VİYANA 27-29 ŞUBAT 2008
27-29 Şubat 2008 tarihleri arasında Avusturya’nın başkenti Viyana’ya suç
mağdurları ve mağdurlara verilen hizmetlerle ilgili bir çalışma ziyareti
gerçekleştirilmiştir.
Delegasyonda; T.C Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
Denetimli Serbestlik ve Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanı Sayın
Vehbi Kadri KAMER, Daire Başkanlığı uzmanı, Sosyal Çalışmacı Sayın İlknur
KOCA DEĞİM, Yalova Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü
Psikoloğu Sayın Duygu ALTIN ve Mersin Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi
Şube Müdürlüğü Sosyal Çalışmacısı Mehmet Can ÖZKAYA görev almışlardır.
Avusturya Adalet Bakanlığı Mağdur Hizmetleri Sorumlusu Sayın Anderas SACHS
ile yapılan görüşme
Konu: Avusturya’daki cezai kovuşturma esnasında suç mağdurları için verilen
psiko-sosyal ve yasal yardımlar (27 Şubat 2008 Çarşamba):
Avusturya Adalet Bakanlığı bünyesinde; Adalet Bakanına bağlı dört genel
müdürlük bulunmaktadır. Bu genel müdürlüklerin ilki bakanlık içi
koordinasyon ve organizasyonla ilgili hizmetleri yerine getirirken genel
olarak da medeni kanun çerçevesindeki konularla ilgili çalışmaktadır. İkinci
genel müdürlük; ceza kanunu ve ceza işleri ile ilgili olarak görev
yapmaktadır. Mağdurlara yönelik hizmetlerin verildiği birimin de bünyesinde
bulunduğu üçüncü genel müdürlük ise mahkemelerin işleyişi ve personel ile
ilgili sorumlulukları olan bir yapıdadır. Dördüncü genel müdürlüğün görevi
ise yüksek mahkemelerle ilgili işlemleri yerine getirmektir. Bu genel
müdürlüklerin alt çalışma grupları olarak oluşturulmuş olan birimler ise
özel olarak kendi sorumluluk sahaları içerisinde farklı farklı görevleri
olan oluşumlardır.
Avusturya’da mağdurla ilgili olarak verilen hizmetlerin hukuki boyutu
üzerine çalışan ve Sayın Anderas SACHS’ın sorumlusu olduğu birim İçişleri
Bakanlığı ve Kadın Bakanlığı ile ortak çalışmalar içerisine girerek
sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu üç bakanlık bünyesinde mağdurlarla
ilgili görev yapan birimler çeşitli zamanlarda bir araya gelerek eş zamanlı
ve eş güdümlü bir şekilde hareket etmektedirler.
Avusturya’da suça maruz kalmış olan kimseler ilk aşamada kolluk kuvvetine
başvurarak mağdur olduklarını beyan etmektedirler. Konuyla ilgili olarak
mağdurun hangi hizmetleri alabileceği kişiye kolluk kuvveti tarafından
aktarılmaktadır. Mağdurun hangi hizmetlerden faydalanabileceği ile ilgili
olarak bilgilendirmesi kanun ile düzenlenerek kolluk kuvvetinin bir görevi
haline getirilmiştir.
Avusturya’da bir kişinin mağdur olarak kabul edilebilmesi için direkt olarak
fiili bir suça maruz kalması gerekmektedir (yaralama, tehdit, tecavüz vb.
gibi). Bu tanım 2006’da yapılan hukuki bir düzenleme ile yasalaşmıştır.
Böyle bir fiile maruz kalan kişi olayın adli birimlere yansımasından,
davanın sonuçlanmasına kadar geçen süreçte çeşitli hizmetler alabilmektedir.
Bunlara genel olarak refakat hizmetleri denmektedir. Mağdurların bu refakat
hizmetlerinden faydalanması 1999 senesinde yapılan yasal bir düzenlemeyle
hayata geçirilmiş ve fiili olarak da 2000 senesinden beri uygulanmaya
başlamıştır.
Refakat hizmetlerini Avusturya’da, bünyelerinde sosyal çalışmacıların,
psikologların, psikoterapistlerin, pedagogların ve hukukçuların yer aldığı
sivil toplum kuruluşları (STK) yerine getirmektedir. Refakat hizmetlerini
yerine getirebileceğini beyan eden STK’lar Adalet Bakanlığı’na başvurmakta
ve uygun görüldükleri takdirde bir sözleşme çerçevesinde bu hizmetleri
verebilmektedir. Bir nevi hizmet alımı olarak da nitelendirilebilecek bu
uygulama devlete daha ucuza mal olmaktadır. Adalet Bakanlığı bu hizmetleri
yerine getirecek kurumlara hizmetleri karşılığı bir ödenek sağlamaktadır ve
gerek görüldüğü takdirde her sene bu sözleşme yenilenmektedir. Avusturya’da
bu gibi hizmetleri veren ve Adalet Bakanlığı ile sözleşmesi olan kırk altı
STK bulunmaktadır. Bu STK’ların farklı mağdur grupları ile ilgili
uzmanlıkları bulunmaktadır (Çocuk, genç, yetişkin, kadın gibi).
Avusturya Adalet Bakanlığının bu kırk altı dernek için 2008’de ayırdığı
bütçe 4.5 milyon Euro civarındadır. Adalet Bakanlığı, anlaştığı STK’lara
saat hizmet saati üzerinden ödenek vermektedir. 2008 için bu saat ücretleri
Sosyal Çalışmacılar için 63 Euro, Psikolog ve Psikoterapistler için 71 Euro,
Avukatlar için ise 78 Euro civarındadır. Bu ücretlere ek olarak %20 oranında
KDV gibi bir ek de eklenmektedir.
2007’ de Avusturya genelinde 2606 mağdur bu hizmetlerden faydalanmıştır.
Adalet Bakanlığı ile sözleşme yapan STK’ların verdiği refakat hizmetleri genel
olarak;
1. Mahkeme süresince mağduru hukuki olarak aydınlatmak ve haklarını savunmak,
2. Mağdurda kendisine karşı işlenen fiilin yarattığı olası travmatik durumlarla
ilgili olarak psikolojik destek vermek, mağduru mahkeme sürecine hazırlamak,
3. Mağdurun maddi olarak zararı söz konusu ise bu zararların karşılanması için
gereken başvuruların yapılmasını sağlamak ve bu konuda mağdura yardımcı olmak,
olarak özetlenebilir.
Mağdurlara devlet tarafından maddi destek de verilmektedir. Bu maddi destek
davanın sonuçlanması sürecinde davalıdan tahsil edilmektedir. Ancak,
Avusturya’da bu maddi destek için harcanan miktarın davalılardan tahsil
edilebilmesi %10’larda kalmaktadır. Suça maruz kalmış olan kişinin ölmesi
durumunda bu maddi destekten kişinin ailesi faydalandırılmaktadır. Maddi destek
için ilgili birimlere refakatçileri vasıtasıyla başvuruda bulunan mağdurun bu
yardıma gerçekten ihtiyacı olup olmadığı ile ilgili bir araştırma yapılır. Ancak
ideal olan görüş bu araştırmanın yapılmaması gerektiği doğrultusundadır; çünkü
mağdur bu yardım için başvuruda bulunmuşsa gerçekten ihtiyacı vardır.
Avusturya’da mağdurlara hizmet veren bir sivil toplum kuruluşu Weisser Ring (28
Şubat 2008 Perşembe).
Mağdurlara verilen hizmetlerin yerine getirilmesi için Avusturya Adalet
Bakanlığı ile sözleşmesi olan STK’lardan biri de Weisser Ring. Bu kuruluşun
çalışmalarını Marianne GAMMER aktarmıştır.
Mağdurlara yönelik hizmetler, 2. Dünya Savaşından sonra ilk olarak Japonya’da
bir inceleme alanı halini almış ve mağdur tanımı Adli Tıp literatürüne yine aynı
tarihlerde girmiştir. Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak da Avrupa’da, davalarda
mağdurlarında durumlarının değerlendirilmesi gerektiği fikri de ortaya çıkmaya
başlamıştır. Vietnam Savaşından etkilenenlerin durumlarının da değerlendirilmesi
gerektiğini belirten Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu savaştan etkilenenlerin
yaşadıkları sorunları post travmatik stres bozukluğu olarak tanımlamış ve bu
kişikeri mağdur olarak kabul etmiştir.
Weisser Ring; Avusturya’da mağdurlara verilen hizmetleri yerine getiren en büyük
STK’dır. Avusturya genelinde dokuz eyalette şubeleri olan Weisser Ring’in
bünyesinde refakat hizmetlerini yerine getiren sosyal çalışmacılar, psikologlar,
psikoterapistler ve hukukçular ile birlikte gönüllü olarak destek veren meslek
elemanları da bulunmaktadır. Weisser Ring, aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi
ülkelerde aynı konu üzerinde çalışan 21 STK’nın oluşturduğu birimin de yönetim
kurulunda temsil edilmektedir.
Weisser Ring’in mağdurlara yönelik verdiği en etkili hizmet şekli telefon
danışmaları, Avusturya’nın her yerinden ücretsiz olarak aranabilen telefon
hatlarında psikologlar 24 saat üzerinden hizmet vererek mağdurların yaşadıkları
sorunlara anında müdahale edebilmektedirler. Bu telefon görüşmelerinde
mağdurların kimlik bilgilerini vermeleri zorunluluk değildir. Oldukça başarılı
olan bu sistem sayesinde birçok mağdur çekingenlik yüzünden ya da kuruma uzak
yerlerde oturuyor olmalarından dolayı sistemden uzak kalmamakta ve hizmetten
faydalanabilmektedirler.
Kolluk kuvvetinde görev yapan polislerle çalışmaya öncelikli olarak önem veren
Weisser Ring’in üye profili içerisinden birçok polis de bulunaktadır. Hatta
Viyana Emniyet Müdür Yardımcısı da Weisser Ring üyesidir.
Mağdurlara verilen hizmetlerin hukuk açısından da geliştirilmesi için
çalışmaları olan STK’nın konuyla ilgili resmi merciler üzerinde oldukça etkili
lobi faaliyetleri de bulunmaktadır.
Herhangi bir suça maruz kalan mağdurlar Weisser Ring’in verdiği en önemli destek
refakatçilik hizmetleri. Yukarıda da değindiğimiz gibi refakatçilik hizmetleri
kişinin mağdur olarak kolluğa başvurmasından davanın sonuçlanmasına kadar geçen
sürede gerek hukuki gerekse de psiko-sosyal açıdan desteklenmesidir. Weisser
Ring, bünyesinde görev yapan meslek elemanları sayesinde bu hizmetleri etkili
bir şekle vermektedir.
Weisser Ring üyelerinin içerisinde konuyla ilgili olarak çalışan bilim insanları
da bulunmaktadır. Bu bilim insanları çeşitli zamanlarda yaptıkları
araştırmalarla konuyla ilgili teorik bilgilerin de geliştirilebilmesi konusunda
hizmet vermektedirler. Bilim insanlarının yaptıkları araştırmaların diğer kişi
ve kurumlar tarafından da kullanılabilmesi için yapılan bu araştırmalar Weisser
Ring tarafından yayımlanmaktadır.
Weisser Ring’te hem refakatçilik hizmeti veren hem de Viyana’daki Kadın Sığınma
Evlerinin sorumlusu olan bir sosyal çalışmacı da aile içi şiddetin Avusturya’da
önemli boyutlarda olduğuna değinmiş ve halen birçok kadının bu kadın sığınma
evlerinden faydalandığını belirtmiştir.
Suçun Nedenleri ve Sonuçları Hakkında Çözüm Üzerine Çalışan bir Kuruluş Verein
NEUSTART (28 Şubat 2008 Perşembe).
1957’de kurulmuş olan Neustart kamuya yararlı bir dernek statüsünden çeşitli
alanlarda hizmet vermektedir. Derneğin çalışmaları ile ilgili olarak Dr.
Christoph Koss ile görüşülmüştür.
Dr. Koss, Neustart’ın aslında bir toplum hareketi ile ortaya çıktığını
aktarmıştır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ailelerini kaybeden gençlerin büyük
kısmı çeşitli suçlardan dolayı cezaevlerine girmişler ve halk da bu gençlerin
cezaevlerinde bulunmalarına hassasiyet göstermeye başlamış ve sonuç olarak da
gençlerin cezaevi seçeneği dışında rehabilitasyona ağırlık veren bir derneğin
kurulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Önceleri gençlerle çalışmaya başlayan dernek zamanla tüm insan grupları ile
ilgilenmeye başlamış ve hizmetlerini gün geçtikçe detaylandırmıştır.
Toplam kırk bin kişiye yakın bir rakama hizmet vermiş olan Neustart bünyesinde
606 sosyal çalışmacı ücretli olarak görev yapmaktadır. Bunun dışında derneğin
775 gönüllü çalışan meslek elemanı bulunmaktadır.
Dernek tıpkı Weisser Ring örneğinde olduğu gibi Adalet Bakanlığı ile yapılan bir
sözleşme çerçevesinde hizmet vermektedir. Adalet Bakanlığı Neustart için 2008
senesinde otuz dört buçuk milyon Euro bütçe tahsis etmiştir.
2007 senesinde Neustart on bin üçyüz kırk sekiz kişiye denetimli serbestlik
hizmetleri, yirmi bin yedi yüz seksen sekiz kişiye de uzlaştırıcılık hizmetleri
vermiştir.
Dernek sadece suça karışan kimselerle değil; suç anlamında risk teşkil eden
gruplarla da çeşitli çalışmalar yapmaktadır.
Cezaevlerinden salıverilen gençlerle de çalışmaları olan dernek 2007 senesinde
kadar ağır suçlu olarak tanımladıkları gruplara da hizmet veriyorken yapılan bir
yasal düzenlemeyle bu görevlerini bırakmak zorunda kalmışlardır.
Dr. Koss; denetimli serbestlik hizmetlerinin Avrupa’nın birçok ülkesinde devlet
tarafından verildiğine değinerek derneklerin hizmet verdiği bölgeler olarak
Avusturya, Hollanda ve İsviçre’nin bazı kantonlarını işaret etmiştir.
Avusturya’da da denetimli serbestlik hizmetlerinin devlet tarafından mı yoksa
STK’lar tarafından mı verilmesi gerektiği ile ilgili olarak tartışmaların devam
ettiğini belirtmiştir.
Neustart’ın arabuluculuk (mediation) konusunda hizmet veren tek dernek olduğunu
belirten Dr. Koss vizyonlarının suçla ilişkili sosyal sorunlara müdahale etmek
olduğunu aktarmıştır. Neustart’ın aynı zamanda mağdurlarla ilgili çalışmalarının
da bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Mağdurlarla ilgili yapılan çalışmalarda derneğin en büyük destekçisinin kolluk
kuvveti olduğunu belirten Koss; kolluk kuvvetinin bu konuyla ilgili
politikalarının da olduğu üzerinde durmuştur.
2006 senesinde Avusturya’da toplam 229968 suç işlenmiş, 104161’i mahkeme
sürecine dahil olmuştur. Bunlardan 43000’i hakkında davalar görülmüştür. 51000
kişiye açılan davalar ertelenmiş veya takipsizlik kararı verilmiştir. 41798 dava
ise arabuluculuk sistemi sayesine mahkeme sürecine gerek kalmadan kapatılmıştır.
Genel rakam olarak; 23150 para cezası, 14478 kamu davasının açılmasının
ertelenmesi, 2035 arabuluculuk ve denetimli serbestlik yöntemleriyle kapatılan
dosyalar mevcuttur.
Avusturya’da 14-18 yaş arası grup genç, 18-21 yaş arası grup ise genç yetişkin
olarak değerlendirilmiştir. İdeal düşünce olarak 14 yaş altı çocukların
işledikleri suç her ne olursa olsun yargılanmamaları doğrultusundadır. Eğer 14
yaş altı gruba mensup bir çocuğun suç işlemesi durumu söz konusu olursa çocuk
kesinlikle ailesinden ayrılmamaktadır. Eğer suça sürüklenen çocuğun anne-babası
çocuğa karşı ilgisiz ya da ihmal veya istismar boyutlarında müdahale eden bir
yapıdalar ise çocuk o zaman kurum bakımına alınmaktadır.
Arabuluculuk vasıtasıyla bir sorunun çözülmesi sürecin için öncelikle suçu
işleyen kimsenin suçunu kabul etmesi gerekmektedir. Arabuluculuk hizmetinin
verilebilmesi için her iki tarafında rızasın esas teşkil etmektedir.
Arabuluculuk hizmeti verecek olan meslek elemanları genel olarak sosyal
çalışmacılardan ve pedagoglardan oluşmaktadır. Bu meslek elemanlarının belirli
bir tecrübede olmaları gerekmektedir. Arabulucu olarak hizmet verecek olan
meslek elemanları bir süre süpervizyon almakta ve bu süreçten sonra hizmet
vermeye başlamaktadırlar.
Arabuluculuk hizmetinden 2006 senesinde 9000 olaya istinaden 17000 kişi
yararlandırılmıştır. Olumlu olarak sonuçlanan arabuluculuk vakalarının oranı
yetişkinlerde %72’yi bulmaktadır.
Arabuluculuk çalışmalarında esas amaç tarafların maddi anlamda değil duygusal
anlamda anlaştırılabilmeleridir. Bu hizmetten yararlanana taraflar büyük
çoğunlukla aynı ya da benzer durumlar yüzünden karşı karşıya gelmemektedirler.
Arabuluculuk hizmeti verilen en önemli suç çeşidi Avusturya’da yaralama vakaları
(%65). Bu rakam Viyana Üniversitesinin yapmış olduğu bir araştırma ile elde
edilmiştir.
Arabuluculuk hizmetinden sonra suça karışanların oranı %10; bu rakam
arabuluculuk hizmetinin %90’lara varan bir başarı oranı olduğunu göstermektedir.
Bu sistemin faydasının fazla olduğu ise mahkemelerce verilen cezalardan sonra
suça karışanlarının oranının %22’lerde olmasından da anlaşılabilmektedir.
Arabuluculuk hizmetinden faydalanmak isteyen tarafların yarısı birbirlerini daha
önceden tanıyan insanlardan oluşmaktadır. Birbirlerini tanıyan bu taraflara
verilen arabuluculuk hizmetlerinin içeriği genel olarak bundan sonra tarafların
ilişkilerinin hangi doğrultuda gideceğinin şekillendirilmesiyle ilgili
olmaktadır. Birbirlerini tanıyan ve arabuluculuk hizmetinden faydalanmak isteyen
taraflar genel olarak; aile bireyleri, komşular, okul ve çalışma arkadaşları,
gençlik ve spor grupları çevresinden olan kimselerdir.
Birbirlerini önceden tanımayan kimselere verilen arabuluculuk vakalarını da
genel olarak park yeri sorunu, evcil hayvanlar, yaralama oluşturmaktadır.
Yine Neustart’ın Viyana Üniversitesine yaptırdığı bir ankette arabuluculuk
hizmetinden yine yararlanmak isterim diyenlerin oranı %75’tir.
Ludwig Boltzman İnsan Hakları Enstitüsü (29 Şubat 2008 Cuma)
Avusturya ve tüm Avrupa’da insan hakları ile ilgili çalışmaları olan enstitü
hakkında Prof. Trettner ve ekibi aktarmıştır.
1992’de Manfred NOWAK ve Hannes TRETTNER tarafından kurulmuş olan enstitünün
Avrupa genelinde insan hakları konusunda çalışmaları var. Konuyla ilgili
çalışmalara temel teşkil edecek bilimsel araştırma ve projeler hazırlayan
enstitünün amacı insan haklarının tüm Avrupa’da geliştirilmesidir.
Enstitü gerek Avusturya’da gerekse de tüm Avrupa Birliği bünyesinde yapılan ve
insan hakları ile ilgili olan politikaların oluşturulması evresinde ilgili
birimlere danışmanlık hizmeti verebilen kapasitede bir oluşumdur.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde çeşitli proje çalışmaları da olan enstitü 2007
senesi içerisinde Romanya’da insan hakları konusunda kolluk kuvvetlerinin ve
yargı çevrelerinin bilinçlendirilmesi ile ilgili bir projeye de imza atmıştır.
Enstitü kendi içerisinde çeşitli konularda çalışmalar yapan alt birimler
oluşturmuştur. Bu alt birimler çocuk hakların, mağdur hakları ve genel olarak da
insan hakları boyutlarında AB Projeleri vb. gibi çalışmaları yürütmektedirler.