Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


Eğitimde Çözüm Önerisi
[Sosyal Rehabilitasyon Merkezleri]
 “Eğitimde Farkında Olmadığımız Sorunlar ?”

Sosyal Hizmet Uzmanı Ali SONGÜL
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı uzm.alisongul@mynet.com  ulaştırabilirsin


Geçtiğimiz öğretim yılında disiplin ve devamsızlık nedeniyle 404 bin 383 çocuğun okulla ilişiğinin kesildiği ve bunların en az yarısının suça bulaştığı açıklandı.
Okulla ilişkisi kesilen 400 bini aşan öğrencinin yarıya yakınının suça bulaştığını belirtiliyor. Suça karışan çocukların yarısının jiletle kendini kestiğini, yüzde 30'unun ise uyuşturucu kullandığını aktarılıyor.

Hayat Boyu Eğitim ve Gelişim Derneği (HEGEM) Başkanı Adem SOLAK,ın 3 yıldır sürdürdüğü Türkiye'nin Suç Haritası çalışmalarında ilginç sonuçlara ulaşılmış. Adem SOLAK'ın 81 ili gezerek ve Adalet Bakanlığı'nın son verilerinden yararlanarak hazırladığı haritada çarpıcı veriler yer almakta. Araştırma sonuçlarında suç ve boşanma oranları arasındaki paralelliğe de dikkat çekiliyor. Yetişkin ve çocuk suçlarının yüksek olduğu illerdeki boşanma sayıları da oldukça yüksek. Solak, çocukların suça bulaşmasının nedenlerinden biri olarak okulla ilişiklerinin kesilmesi olduğunu açıklıyor ki çok doğru bir teşhis.
63 bin 921 çocuk nüfusu bulunan Eskişehir 3 bin 124 suçla birinci sırada yer alırken onu Balıkesir, İzmir, Aydın, Tekirdağ, Manisa ve Muğla takip ettiği ortaya çıkmış.
Bir başka açıdan 2,5 yılın boşanma dava sayılarının hane sayısına oranı da bakıldığında da İzmir'in ilk sırada yer aldığı listede, Antalya, Aksaray, Ankara, Uşak, İstanbul, Muğla, Adana, Mersin, Aydın, Denizli ve Eskişehir ilk sıralarda yer aldığı görülüyor.

Yetişkin suçlarında ise Antalya nın ilk sırayı aldığı , onu İstanbul, İzmir, Muğla ve Ankara nın takip ettiği açıklandı.
Suça bulaşan çocukların önemli bir kısmının okulla ve ailesiyle sorunlar yaşadığından da söz ediliyor. Bu tespit de kuşkusuz sorunların nedenlerden biri ancak yapılan araştırmanın en vahim çarpıcı sonucu çocukların suça bulaşmasının temel nedenlerinden biri olarak okulla ilişiklerinin kesilmesi gözüküyor.
Sayın SOLAK "Çocukları suçun kenarında dolaşırken kurtarmalıyız. Suç kuyusunda düştüklerinde geç olur." Diyerek yetkilileri haklı olarak uyarıyor.
Ancak bu güne kadar toplumun bu ortak eğitsel ve sosyal yarasının çözümü için bu çocuk ve gençleri topluma kazandırma adına ciddi bir proje üretilmediği de bir gerçek olarak ortada. Durum bu sonuçlardan da anlaşılmakta..

Yapılan araştırmayla ilgili haberi ilk okuduğumda Sosyal Hizmet Uzmanı olarak yüreğim cız etti. Bir mesleki, vicdani ve sosyal sorumluluk gereği çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim çarkında okullarından ilişkilerinin kesilerek suça yönelmelerine, okuldan, eğitim kurumlarından uzaklaştırılarak toplum içinde bir suç makinesine dönüşmesine neden olabilecek yanlış politikaların yeniden gözden geçirilerek önlenmesini, doğru politikaların uygulanarak bu çocuklarımızı sokağın vicdanına ve kendi kaderine terk etmememiz gerektiğini haykırmak istedim.
Bir de şunu haykırmak istiyorum. Başta okul yöneticileri ve öğretmenler olmak üzere milli eğitim camiasının değerli yöneticileri; Bu çocuk ve gençlerimizin okullarından ilişkilerinin kesilerek eğitimden ve öğretimden kopmasının önüne geçilmelidir. Hele hele bilgisayar teknolojisinin geliştiği içinde bulunduğumuz bilgi çağında, 20 gün devamsızlık sınırını aştı diye bir çocuğun okuldan atılması ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir? Diğer çocuklar için de “Yapılması gerekenin okuldan atmak değil çocukları rehabilite etmek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.” Çocukların okullarından ilişiğini kesmekle sorun çözülmüş olmaz. Daha vahim boyutlarda sorun topluma yansır ve yansımakta.

Elbette bu rehabilite çalışmalarını yapacak öğretmenler değil. Çocukların rehabilitasyona alınmasına karar verecek ve sorunlarını çözülerek, iyilik hallerinin geliştirilerek, sosyal uyumlarının sağlanarak ve kişisel gelişimleri desteklenerek yeniden eğitim öğretim kurumuna kazandırılmasını ve böylece gençlerin toplum düşmanı olma olasılığını ortadan kaldırarak topluma kazandırılmasını gerçekleştirecek olan Rehabilitasyonu sağlayacak Öğretmen dışındaki Rehabilitasyon Ekibi meslek uzmanlarıdır.

Yapılması gereken budur. Sözüne ettiğim Rehabilitasyon Ekibi mutlaka çok sayıda Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Çocuk Gelişimcisi, Aile Danışmanı, Kişisel Gelişim Profesyoneli, Spor Uzmanları ile Okul-Öğrenci Koçları ve Psikiyatrist ve Hemşirelerinden oluşmalıdır.

Bu ekipler MEB bağlı olarak çalışacak Sosyal Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapmalı ve merkezin değerlendirme kurulları tarafından öğrenci hakkında karar verecek bir mekanizmayla çocuğun okuldan ilişiği kesilmeden yapılmalıdır.
Bu 403 bin çocuk ve gencin Sosyal Rehabilitasyon Merkezleri adı altında ve tüm yurda yaygınlaştırılarak açılacak olan Çok Amaçlı Gençlik Merkezlerinin de desteğinin alınarak, sosyal rehabilitasyonlarının tamamlamalarının ardından tekrar atıldıkları okullara sağlıklı bir birey olarak kavuşturulması çözüm olarak önermekteyim.
Bu çözüm önerisini destekleyecek Okul Sosyal Hizmet Birimlerinin tüm okullarda açılması ve süratle sosyal hizmet uzmanlarının bu birimlerde görev almasının sağlanması gerektiğine inanıyorum.

Tüm gelişmiş ülkelerde yapılan budur. Okul Sosyal Hizmet Uzmanları daha sorun ortaya çıkmadan koruyucu, önleyici sosyal faaliyetlerle ve sosyal çalışmalarla ev-okul-öğretmen ve çevresi arasında öğrenciyi destekleyerek sosyal rehabilitasyon merkezlerinin yükünü de hafifletecektir.
Siz, sosyal hizmet uzmanı olarak bu sorunun çözümü için? Ne Önerdiniz? Dendiğinde ? Cevabım budur.

Ne yapılabileceği sorusuna gelince.. MEB’ in öncelikle “Okul Sosyal Hizmet Birim” kavramını, “Sosyal Rehabilitasyonu” kurum literatürüne katması ve “Okul Sosyal Hizmet Uzmanlarını” devreye sokması gerekiyor.

MEB,de sadece öğretmenlerin bu sorunu çözmesi mümkün değildir. Diğer uzmanlık branş mensuplarının da MEB’ in bünyesinde yer alması mutlaka sağlanmalıdır. Bu yapılmadığında yeni 400 binler uygulama mağduru bireyler olarak toplum içinde yerini alacak ve sorun topluma başka başka şekillerde yansıyacaktır. Okulla ilişiği kesilen çocuklar suçun eşiğine itilmiş olacaktır ki okuldan uzaklaştırmak çözüm değil, sorunun yeni çetrefilli bir boyut kazanması anlamı taşır ki bu uygulama çok sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Vebal büyüktür ve birilerinin omuzlarındadır.

(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.