Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

GAZOZ KAPAĞI
SHU. İlyas Ali DAŞTAN
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
    dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz.

    Kırşehir’in Özbağ ilçesinin adını taşıyan Özbağ gazozları vardır. Yuvada kaldığımız dönemler de bize dağıtılan harçlıklardan ancak birkaç tane gazoz alınıp içilebilirdi. Fakat kendi şahsıma Özbağ gazozlarının tadını anımsamıyorum sadece adı aklımda kalmış. Bizi gazoz şişelerinin içindekinden ziyade kapakları ilgilendirirdi.
O zamanlar moda denilen garip etkileşim akımını anlamlandıracak bilince sahip değildik hiçbirimiz. Çocuklar arasında zaman zaman belli oyunlar rağbet görür ve yaygınlık kazanırdı. Bir an da bütün çocuklar mesela misket oynar, çiklet çıkarması biriktirir ya da buna benzer şeyler yapardı. Mevsimsel değişmeler mi yoksa içimizden bir arkadaşımızın ruh hali mi bu oyunların belirlenmesinde etkili oluyordu bilemiyorum ancak bir gizli el vardı işte.
Yuvayı saran misket furyasının unutulduğu günlerdi. Cepler dolusu misketlerle oynanan başaltı, üçgen, zehir, ütmece oyunları sonucu biriktirilen misketler bir anda ortadan kaybolup, yerine gazoz kapağı dalgası geldi.






    
  Gazoz kapağı modasının olduğu günlerdi. On iki yaşından küçük bir sürü çocuk gazoz kapağı oyunu oynuyoruz. Sağdan soldan toplanan Özbağ gazoz kapakları yassı taşların altında dümdüz edilip sac haline getirilirdi. İnce, yuvarlak bir sac halini alan bu gazoz kapakları diğerlerine göre daha değerli olurdu. Bazı kapaklar bu yassılaşma işlemine direnir ve garip şekiller alırdı. Oyunlarda ilk elden ve gözden çıkarılanlar da bunlar olurdu. Bu eğri kapaklar elden çıktıktan sonra kıyamadığımız diğer yassı kapaklar oyuna sürülürdü. Gümüş sikke gibi değerli bu kapakları ütüldüğümüzde yüklü miktarda para kaybetmişiz gibi üzülürdük.
Gazoz kapağı oyunu, oyuncu ve kapak sınırı olmadan oynanır. Oyuncular belirlenen sayıda kapakları aynı hizada dizerler. Yassı taşlar (bu iş için kaygan mermer parçaları en idealiydi) ile sıralama atışı yapıldıktan sonra gazoz kapaklarını hedef alarak atışlarını yaparlardı. Artık şans meleği kimin omzuna konduysa gazoz kapaklarını toplardı. Cebi gazoz kapağı ile dolan arkadaşımızın forsundan geçilmezdi. Gazoz kapağı oyunlarında yenen arkadaş ceplerinde şıngırdayan kapaklar ile kendisine yeni rakipler aramaya başlardı.
Yuvada, her tür oyunun bir ustası vardı. Miskette İbrahim’i bir kere olsun yenmiş değilim. Uzun parmaklarının arasına sıkıştırdığı misketi öyle bir atışı vardı ki misket hava uçar ve gelip benim misketi vururdu. Hatta bu atışlarda birçok defalar rakibin misketinin de parçalandığı olmuştur.
Çiklet kâğıtlarının babası Fazlı, gazoz kapaklarının kralı da Veysel’di. Televizyon kafa lakaplı Veysel, yuvarlak kaymak gibi mermer taşı ile gazoz kapaklarını silip süpürürdü. Kendine rakip arayan Veysel’in karşısına çıktığımda onlarca gazoz kapağım vardı. Hepsini özenle ezip düzlemişim, bu incecik kapaklar yuvada kalan çocukların iştahını kabartıyor.
Veysel’in kategorisi her ne kadar benden ağır idiyse de yinede rakip olarak karşısına çıkma cesaretim vardı.
Veysel ile başladık yassı mermer taşları beton zeminde kaydırmaya. Oyunun başında üçer beşer dizilen gazoz kapaklarının sayısı, oyunun heyecanı ve izleyicisi çoğaldıkça artıyordu.
Oyunun heyecanını ve izleyicisini arttıran olay benim kazanıyor olmamdı. Cebim gazoz kapakları ile dolup taşmaya başladı. Kazandıkça kendime olan güvenim ile birlikte yüzümde asılı duran gülümseme de artmaya başladı.
Veysel kaybediyor olmanın siniri ve izleyiciler karşısında acemi bir oyuncuya madara olmasının ezikliği ile burnundan solumaya başladı. Rengi kızılcık kırmızısından daha beter olan Veysel daha hırslandı ve dikkatli oynamaya başladı.
Şans meleği tekrar taraf değiştirip Veysel’i tutmaya başlamasaydı eğer televizyon kafalının sona bıraktığı en nadide gazoz kapaklarını da ütmüş olacaktım. Rakibimin hırsı ve azmi cebimde son gazoz kapağımı da sülük gibi emdi.
Cebimdeki boşluğu ve hafifliği hissedince yüreğim ağırlaşmaya başladı. Veysel’i tutan diğer çocuklarının tezahüratları kulağımı delmeye başladığında ağlamamak için kendimi sıkmaya başlamıştım.
Veysel bir köşede oturup yığınla önünde biriken gazoz kapağı ganimetlerini saymaya başladı.
Bir tane bile gazoz kapağım kalmamıştı. Son gazoz kapağımda beni terk edip el değiştirdikten sonra ağlamaya başladım. Diğer çocukların alaylarına daha fazla dayanamayıp, olay ve oyun yerini düşük omuzlarla terk edip yuvanın arka bahçesine indim. Parkın emektar kaydırağının altına gizlendikten sonra ütüldüğüm gazoz kapaklarım için güzelce ağladım.
Sırası geldi mi insan neler için ağlıyor. Gazoz kapağı için ağlanır mı demeyin?
 

 



Bize Ulaşın