|
|

Engelli Bireye Sahip Ailelerde Baş Etme
Mekanizmaları
Uzman Klinik Psikolog
Cafer ÇATALOLUK
Sitemiz
Yazarı
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
ccataloluk2002@yahoo.com
ulaştırabilirsiniz.
Engelli bir çocuğa sahip olmanın yarattığı psikolojik
etkilenmelerden Sapiens’in birinci sayısında söz etmiştim. Buradaysa
ailelerin içinde bulundukları durumla baş etmelerinde psikoterapinin yeri ve
bireysel, sosyal destek mekanizmaları üzerinde duracağım.
Engelli bir çocuğa sahip olmak anne ve baba için bilinen ve umulan hayatın
istemedikleri yönde değişmesi ile onları zorda bırakan ve yeniden
yapılanmayı zorumlu kılan bir durumdur. Öyle ki o güne kadar kendilerinin
belirleyebileceğini sandıkları geleceği ve gelecek planlarını yeniden
yapılandırmak zorundadırlar. Engelin özelliğine göre farklı beklentiler
kurgulamalarına rağmen yeniden ve hiç bilmedileri ve bir anlamda sağlam
referansları da olmadan bir geleceği kurgulamak durumundadırlar. Her ne
kadar anayasada devletin bir “sosyal devlet” olduğu vurgusu yapılmışsa da
ülkemizdeki ekonomik ve sosyal yapılanma halen olması gereken düzeyin çok
altındadır. Örneğin engelli birey için okul, kreş, bakım evleri, mahalleler,
sokaklar, yaşadığı evin dizaynı gibi alanlarda devletin desteği halen
gerekenin çok altındadır. Örneğin bir gelişmiş ülkede yeni sevgilisi olan
hafif zeka geriliği olan bir engelli sosyal danışmanı aracılığıyla tek
kişilik yatağının çift kişilik yatakla değiştirilmesini istemesi durumunda
eyalet bütçesinden 1500 euro ona aktarılmaktadır. Ya da otistik bir çocuğun
duyusal entegresyonunda kullanılmak üzere bir alete 5000 euro
ödenebilmektedir.
Gelişmemişlik ve yeterli koşulların oluşturulmamış olması sebebiyle engelli
çocuk ebeveyleri karşılaştığı sorunlara karşı inançlarını daha çok referans
etmektedirler. Örneğin gelecekte daha gelişmiş ve sosyal olanakları
kullanacağına, çocuğuna bakan kurumlar oluşacağına, akrabalarının
çocuklarının ya da kardeşlerinin çocuğa sahip çıkacağına dair inanca
sarılmaktadırlar.
Engelli çocuğa sahip ebevyler hiç beklenmeyen bir durumla karşılaşan ve
bununla baş etme yolları arayan bireylerdir. Bu süreci her ebeveyn gurubu
kendi destek mekanizmalarına göre farklı ağırlıklarda yaşar. Kendine
özgüveni, gerçeği değerlendirme yetileri, kendine ve yaşama dair destek
mekanizmaları yüksek olan bireyler bu durumla daha hızlı baş edebilirler.
Destek mekanizmalarını birkaç başlık altında sınıflayabiliriz. İlk ve temel
destek mekanizması kişinin kendisidir. Yapabilirliği güçlü olan, olaylara
karşı direncini aktif olarak harekete geçirebilen, yardım gerektiğinde
isteyebilen, yaşama dair olan her şeyin olasılık içinde olduğunu bilen,
gerçeği doğru değerlendiren, yoğun suçluluk duyguları geliştirmeyen, kendini
önemli bulan bireylerin bu durumla daha güçlü olarak başetmelerini bekleriz.
İkincisi sosyal destek mekanizmasıdır. Özellikle birbirlerini anlamaya
çalışan ve yaşadıkları zorluklara saygı duyan bireylerin bulunduğu ailelerin
durumla daha çabuk baş ederek bir çözüm üretme seyrine girdiklerini
görüyoruz.. Eşlerin bu süreçte birbirlerini suçlamaları, suçu diğerinde ya
da onun ailesinde aramaları, kendilerinde ya da eşlerinde bir günahın
olduğunu düşünmeleri ve bu sebepten onu yargılamaları bireysel ve birlikte
baş etmeyi çok zorlaştırır. Onun için özellikle eşler bu süreçte çocuğa
konsantre olurken birbirlerini unutmamaları, birbirleri için zaman
ayırmaları birbirlerini desteklemeleri, kararlarını, zorluklarını ve duygu
ve düşüncelerini karşılıklı dinlemeleri, anlatmaları baş etmelerinde yoğun
bir kolaylık sağlar. Artan iş yükünü paylaşmalar da aynı zamanda bu süreçte
çok önemlidir. Bireyler bu süreçten güçlü çıkmak için kendilerine ve
eşlerine mutlaka zaman ayırmalılar. Engelli bir çocukları var diye yaşamdan
kopmamalıdırlar. Arkadaşlarıyla buluşmaya, sevdikleri sosyal faaliyetleri
yapmaya, kendilerinin değerli olduklarını hissetmeleri için çalışmaya ya da
bir hobiyle uğraşmaya mutlaka vakit ayırmalıdırlar. Gerek görürlerse
psikolojik destek almaktan asla çekinmemelidirler. Baş etme zorlukları
sürecinde psikoterapi ya da sağaltım özellikle aile bireylerinin
(anne-baba-çocuk) karşılaştıkları sıkışmışlıklarda, çaresizliklerde değişen
yeni duruma uyum sürecinde, sorunla baş edilemediği durumlarda özellikle
gereklidir. Ama öncelikli olan ebeveylerin sosyoekonomik ve eğitimsel
ihtiyaçlarına cevap üreterek onları kendi reflekslerini kullanmaya
yönlendirmekdir. Aileye öncelikle bir danışmanlık hizmeti sunulmalıdır. Bu
ekonomik kaynaklara, sosyal destek mekanizmalarına hangi yollardan
ulaşacakları, çocuk için ne tür rehabilitasyon olanakları olduğu, kimlerden
ya da nerelerden yararlanacakları onlara ayrıntılı olarak açıklanmalıdır.
Yerel ve merkezi kurumlar ailenin bu travmatik halinde onlar adına bu
kaynağı takip edecek sosyal danışmanlık mekanizmaları oluşturmalıdır. En
azından ulaştıkları uzmanlar aileyi bu konuda bilgilendirmelidir. Özellikle
şok durumunda olan ailenin bu mekanizmalara ulaşmalarına özel önem
verilmelidir. Bir diğer danışmanlık hizmetiyse ebeveynlerin durumu
birbirlerine ve aile büyüklerine, akraba çevresine ve arkadaşlarına nasıl
aktaracakları konusunda verilmelidir. Çocuklara nasıl oyuncaklar alacakları,
evlerini nasıl düzenleyecekleri, evlerinde yeni ne tür değişiklikler
yapacakları, güvenlik için nelere dikkat edecekleri, çocuğun yeme içme,
giyinme vb. ihtiyaçları karşısında nelere dikkat edecekleri konusunda
ebeveyler bilgilendirilmelidirler. Sosyal ortamlarda çocuklarıyla nasıl
hareket edecekleri, sokaktaki davranışları konusunda nelere dikkat
edecekleri, çevreyle nasıl baş edecekleri konusunda da bilgi verilmelidir.
Sonuç olarak ebeveyler baş etme mekanizmalarını nasıl harekete geçirecekleri
konusunda uzmanlarca bilgilendirilmelidir. Aileler de bu konuda talepkar
olmalı ve geleceği daha iyi kurgulamak ve bu günle daha kolay baş etmek için
kendi güçlerini harekete geçirmeli ve zorlandıkları zaman ise psikolojik
yardım almaktan çekinmemelidirler.
Yine özellikle engelli çocuğun ailesinde bulunan yakın ya da uzak tanış ya
da akrabaların maddi ve manevi destekleri, eleştirisiz onları kabulleri ve
onların isteklerine duyarlı olmaları azımsanmayacak büyük bir destektir. Bu
dönemde kadının ya da erkeğin ailesinin gerek çocuklarına gerekse
çocuklarının evlenmiş olduğu eşine dair olumsuz söz ve eleştirileri engelli
çocuk ailesini zor durumda bırakır ve bu sıkıntıdan çıkışlarını çok
zorlaştırır.
Bir diğer destek mekanizması ise kişinin umutları, hayallerinin olmasıdır.
Hayal edebilen ve geleceğe dair, çocuğun gelişim seyrine dair hayaller
kurabilen bireyler ve bunlar için çalışabilen bireyler durumla daha kolay
baş ederler. Yeni durumda bir şeyler yapabilmek için bireylerin geleceğe
dair kurgularının olabilmesi gerekir. Bir metre ötede dünyanın en büyük
sırrına ulaşabilecek biri eğer bir metre sonrasını hayal etmez ve ummazsa bu
sırra asla ulaşamaz. Engelli bir çocuğa sahip olmak sadece bir durumdur.
Kişiler ufuklarının ve umutlarının genişliğiyle ilintili olarak bu duruma
farklı anlamlar yüklerler. Yükledikleri anlam ise onların olaydan etkilenme
durumlarına doğrudan etki yapar. Hayalleri, umutları olup hayata dair olumlu
bakan bireyler yeni durumla daha rahat baş ederler. Unutulmamalıdır ki bu
çocuk da kendi hızında öğrenmektedir, sevgiyle gülümsemektedir, makasla
kesmeyi öğrenmekte, yemeğini isteyebilmektedir. Kişi dikkatini buraya
verdiğinde olduğunda her şeyin daha keyifli olduğunu görecektir. Aynı
zamanda hayattan kopmak yerine üretmeye ve hayatını güçlendirmeye
yöneldiğinde de çocuğu ve kendi için daha kaliteli bir yaşam oluşturacaktır.
Oysa birey hayattan, kendinden, gelecekten umut keserse ve depresyonda
kalmaya devam ederse geleceği sağlıklı oluşturması daha çok aksamaktadır.
Hayata olumlu bakıp engelli bir çocuğa sahip olmanın bir durum olduğunu ve
bu durumun kendilerini de kapsadığını düşünen bireyler daha kolay durumla
baş etmektedirler.
Engelli çocuğa sahip olmak bir durumdur, bir ceza değildir; işlenen bir
günahın sonucu ise hiç değildir. Genel bir dağılım vardır: İnsan denen
canlının %10-12’si engelli bireylerden oluşur. İnsanlar da bilerek engelli
bir çocuğa sahip olmayı tercih etmezler (bazı istisnai talepler vardır ama
genel durumu etkilemez). Temel terimlerle doğum öncesi, sırası ve sonrası
çeşitli nedenlerden engelli bireyler dünyada gelir. Bunun bir durum olduğunu
anlayarak suçu kendinden aramak yerine çözüm için hayallerini harekete
geçiren bireyler daha kolay baş ederler. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sebep
olursa olsun olan olmuştur. Bundan sonra yalnızca gerekenler yapılmalıdır.
Bir diğer önemli destek mekanizması ise çevresinin, ailesinin ve bireyin
kendisinin oluşturabileceği fiziksel, maddi kaynaklardır. Engelli bir
çocuğun tedavi süreci, eğitimi vb. çok pahalıdır. Bunun için ailenin maddi
olarak güçlü olması ya da devletin gereken sosyal ve ekonomik destekleri
oluşturması gereklidir. Engelli bir çocuğa sahip olabilecek riskli grup
takip ediliyorsa, engelli bir çocuğun ve ailenin tüm sağlık masrafları
devletçe sağlanıyorsa, engelli bireye yönelik şehir ve yaşadığı mekanlar
düzenlenmişse ve engelli bir çocuğa ailesi olmadan da yaşama şansı
veriliyorsa ailenin engelle ve engelliliğin getirdiği durumla baş etmesi
daha kolay olmaktadır.
Sonucu toparlarsak temel olarak bazı başlıklarından söz ettiğimiz baş etme
sürecinde kişilerin umutlarını korumaları, gerçeği doğru değerlendirmeleri,
duygularını ve acılarını dostlarıyla paylaşabilmeleri, eşlerin yükü ortak
paylaşmaya yanaşmaları, sosyal desteklerin yerinde ve zamanında sağlanması
halinde yeni durumla yani engelli bir durumla baş etmenin aileler için daha
kolay olduğunu görüyoruz.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|