|
|
|
 |
Engelliliğe Dayalı Ayrımcılıkla
Mücadele’de İnsan Hakları Boyutu
Hasan KAYA/
Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com
|
İnsan hakları dilini
oluşturmak,
Engellinin insan hakları için politika geliştirmek ve ayrımcılığa karşı
olmak, ilk başta engellilere yönelik kullanılan dil ile mücadele etmekten
geçmektedir. Kamuoyunda geniş yer bulan; engellilerin işe yaramaz,
beceriksiz, yeteneksiz, niteliksiz, asalak, işlenen günahların nedeni gibi
ön yargıları yıkmak, engelli insana yönelik ayrımcılıkla da mücadelenin
temelini oluşturmaktadır. Günlük yaşamımızda kullandığımız kelimeler,
deyimler, kavramlar yeniden gözden geçirilmeli engellileri rencide eden,
küçük düşüren söyleme karşı farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.
Basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları ve Türk Dil Kurumu ile birlikte
ayrımcı söyleme neden olan (körler sağırlar birbirini ağırlar, kör topal
gidiyor, sağır duymaz uydurur gibi) deyimlerin kullanılmasına ve
kullandırılmasına karşı etkinlikler düzenlenmeli. Hatta bilgilendirme
çalışmaları ilk önce bu kurum ve kuruluşlardan başlamalıdır. Engellilerin
insan onuruna saygıyı vurgulayacak ve incitmeyecek bir insan hakları dili
oluşturmalıdır.
İnsan hakları mücadelesinin gelişimi ile birlikte, bir insan hakkı dili de
gelişmektedir. Olaylar, nesneler, kişiler bu söyleme göre yeniden
kavramsallaştırılmakta ve söyleme dönüşmektedir. Engellilerin nasıl tarif
edildiği değil, engellilerin kendilerini nasıl tarif ettikleri önemlidir.
İnsan hakları mücadelesi ve söylemi, engelli mücadelesine de yansımakta,
engelli hareketini de etkilemektedir. Daha önce kurulan derneklerde
kullanılan isimlere bakıldığında, sakatları korumak, sakatları yaşatmak,
gibi isimler kullanılmaktaydı. Bugün ise Engellinin insan hakları, engeli
hakları gibi isimler ön plana çıkmakta tamda insan hakları söylemine denk
düşmektedir.
Engellilere yönelik kavramlara Türk Dil Kurumu sözlüğü üzerinden
baktığımızda,
Sakat:Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü
Özürlü: Kusuru olan, defolu: Özürlü kumaş
Engelli: Engeli olan, mânialı
Sakat ve Özürlü kavramlarının neyin nasıl anlattığı akademik olarak
tartışılabilir. Ama “Toplumsal engellilik” açısından ele alındığında,
toplumun gözünde sakat ve özürlü kavramlarının yaratmış olduğu bir algılama
biçimi olduğu ve bu algılanış biçiminin de engellileri suçlayan, dışlayan,
yok sayan bir sonuç doğurduğunu bilmekte ve yaşamaktayız. Yıllarca Türk
Medeni Kanununda kullanılan ve evlilik cüzdanlarında yazan "Karı" kelimesi
kadın hareketi ve kadınlar için ne anlam ifade ediyor ve onları nasıl
incitiyorsa. Sakat ve özürlü kelimeleri de engelliler için aynı şeyleri
ifade etmekte ve incitmektedir. Engelli hareketlerinin son dönemde ısrarla
bu söyleme karşı olmasına, akademik çalışmalarda genellikle bu kavramların
artık kullanılmamasına rağmen, hala gündemde olduğu görülmektedir. Burdan T.
C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na bir çağrı yapmak istiyorum,
gelin engelliliğe dayalı ayrımcılıkla mücadelenin ilk adımı olarak isminizde
bulunan "Özürlü" kelimesini kaldıralım.
Toplumsal yaşamın dışında kalmak,
Engelliler, yaşamın bir çok alanından bazen direk bazen ise dolaylı olarak
dışlanmaktadırlar. Bir haktan yararlanamaması diğer haklardan da
faydalanmasını etkilemekte bir zincirin halkası gibi birbirine
eklemlenmektedir. Fiziki engellerden dolayı evinden çıkamayacak, okula gidip
eğitim hakkından yararlanamayacak, eğitim alamadığı için istihdamın dışında
kalacak, istihdamın dışında kaldığından sosyal güvenlik hakkından
faydalanamayacak, sosyal güvenliğin dışından kaldığından ise sağlık hakkını
kullanamayacaktır. Eğitim, erişim ve istihdam hakkını savunmak engelli
ayrımcılığına karşı mücadelenin temel taşlarından bazılarıdır.
Engelli bireyin çalışıp ekonomik özgürlüğünü kazanması, eşit bireyler olarak
topluma katılmasına ve bağımlılıktan da kurtulmasına neden olacaktır. Aynı
zamanda çalışma sadece para kazanmamın bir aracı değil, sosyalleşmenin ve
sosyalleşerek insanileşmenin de bir aracıdır. Çalışan birey toplumsal hayata
dahil olur ve diğer insanlarla iletişim kurar.
Ülkemizde uygulanan 50 kişi ve üzerinde kişi çalıştıran kamu ve özel
kurumların yüzde 3 engelli istihdam edilme zorunluluğu., uygulama acısından
bir dolaylı ayrımcılığa dönüşmektedir. Mesela engelli bir bireyin yanlızca
engelli iş taleplerine başvurmak zorunda olmaları, yüzde 97’lik istihdamın
dışında kalmalarına neden olmaktadır. Engelliler ile ilgili yapılan
çağrıların, genellikle temizlik, paketleme, yapıştırma, yük taşıma gibi
vasıfsız, beden işine dayalı olması, terfi etmeye kapalı olması sıkça
karşılaşılan sorunlardandır. Bunun sonucunda engelliler düşük ücret ile
çalışmak ve emekli olana kadar aynı pozisyonlarda çalışmak zorunda
kalmaktadırlar.
Bedenlerin iktidar savaşı,
Tüm bu ve bunun gibi direk ve dolaylı ayrımcılıkla mücadele etmek için,
Avrupa Birliği Ülkelerinin bir çoğunda da bulunan; hükümete bağlı, engelli
bireylerin haklarını kullanmasını ve bu hakların kullanılmasında eşitlik
ilkesinin hayata geçirilmesini sağlamaya çalışmak ve engellinin insan
haklarının, hak temelli yaklaşım çerçevesinde kullanılmasını sağlamak üzere,
akademisyen, engelli ve engelli STK’larından oluşan "Engellinin İnsan
Hakları Ombudusmanlık Kurumu" yada başka bir isim altında "eşitlik
birimleri" kurulmalıdır. Bu birimler hak ihlallerinin takipçisi ve çözüm
noktası olmalıdırlar.
Sonuç olarak, Engellilerin insan hakları için politikayı savunmak
ayrımcılıkla da mücadeleden geçer, Ayrımcılığa karşı olma aynı zamanda bir
duruşu da beraberinde getirmektedir. ayrımcı bakış acısı aslında bedenler
üzerinden yürütülen bir iktidar savaşıdır. Diğerinin ötekileştirilmesi
ırkçılık anlayışının farklı bir yansımasıdır. Diğerini ötekileştirmeden "ya
bu, ya şu " yerine, "hem o , hem bu" diyebilmeliyiz.
Demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir toplum olmanın yolu engellilerin
kapalı toplum yaşam alanlarından çıkarılarak, açık toplum alanlarına
çıkmalarına öncülük etmekten geçmektedir.
Bireyi-bireyin, bireyi-toplumun, bireyi-devletin karşısında güçlendirmeden,
engellilere yönelik ayrımcılıkla mücadele etmeden, bedenlerin serbest
dolaşımını ve özgürlüğünü savunmadan, eşitliği sağlayamayız ve insan
haklarından da bahsedemeyiz. Engelli insanın kendini ifade etme, sesini
duyurma, görünür olma, karar alma süreçlerine aktif ve eşit derecede
katılma, yani kendi kaderini tayin hakkı vardır.
Unutulmamalıdır ki "Herkes farklı, herkes eşit"
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|