|
|
|
GAZOZ KAPAĞI
SHU. İlyas Ali DAŞTAN
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
dastanilyas@gmail.com
ulaştırabilirsiniz.
|
Kırşehir’in Özbağ ilçesinin adını taşıyan
Özbağ gazozları vardır. Yuvada kaldığımız dönemler de bize dağıtılan
harçlıklardan ancak birkaç tane gazoz alınıp içilebilirdi. Fakat kendi
şahsıma Özbağ gazozlarının tadını anımsamıyorum sadece adı aklımda kalmış.
Bizi gazoz şişelerinin içindekinden ziyade kapakları ilgilendirirdi.
O zamanlar moda denilen garip etkileşim akımını anlamlandıracak bilince
sahip değildik hiçbirimiz. Çocuklar arasında zaman zaman belli oyunlar
rağbet görür ve yaygınlık kazanırdı. Bir an da bütün çocuklar mesela misket
oynar, çiklet çıkarması biriktirir ya da buna benzer şeyler yapardı.
Mevsimsel değişmeler mi yoksa içimizden bir arkadaşımızın ruh hali mi bu
oyunların belirlenmesinde etkili oluyordu bilemiyorum ancak bir gizli el
vardı işte.
Yuvayı saran misket furyasının unutulduğu günlerdi. Cepler dolusu
misketlerle oynanan başaltı, üçgen, zehir, ütmece oyunları sonucu
biriktirilen misketler bir anda ortadan kaybolup, yerine gazoz kapağı
dalgası geldi.
Gazoz kapağı modasının olduğu günlerdi. On iki yaşından küçük bir sürü
çocuk gazoz kapağı oyunu oynuyoruz. Sağdan soldan toplanan Özbağ gazoz
kapakları yassı taşların altında dümdüz edilip sac haline getirilirdi. İnce,
yuvarlak bir sac halini alan bu gazoz kapakları diğerlerine göre daha
değerli olurdu. Bazı kapaklar bu yassılaşma işlemine direnir ve garip
şekiller alırdı. Oyunlarda ilk elden ve gözden çıkarılanlar da bunlar
olurdu. Bu eğri kapaklar elden çıktıktan sonra kıyamadığımız diğer yassı
kapaklar oyuna sürülürdü. Gümüş sikke gibi değerli bu kapakları
ütüldüğümüzde yüklü miktarda para kaybetmişiz gibi üzülürdük.
Gazoz kapağı oyunu, oyuncu ve kapak sınırı olmadan oynanır. Oyuncular
belirlenen sayıda kapakları aynı hizada dizerler. Yassı taşlar (bu iş için
kaygan mermer parçaları en idealiydi) ile sıralama atışı yapıldıktan sonra
gazoz kapaklarını hedef alarak atışlarını yaparlardı. Artık şans meleği
kimin omzuna konduysa gazoz kapaklarını toplardı. Cebi gazoz kapağı ile
dolan arkadaşımızın forsundan geçilmezdi. Gazoz kapağı oyunlarında yenen
arkadaş ceplerinde şıngırdayan kapaklar ile kendisine yeni rakipler aramaya
başlardı.
Yuvada, her tür oyunun bir ustası vardı. Miskette İbrahim’i bir kere olsun
yenmiş değilim. Uzun parmaklarının arasına sıkıştırdığı misketi öyle bir
atışı vardı ki misket hava uçar ve gelip benim misketi vururdu. Hatta bu
atışlarda birçok defalar rakibin misketinin de parçalandığı olmuştur.
Çiklet kâğıtlarının babası Fazlı, gazoz kapaklarının kralı da Veysel’di.
Televizyon kafa lakaplı Veysel, yuvarlak kaymak gibi mermer taşı ile gazoz
kapaklarını silip süpürürdü. Kendine rakip arayan Veysel’in karşısına
çıktığımda onlarca gazoz kapağım vardı. Hepsini özenle ezip düzlemişim, bu
incecik kapaklar yuvada kalan çocukların iştahını kabartıyor.
Veysel’in kategorisi her ne kadar benden ağır idiyse de yinede rakip olarak
karşısına çıkma cesaretim vardı.
Veysel ile başladık yassı mermer taşları beton zeminde kaydırmaya. Oyunun
başında üçer beşer dizilen gazoz kapaklarının sayısı, oyunun heyecanı ve
izleyicisi çoğaldıkça artıyordu.
Oyunun heyecanını ve izleyicisini arttıran olay benim kazanıyor olmamdı.
Cebim gazoz kapakları ile dolup taşmaya başladı. Kazandıkça kendime olan
güvenim ile birlikte yüzümde asılı duran gülümseme de artmaya başladı.
Veysel kaybediyor olmanın siniri ve izleyiciler karşısında acemi bir
oyuncuya madara olmasının ezikliği ile burnundan solumaya başladı. Rengi
kızılcık kırmızısından daha beter olan Veysel daha hırslandı ve dikkatli
oynamaya başladı.
Şans meleği tekrar taraf değiştirip Veysel’i tutmaya başlamasaydı eğer
televizyon kafalının sona bıraktığı en nadide gazoz kapaklarını da ütmüş
olacaktım. Rakibimin hırsı ve azmi cebimde son gazoz kapağımı da sülük gibi
emdi.
Cebimdeki boşluğu ve hafifliği hissedince yüreğim ağırlaşmaya başladı.
Veysel’i tutan diğer çocuklarının tezahüratları kulağımı delmeye
başladığında ağlamamak için kendimi sıkmaya başlamıştım.
Veysel bir köşede oturup yığınla önünde biriken gazoz kapağı ganimetlerini
saymaya başladı.
Bir tane bile gazoz kapağım kalmamıştı. Son gazoz kapağımda beni terk edip
el değiştirdikten sonra ağlamaya başladım. Diğer çocukların alaylarına daha
fazla dayanamayıp, olay ve oyun yerini düşük omuzlarla terk edip yuvanın
arka bahçesine indim. Parkın emektar kaydırağının altına gizlendikten sonra
ütüldüğüm gazoz kapaklarım için güzelce ağladım.
Sırası geldi mi insan neler için ağlıyor. Gazoz kapağı için ağlanır mı
demeyin?
|