|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Her Toruna Lazım Bir
Büyükanne
SHU.Şadiye
DÖNÜMCÜ dsado@mynet.com
Sitemiz Yazarıdır.

Annem hep "yaşadıysan, büyükannen
sayesinde" der. Torbalı'daki evde tek başına yaşamak onun
tercihi. En büyük torunu, ondan habersiz, 17 Temmuz'u doğum günü ilan
etti. Herkesin "bayram değil, seyran değil" Torbalı'ya gelivermesine
anlam verememiş bizimki.
Dul aylığını bir "ekonomistçesine" değerlendirir. Beş torununu her üç
aylık alışında bir şekilde ihya eder. Üç çocuğuna da cenazesi için
para vermiş. Zorlanmasınlar diye.
Büyükannemin "laboratuar"ı olan mutfakta pişen yemeklerin üstüne yemek
tanımam. Yemek yapmak bir sanatsa, büyükannem büyük sanatkar. "Nişanlı
kız parmağı" inceliğindeki yaprak sarması, elbasan tavası, bahar
böreği, yufkalı tiriti, keşkeki, tava lokumu, yoğurt böreği, Onun
elinden çıkma tavada yumurta bile farklıdır. Hele salata sosları...
Bizleri, mal, kadir, kıymet bilmezlikle niteler. Kendisi israfı hiç
sevmez. Bayat ekmekler papara ya da ekmek balığı yapar. Giymediği,
giymediğimiz giysileri kesip kırk yama yapar. Tüm kuzenlerin
yorganları, büyükanne elinden çıkmadır. Her toruna bir çocuk yorganı
kampanyası da bitmek üzere.
Büyükannem insanı sorgulamadan, damgalamadan, suçlamadan yol gösterir.
Kendinizi çok kötü hissettiğiniz bir anınızda sizi rahatlatıverir.
Zaten onu öpmek, koklamak, elinden bir bardak su içmek bile iyi yapar
insanı.
Evinde her şeyin yeri bellidir; bir gün gerekir diye eline geçeni
sakladığından takılırız ona. Sakladığı en absürd şey bir gün lazım
oluverir de, getirir ise, "şööööle bir 8 no'lu bakışını" fırlatıverir.
Sigaradan nefret eder ve içtiğim için beni hiç affetmez. "Anan,baban,
ben, sana her konuda olumlu örnek olduk. Sigara konusunda dayına
çektin" deyip kaynanavari bir salvo yaparsa da, kimse aldırmaz.
Müthiş esprilidir, muhabbeti keyiflidir. Her yaştan insanla, her
düzeyde ilişki kurar. Mahallenin çocukları
"Şefiye Nine"lerine her
zaman destek olur, çoğu kez ödüllendirilmeseler bile. Dünyanın en iyi
masal anlatıcısı olan büyükanneme, dinlemekten hiç bıkmadığım "Alillili
Zombala" masalını hâlâ anlattırırım.
Dedem mandolin çalmayı öğretmiş ona. Mandolini ve metot kitabı çok
değerlidir. Öyle güzel çalar ki, kafası ve sağ ayağı ile ritim
tutarak.
Klasik Türk Sanat Müziği kültürü çok zengindir. Mutfakta çalışırken
hep şarkı söyler. Bu şekilde kendi kendine arkadaş oluyor belki de.
Evi, menekşe ve sakız sardunyası tarlasıdır. Eliyle odun dikse, çiçek
açar derler ya.. Her birinin adı vardır saksılarının; dertleşir, bir
dolu şeyi paylaşır onlarla.
Biz torunlarının tümünün üniversite bitirmiş olmasından pek
gururlanır. Dizinin dibinde olamayışımıza üzülür, her telefonumuzla
mutlu olur, küçücük hediyelerimizi kullanmaya kıyamaz, saklar.
Çok iyi bir tamircidir. Evine hiç usta gelmez. Komşulara bile destek
olur.
Yeniliklere, özellikle teknolojik yeniliklere çok açıktır. Cep
telefonunun tüm fonksiyonlarını kullanır. Hiç üşenmez uzun uzun mesaj
yazar bizlere.
Kendine çok iyi bakar. Yaşına uygun beslenir, yürüyüş yapar, sabah
akşam egzersiz yapar. Koltuğun ayağından geçirdiği bir araba iç
lastiği ile bacak ve kol kaslarını çalıştırırken ki hali öyle komiktir
ki...
Önemli bir sağlık sorunu yok. Dimdik yürür.
Gümüş rengi saçlarını nadiren omuzlarına dökülür. Saçlarını hep at
kuyruğu toplar.
Ten rengi açık olduğundan ve kaşları da beyazladığından yıllardır
"kaşlı" gözlük kullanır.
Büyükannemin adakları hiç bitmez. Adağının önem derecesine ve o anki
bütçesine göre tuz, ekmek, horoz, Zekeriya Sofrası ve kurban adar. Kuş
gribi nedeniyle artık horoz adağı yapmıyormuş. Pazarda alıp,
kestirdiği adak horozun tavuk çıktığını söylemiş birinde verdiği kişi.
Bizimki de "Benim niyetim önemli." demiş.
Diyelim ki, akşam yemeğe 8'de gelirim dedin, ama yarım saat sonra
gittin.Bizimki hemen tuz adak eder. "Büyükanne bir koli tuz alayım,
evde dursun " dediğimizde de çok sinirlenir. Torunların üniversite ve
Anadolu Lisesi sınavları kafadan kurbanlık adak statüsündeydi.
Torunlarının aşk maceralarını da çok yakından izler. Sevgililerimize
ilişkin en taze raporları alır, bir şekilde tanıştırılmak istediğini
söyler. İlk karşılaşmada, çaktırmadan tüm davranışlarını izler, "biz
seviyoruz" diye sevmeye çaba gösterir, görüşlerini dolaylı ve bizi
kırmayacak şekilde ifade eder. Hasbelkader ayrıldığımızda da "davul
bile dengi dengine" deyip, yorumsuz geçer.
Eşimle, arkadaşken tanıştırdığımda "Oğlumu hiç üzmeyeceksin değil
mi?"sorusuna "evet" yanıtını alınca, "Ben ona seni hiç üzdürtmem.
Canına okurum. Bunu bilesin!" demişti. "Her aileye bir doktor lazım!"
derdi hep. Eşim doktor olduğundan, artı bonus kazandı.
Büyükannem anlatmakla bitmez...
Son beş yıldır doğum gününü kutluyoruz. Yaz aylarında doğduğu rivayet
edilir; en büyük torunu, ondan habersizce, büyükanneme 17 Temmuz'u
doğum günü olarak ilan etti. İlk kutlamamızda giderek genişleyen
ailemizin torun çocuğu Işınsu
dahil, tüm üyelerinin ve aday adaylarının "bayram değil, seyran değil"
Torbalı'ya gelivermesine anlam verememiş bizimki. Akşam müthiş doğum
günü partisi başlayınca -hele şakasına 100 mumlu pasta gelince- çok
şaşırmıştı.
İnsanları mutlu etmek aslında ne kadar kolay ve de keyifli diye
düşünmüştüm o gün.
Artık 17 Temmuz bizim ailemizin "yengeç sepeti" günü.
Bu yıl kuzen Ersin bir
aile albümü hazırlıyor. Hepimizden fotoğraflar, anılar, belgeler
toparlıyor. Bir dolu video kaydı var elinde. Bilgisayarda bunları
düzenleyip, sunu haline getirecek. Bu yılki doğum gününde büyükanneme
kendi yaşamı ağırlıklı bu sunuyu izleteceğiz.
Bu yazı da, kuzenimin bu çalışması için tuttuğum küçük notlar.
Düşündüm de, her eve, her toruna lazım böyle bir büyükanne. (ŞD/TK)
|
NOT: Bu yazı
http://www.bianet.org da
yayınlanmaktadır.

|
|