|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|

Sitemizin Yazarları
|
DİLSİZİN İDAMI
SHU.Rıza
ELİTOK
secesme@hotmail.com
Kasvetli
ve soğuk bir akşam üstü.Çarşının ortasındaki saat kulesi 16.00 yı
gösteriyordu.Çarşıda insanlar karıncalar gibi oradan oraya akıp
gidiyorlardı.Diğer taraftan eski bir yapının içinde bulanan adliyedeki
kalabalık ve uğultu daha da bir dikkat çekiciydi.Sanırım yine her zamanki
gibi bir infaz öncesi hareketlilikti. Daha da ilginç olanıysa,infazı merakla
bekleyenlerin, eğlenceli bir gösteri öncesini bekler gibi sergiledikleri
tutumdu…
……………………………………………….
Az sonra yeşil ve üstü kapalı ufak bir kamyonet çarşının ortasından akarak,
motosikletli iki polisin eşliğinde adliye binasına yanaştı.Adliye önünde
birikmiş insanlar bir an için dikkatlerini arabanın bulunduğu tarafa doğru
yöneltip kısa bir sessizliğe büründüler.Bir grup çocuk da hızla o tarafa doğru
koşmaya başlamıştı.Kamyonetten inen iki muhafız hızlıca kamyonetin arkasına
geçerek kapıyı açtı.Kollarından tuttukları mahkûmu kamyonetten indirerek,
kalabalık ve meraklı bakışlar altında adliye binasının içine girdiler.Onların
ardından kalabalık da ite kaka binanın içine girmeye başladı.
İnfaz salonu tıklım tıklım doluydu.Kalabalıkta kimler yoktu ki, subaylar,
yargıçlar, memurlar ve eşleri, asilzade çiftlik sahipleri, esnaftan ileri
gelenler, bazı mahalle ve köy muhtarları, en arka taraflarda hamal ve işçilerden
oluşan bir topluluk, bu topluluğun hemen paralelinde köşeye sinmiş bir grup
serseri püfür püfür sigara dumanı altında hararetle bir şeyler
konuşuyorlardı.Belli ki mahkûmun son sözü konusunda bahse girmişlerdi.
Mahkûm oldukça iri yarı, esmer tenli ve gür saçlı biriydi.Fakat davranışlarında
bir tuhaflık vardı sanki. İdam edilecek kişi kendisi değilmiş gibi ara sıra
karşısındaki kalabalığa doğru gülümseyerek bakıyor ve ardından kısa ve kesik
anlamsız sesler çıkarıyordu.Kalabalığı oluşturan ahali bu durumu hemen fark
etmiş olacak ki, mahkûmun bu davranışlarını bazıları tiksinerek, bazıları
alayla, bazıları da şaşkınlıkla anlam veremeyerek kendi aralarında harıl harıl
tartışıyorlardı.
Çiftlik sahibi bir asilzadenin yanında çalışan yaşlı bir kahyanın oğlu olan
mahkûm, çiftlik sahibinin karısına tecavüz edip vahşice öldürmekten ve üstündeki
altınları almaktan suçlu bulunarak hüküm giymişti.Yaşlı kahya oğlunun böyle bir
şey yapamayacağını, onun çarşıya gidemeyecek denli akla ve cesarete sahip
olmadığını, çocuğunun daima yabancı insanlardan çekinip eve kapanan biri
olduğunu iddia etse de bir türlü kimseyi ikna edememişti.Neler olup bittiğini
son ana kadar anlayamayan mahkûma ise hem dilsiz hem de sağır olduğundan pek bir
şey sorulmamıştı.
İdam sehpası hazırlanmış, infaz vakti gelip çatmıştı.Yaşlı kahya oğlunun
idamıyla daha da yıkılmış ve eve kapanmıştı. Üstelik bu oğlundan başka kimsesi
de yoktu.Muhafızlar köşede durup etrafa anlamsız gülücükler saçan mahkûmu
kollarından tutarak idam sehpasına doğru götürdüler. Mahkûm, henüz hiçbir şeyin
farkında değilmiş gibi oldukça rahattı.Kalabalığı ağır bir sessizlik
kaplamıştı.Kimseden çıt çıkmıyordu.Herkes olabilecekleri meraklı gözlerle takip
ediyordu.Sehpanın yanında duran muhafız yüksek sesle bağıra bağıra mahkûmun
suçunu orada bulunan herkese elindeki kağıttan okuyordu.Okuma faslı bittikten
sonra mahkûmun öbür dünyada bağışlanması için orada bulunan bir rahip, mahkûmun
yanına yaklaşıp, haç çıkararak dua etti.
Az sonra görevli cellat tarafından yağlı ilmik mahkûmun boynuna soğukkanlılıkla
geçirildi.Önceleri etrafa umursamaz tavırlarla sevimli gülücükler saçan mahkûm,
yağlı ilmiği boynunda hisseder etmez neler olabileceğini sezmiş olacak ki birden
yüzünde bir endişe ve dehşet ifadesi belirdi. Gülümseyerek baktığı kalabalığa
şimdi boş ve korku dolu gözlerle baktı son kez.Derken celladın sert tekmesi ile
boşluğa sallandı ve hırıltı ile karışık gırtlağından gelen "baaabbaaa!" sözüydü
salonda yankı bulan.
Büyük bir sessizlik çöktü kalabalığa, ama kalabalıktan mahkumu tanıyan bir çok
kişide ki şaşkınlık ve sessizlik daha da dikkat çekiciydi. Dilsizin daha önce
konuştuğunu ne duyan ne de gören olmuştu.Orada bulanan papaz da aynı
şaşkınlıktan olsa gerek, ipte salını bulunan mahkumun önüne gelerek bir kez daha
haç çıkarıp dua etti.
|