|
|
Akraba
Evlilikleri
Türker SÜTÇÜ
Selçuk Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünü Öğrencisi
Türkiye ve benzeri gelişmişlik düzeyinin orta seviyede
olduğu ülkelerde akraba evliliklerine sık rastlanır. Akraba evliliklerin
görülmesinin sebepleri arasında aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile
bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyo-ekonomik
beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi
etkenler sayılabilir. Fakat bilinmesi gereken önemli bir husus vardır ki
akraba evlilikleri sakat bebek doğumlarında en önemli etkendir.
Bilinmesi gerekir ki bir insanın karakterinin, fizyolojisinin oluşumunda
kalıtımsal ögeler(genler) önemli yer tutar. Vücudun gelişmesi ve çalışması
genlerin kontrolündedir. Gen, bir DNA molekülündeki bir özelliği içeren
kesite verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir
özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler,
insanın oluşumunda, yaşamsal özelliklerinin gerçekleşmesinde temeli
oluşturan ögelerdir. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır.
Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak yeni hücrelere
geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki
kopyası bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk
kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı
vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.
Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere
baskın gen, baskın olmayan gene çekinik gen denir. Bir karakterin çıkması,
iki aynı genin çakışması demektir. Eğer bir hastalığa ait çekinik gen
anneden aktarılırken, babadan da aynı çekinik gen ile çakışırsa o hastalık
meydana gelen çocukta görülecektir. Eğer , anneden çekinik gen, babadan da
baskın gen karşılaşırsa yine doğacak çocuk da anne ve babası gibi hastalığın
taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. Aynı özellikleri
taşıyan iki çekinik genin karşılıklı gelmesi çekinik kopya genler sonucu
hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen alan çocuk ise tamamen
sağlıklıdır. Dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip
olan ailede, çekinik genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha
fazla olacaktır. Bu da akraba evliliklerinden doğan çocukların hastalıklı
doğma olasılığını yükselten bir veridir. Akraba evliliklerinde aynı soydan
geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani
hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında
hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır. Akraba ile evlenme, kalıtımla
geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. Böyle
durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların
doğma ihtimali artacaktır.
Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ geriliği (fenilketonüri),
Akdeniz Anemisi, Alzeimer, Parkinson, Huntington hastalığı ve nöron
ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.
Sadece birkaç toprak parçası, mal, mülk, para gibi maddelerin bir insan
hayatının önüne geçmesine neden izin veriyoruz? Dünyaya getireceğiniz
çocuğun hastalığı, bu hastalığın tedavisi; bu süreçte harcayacağınız emek,
para ve en önemlisi uğrayacağınız duygusal zarar sizce daha büyük, daha
önemli değil mi?
Törenin, paranın, toprağın önüne başka hiçbir şeyi değil sadece SEVGİNİZİ
koyun ve iyi düşünün hangisi ağır geliyor?
Kaynak : Sağlık Ansiklopedisi 2002
Yani : Fizik dersini hiç anlamıyorum
(Genç ne hissediyor ? zorlanma )
Yanıtımız : Fizik dersi sana zor geliyor ...
(Yargılama,öğüt verme,eleştirme olmadan sadece onun yaşadıklarını göz önüne
alarak gencin ifade ettiği duyguyu isimlendirdik.)
İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalıyız ?
Öncelikle bedensel olarak karşımızdaki kişiyi dinlemeye hazır olduğumuza
inandırmalıyız. Elindeki gazeteye bakan,tırnaklarını törpüleyen yada yemek
yapmak için koşuşturan bir kişiye hangimiz bir şey anlatmak ister ki?
Öncelikle konuştuğumuz kişi özellikle bir çocuk, ön ergen ise onun boy
hizasına inerek göz teması kurmalıyız.Yüz yüze olmada en az konuşulan şey
kadar yüz ifadesinden de mesajlar alırız.
Gözlerinin buğulanması,yüzün kızarması,gözleri kaçırma gibi pek çok sözsüz
mesajı algılayabilmemize olanak sağlar. Böylelikle söylenen şeyle verilmek
istenen mesaj hakkında bilgi sahibi olmuş oluruz.
Gençleri dinlerken ne gibi iletişim engellerini kullanıyoruz biraz da bunu
inceleyelim.
Öğüt verme : Şöyle yapma,böyle yap...
Çözüm getirme : Bunu böyle yapmada şöyle yap
Yönlendirme : Üzüleceğine otur da ders çalış
Yargılama : Sen zaten hep kolaya kaçarsın
Eleştirme : Çocuk gibi davranıyorsun
Ad takma : Geri zekalı,aptal
Soru sormak : Neden ?, niçin ?
Araştırmak : O sana ne dedi ?
İncelemek : Hanginiz önce söyledi ?
Teşhis : Aslında sen öyle demek istemiyorsun...
Tanı koymak : Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum
Tahlil etmek : Aslında senin derdin başka...
Teskin : Aldırma boşver
Teselli etmek : Düzelir canım,derdetme geçer,üzülme
Konuyu değiştirmek : Başka şeylerden konuşalım
gibi farkında olmadan kullandığımız iletişim engelleri ile karşımızda bize
bir sorununu anlatmak isteyen gence,anlaşılmamışlık,savunmaya
girme,haksızlığa uğradığını hissetme,sorununun aslında önemsiz ve saçma
olduğunu düşünme,sinirlenme,direnç gösterme,isyan,çaresizlik,kızgınlık vb.
duyguları yaşatırız.
Oysa gencin yukarıda saydığımız pek çok iletişim engelindense en önce
dinlenmeye,kabul
edildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.Siz hiç bir çözüm getirme durumunda
olmadan sadece sessizce dinleseniz bile gençte belli bir boşalıma sebep
olacağınız için başarılı olursunuz.
Daha sonra aktif dinleme ile sadece ondan aldığınız bilgileri daha sade
biçimde ona yansıttığınızda dinleniyorum,kabul ediliyorum mesajını gence
verirsiniz.Konuşurken sorununun çözümünü kendi kendine keşfetme olanağını da
vermiş olursunuz.Anlaşıldığını,kabul edildiğini,koşulsuz sevildiğini bilen
bir gençle iletişim kurmak hiç de zor olmayacaktır. Dolayısıyla sorunlarda
kavgaya,isyana,çaresizliğe dönüşmeden rahatlıkla çözülecektir.
kaynak:
http://www.toplumvesiyaset.com
|
|