|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Devlet
Denetleme Kurulunun SHÇEK yönelik Raporu
Rapora göre, yaşanan sorunlar ana başlıklarıyla şöyle:
Yurt ve yuvalardaki hizmetlerde dağınıklık var. Bu da işlerin bütünlük
içinde ele alınmamasına ve yavaşlamasına neden oluyor.
Suç işlemiş 11 yaşından küçük çocuklara yönelik özel kuruluşlar bulunmadığı
için bu çocuklar genellikle SHÇEK’ye bağlı kuruluşlara yerleştiriliyor. Bu
uygulama bakıma muhtaç çocuklar yönünden sakınca yaratıyor. SHÇEK Genel
Müdürlüğü’nün Adalet Bakanlığı’na gönderdiği yazıya göre korunmaya muhtaç
olup, topluma kazandırılan diğer çocuklar, hırsızlık, dolandırıcılık,
yankesicilik ve hatta cinayet işlemiş çocuklarla birlikte kalırken fevkalade
tedirgin oluyor. Suçlu çocuklar onları da yanlarına katıp sokağın tehlikeli
ortamına sürüklemeye çalışıyor, bildikleri suça ait bilgileri aktarıyor,
eğitim ve rehabilitasyon çalışmalarına engel oluyor.
Ailelerince fiziksel şiddet uygulanması nedeniyle korunma altına alınıp
kuruluşlara yerleştirilen bazı çocukların aileleri, aradan uzun bir zaman
geçtikten sonra yurt veya yuvalarda barınan çocuklarını yanlarına geri almak
ya da belirli aralıklarla kuruluşta ziyaret edip görme isteğiyle
mahkemelerden karar alıyor. Bu durum, bazen evlat edindirilmiş çocuklar
açısından da geçerli oluyor. Bu tür çocukların ailelerine geri verilmeleri
yaşamını bir şekilde düzene sokmuş olan çocuğun dengesinin bozulmasına neden
oluyor.
Korunmaya muhtaç çocuklardan bir bölümü bakıldıkları kuruluşlardan kaçıyor.
Bazı kuruluşlarda kaçak çocuk sayısı çok yüksek. Bunların izlenip, kuruluşa
dönüşlerinin sağlanmasında güçlükler yaşanıyor.
Cinsel tacize uğramış, madde bağımlısı durumundaki çocuk ve gençlerin
rehabilitasyonuna yönelik tek yatılı merkez İstanbul’daki Taksim Çocuk ve
Gençlik Merkezi. Onun da kapasitesi yeterli değil. Kurum bakımına alınmadan
önce yaşadıkları kötü olaylar sonucunda örselenmiş küçük kız çocuklarının
özel bakım ve tedaviye gereksinimi olmasına karşın, durumlarına uygun
kuruluşlar bulunmadığından, önce bir süre kadın konukevlerinde
barındırılıyor, acil olan özel durumları çözümleniyor, daha sonra kız
yetiştirme yurtlarına yerleştiriliyor. Bu durum, yurtlardaki diğer çocuklar
açısından olumsuz bazı sonuçlara yol açıyor.
Kurumun sosyal hizmet uzmanı sıkıntısı giderek artıyor. Diğer meslek
elemanları açısında da aynı sorun söz konusu.
Kurumun kaynak sıkıntısı var.
Yetiştirme yurtlarına geçiş aşamasına gelmiş olan çocukların bir bölümü,
yeterli sayıda ve kapasitede yetiştirme yurdu bulunmaması nedeniyle çocuk
yuvalarında kalmaya devam ediyor.
Haklarında korunma kararı alınan kardeşlerin bulundukları illerde yaş ve
cinsiyetlerine uygun çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları olmaması,
kardeşlerin ayrılarak başka illerdeki çocuk yuvaları ve yetiştirme
yurtlarına yerleştirilmelerini zorunlu kılıyor. Çocuk yuvalarında 12 yaşını
dolduran çocukların bulundukları ilde yeterli sayıda yetiştirme yurdu
olmaması sonucu çocuklar, başka illere yollanıp ailelerinden
uzaklaştırılıyor. Tüm bu durumlar çocukların psiko-sosyal sorunlar
yaşamalarına neden oluyor.
MADDE BAĞIMLILARI
Rapora göre, Türkiye genelinde özürlü bakım ve rehabilitasyon merkezi
sayısının yetersizliği nedeniyle, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında
barındırılan, ancak bu kuruluşlardaki diğer çocuklarla kaynaştırılmaları
olanağı bulunmayan özürlü çocuklar, durumlarına uygun özel bakım
hizmetlerinden yoksun kalıyor. Raporda, yaşanan diğer önemli sorunlar ise
şöyle sıralandı:
Kuruma bağlı çocuk ve gençlik merkezlerine yönlendirilen çocukların büyük
bölümünü sokakta yaşayan madde bağımlıları oluşturuyor. Bunların tıbbi
tedaviyi gerektiren sorunlarının çözümünde güçlüklerle karşılaşılıyor.
Çocuklarını ihmal ve istismar eden ya da sokakta çalışmaya özendiren
ailelere yönelik ceza yaptırımları bu eylemleri önlemekte yetersiz kalıyor.
Kuruluşlarda yaşanan cinsel taciz olaylarının önlenmesi açısından kuruluş
yöneticilerinin ve personelinin daha duyarlı hale getirilmesine, kurum
bakımındaki çocukların ise bu konuda uzmanlarca bilgilendirilmelerine
gereksinim var.
Artan nüfusa ve yaşanan ekonomik krizlere paralel olarak korunmaya muhtaç
çocuk sayısında artış oluyor, mevcut kuruluşların kapasiteleri gereksinimi
karşılayamıyor. Korunmaya muhtaç duruma düşen çocukların kuruluşlara
ivedilikle yerleştirilmeleri gerektiğinde bunlara yer bulmakta güçlük
çekiliyor.
Mevcut çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarındaki ‘koğuş tipi’ barındırma
yöntemi, çocuklara sunulan hizmet kalitesinin düşmesine neden oluyor.
Kuruluşlarla ilgili kimi yanıltıcı yayınlar kamuoyu ve yurt ve yuvalardaki
çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
ÖNERİLER
DDK raporunda, sorunların çözümü konusunda, çeşitli önerilerde de
bulunuluyor. Öneriler şöyle:
Suç işlemiş çocukların bakıma muhtaç çocukların kaldığı kurumlara
yerleştirilmesi uygulamasından olabildiğince kaçınılmalı.
Kurumdaki personelin nesnel esaslara göre dengeli ve yeterli bir şekilde
dağılımı planlanmalı.
Büyükşehir statüsündeki illerin tümünde sosyal hizmetler müdürlüklerinde,
özellikle korunmaya muhtaç çocuk hizmetlerini yürütmek üzere şube müdürlüğü
kadroları oluşturulması için gerekli düzenlemeler yapılmalı.
Kuruluşlardaki kaçak çocuk sayısının yüksek olmasının nedenlerinin
araştırılması ve azaltılması için gerekli önlemler alınmalı.
Fiziksel ve cinsel istismara uğramış çocukların rehabilitasyonuna yönelik
çocuk ve gençlik merkezleri yaygınlaştırılmalı.
Kuruma kaynak aktarılmalı.
Yuva, yurt ve özürlü çocuklara yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin
sayıları olanaklar ölçüsünde artırılmalı ve hizmet modelleri
çeşitlendirilmeli.
Korunmaya muhtaç çocukların yurt ve yuvalara yerleştirilmelerindeki mevcut
yaş gruplandırmaları, bilimsel verilere ve öğretim gereklerine göre yeniden
belirlenmeli, 19-25 yaş arasındaki korunma kararı devam eden gençler toplum
içinde etkili bir biçimde izlenip desteklenmeli.
Madde bağımlısı çocukların tedavilerine ve rehabilitasyonlarına yönelik
hizmet vermek üzere tedavi merkezleri açılmalı.
“Koğuş tipi” yerine bazı olumlu örnekleri yaşama geçirilen “ev tipi”
kuruluşlar yaygınlaştırılmalı.
Çocuğun aile ortamında kalmasının sakıncalı olacağı saptanmadıkça ayni ve
nakdi yardım yoluyla aile içinde bakımına öncelik verilmeli.
İl sosyal hizmetler müdürlükleri ile eğitim kurumları arasında etkili bir
işbirliğinin oluşturularak çocukların okuldaki durumları yakından izlenmeli.
İl emniyet müdürlükleri bünyesindeki çocuk şubelerinde sosyal hizmet uzmanı
çalıştırılmalı.
Hakkında korunma kararı alınan çocukların sosyal hizmet kuruluşlarına
yerleştirilmelerinde hangi öncelik sıralamasının esas alınacağına ilişkin
düzenleme yapılmalı, ana ve babasız çocuklara öncelik verilmeli.


|
|