|
|
Geçtiğimiz öğretim yılında
disiplin ve devamsızlık nedeniyle 404 bin 383 çocuğun okulla ilişiğinin
kesildiği ve bunların en az yarısının suça bulaştığı açıklandı.
Okulla ilişkisi kesilen 400 bini aşan öğrencinin yarıya yakınının suça
bulaştığını belirtiliyor. Suça karışan çocukların yarısının jiletle kendini
kestiğini, yüzde 30'unun ise uyuşturucu kullandığını aktarılıyor.
Hayat Boyu Eğitim ve Gelişim Derneği (HEGEM) Başkanı Adem SOLAK,ın 3 yıldır
sürdürdüğü Türkiye'nin Suç Haritası çalışmalarında ilginç sonuçlara
ulaşılmış. Adem SOLAK'ın 81 ili gezerek ve Adalet Bakanlığı'nın son
verilerinden yararlanarak hazırladığı haritada çarpıcı veriler yer almakta.
Araştırma sonuçlarında suç ve boşanma oranları arasındaki paralelliğe de
dikkat çekiliyor. Yetişkin ve çocuk suçlarının yüksek olduğu illerdeki
boşanma sayıları da oldukça yüksek. Solak, çocukların suça bulaşmasının
nedenlerinden biri olarak okulla ilişiklerinin kesilmesi olduğunu açıklıyor
ki çok doğru bir teşhis.
63 bin 921 çocuk nüfusu bulunan Eskişehir 3 bin 124 suçla birinci sırada yer
alırken onu Balıkesir, İzmir, Aydın, Tekirdağ, Manisa ve Muğla takip ettiği
ortaya çıkmış.
Bir başka açıdan 2,5 yılın boşanma dava sayılarının hane sayısına oranı da
bakıldığında da İzmir'in ilk sırada yer aldığı listede, Antalya, Aksaray,
Ankara, Uşak, İstanbul, Muğla, Adana, Mersin, Aydın, Denizli ve Eskişehir
ilk sıralarda yer aldığı görülüyor.
Yetişkin suçlarında ise Antalya nın ilk sırayı aldığı , onu İstanbul, İzmir,
Muğla ve Ankara nın takip ettiği açıklandı.
Suça bulaşan çocukların önemli bir kısmının okulla ve ailesiyle sorunlar
yaşadığından da söz ediliyor. Bu tespit de kuşkusuz sorunların nedenlerden
biri ancak yapılan araştırmanın en vahim çarpıcı sonucu çocukların suça
bulaşmasının temel nedenlerinden biri olarak okulla ilişiklerinin kesilmesi
gözüküyor.
Sayın SOLAK "Çocukları suçun kenarında dolaşırken kurtarmalıyız. Suç
kuyusunda düştüklerinde geç olur." Diyerek yetkilileri haklı olarak
uyarıyor.
Ancak bu güne kadar toplumun bu ortak eğitsel ve sosyal yarasının çözümü
için bu çocuk ve gençleri topluma kazandırma adına ciddi bir proje
üretilmediği de bir gerçek olarak ortada. Durum bu sonuçlardan da
anlaşılmakta..
Yapılan araştırmayla ilgili haberi ilk okuduğumda Sosyal Hizmet Uzmanı
olarak yüreğim cız etti. Bir mesleki, vicdani ve sosyal sorumluluk gereği
çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim çarkında okullarından ilişkilerinin
kesilerek suça yönelmelerine, okuldan, eğitim kurumlarından uzaklaştırılarak
toplum içinde bir suç makinesine dönüşmesine neden olabilecek yanlış
politikaların yeniden gözden geçirilerek önlenmesini, doğru politikaların
uygulanarak bu çocuklarımızı sokağın vicdanına ve kendi kaderine terk
etmememiz gerektiğini haykırmak istedim.
Bir de şunu haykırmak istiyorum. Başta okul yöneticileri ve öğretmenler
olmak üzere milli eğitim camiasının değerli yöneticileri; Bu çocuk ve
gençlerimizin okullarından ilişkilerinin kesilerek eğitimden ve öğretimden
kopmasının önüne geçilmelidir. Hele hele bilgisayar teknolojisinin geliştiği
içinde bulunduğumuz bilgi çağında, 20 gün devamsızlık sınırını aştı diye bir
çocuğun okuldan atılması ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir? Diğer
çocuklar için de “Yapılması gerekenin okuldan atmak değil çocukları
rehabilite etmek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.” Çocukların
okullarından ilişiğini kesmekle sorun çözülmüş olmaz. Daha vahim boyutlarda
sorun topluma yansır ve yansımakta.
Elbette bu rehabilite çalışmalarını yapacak öğretmenler değil. Çocukların
rehabilitasyona alınmasına karar verecek ve sorunlarını çözülerek, iyilik
hallerinin geliştirilerek, sosyal uyumlarının sağlanarak ve kişisel
gelişimleri desteklenerek yeniden eğitim öğretim kurumuna kazandırılmasını
ve böylece gençlerin toplum düşmanı olma olasılığını ortadan kaldırarak
topluma kazandırılmasını gerçekleştirecek olan Rehabilitasyonu sağlayacak
Öğretmen dışındaki Rehabilitasyon Ekibi meslek uzmanlarıdır.
Yapılması gereken budur. Sözüne ettiğim Rehabilitasyon Ekibi mutlaka çok
sayıda Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Çocuk Gelişimcisi, Aile Danışmanı,
Kişisel Gelişim Profesyoneli, Spor Uzmanları ile Okul-Öğrenci Koçları ve
Psikiyatrist ve Hemşirelerinden oluşmalıdır.
Bu ekipler MEB bağlı olarak çalışacak Sosyal Rehabilitasyon Merkezlerinde
görev yapmalı ve merkezin değerlendirme kurulları tarafından öğrenci
hakkında karar verecek bir mekanizmayla çocuğun okuldan ilişiği kesilmeden
yapılmalıdır.
Bu 403 bin çocuk ve gencin Sosyal Rehabilitasyon Merkezleri adı altında ve
tüm yurda yaygınlaştırılarak açılacak olan Çok Amaçlı Gençlik Merkezlerinin
de desteğinin alınarak, sosyal rehabilitasyonlarının tamamlamalarının
ardından tekrar atıldıkları okullara sağlıklı bir birey olarak
kavuşturulması çözüm olarak önermekteyim.
Bu çözüm önerisini destekleyecek Okul Sosyal Hizmet Birimlerinin tüm
okullarda açılması ve süratle sosyal hizmet uzmanlarının bu birimlerde görev
almasının sağlanması gerektiğine inanıyorum.
Tüm gelişmiş ülkelerde yapılan budur. Okul Sosyal Hizmet Uzmanları daha
sorun ortaya çıkmadan koruyucu, önleyici sosyal faaliyetlerle ve sosyal
çalışmalarla ev-okul-öğretmen ve çevresi arasında öğrenciyi destekleyerek
sosyal rehabilitasyon merkezlerinin yükünü de hafifletecektir.
Siz, sosyal hizmet uzmanı olarak bu sorunun çözümü için? Ne Önerdiniz?
Dendiğinde ? Cevabım budur.
Ne yapılabileceği sorusuna gelince.. MEB’ in öncelikle “Okul Sosyal Hizmet
Birim” kavramını, “Sosyal Rehabilitasyonu” kurum literatürüne katması ve
“Okul Sosyal Hizmet Uzmanlarını” devreye sokması gerekiyor.
MEB,de sadece öğretmenlerin bu sorunu çözmesi mümkün değildir. Diğer
uzmanlık branş mensuplarının da MEB’ in bünyesinde yer alması mutlaka
sağlanmalıdır. Bu yapılmadığında yeni 400 binler uygulama mağduru bireyler
olarak toplum içinde yerini alacak ve sorun topluma başka başka şekillerde
yansıyacaktır. Okulla ilişiği kesilen çocuklar suçun eşiğine itilmiş
olacaktır ki okuldan uzaklaştırmak çözüm değil, sorunun yeni çetrefilli bir
boyut kazanması anlamı taşır ki bu uygulama çok sakıncalı sonuçlar
doğurmaktadır. Vebal büyüktür ve birilerinin omuzlarındadır.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|