|
|
|
 |
Engellinin İnsan Hakları Açısından
Çalışma Hakkı
Hasan KAYA/
Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com
|
HASAN KAYA
Engellinin İnsan Hakları Hareketi Sözcüsü
Birleşmiş Milletler Evrensel
İnsan Hakları Beyannamesi giriş bölümünde “İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin
niteliğindeki onurun ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada
özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğuna” vurgu yaparak aslında
farklılıkların eşitliğine dikkat çekmektedir.
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş,
ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş, ya da benzeri başka bir statü
gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bildirgede öne sürülen tüm hak ve
özgürlüklere sahiptir” (BMEİHB Madde 2), diyerek, kimseye ayrımcılık
yapılmasını yasaklamaktadır.
Engellinin insan hakları için politika geliştirmek ve ayrımcılığa karşı
olmak, ilk başta engellilere yönelik kullanılan dil ile mücadele etmekten
geçmektedir. Kamuoyunda geniş yer bulan; engellilerin işe yaramaz,
beceriksiz, yeteneksiz, niteliksiz kişiler olarak görülmeleri, engelliliğe
dayalı ayrımcılık uygulamalarının temelini ve meşruluğunu oluşturmaktadır.
Engelliler bu bakışın yansıması olarak karşılaştıkları sorunlar karşısında
hak arama yerine verilen ile yetinmeyi tercih etmektedirler. Engellilere
verilen/sunulan imkanlar bir lütuf olarak görülmekte, sadaka kültürü ve
bunun oluşturduğu minnet duygusu içselleştirilmeye çalıştırılmaktadır. Hak
kavramı ve hak arayışı küçümsenerek tehlikeli kavramlar olarak gösterilmeye
içi boşaltılarak sloganlaştırılmak istenmektedir.
Seçimler yaklaşırken, hemen hemen bütün siyasi partiler, Milletvekili Aday
listelerinde engellilere yer vererek engellileri ne kadarda sevdiklerini
gösterme yarışına girdiler. Sayısal anlamda çok olmasalar da en azından
engellilere yönelik politika açısından bir paradigma değişimine de işaret
etmekteydi. İktidar partisi, Anayasa değişimine yönelik 12 Eylül 2010
tarihinde yapılan Referandum da. Anayasanın eşitlikle ilgili 10.maddesi ne ,
engelliler ile ilgili yapılacak düzenlemeler ayrımcılık sayılamaz diyerek.
Engelliler acısından pozitif ayrımcılığı savunmuş, Anayasa Mahkemesi ve
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısında yapılan değişiklik ile ilgili
gelen eleştirilere, engelliler üzerinden yürütülen propagandayla yüzde 58
gibi bir oy oranıyla Referandumdan galip çıkmıştı.
Engelliler ile ilgili önemli yasalar çıkaran, BM Engelli İnsan Hakları
Sözleşmesine ilk imzayı atan ve kabul eden iktidar partisinin, kabine üyesi
de olan bir bakanın, Batmanda görme engelli bir bireye söylediği “gözlerin
görmediği halde biz sana iş verdik, hala ne konuşuyorsun” demesi. Aklı selim
düşünen vicdanlı herkesi yaralamıştır. Bu nu söyleyen Bakanın bulunduğu
konum gereği, bireyin “sağlık hakkı”nın korunması bakımından düşünüldüğünde
daha da önemli bir hal almıştır. Seçim propagandası için hazırlatılan, TV
lerde her gün gösterilen TC. Sağlık Bakanlığı menşeli, evde bakım reklam
filmi ile kıyaslandığında, söylenen ile yapılananın bu kadar birbirine
yabancı olması da irdelenmesi gerekmektedir.
Engelli bireyin çalışıp ekonomik özgürlüğünü kazanması, eşit bireyler olarak
topluma katılmasına ve bağımlılıktan da kurtulmasına neden olacaktır. Aynı
zamanda çalışma sadece para kazanmanın bir aracı değil, sosyalleşmenin ve
sosyalleşerek insanileşmenin de bir aracıdır. Çalışan birey toplumsal hayata
dahil olur ve diğer insanlarla iletişim kurar.
Ülkemizde uygulanan, 50 kişi ve üzerinde kişi çalıştıran kamu ve özel
kurumların yüzde 3 engelli istihdam etme zorunluluğu, uygulama açısından bir
dolaylı ayrımcılığa dönüşmektedir. Mesela engelli bir bireyin yalnızca
engelli iş taleplerine başvurmak zorunda olmaları, yüzde 97'lik istihdamın
dışında kalmalarına neden olmaktadır. Engelliler ile ilgili yapılan
çağrıların, genellikle temizlik, paketleme, yapıştırma, yük taşıma gibi
vasıfsız, beden işine dayalı olması, terfi etmeye kapalı olması sıkça
karşılaşılan sorunlardandır. Bunun sonucunda engelliler düşük ücret ile
çalışmak ve emekli olana kadar aynı pozisyonlarda çalışmak zorunda
kalmaktadırlar.
Çalışmak, engellilere yönelik bir ayrıcalık değil, bir insan hakkıdır.
Türkiye’nin de imza koyduğu, İLO sözleşmesinin ana gövdesini oluşturan
çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması ve “eşit işe, eşit ücret”
ilkesinin dile getirilmesinden ve talep edilmesinden başka bir anlam
yüklemek, engellinin kaderine razı olmasını beklemek, ileri demokrasi
bağlamında kabul edilir olsada, liberal demokrasi açısından kabul edilir bir
durum değildir.
Engelliyi birey olarak görmeyen anlayışın, ayrımcılıkla ilgili konularda söz
söylemesi ve tavır alması beklenemez. Ayrımcılığa karşı olma aynı zamanda
bir duruşu da beraberinde getirmektedir. Ayrımcı bakış açısı aslında
bedenler üzerinden yürütülen bir iktidar savaşıdır. Diğerinin
ötekileştirilmesi ırkçılık anlayışının farklı bir yansımasıdır. “İnsan
hakları hareketinin belki de başlangıcı, insanın insanileştirilmesi,
insanlaştırılmasıdır”. İnsan hakları için mücadele “herkesin farklı ve
herkesin eşit olduğuna inanmaktan geçer.
Engellilerin sorunları salt, ekonomik yaklaşımlarla, maaş bağlamak vb.
açılımlarla çözülemez, sosyal, kültürel, siyasal hakları verilmeden,
engelliyi birey olarak kabul etmeden, ne yoksulluktan ne de yoksunluktan
kurtarabiliriz. Tek başına yasal düzenlemeler, sorunları çözmez, tam tersine
sorunların çözümsüzlüğünü de içinde barındırır. Önemli olan, başta yasalar
altına imza atanların attıkları imzalara sahip çıkmasından geçmektedir.
“İnsan hakları” evrenseldir ve engellilerde, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve
Bakan kadar bu evrenin saygın, vazgeçilmez ve asli bir parçasıdır. Politika
oluşturma, karar alma ve uygulama süreçlerinde amaçlanan hedeflere
ulaşılması, ancak Yasaların çıkarılması kadar,. çıkaranlarında
bilinçlendirilmesinden geçmektedir.
Engelli bireyin, kendi gereksinimlerini ifade etme, seslerini duyurma, karar
alma süreçlerine aktif ve eşit derecede katılma, yani kendi kaderlerini
belirleme hakkını kullanma mücadelesinde, onları destekleyecek ve
güçlendirecek her alanda sosyal politika ve düzenlemelere gereksinim vardır.
Diğerini ötekileştirmeden “ya bu, ya şu” yerine “hem o, hem bu”
diyebilmeliyiz, Bireyi bireyin, bireyi toplumun, bireyi devletin, karşısında
güçlendirmeden, kültürler arasında iletişimi sağlamadan, engellilerin kendi
daracık kapalı alanlarından, açık toplumsal alanlara çıkmalarına öncülük
etmeden, özgürlüğü savunmadan eşitliği sağlayamayız. “İleri demokrasi”den
bahsedemeyiz. Unutulmamalı ki, “Herkes Farklı, Herkes Eşit”.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|