Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Etik Kurullarında Din Görevlileri

 Can Küçükali/Sitemiz Yazarı
cankucukali@gmail.com
 

          Bugünlerde tıbbi klinik araştırmalar etik kurullarında din adamlarının bulunması tartışılıyor. Bu düzenleme Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlama amacıyla yapılacak bir düzenleme ve hukuksal açıdan fazlaca bir tartışma alanı bırakmıyor. Yine de konu, hem felsefi açıdan tartışılmaya açık hem de Türkiye gerçekleri açısından değerlendirilmeye muhtaç görünüyor.




          Sormamız gereken önemli sorulardan ilki din adamlarının etik kurula hangi katkıyı koyacaklarıdır. Bu soruya bazı ilahiyatçılar ‘haram maddelerin ilaç yapımında kullanılıp kullanılmayacağı konusuna açıklık gelir’ şeklinde cevap vermişler. Bununla da kalmayıp bu tarz bir temsilin diğer din mensuplarını rahatsız etmeyeceğini çünkü tüm dinlerin hemen hemen aynı hükümleri getirdiğini belirtmişler. Bu durumda din adamlarına teknik açıdan gerek yoktur çünkü maddeler bu kadar netse bunun için sürekli bir din görevlisinin hazır bulunması anlamsızlaşır. Kurallar belliyse listelenir ve bu liste göz önüne alınarak araştırmalar yürütülür. Bu bile temsil olmaksızın güçlü bir etkiye işaret eder ve kesinlikle araştırmalarda belirleyici bir rolü olamaz.

          Eğer din görevlisinin katkısı sadece teknik bir katkı değilse nedir? Ahlak bilgisiyle etik kuruluna yol mu gösterecektir? Bugün biliyoruz ki ahlak, mevcut toplumsal üretim ilişkilerinin sosyal yaşama yansımasından daha fazlası değildir. Özcesi, her zaman ve mekan için geçerli olan genel ahlak ilkelerinden bahsetmek oldukça zorken, bu çabayı din patenti altına sokmak indirgemeciliktir ve açıkçası ‘etik’ değildir. Bu uğraş, eğer böyle bir uğraş var ise zaten etiğin ilgi alanına girmektedir. Din adamının ahlak ilkelerine uygunluk konusunda kurula söyleyebileceği bir söz olamaz. Bu ancak kaynağını, toplumun çoğunun Müslüman olmasından ötürü belirli ortak değerleri paylaştığı ve bu değerlerin savunusunun yapılması gerektiği noktasından alabilir ki, bu durumda ortak değerlerimizin din çatısı altında şekillendiğini ve ancak din üzerinde bir ahlak anlayışı şekillendirdiğimizi kabul etmiş oluruz. Din ile dinin şekillendirdiği ya da en azından etkilerinin görüldüğü kültürel yaşantının birbirleri içine sindiği noktalarda dinin temsil görevini üstlenmesi kesinlikle hatalıdır. Bu temsil dine ait değildir. Etik, değerler alanını da tartışabilecek çapa sahiptir. Üstelik bunu hiçbir kutsala ya da grupsal pratiğe dayandırmak zorunda kalmadan yapabilir.

            Bu sorgulama Avrupa pratiğini de kapsamaktadır. Sadece oradaki fark, din etkisinin uzun süre önce rasyonel metodun alanından çekilmesi ve bu ayrıklığın içselleştirilmesidir. Bizim gibi ahlakın felsefi değil dini olarak temellendirildiği ve tartışıldığı coğrafyalarda dinin bilimsel uygulamalara yapacağı etki en azından potansiyel olarak sanılandan daha fazladır. Belki dini kurumlara etik konusunda araştırma yapan uzmanlar atamak faydalı olabilir ama etik kurullara din görevlisi atamanın genel yarara katkı sağlayacağını söylemek oldukça güçtür. Bu noktada din görevlisinin hangi amaçla kurulda yer alacağı sorusunun net bir cevaba kavuşturulması gerekmektedir. Çünkü herkesin umduğu katkı farklılık gösterebilir.


         Şimdi asıl tartışılması gereken, tıbbi araştırmalar etik kurullarına din görevlisi atanması değil, ahlak alanın (etiğin) nasıl dinden ayrı olarak kavranıp kavratılacağıdır. Çünkü olası içselleştirilmiş etik değerler, dinin yozlaşması durumunda da varlıklarını sürdürebilirler. Aksi takdirde, din kültürünün yozlaşmaması için her gün dua etmekten başka çaremiz kalmaz.

    
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.




Bize Ulaşın