|
|
|
|
|
Günümüzde yoğun yaşadığımız aslında her zaman aynı filimi gördüğümüz ekonomik kriz gündem de her bireyi ve her sektörü oldukça etkileyen bu konuyu sosyal hizmetler ve sosyal hizmet mesleği bölümünde irdelemek istedik; Bur da sosyal hizmetler kastımız aslında sosyal refah hizmetleri yani herkese götürülen hizmetlerden faydalanamayan kişi,grup ve toplumlara götürülen hizmetler bu şu anlama geliyor özürlü,yaşlı,korumaya muhtaç çocuk,yoksunluk içinde bulunan birey,aile gibi bu hizmetler devlet tarafından yapılması gereken ve anayasamızla güvence altına alınan,sosyal devlet ilkesi kapsamında ki sosyal hizmetler.
İkinci dünya savaşından sonra hızlı şekilde yayılan Sovyetler ve yükselen değer olarak gelişen sosyalizm rüzgarları Batı ülkelerinde özellikle ABD ciddi panik oluşturdu. Burjuva demokrasinin(sulanmış sosyal demokrasi ) gelişim için gerekli koşulları oluşturmak temelinde sosyal refah devlet anlayışını kapsamlı şekilde geliştirmek çabası yaygınlaştı. Ülkemizde ABD ithalli Sosyal hizmet akademisi 1961 yılında eğitime başlayarak ilk mezunlarını 1965 yılında verdi. 1961 anayasası coşkulu şekilde sosyal önlemler ve sosyal hizmetlere önem vermişti. Bu bir şans ve güzel başlangıçtı ama 1980 yılı 12 Eylülünde sona erdi. 1990 yılı başında Sosyalsizimin ekonomik yenilgisi(yok oluşu değil) batı ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelere sunduğu para politikalarına dayanan ekonomik anlayışı,bu ülkelerde yaratılan ekonomik krizler bu ülkeleri sosyal devlet ilkesi ve anlayışından uzaklaştırdı. Anlayış bu hizmetler para getirmiyor buraya giden paranın geriye dönüşü yok o zaman bu alana ayrılan paralarda kısıtlamalara gidildi. Ülkemizde nasibini aldı. Gelir dağılımın tabana yayılamaması ücret ve bölgesel dengesizlikler artı göç,yoksulluk büyük şehirlerin plansız şekilde büyümesi ve büyük köy halin dönmeleri gecekondulaşma(varoşlar) sorunların yumak haline gelmesi çözüm için hiçbir sosyal plan geliştirememek veya böyle bir çaba göstermemek sonucu toplumsal sorunlar sosyal şizofren oluşturdu. Bu sorunların çözümü için bir oluşum gerçekleşmediği zaman beklenilen durumun çok açı bir tablo oluşturacağı gerçektir. Ülkemizde yüksek enflasyon dayalı para politikaları sıcak para akımı bizleri her geçen gün yoksullaştırdı. 1994 krizinde alınmayan önlemler (siyasi kaygılar nedeni ) bugün daha büyük krizle bizi sarstı. Bu temelde sosyal hizmetlere bütçeden ayrılan para yetersizliği aşikar. Yaklaşık iki milyon korunmaya muhtaç çocuk sayısı bilinmeyen sokak çocukları ve sokak da çalışan çocuklar ekonomik sorunlar sonucu artan boşanmalar,parçalanan aileler bunlara götürülen hizmetler ve bu hizmetleri planlamak psiko-sosyal boyuta çözüm önerisi oluşturmalı için görev alması gereken sosyal hizmet uzmanlarına görev verilmemesi. Bu meslektaşlarımızı evrak memuru gibi görmeye çalışan anlayış. Ekonomik kriz sosyal krize dönüşmekte olup,bu konuda halen bir anlayışın olmaması insanımıza hiçbir değeri olmadığını gösterir. Güçlü yaşayacak güçsüz yok olacak kalan sağlar bizimdir anlayışı. Unutulmamalı ki toplum mutlaka bu yanlış politikalara cevabı ağır olacaktır.
|