Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 


Devlet in Engelli(ye) Bakışı

Hasan KAYA/ Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com


     2002 yılında Dünya Engelliler Günü nedeniyle Başbakanlığın 2002/58 sayılı Özürlüler ile ilgili Genelgesi gereği; Ulusal düzeyde kabul edilen10-16 mayıs Sakatlar Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde, engellilere yönelik faaliyet gösteren Konfederasyon, bağlı federasyonlar ve derneklerin kamu görevlisi olan yönetim kurulu üyeleri ile kamuda görev yapan tüm özürlüler idari izinli sayılacaktır denmektedir. Eğer yukarda sayılan Konfederasyon, federasyon ve derneklerin yönetim kurulu üyesi iseniz ve kamuda çalışıyorsanız idari izinli sayılacaksınız ama eğer özel bir kurumda çalışıyorsanız sizin böyle bir hakkınız yok. Devlet kamuda çalışan engelli STK ların yöneticilerine kendi günleri ile ilgili etkinliklere katılma hakkını tanırken özel kurumlarda çalışan engelli STK ların yöneticilerinden bunu esirgemektedir.

    Aynı genelge gereği; Olumsuz hava koşulları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde aynı bölgedeki kamu görevlisi özürlüler, ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan, belirlenen tatil süresince izinli sayılacaktır denilmektedir. Burada da görüldüğü gibi olumsuz hava koşullarından sadece kamuda çalışan engelliler etkilendiği için kamuda çalışan engelliler izinli sayılırken, özel kurumlarda çalışan engellilerin böyle bir sorunu olmadığı için izinli sayımlamamışlardır. Oysaki bizler bilmekteyiz ki kamuda çalışan engellilerin çalışma koşulları ile özel de çalışan engellilerin çalışma durumları karşılaştırılamayacak kadar farklıdır. Kamuda çalışan engellinin işine gitmesi için servis imkanı varken, özelde çalışan bir çok engelli, tekerlekli sandalyeleri, bastonları ve koltuk değnekleriyle göle dönen sokakları, buz pisti gibi caddeleri aşmak zorunda kalmaktadırlar. Bu engelleri aşmayı başaran engelliler balık istifi gibi toplu taşıma araçları ile işlerine gitmeye çabalamaktadırlar.

      Gerek ulusal mevzuat gerekse uluslar arası mevzuat engelliler yönelik her türlü ayrımcılığı yasaklamıştır. Anayasamızın X. Kanun önünde eşitlik ilkesinin 10. Maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğuna vurgu yapmakta ve Devlet organlarını ve idare makamlarını bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmeleri gerektiğini belirtmektedir. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin eşitlik ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 5. Maddesi 1. paragrafı “Taraf Devletler, herkesin hukuk önünde eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın herkesin hukuk tarafından eşit korunmaya ve hukuktan eşit yararlanmaya hakkı olduğunu kabul eder”. Görüldüğü gibi hukuk önünde eşitlikten bahsederken, pratikte bunu görememekteyiz. Aynı maddenin 3. paragrafı eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul uyumlaştırmanın yapılması için tüm adımların atılmasını gerektiğini söylemektedir. Devlet bu adımı hemen atmalı kamu da çalışan ile özelde çalışan ayrımını bir kenara bırakarak engellilere eşit davranmalıdır. Nasıl ki doğum izni, çocuk emzirme izni gibi, kadınları ilgilendiren haklar kamu/özel ayrımı yapılmadan kadınlara kullandırılıyorsa. Engellilere yönelik böyle bir ayrımın yapılmasını anlamakta güçlük çekmekteyiz.

      Ayrıca kamu/özel ayrımının neye göre yapıldığı da ayrıca sorgulanmalıdır. Mesela Vakıf Yüksek Öğretim Yönetmeliğinin 5. Maddesi “……..vakıflar tarafından kanunla kurulmuş bulunan kamu tüzel kişiliğine sahip……yükseköğretim kurumudur” denilerek vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu vurgulamaktadır. Vakıflar tarafından kurulan üniversitelerde çalışan engelliler idari izin haklarından yararlanabilirler mi?. Bunun gibi bir çok belirsizlik sayılabilir.
Devlet bu belirsizlikleri oradan kaldırmalı, engellilere yönelik alacağı kararlarda ve uygulamalarda kamu/özel ayrımı yapmadan engellilere eşit davranmalıdır. Engelli dernekleri bu eşitsizliğin ortadan kaldırılması için üzerine düşeni yapmalıdırlar.

Hasan KAYA
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yüksek Lisans öğrencisi

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.