|
|
 |
Ev
eksenli çalışanlar ve sorunları
Doğan Keskin
İş
Başmüfettişi-Sosyal Çalışmacı |
Küresel rekabet ortamında giderek
artan biçimde karşımıza çıkan kayıt dışı istihdamın tam ortasına düşen
bağımlı ev
eksenli çalışanların, yasal haklardan ve çalışma standartlarından
yararlanmalarının nasıl sağlanacağı konusu bu nedenle günümüzün önemli
sosyal problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır
Güncel çalışma ilişkileri,
dönemin sosyo - ekonomik yapısal özelliklerinden etkilenerek sürekli
değişiyor. Evde çalışma biçimi, kapitalist yapılanmanın başlangıç yıllarında
yer aldığı gibi bugün de küresel rekabet ortamında yoğun olarak yaşanıyor.
İşin, işyerinde değil de işi görecek olanın evinde görülmesi esasına dayanan
çalışma biçimine günümüzde ‘ev eksenli çalışma’ denilmektedir.
İletişim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak bugün sadece vasıfsız
el emeği şeklinde değil, vasıflı, teknoloji kullanan evde çalışanlar da
bulunmaktadır. Nitekim, ‘tele çalışma’ gibi evde çalışmanın türevi ama
yüksek vasıflı çalışmalar da ev eksenli çalışmalar arasında yer almaktadır.
Ancak, yaşanan hukuki sorunlarla birlikte evde çalışanlar konusuna
girildiğinde elbette, vasıflı, teknoloji kullananlardan çok yine vasıfsız ve
yoksulluk paralelinde yürütülen, dolayısıyla üretim maliyetini düşürmek
amacıyla yasal sınırları aşağı çeken çalışma biçimi olarak evde çalışanlar
akla gelmektedir. Amaç, yasal standartları gözetmeyen iş ilişkilerinin
gözden uzak hayata geçirilmesi ve böylece güvenceden yoksun en düşük
maliyetlerle küresel rekabette yer alınmasıdır.
Özellikle, küresel rekabet ortamında maliyetin düşürülmesini amaçlayan temel
içgüdü, günümüzde evde çalışma biçimini, işin tamamını veya duruma göre bazı
parçalarını evlerde iş görenlere yaptırmak şeklinde yaygın ve organize bir
şekilde yeniden ortaya çıkmıştır.
TUİK ‘in saptamış olduğu verilere göre, ev eksenli çalışma ilişkisi içinde
olanların önemli bölümü (% 96) kadın olup, çalışan kadınların %4.6 sı ev
eksenli çalışan statüsündedir. Bu oran kentlerde %7.7 olmaktadır.
Ev eksenli çalışmalar günümüzde, el işlerinden, tekstile, gıdadan,
oyuncaklara, paketlemeden araç, gereçlere, makinelere parça üretimine,
elektrik malzemeleri üretimine kadar akla gelebilecek her alanda
geçekleşebilmektedir.
Hukuki durumu
Bugün genel olarak iki grup ev eksenli çalışan bulunmaktadır. Bunlardan
biri, kendileri için üretim yaparak ürettiklerini kendi adlarına pazara
sunan diğeri ise, başkasına bağımlı olarak ücreti karşılığında üreten
gruptur.
Başkaları adına üretim yapan ev eksenli çalışanlar açısından, hammaddenin,
üretim araç ve gereçlerinin kimin tarafından sağlandığı önemli değildir.
Önemli olan başkası için, onun talimatları doğrultusunda ve ona bağımlı
olarak üretimin evde yapılmasıdır. Başkası için üreten ‘ev eksenli çalışan’,
bu iş için ücret alarak bağımlı bir çalışma gerçekleştirmektedir.
Hem Borçlar Kanunu’ndaki ‘hizmet akdi’ hem de, İş Kanunu’ndaki ‘iş
sözleşmesi’ için yapılan tanımda, ücret karşılığında, başkası adına ve ona
bağımlı olarak işin görülmesinden söz edilmektedir.
İş sözleşmesinin bu tanımına göre, başkası için ve ona bağımlı olarak kendi
evlerinde ücreti karşılığı iş gören ev eksenlilere, ‘bağımlı ev eksenli
çalışanlar’, başkasına bağımlı olmadan kendileri için üretip kendileri için
pazarlayanlara ise, ‘bağımsız ev eksenli çalışanlar’ denilmektedir.
İş Kanunu’nda iş sözleşmesinin kurulabilmesi için ‘bağımlı iş görme’ ve
‘ücret’ unsurları dışında işverenin gösterdiği yerde çalışmış olma koşulu
yer almamaktadır. Üstelik, ‘işyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve
araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür’ şeklinde
tanımlandığından, ev eksenli çalışanın işi gördüğü ev de, ‘bağlı yerler’
kapsamında işyeri tanımına girmektedir.
Şu halde, ücreti karşılığında başkası için ve ona bağımlı olarak mal veya
hizmet üreten ev eksenli çalışanlar, yasada tanımlanan ‘iş sözleşmesi’
niteliğinde iş ilişkisi kurduklarından ‘işçi’ statüsünde sayılacaklar,
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca da ‘sigortalı’
kapsamında olacaklardır.
Temel sorun
Ne var ki, bağımlı ev eksenli çalışanlar bugün hem Sosyal Sigorta ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu’ndan hem de İş Kanunu’ndan eylemli olarak
yararlanamamaktadırlar.
Bunda, bağımlı ev eksenli çalışanların işçi statüsünde kabul edilmemeleri
kadar, işin niteliğinden kaynaklanan güçlükler nedeniyle ev eksenli
çalışanlara yönelik özel düzenlemelere gidilmemesinin de rolü olduğu
düşünülmektedir.
Diğer taraftan, işin denetlenebilir olmaktan uzakta görülmesi, ev eksenli
çalışmaların yasal standartların tamamen dışında kayıt dışı olarak
sürdürülmesini kolaylaştırmaktadır.
İşte, ev eksenli çalışanların temel sorunları bu noktada ortaya
çıkmaktadır.
Küresel rekabet ortamında giderek artan biçimde karşımıza çıkan kayıtdışı
istihdamın tam ortasına düşen bağımlı ev eksenli çalışanların, yasal
haklardan ve çalışma standartlarından yararlanmalarının nasıl sağlanacağı
konusu bu nedenle günümüzün önemli sosyal problemlerinden biri olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Çözüm için öneriler
Öncelikle bağımlı ev eksenli çalışanların işçi statüsünde çalışanlar
olduğunun kamuoyunda tereddütsüz benimsenmesi gerekmektedir. Bu nedenle,
konunun sürekli olarak kamuoyu gündeminde tutulması sağlanmalıdır.
Esasen, ev eksenli çalışanlar bu amaçla çeşitli örgütlenmeler içinde
bulunmakta ve sorunlarını kamuoyuna anlatmaya çalışmaktadırlar. Bu amaçla,
Türkiye Home Net (Türkiye Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Dayanışma Ağı) içinde
ve dışında, ülkenin her yöresinde ev eksenli çalışan kadınlar tarafından
oluşturulmuş dayanışma grupları faaliyetlerini sürdürmektedir.
Ancak, ev eksenli çalışanların yasal standartların uygulanmasını isteyen
sesleri karşılık bulamamaktadır. Nitekim, on yıldan fazla bir süredir, yerel
bağlamda atölye çalışmaları, ulusal düzeyde ‘Ulusal Kongre’, ‘Kamu Politika
İzleme Toplantı’ları dahil çeşitli etkinlikler yapılmış olsa bile sorunun
görünürlülüğü açısından hissedilebilir yol alınamamıştır.
Bunda, küresel rekabette ucuz emek, düşük maliyet endişesi kadar ev eksenli
çalışanların büyük bölümünün kadın olmasının da rolü bulunduğu
düşünülmektedir.
Ev eksenli kadınlara gördürülen işlerin yüksek vasıf gerektiren işlerden
olmaması, üretim sürecinde karmaşık araç ve gereçlere gereksinim
duyulmaması, kadınların geleneksel rolleriyle birlikte evde kalarak aile
gelirine katkıda bulunma istemi, ev eksenli çalışanların kayıt dışı
çalıştırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
Buna karşın, sorunu gündeme taşıyabilecek aktörler de bu alanda yeterince
etkin destek vermemektedir. Örneğin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın
gündeminde ev eksenli çalışan işçilerin sorunları hiç yer almamış, hâlâ da
almamaktadır. Kayıt dışı istihdamla mücadelede, bağımlı ev eksenli çalışan
işçiler hiç dikkate alınmamaktadır. Ev eksenli çalışanlara özel
düzenlemelere de yer verilmemiştir.
Önemli bir potansiyel oluşturmalarına karşın, ev eksenli çalışanlar
sendikaların ilgi alanlarına girmemektedir. Akademik çevrelerden güçlü bir
destek gördükleri söylenemeyecektir. Varlık nedenleri, hemşehrilerine hizmet
etmek olan belediyelerin, yetki alanlarında kayıt dışı çalışmalara, kötü
çalışma koşullarına, yaşlı ve çocukların da iş riskleriyle karşı karşıya
kalmalarına karşı çıkarak katkı vermeleri beklenirken, sorunla
ilgilendikleri görülmemektedir.
Halbuki belediyeler yörelerinde, riskli hammaddelerin kullanılmasını, riskli
ürünlerin üretilmesini önlemek, ücretlerin asgari ücretin altına düşmeden
belirlenmesine aracılık etmek, çalışma ortamını evin dışına çıkarmak,
çocuklar ve yaşlılar için bakım yerleri açmak gibi bazı olanakların
sağlanmasında koruyucu rol oynamayı, bunların gerçekleşebilmesi için
işverenleri teşvik etmeyi düşünebileceklerdir.
Sonuçta, 10 yıldan fazla bir zamandır sorunun kamuoyu gündemine
getirilebilmesi için çeşitli etkinlikler yapılsa bile sorun, ne
kayıtdışılıkla mücadelede ne de, yaşlı çocuk evde yaşayan herkesi
etkileyecek iş risklerinin ev ortamına girmesini önleyici iş sağlığı ve
güvenliği politikaları içinde yer alabilmiştir.
Şu halde yapılacak olan, ev eksenli çalışanların öz güçlerine güvenerek
görünürlüklerini sağlamaya çalışmak olacaktır. Bu nedenle, yapabileceklerini
belediyelere anlatmaktan, kayıtdışı istihdamla mücadele ile iş sağlığı ve
güvenliği politikaları içine (üstelik yaşlılar ve çocuklar dahil tüm ev
halkı iş riskiyle karşı karşıya)neden alınmadıklarını Bakanlığa sormaya,
sorunlarıyla daha yakından ilgilenmeleri için sendikaların ve bilim
çevrelerinin desteğini almaya, fason işlerden bağlantı kurarak büyük sermaye
temsilcilerine durumu anlatmaya yönelik stratejilerinde ev eksenli
çalışanların, grup dinamiği, kadın dayanışması, dernekleşme, dayanışma
platformları ve nihayet mevzuattan kaynaklanan engellemelere karşın,
sendikal örgütlülük içinde güçlü bir dayanışma içinde mücadele etmeye devam
etmeleri kaçınılmaz olarak gerekmektedir.
Ayrıca ev eksenli çalışanların, yukarda sözü edilen dışa yönelik
mücadeleleri yanında içe dönük olarak, kabul edebilecekleri işler ve çalışma
koşulları konusunda belirledikleri asgari standartların altına düşen hiçbir
işi, hiçbirinin yapmaması esası üzerine kurulu bir iç disiplini oluşturmaya
çalışmaları gerektiği düşünülmektedir.
Kaldı ki, henüz Türkiye tarafından kabul edilmiş olmamasına karşın bilinmesi
gerekir ki, ev eksenli çalışanlar için Uluslararası Çalışma Örgütü
tarafından 177 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi kabul edilmiştir. Buna
göre, ev eksenli çalışanların diğer çalışanlarla eşit muamele görmesi, eşit
ücretten, sosyal güvenlikten, iş sağlığı ve güvenliğinden yararlanması, bazı
riskli maddelerin kullanılmasının önlenmesi(m.4); çalışanların ve
çalıştıranların kayıt altına alınması (m.6,7); iş denetiminin yapılabilmesi
için gereken önlemlerin alınması (m.8); ücretli izinlerden, resmi tatil
haklarından, ücretli hastalık izninden yararlanabilmesinin (m.24) sağlanması
gerekmektedir.
Avrupa Birliği üyeleri dahil bazı ülkelerde, ev eksenli çalışanlar için özel
yasaların düzenlendiği (Almanya, İtalya, Japonya Hollanda, Portekiz,
Arjantin, Norveç, Avusturya vb.) bazılarında, sınırlı düzenlemelerin
bulunduğu (Fransa, İspanya, Çek, Bolivya, Şili, Ekvator, Meksika vb.).
bazılarında ise, evde çalışma için geçerli hükümlere farklı ölçülerde yer
verilmiş ancak çalışma süresi, yıllık ücretli izin gibi hususların evde
çalışanlara uygulanmayacağı açık olarak belirlenmiştir (Danimarka, Malta ve
İsveç ).
Rusya’ da herhangi bir evde çalışma yaptırabilmesi için işverene özel bir
lisans alma zorunluluğu getirilmiştir. Almanya, Avusturya, İsveç gibi
ülkelerde ise, eve iş verecek işverenin kendisini ilgili makama bildirmesi
ayrıca evde çalışanlarla ilgili olarak kayıt tutması ve bunları belirli
aralıklarla ilgili makama rapor etmeleri istenmektedir.
Arjantin’de asgari ücret ödenmediği takdirde, Dominik Cumhuriyeti’nde
gizlice evde çalışma yapıldığında, Almanya’da iş güvenliği konusunda evde
çalışan bilgilendirilmediğinde, Japonya’da iş sağlığı ve güvenliği önlemleri
ihlal edildiğinde işverene hapis cezası öngörülmüştür .*
Uluslararası Çalışma Örgütü üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak
Türkiye’nin söz konusu uluslararası çalışma sözleşmesinin gereklerini yerine
getirme yükümlülüğü ile karşı karşıya bulunduğu açıktır.
Artık, acımasız küresel rekabetin yarattığı düşük maliyet endişesiyle
çalışma standartlarının tümüyle altında kalan koşullarda çalıştırılan ev
eksenli çalışanların, kayıtdışılığın da gerisine giden bu durumlarının
görülmesi ve uygun ülke politikasının belirlenmesi zamanı çoktan gelmiştir.
* Kadriye Bakırcı- Dünyada Evde Çalışmada Hukuksal Koruma Sistemleri ve
Mevzuatı- İktisat Dergisi- Sayı: 430 Ekim 2002 sh.65
Doğan Keskin: Em. İş Başmüfettişi-Sosyal Çalışmacı
Radikal Gazetesinde de yayınlanmıştır.
|
|
UYARI!
©Sitemize ait
yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep
etmekteyiz.Her hakkı saklıdır. |
|