ERGEN VE UYUM
Sosyal Hizmet Uzmanı. Ahmet Hasan
EROĞLU
Sitemiz Yazarı
Her zaman sorunlu çocuk yoktur. Kusurlu anne baba tutumları
vardır diye savunmuşumdur. Hele bu ergen olunca daha önem
kazanmaktadır.Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinin sancıları ,gelecek için
okul,dersane,sınav cenderesi içindeki ergen uyumda sorunlar yaşamakta çevresine
yansıtmaktadır.
Aile ve öğretmen tutumları yalnız ve mutsuz ergenin okulda ve sosyal hayatta
başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır.
Ergenlik dönemi, çocuklukla yetişkinlik arasın da bir dönemdir. Bu dönemde
çocuk, gelişimini belirli bir noktaya kadar tamamlamıştır. 10 yaşına kadar soyut
kavramları veya genel sosyal mantıksal değerleri yargılama yeteneği olmayan
çocuk yavaş yavaş bulunduğu çevreyi, aile içi ilişkilerini ve bunlar arasındaki
neden sonuçlar ilişkilerini değerlendirmeye başlar. Ergenlik dönemi bir gelişim
sürecidir. Bu dönemde kişi hem biyolojik hem de psikolojik olarak genel bir
değişime uğrar. Bu değişim ve gelişim süreci hem ergenler hem de ebeveynler için
zorluklarla doludur. Ergen içinde bulunduğu dönemde kendini topluma bir birey
olarak kanıtlamak ister. Bu noktada, yani sosyalleşme sürecinde ergen birçok
zorluk ile karşılaşır.Ergenlikte hormonlarda meydana gelen değişmeler, duygu
durumunda inişli çıkışlı değişiklikler yaşanmasına neden olur. Ergen içinde
bulunduğu arkadaşlık grubunda ya da okul çevresinde bazı sorunlar yaşamaya ve
geri planda kalmaya başlarsa sosyal çevreden uzaklaşarak, mutsuz bir figür
oluşturur. Bunun sonucunda ergende, ergenlik depresyonları, yeme bozuklukları,
madde ve alkol bağımlılığı başlayabilir. Ergen yalnız kaldığında daha da çok
madde ve alkol kullanımına yönelebilir.
Okul, ergenin yaşamındaki önemli bir toplumsal kurumdur. Okul kişiye yaşamında
gerekli olacak değerleri ve bilgileri kazandırırken, topluma uyum sağlaması için
gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırır. Ergenin okul içinde karşılaştığı
en önemli sorun sosyalleşmedir. Çünkü ergen okulda tamamen bir arkadaş grubuna,
topluluk içine girmektedir. Bu sosyalleşme sürecinde ergen içerinde bulunduğu
okul ortamında kendi yaşıtları içerisinde varolma savaşı verir. Bu savaş
fiziksel ve kişilik anlamında var olma savaşıdır.
Ergenlik döneminde akademik başarı arka planlara itilmektedir. Çünkü akademik
başarı yaşıtları tarafından çok fazla kabul görmez ve onore edilmez. Ama
fiziksel olarak ya da diğer yönlerden başarısız olan ergen kendini güçlü
hissetmek için akademik başarıya yönelir.
Ergenler okul, aile ve arkadaşları ile olan sorunlarını davranışları ile
gösterirler. Ciddi anlamda iletişim kuramayabilirler; kendilerini ifade etmezler
veya ifade etmek istemezler. Ergenlerde içe yönelme, mutsuzluk görülür. Ergenin
kendi odasına kapanarak yalnız kalmak istemesi doğaldır. Çünkü ergen aileden
uzaklaşmak ister. Ancak bu ciddi boyutlara ulaştığında; ergen tamamen tüm
çevresine, arkadaşlarına kendini kapattığı anda, "ben mutsuzum ve sorunlarımla
baş başa kalıyorum" mesajı verir. Diğer taraftan ergenler özellikle okulda, çok
sık görülen yıkıcı davranışlar sergilerler. Bu dönemde ergen aileye karşı çok
yoğun tepkiler vermeye başlar ve akademik açıdan yoğun bir düşüş görülebilir.
Bunlar ailelerin ve eğitmenlerin çok dikkat etmesi gereken noktalardır. Ergenin
yardım çağrısıdır tüm yaşananlar... Öncelikle ergeni tanımak, ergendeki
değişiklikleri gözlemlemek ve görmek çok önemlidir. Aileler, baskılamak ve
eleştirmek yerine normal bir yaklaşım sergilemelidir. Eleştiri ve baskı çocuğun
ailesine, okulda yaşadığı sorunlara ve yalnızlığına dair çatışmaları artırır ve
genç her şeye tepki vermeye başlar. Oysa karşımızda anlaşılması gereken bir
birey vardır. Ergen güven duygusunu arzular ve kendisine destek olunmasını
ister. Özelikle anne babanın desteği ergen için çok önemlidir. Eleştirmek yerine
ergenin sergilediği davranışların nedenleri araştırmak daha doğru olacaktır.
Önemli olan nokta, çerçeveyi belirleyerek ergenin bu çerçeve içerisinde rahat
bir şekilde hareket etmesini sağlamak, olmalıdır.
? Anne babalar ergenlerin kendi kimliklerini ortaya koymalarına izin
vermelidirler.
? Ergenin ayrı bir kişilik olduğu kabul edilmelidir. Böylece ergenle iletişim
daha sağlıklı olur.
? Ebeveynler gencin duygularını yoğun bir şekilde yaşadığını ve düşüncelerinin
doğru ve kesin olduğuna inandığını unutmamalıdır.
? Anne babasından anlayış göremeyen, onlarla çatışma içinde olan genç; evde
bulamadığı güveni arkadaş çevresinde arar. Arkadaşlarından ayrı kalmamak için
kendisine aykırı gelen düşünceleri, tutumları ve davranışları bile
benimseyebilir. Bu sebeple ebeveynler mümkün olduğunca mutlu bir aile ortamı
sağlamaya çalışmalıdır.
? Gençlerle iletişimde önemli kurallardan biri de, ebeveynlerin gencin tepkileri
ve çelişkili davranışları karşısında soğukkanlı kalabilmeleridir