|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

ENGELLİLERİN VE AİLELERİNİN EĞİTİMİ VE
REHABİLİTASYON
Ülker ERGİN
(Sosyal Hizmet Uzmanı)

Ülkemizde, engelli bireyleri anlama tanıma ve
tanımlamaya yönelik çalışmaların başlanmasıyla insanca yaşama hakları ve
alanları açılmaya başlamasına rağmen kendi yapı ve özelliklerine uygun bir
gelişim ve yaşama ortamı bulmakta zorlanmakta,görmezden gelinerek,yok
sayılarak yaşam alanlarını daraltılmaktadırlar. Onlar için yaratıcı bir
biçimde düşünüp, çalıştıkça engeller aşılıp yavaşta olsa hedeflere
yaklaşılabiliyor.
Özürlülük, çevre ve insan arasında etkileşim sonucunda ortaya çıkan
fiziksel, zihinsel, duyusal, iletişimsel, psikolojik ya da gelişimsel
farklılık ya da kronik hastalıktır.
Engelli çocuklarda farklı bir gelişim,özel bir algı, düşünme ve duygu
dünyası var. Hangi çocuğun gelişim alanının nasıl destekleneceği, hangi
davranış probleminin nasıl bir yöntemle ve ne tür bir programla
karşılanacağını tam olarak hiçbir kaynakta bulunmamakta sorunları ekip
işbirliği ile çözebilirsiniz.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon:
Bu anlamda eğitim ve rehabilitasyon birbirinden ayrı düşünmemek
gerekmektedir.
Özel Eğitim: Özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim gereksinimlerini
karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim
programı ve yöntemleri ile engelli bireylerin özür ve özelliklerine uygun
ortamlarda sürdürülen eğitimdir.
Hedefi birilerini bir şeylere yönlendirmektir.
Gelişimsel rehabilitasyon: Erken çocukluk döneminin yüksek uyum
kapasitesinden yararlanarak , doğuştan gelen veya erken yaşta edinilmiş
bozuklukları olan çocuklara yönelik terapi aracılığı ile özürlülüğün
olabildiğince azaltılmasını amaçlamaktadır.
Engelli birey ve meslek elemanının varoluş potansiyelini uyarıp harekete
geçirmek, normal insanların engellilerle nasıl birlikte olabileceklerini
anlamaları ve çalışmalarına yansıtmalarını da kapsamaktadır.
Dolayısıyla eğitim ve rehabilitasyon çalışmaları ayrık değil, iç içe bir
desen oluşturmalıdır. Kısaca rehabilitasyonda değişim ve gelişim
karşılıklıdır.
Biraz engellinin biraz toplumun değişmesi söz konusudur.
I- ÇOCUKLARIN YAŞAM NİTELİĞİNİ ARTTIRMAYA YÖNELİK PROGRAMLAR:
Ülkemizde çocuk ölüm oranı yüksek olduğu bilinmektedir. Sağlık sistemleri
çocukları yaşatmaya yönelik olarak programlar geliştirmiş, yaşatılan
çocukların bir bütün olarak yaşam niteliğini arttırmaya yönelik izlenmesini
amaçlayan programlara ağırlık verilmemiştir.
1-Çocukların gelişiminin izlenmesi desteklenmesi ve rehabilitasyonu:
Gelişimi izlemek değerlendirmek yaşama,gelişim haklarını kullanmaları
açısından mutlaka olumlu sonuç vermektedir. Bu amaca yönelik programlar şu
nedenle önem taşımaktadır.
1. Risk faktörlerine karşın (yoksulluk, beslenme, erken doğum) yaşatılabilen
çocukların yaşam niteliği geliştirilmediği durumlarda erişkin yaşa
ulaştığında engelli olmaktadır. Yetişkin özürlü sayısının azaltılmasına
katkı vermektedir.
2. Gelişimsel sorunlar açısından risk taşıyan çocuklar için erken tanı,
erken destek, erken teşvik olanakları kullanıldığında, gelişimsel riskler
azalmakta, gelişimsel sorun ve engelliliğin gerek sayısında gerekse ağırlık
derecesinde düşüş sağlanmaktadır . Yaşam kalitesini arttırmaktadır.
3. Çocukların gelişimini izlemeye ve desteklemeye yönelik programlar, bebek
ve çocuk yaşatmaya yönelik programları önemli ölçüde güçlendirmekte ve
dolayısıyla bebek ölümlerini düşürmeye de yardımcı olmaktadır. Hayatta
kalmalarına katkı vermektedir.
a-Gelişimin izlenmesi:
Günümüzde gelişimin izlenmesi ve desteklenmesine yönelik programları
“gelişimin çok eksenli kuramına” dayanarak yapılması gerekmektedir.
Bu kurama göre; çocuğun gelişimini değerlendirme, izleme ve desteklemede
bütünün kavranması, gelişim ile ilgili programların bütüne ulaşacak
sistemler ile donatılması, yakın çevresi (aile bireyleri, temel bakım veren
birey) daha uzak çevresi (toplum ) ile ilişkilendirilmesi zorunludur.
b- Gelişimin değerlendirilmesi ve gelişimsel destek;
Bir tarama aracı ile gelişimsel düzeyin normal dışı olup olmadığının
taranmasıdır. Tarama sistemleri gelişimsel izleme ve destek programlarının
bir parçası, tarama araçları ise bu programın araçlarından yalnızca küçük
bir parçasıdır.
Gelişimsel sorunların en sık nedenleri:
1.Yakın ve uzak çevreye ait etmenler:
Yoksulluk, sevgi yoksunluğu, uyaran yoksunluğu, ebeveynlerin eğitim
düzeyinin düşüklüğü, istenmeyen çocuk, ebeveynlerde depresyon veya ruhsal
hastalık, ailede kronik hastalık ve bakıcı yoksunluğu gibi yakın çevreden
zorlayıcı stres yaratıcı nedenler
2. Beslenme bozukluğu özellikle demir eksikliği,
3. Erken doğum, doğumda beyin gelişimini etkileyen etmenler,
4. Metabolik, endokrinolojik ve genetik hastalıklar,
c- Gelişimi izleme, destekleme ve rehabilitasyon programları
Gelişimsel sorunların en sık rastlanan nedenlerini ortadan kaldırma yada
azaltmaya yönelik olarak çalışmalar yapılmalıdır. Ülkemizde erken çocukluk
döneminde gelişimin izlenmesi ve desteklenmesini içeren düzenli bir hizmet
sistemi yoktur. Bu dönemde çocuğu izleyen tek sistem sağlık sistemi ve SHÇEK
Toplum Merkezlerinde uygulanan erken gelişimsel destek programlarıdır.
Gelişimsel izleme, destek ve rehabilitasyon programları sürekli kararlı
politikalar ile sistemin bir parçası haline getirilmelidir. Birinci basamak
sağlık hizmetleri içerisine alınabilir. Ancak sosyal hizmet programları ile
bütünleşmiş bir biçimde sunulmazsa sevk zinciri oluşturulmazsa etkinlik
sağlanamaz.
0-6 yaş çocuğun gelişiminin izlenmesi,desteklenmesi ve gelişimsel
rehabilitasyonu için düzenleme şu hususlar düşünülebilir.
-Sağlık ocaklarında çalışan ebelerin eğitimi,
-İllerin gelişimi izlemesi ve desteklenmesi için gereken alt yapıyı
oluşturması,
-Sosyal desteklerle gebelikten başlayarak gelişimsel izleme ve ev
ziyaretleri yoluyla gerçekleştirmesi. Özürlü olma riskini taşıyan çocukların
doğum öncesinden başlayarak saptanıp, sürekli olarak izlenmesi özrün en
yakın aşamada tanınması ile ailelerin doğru yönlendirilmesi, koruyucu,
tedavi rehabilitasyon hizmetlerinin etkinleştirilmesi için bir istatiksel
kayıt ve sevk sisteminin geliştirilmesi,
- Hastalık sigortasının yeni düzenlemesinde, yeni doğan süt çocuklarından 6
yaşına kadar belirlenen aralıklarla 10 muayene hakkı verilmesi, tıpkı
aşılama sistemi gibi ailelerin bu haktan yararlanmaları zorunlu hale
getirilmesi,
- Doğru bir erken tanıda tıbbi gelişimle birlikte, fiziksel, bilişsel, dil,
duygusal ve sosyal alanlardaki gelişim farklılığı yer almalıdır.
- Ülkemizde çocukların hayatta kalmaları geliştirilen sağlık programları ile
önemli ölçüde sağlanmıştır. Çocukların yaşam niteliği geliştirilemediği
durumlarda, büyüme ve gelişme geriliği olan çocuklar özürlü yetişkinler
olarak karşımıza gelmektedir. Çocukluk çağında büyüme ve gelişmenin
sağlanabilmesi için üç önlem bulunmaktadır.
*Sağlıklı çocuğa uygulanan koruyucu önlemler,
*Mevcut veya henüz belirti vermemiş hastalıkların tarama yöntemleri ile
düzenli olarak çocukların izlenmesi ve muayenesi ile erken tanıs
*Doğuştan gelen veya edinilen bozuklukların erken tedavi ve rehabilitasyonu
ile bedensel , bilişsel ve psiko-sosyal yönden desteklenmesidir.
Bu amaçla dört ana başlıkta geliştirilen sosyal hizmet programları
bulunmaktadır.
1.Özürlü ve özür tehdidi altında bulunan çocukların desteklenmesi,
2. Aileye danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verilmesi,
3. Anne ,baba, diğer aile bireyleri ve sosyal çevre ile çalışma,
4.Daha sonra yararlanması gereken kuruluşlar ve sosyal destek sistemleri ile
çalışma ve koordinasyon sağlayıcı çalışmalar yapılması.
Bu Hizmetlerin İşleyiş Biçimi
1. Çocuğa Yönelik Hizmetler
Tanıdan sonra başlayan süreçte ,aileyi doğru yönlendirme ve engellinin tüm
yaşamsal haklarını koruyacak bir müdahale ve sosyal destek sistemi için bir
Sosyal yapılanma oluşturulmaktadır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurum tarafından geliştirilen “erken
müdahale ve erken destek sistemleri” özürlü bireyleri bireysel olarak
geliştirebilme ve ailenin yükünü hafifletebilme hakkı üzerinde
yoğunlaşmaktadır.
Özürlü ve özürlenme riski taşıyan çocukların desteklenmesi konusunda Yapılan
araştırmaların sonuçlarında;
*Özür ve rahatsızlık ne kadar erken saptanıp erken destek ne kadar önce
başlatılırsa, erken müdahalenin başarı şansı yüksek olduğunu göstermektedir.
*İnsanın gelişiminin özellikle ilk aylarında ve yıllarında biçimlendiğini ve
insan organizmasının fonksiyonlarının en fazla bu yaşlarda geliştiği ve yine
en çok bu çağda gelişim sürecini etkileme imkanının bulunduğu bilinmektedir.
*Gelişim rehabilitasyonunun başarısı, ebeveynlerin terapi becerilerinin
geliştirilmesine bağlı olmaktadır.
Erken Tanı Ve Erken Müdahale İle;
* Bireyi tehdit eden özre engel olmak, var olan özrü ortadan kaldırmak veya
bir ölçüde azaltılmakta,
*Özrün artmasını önlemek ya da özrün sebebi ne olursa olsun, sonuçlarını
hafifletilmekte,
*Özürlünün toplum içerisinde eğilim ve yeteneklerine uygun bir yer sağlama
olanağı yaratılmaktadır.
Daha geç yapılan müdahaleler bir çok güçlüğü de beraberinde getirmektedir.
Çoğu kez hem çocukta hem de ailesinde büyük çabalara rağmen kısmen
düzeltilebilen bazen de düzeltilebilmesi mümkün olamayan sorunlar ortaya
çıkmaktadır.
Önemli olan, özrü hemen bilinmeyen veya tam olarak ortaya çıkmamış, ancak
gelişim farklılığı gösteren çocukların mümkün olduğu kadar erken fark
edilmesi ve erken müdahale edilmesidir. Mevcut olan bir zihinsel özrü yada
genetik değişikliliği tedavi ile tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir,
ancak çocuğun gelişimini etkileyebilme ve çocuğa topluma uyumunu sağlayıcı
daha fazla olanaklar sağlanabilir. Yani birinci derecede ve giderilemeyecek
özrün yanına ikincil özrün eklenmesini önlemek mümkündür.
Kısaca söylemek gerekirse erken müdahalenin amacı, özellikle erken
rehabilitasyondur.
* Gelişimsel Rehabilitasyon, özürlenme tehdidi altında bulunan gelişim
gecikmesi görülen çocuklarda erken müdahale 3 veya 4. yaşam yılına kadar
devam etmekte, özel durumlarda bu süre okul yaşamına kadar uzayabilmektedir.
* Erken müdahale alanı tüm özürlü aileleri ve özürlenme tehdidi altındaki
süt çocukları ve küçük çocuklar için gelişim süreçlerinin temel taşıdır.
* Uygun eğitim hizmetlerinden yararlanan bireyler için özel eğitime destek
hizmetleri biçiminde devam eder. Daha sonra akademik becerilere hazırlama ve
mesleki rehabilitasyona ilişkin hizmetler geliştirilmektedir.
2. Aileye yönelik hizmetler
Ailenin Önemi; bakım ve gelişimin birinci sorumluluğu aileye verilmiştir.
Çocuğun yaşatılması ve gelişimi için bilgi, güven, örgütsel destekli gücün
Danışmanlık Ve Rehberlik Hizmetinin verilmesi gerekmektedir.
Engelli bir çocuk içinde anlamlı bir yaşam kurmayı ancak ebeveynlerle
birlikte çalışarak sağlayabiliriz. Aileler çocuklarının yaşamın ilk
yıllarında, çocuklarının normal gelişimde olmadığını, sık sık çaresizlikle
yüz yüze geldiklerini, danışmaya gereksinim duyduklarını, güçlerinin
yetmediğini belirtmektedirler.
Bu nedenle, bu amaçlı sosyal destek ve sosyal yardımlarla mümkün olduğunca
aileyi harekete geçirmek gerekir. Ailenin çocuğunu farklılıkları ile
kabullenmesi, anlaması, gelişimini ve yeteneklerini tespit ederek
desteklemesinin sağlanması, hem aile hem özürlü bireyin yaşam kalitesini
yükseltmek önemlidir. Önceden kestirilemeyen binlerce problemin çözümü,
değişmesi ve çözülmesi zor bir sorunla sürekli yaşamayı öğrenmek
gerekmektedir.
3. Meslek Elemanlarının İşbirliğine Dayalı Bütünleştirilmiş Programlar.
Engelli bir çocuğun genellikle bir çok konuda desteklenmeye gereksinimi
vardır.
a) Birbiriyle ilişkili olmak; fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişim
boyutlarını birliği ve etkileşimi çalışma programına yansımalı,
b) Bütünleşmiş programlar ; farklı unsurlara yönelik eylemler arasındaki
sinerjik ilişkiyi yaratacağı sonuçlar programa yansıması,
c) Sosyal yaşantı içerisinde planlamak; Özürlü çocuğun özrüyle baş
edebilmesi, özrüne ikinci özrün eklenmesinin engellenmesi, sosyal yaşamda
bireysel olarak özrünü taşımasını sağlanması, bu nedenle
- Katılım kendi gelişim süreci içerisinde çocuğunda katılımının olması, - -
Deneyimle öğrenmesi,
- Değişim sürecinde başkalarıyla etkileşim içerisinde olması,
- İçinde bulunan potansiyelin geliştirilmesi, uyarım veya diğer müdahaleler
edilgen alıcı olan çocuk görüşünden çocuğun gelişimsel süreci etkileyen bir
başrol oyuncusu olmaya yöneliş,
- Çocuğun rolünün aktif olarak görülmesi, çocuğun seçimlerine bakılmaksızın
onu yönetmek tepkisini doğrudan göstermekte güçlüğü olan engelli çocuk
biriktireceği öfke ile hem gelişimini geriye çekmekte hemde aile ve
eğiticilerin motivasyonunu kıracaktır.
4-Gelişimsel rehabilitasyon bir ekip çalışmasıdır.
Tanıya göre eğitim ve rehabilitasyon tedbirleri almak, müdahale tekniklerini
belirlemek, çocuk aile ve çevre üçgeninin çerçevesinde erken rehabilitasyon
ve eğitimi sağlamak gerekir. Bu nedenle bir çocukla ilgilenen meslek
elemanlarının aynı ortamda bulunmaları, birbirleriyle koordineli
çalışmaları, çocuğun ihtiyaç duyduğu alanda ağırlıklı olarak çalışabilme
fırsatı verir.
Ağır özürlüleri genelde “sürekli bakıma gerek duyan vaka” olarak bir kariyer
beklemektedir. Bu kariyer, uzun yıllar boyunca aileye getirdiği yoğun
fizyolojik ve psişik yük sonucunda özürlü birey açısından bakımevi ile
sonuçlanmaktadır. Oysa ki yapılan çalışmalar sonucunda ağır özürlülerin de
eğitilebildikleri görülmüştür.
Toplumumuzdaki özürlü ve gelişim gecikmesi olan çocukların mümkün olduğunca
koordineli bir çalışma içine alınması hedeflenmektedir. Alternatif değil
tamamlayıcı yaklaşımlar için genel stratejiler geliştirilmesi gerekmektedir.
5.Toplumsal Yaşama Katılım ilişkin hizmetleri
Özürlülerin toplumsal yaşama tam katılımlarını sağlamak amacıyla hizmet
modelleri geliştirilmeye başlanmıştır. Korunmaya muhtaç durumda olan
özürlülerin kuruluş bakımına alınarak bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin
sağlanması ile ilgili çalışmaların yanı sıra özürlülerin erken tanı ve
müdahalenin yapılabilmesi, özürlü çocuğu aile ortamından ayırmadan aile
eğitimi ile birlikte özürlü çocuğun tüm gelişim alanlarının destekleneceği
tüm dünyada uygulanan seanslı-gündüzlü rehabilitasyon hizmetlerinin
yapılacağı rehabilitasyon merkezlerinin kamu sektöründe ve özel sektörde
açılabilmesi amacıyla gerekli mevzuat çalışmaları yapılmıştır.
6. İlk öğretime erişim
İlk öğretime kayıt yaptıran normal çocukların kayıtlarıyla
karşılaştırıldığında, engelli çocukların %10 undan daha az bir oranda temel
öğretime erişimin olduğunu görmekteyiz.
Ancak her tür engelli çocukların ihtiyaçlarına karşılık verecek uygun bir
eğitim sunulması gerekmektedir.
Engelli çocuk ve gençlerin eğitimden uzaklaştırılması, bu çocukların bir
sonraki aşamada göstereceği gelişim fırsatlarından da uzak tutularak mesleki
eğitim, istihdam, gelir üretimi ve işte gelişme gibi erişimlerini de
azaltmaktadır. Bu olanaklara erişimin sağlanamaması ekonomik ve sosyal
bağımsızlığın elde edilmemesini engelleyerek kuşaklar arası bir döngü halini
alabilecek yoksulluğa karşı güçsüzlüğe dönüşmektedir. Engelli çocuklara
bütünlüklü bir eğitim sunulamamasının önünde duran en önemli engel
a) Erken tanı ve erken müdahale ve sosyal destek hizmetlerinin yetersizliği,
b) Dışlayıcı politika, uygulamalar ve tutumlar
c) Öğretmen yetersizliği, özellikle öğretmenlerin çeşitli yeteneklerdeki
çocuklara esnek müfredatlarda ve değerlendirme süreçlerinde, öğretme
konusunda yetersiz eğitilmiş olmaları,
d) Öğretmenleri özel ve düzenli derslerde destekleyecek uzman kadronun
bulunmaması,
e) Öğretim için araç gereçlerin ve ekipmanlarının yetersizliği,
f) Okul çevresinin tam anlamıyla erişilebilir olması için gerekli
değişikliklerin yapılmaması,
ÜLKEMİZDE PROBLEM ALANLARI
1.Tanı ve Değerlendirme Problemi:
Ülkemizde yeni doğan bir bebeğin yalnızca genel olarak fiziksel bir
muayenesi yapılmaktadır. Bir çocuktaki özür veya hastalık belirtileri her
zaman apaçık görülmeyebilir. Bu durumda zamanında ve erken müdahale şansı
kaybolmaktadır. Pek çok gelişim bozukluğu gösteren çocuklar gerekli hizmeti
alamadan uzun zaman yitirmektedir.
2. Eğitim ve Geliştirme problemleri:
Engelli veya özür riski taşıyanların sıfır yaşından itibaren özel bakım,
rehabilitasyon ve özel eğitim almaları gerekirken, kamu kuruluşları sayı ve
nitelik olarak bu hizmetleri sunamamaktadır
Kurumlar ancak kurumsal bakış açıları, yöneticilerinin tutumları ve özel
eğitimcilerinin yeterliliği çerçevesinde hizmet üretebilmekteler Hizmetin
ihtiyacı karşılayacak biçimde üretilemediği yerde engelli ve onun ailesi
mağdur olmaktadır.
Alanla İlgili Yetkin Denetimciler De Bulunmamaktadır.
3. Meslek Elemanı ve Eğiticiler: Meslek elemanı yetiştiren Yüksek Öğretim
kurumları sayıca yetersizdir.
a) Meslek elamanı yetiştirmede, eğitim aynılaşmış insan modelini mutlak ve
zorunlu kılan, doğru ve yanlışı bu çerçeveye göre belirleyen bir anlayışla
yapılmaktadır.
b) Eğitimciler kendi anlama eksikliklerini çocuğun özrü gibi
tanımlamaktalar, bireyi merkez alan şu andaki yaşantıyı yakalamaya açık ve
yaratıcı bir gelişimi eğitici sağlayamamaktadır.
c) Zihinsel, duygusal gelişim farklılığını saptayan araç ve yöntemler formal
eğitim yöntemleri ile yetişmiş eğiticilerin elinde bulunmamaktadır. Bu durum
pratik yaşamda sorunlar yaratmaktadır. Karşısında söylediğini, yaptığını,
istediğini ve istemediğini anlamayan bir eğitici ve çocuk aynı ortam
içerisinde yaşayamaz. Eğitimci zihinsel,duygusal ve sosyal gelişim
farklılığı olan çocuğun karşısında kendisi anlama, sezme, bilme, düşünme ve
uyum engeli yaşamaktadır. Özellikle zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklarla
yaşanan iletişim problemi giderek onlara bakım vermek, eğitmek ve birlikte
yaşamak durumundaki aile bireylerini zorlamaya başlamaktadır.
4. Aile Ve Toplumun Bilinçle İlgili Problemi :
Ülkemizde engelli bireylerin yaşamsal haklarına karşı SHÇEK ten başka
sorumluluk taşıyan kurum bulunmamaktadır. Bu alanda biraz destek alsalar da
asıl sorumluluk aileye bırakılmıştır. Uzmanların bile anlama, tanımlama ve
geliştirme konusunda güçlük yaşadıkları karmaşık gelişim problemleri aile
tarafından yaşanmaktadır.
Engellilerle bir arada yaşamanın, yakın ve uzak görüntüleri ayrıdır.Onların
birlikte yaşadıkları birde aileleri var. Birlikte nasıl yaşayacaklarını iki
tarafta çok iyi bilmiyor.
Zihinsel ve ruhsal gelişim farklılığı gösterenler belki de yaşama alanlarına
en zor kavuşanlardır. Bu gruptaki engelliler kendi haklarını taşıma ve
koruma olanaklarından da yoksun oldukları için vasi kanalıyla temsil
edilirler. Bu vasi çoğu zaman aile veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumudur.
Aile, çocuğunun yaşıtlarından farklı olduğunu fark etmeye başladığı andan
itibaren karşılaştığı önemli güçlükler:
1-Başvurulacak doğru profesyonel kişilerin bulunmaması
2-Düzenli, sürekli ve güvenli eğitim ve /sağaltım kurum ve kuruluşlarının
bulunmayışı
3-Hazırlanan eğitim ve sağaltım programlarının uygulanışında yaşanan
güçlüklerle baş edememe,
4-Aile içerisinde engelli bir çocuk doğmadan önceki dengeleri bozduğu klinik
çalışmalarda gözlemlenmiştir. Aile içerisinde belirsiz bir direnç
yaşanmaktadır. Zaman içerisinde gelişen ve bilişsel olarak ilk anda fark
edilemeyen bu direnç yeni duruma uyum açısından bir engel oluşturmaktadır.
Meydana gelen dengesizliğin giderilmesi ve sistemin yeni duruma uyum
sağlaması rehabilitasyon ve eğitim programlarında ailenin de düzenli olarak
ele alınması gerekmektedir. Bu gereklilik engelli çocuğa sunulan hizmetin
işlevselliğini de arttırmaktadır.
AİLEYE YÖNELİK EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE SAĞALTIM HİZMETLERİ
1-Eğitim Danışmanlığı 2-Sosyal danışmanlık
3-Koruyucu sağaltıcı çalışmalar
SAĞALTIM-EĞİTİM HİZMETLERİNDE YÖNTEM VE BİÇİM
1-Bireysel görüşmeler
2-Aile görüşmeleri
3-Sağaltım danışma grupları
ÖNERİLER
1. AŞAMA
KORUYUCU, ÖNLEYİCİ HİZMETLER, ERKEN TANILAMA VE ERKEN DESTEK PROGRAMLARI
A. DOĞUM ÖNCESİ
1. Toplumun Bilinçlendirilmesi Kitle iletişim araçlarının kullanılması
:Amaca uygun düzenlenmiş programlarla;
- Toplumda özüre yol açan nedenler, katılımın rolü, gebelik dönemine ilişkin
riskler, beslenme bozuklukları konularında bilgi verilebilir.
- Erken tanının önemi vurgulanabilir.
- Mevcut tedavi, rehabilitasyon ve eğitim kurumlarının hizmetleri hakkındaki
bilgiler toplumun her kesimine ulaşması sağlanabilir.
- Yaygın eğitim bazı önlemleri etkinleştirmekte önemli bir payı olabildiği
gibi kurum yetersizliği konusunun çarpıcı bir biçimde iletişim araçlarında
işlenmesi, toplumun uyarılması ve kurum sayısının bir an önce yeterli düzeye
ulaştırılması yolunda kamuoyu oluşturulması sağlanabilir.
2. Ailenin bilinçlendirilmesi : Sağlıklı çocuğa sahip olmaya karar verme ve
çiftlerin hazırlanması.
B. DOĞUM ÖNCESİ BAKIM HİZMETLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
1. Doğum öncesi tanı hizmetlerinin geliştirilmesi,
2. Gebe takibi; gebenin uygun sıklıkta ve nitelikte sağlık personeli
tarafından izlenmesi,
3. Riskli gebeliklerin tespiti, özel bakım ve sevki,
4. Doğumun sağlıklı koşullarda ve sağlık personeli ile yapılması,
5. Doğum sonu bakım hizmetlerinin geliştirilmesi,
6. Herkese sağlık sigortası,
7. Yüksek riskli yeni doğanın tanınması, uygun bakım sevk ilkelerinin
8. Yerleştirilmesi transport sistemlerinin geliştirilmesi,
C. DOĞUM SONRASI
1. Erken tanıya yönelik taramaların yapılması
2. Gelişimin izlenmesi desteklenmesi,
3. Bebeklik dönemi gelişim takiplerinin yapılması ve anne eğitimi
4. Sağlam çocuk polikliniği çalışmalarının sürdürülmesi,
5. riskli ve özürlü bebeklerin erken bebeklik dönemi destek programlarına
yönlendirilmesi,
6. Sosyal pediatrik gelişim rehabilitasyonu erken destek programlarının
geliştirilmesi,
II. AŞAMA
1. Gelişim rehabilitasyonuna yönelik kurumların sayısının arttırılması
(nitelik ve nicelik açısından Çocuk + Aile yardımlar+ Sosyal yardımlar)
2. Okul öncesi 0-3 yaş arası erken destek ve sağaltım programlarından
yararlanmış daha sonraki yaşlarda, küçük gruplarda grup terapileri yapılarak
sosyal gelişimlerini sağlamak, (Engelli çocuklar için hazırlanmış bir
ortamda, entegre veya özel eğitim yuvalarında okul öncesi eğitim almaları
sağlanır.)
3. Entegre okul, 8 yıllık zorunlu eğitim, çok ağır engelli çocuklar için
yuva tipi okul veya yerinde eğitimin uygulanması,
4. Meslek edindirme yardımları, İş atölyeleri, Korumalı işyerleri yetişkin
hayatına hazırlama,
5. Korumaya muhtaç özürlü çocuklar için uygun bakım ve rehabilitasyon
merkezleri,
6. Sosyal yardım,
7. Sosyal destek ve sosyal yaşam desteği hizmetlerinin yaygınlaştırılması

|
|