ilişkisine bağlı olarak sosyo-demografik
niteliklere etkilerine dikkat çekmeye çalıştık. Zorla yerlerinden bu
insanların şehirler göçleri neticesinde, resmi verilere dayanarak,
bu insanların geçirdikleri sosyo-kültürel, demografik(doğum, hane
halkı büyüklüğü,evlenme yaşı ve oranları) değerler açısından ( aile,
arkadaşlık, akraba) değişimler, değişimler geçirerek, modernleşme
yönüne doğru eğilimler göstermeye başladığını söyleyebiliriz. Yaşanan
bu göç (kırdan kente) olgusu toplumun yapıda değişmeye yol
açmaktadır. Durkheim tabiriyle mekanik dayanışmadan organik
dayanışmaya doğru bir değişim, İbn-i Haldun’un deyimiyle toplumun
“Asabiye” sini yitirtmesi, Marx’ın ifadesiyle “yalnızlaşma ve
yabancılaşma” kendisiyle-kültürüyle-toplumla, modernleşmeye doğru bir
seyir izlendiğini söyleyebiliriz. Netice itibariyle toplumsal kontrol
ve denetim mekanizmaları önemini yitirmeye başlamışlardır. Yine
Diyarbakır iline yapılan göç ve modernleşme bağlamında sosyo-demografik
niteliklere etkisine baktığımızda, şehrin nüfusu artmasına rağmen
nüfus artış hızı düşmekte, hane halkı büyüklüğünde değişmeler olmakta,
evlenme yaşı yükselmekte, tarımsal üretim ve nüfus şehirleşme ve
hizmet sektörüne kaymakta, tarım ve hayvancılık önemini kaybetmeye
başlamakta, eğitim olanakları ve okuma yazma oranında artış
görülmektedir. bütün bu gelişmeler modernleşmenin temel dinamiklerine
denk düşmekte, milli devlet açısından da,türdeşleştirmeye, asimile
etmeye, merkezi yapının güçlenmesine ve yıllarca bir türlü
denetlenemeyen nüfusun kayıt altına almasına imkan vermektedir.
Türkiye'nin Güneydoğu'sunda da son onbeş yıldır yaşanmakta olan göç,
Türkiye'nin modernleşme sürecinden ayrı değerlendirilemez.
Modernleşme ve göç arasında zaten modernleşme tarihi boyunca hep bir
nedensel ilişki varolagelmiştir. ikinci büyük kitlesel göç sanayii
devriminder sonra, büyük kitlelerin kenttlere göçüyle başlamıştır.
Dolayısıyla ulu-devletlerin gelişimi de sanayi toplumuyla ve artan
düzenli kentleşmeyle ilgilidir.
zorunlu
göç sürecinde, oluşan bütün ekonomik sorunlar, işsizlik vs. olumsuz
durumlarla birlikte, uzun vadede, modern bir hayatın gerektirdiği
"kayıt altına alınmış bir nüfus", "kültürel olarak türdeşleşmiş ve
planlanıp kontrol edilebilir bir nüfus" hedeflerine ya "kendiliğinden"
veya devletin bazı çabaları sayesinde ulaşılmaktadır. Hiç hesapta
olmayan, kontrol edilemeyen bir hızlı nüfus kaynağı, demografik
planlamada modern devletin planlama insiyatifini derinden etkilemekte,
demografik planlama üzerinde denge bozucu, hesaplanamayan sonuçlara
yol açıyordu, Diğer yandan bu "kayıt-dışı nüfus" un kültürel sonuçları
vardı. Dolayısıyla yaşanan bu zorunlu göçler sonucunda toplumsal,
siyasal, kültürel ve ekonemik yapıda ciddi dönüşümler yaşanmasına
sebep olmuştur. Özellikle Tanzimattan beri süregelen modernleşme
çabaları ve millileşme, uluslaşma açısından, Güneydoğu Anaddolu
bölgesi gerek toplumsal yapısının faarklılığı, gerek etnik ve siyasi
farklılığı neddeniyle önem arz etmektedir ve doğrultuda cazibe
merkezi olmaya devam edeceği görülmekedir.
KAYNAKÇA
Başbakanlık Aile
Araştırma Kurumu,1998: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan Terör
Nedeniyle Göç Eden Ailelerin Sorunları, Ankara
Diyarbakır Müze
Şehir,
1999: Hazırlayanlar: Şevket Beysanoğlu, Sabri Koz, Emin Nedret İşli,
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İsanbul
D.İ.E, Türkiye
istatistik yıllığı, 1990, Ankara
D.İ.E,
Başbakanlık Evlenme İstatistikleri, 2003, Ankara
D.İ.E, Türkiye
İstatistik Yıllığı, 1996, Ankara
D.İ.E, Türkiye
İstatistik Yıllığı, 2003, Ankara
D.İ.E, 2OOO Genel
Nüfus Sayımı (Diyarbakır), Ankara
Haşimi, Seyyit
Haşim, 1998, Göç Raporu: Zorunlu Göç Uygulaması ve Sonuçları,
Ankara: TBMM
Aktay, Yasin,
“Diasporanın Güneydoğusu”,
VI. Ulusal Sosyal
Bilimler Kongresi'ne
sunulmuş tebliğ, ODTÜ, 18 Kasım 1999, Konya
http://www.angelfire.com/art/yasinaktay/Guneydogu/Diaspora_n_n_G_neydogusu.htm
Aktay, Yasin,
“Kadın ve Modernleşme”, Araştırma Raporu, 1999, Konya
http://www.angelfire.com/art/yasinaktay/Guneydogu/Guneydoguda_Goc__Modernlesme_ve_Kadin.htm
Aktay, Yasin, “Umut
ve Kaygı Arasında Göç”, Araştırma Raporu, 1999, Konya
http://www.angelfire.com/art/yasinaktay/Guneydogu/Umut_ve_Kaygi_Arasinda_Guneydoguda_Genclik.htm
ÜNALAN, Turgay,
Türkiye’de Göç ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması (T-GYONA),
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü,
http://www.hips.hacettepe.edu.tr/tgyona/tgyona.htm
|