|
|

DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ
Kemal GÖKCAN
Sosyal Hizmet Uzmanı/Site
editörü
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com
ulaştırabilirsiniz.
Demokrasi,çok genel olarak “çoğunluk
yönetimi” olarak tanımlanır. Oysa,demokrasi yaşam biçimidir. Empatik
tutum ve davranıştır. Bir kültürdür.
Dünyamız çok hızlı bir değişim içinde olup,bu hızlı değişim
toplumlarda değişimi hızlandırmıştır. Demokrasiden ne anladığımız değişen
toplumdaki algılamasıyla ilgilidir. Demokrasinin algılanmasında toplumun
kültürü ve değer yargısı etkilidir. Hızla değişen toplumumuzda
her şey birbirine karışmıştır.
Doğru ile yanlış,haklı ile haksız,iyi ile kötü,hatta güzel ile
çirkin. Hızlı değişim toplumuzun değerlerini,inançlarını,insan ilişkilerini
ve kurumları değiştirmiştir. Bu belirsizlik ve kargaşalık içinde hiç
kuşkusuz en çabuk içerik değiştiren kavramlar siyasal kavramlardır. Siyasal
olarak,meşru ve gayri meşru,hızlı değişim dönemlerinde kısa aralıklarla
birbirinin yerine geçmiştir.
Bilirsiniz ülkemizde siyasi yelpazenin hangi tarafında olursa olsun
siyasilerimiz, “demokrasi” söylevleri çok kullanılır. Seçim öncesi halka
demokrasi adına bir çok sözler verilir. İktidar sürecinde ise bu sözler
unutulmuş hatta demokrasi sınırlandırmaları söz konusu olur. İktidarlara bu
davranışı sorulduğunda ise gerekçeleri hep aynıdır.
Demokrasi bir slogan değil,bir kültürdür. Demokrasi
kültürünün oluşması o toplumun hızlı değişim sürecinde “ön
yargılarını” sorgulatan,tarihsel geçmişindeki hataları ile
yüzleşmeyi kabul eden bir bilincin oluşmasını sağlar.
Demokrasi, “ülke hakkında önerdikleri çözümler,azınlıkta
kalanların,çoğunluk haline gelebilme hak ve olanağın bulunduğu bir çoğunluk
yönetimi” olmalıdır. Bir başka deyişle demokrasi,mevcut yönetimle ülke
çözümleri hakkında aynı düşüncede olmayanların,bu düşüncelerini açıklama
ve yayma haklarının bulunduğu bir çoğunluk yönetimidir.”
Böyle bir anlayışın neresindeyiz?
Bu soruya yanıtımız çok kolay olacaktır. Bu tanımın hiçbir yerinde.
Ülkemizdeki son yirmi yıllık süreci gözden geçirdiğimizde küreselleşmenin
olumsuz etkisini de göz ardı etmeden ,demokrasi kültürümüzü
geliştiremediğimizi,neden ve niçinlere cevap vermeden ,hızla değişen
toplumuzda siyasal tercihlerle “şovenizmin” yükseldiğini gördük. Hrant DİNK
‘İN katledilişi belki en yakın örneğidir.
Demokrasi ne değildir?
Demokrasi her şeyden önce,çoğunluğun baskısı değildir. Bir başka
deyişle hangi düşüncenin çoğunluk tarafından benimsendiğine bakıp,sonra,tüm
öteki düşüncelerin baskı altına alınmasının,demokrasi ile hiçbir ilgisi
yoktur. Unutmayalım ki ,baskıların en kötüsü çoğunluğun baskısıdır.
Öte yandan demokrasi,azınlıkta kalan düşüncelerin baskısı demekte değildir.
Kısaca,yeni mekanizmalar yoluyla belirlenen “çoğunluk” karşısında dışarıda
kalan düşüncelerin,bilimsel doğrulukları,tarihsel haklılıkları ileri
sürülerek çoğunluğun yerine geçme iddiası da değildir.
Dinsel öğeler,milli menfaatler,milliyetçilik gibi gerekçekler de
ancak,düşüncelerin başkalarına açıklamasında kullanılabilir. Bu kavramların
düşüncenin dışında eyleme dönüşmesi toplumuzda istemeden kutuplaşmayı
hızlandıracaktır.
Bu ülkede yaşayan tüm yurttaşlarımızın hiçbir etnik ayrım ve
siyasal düşünce ayrımı yapmadan,yurtsever olduklarından şüphe
duyulmamalıdır. Burada önemli olan demokrasi kültürünü gerçekleştirerek bir
arada yaşamayı güçlendirmek olmalıdır.
Şiddet öğesinin,demokrasiler içinde kesinlikle yeri yoktur. Demokrasi
kavramı,bir anlamda iktidar mücadelesinden şiddeti yok etmek için kurulmuş
bir mekanizmadır.
Bir başka deyişle,demokrasiler içinde,demokrasi yok
etme özgürlüğü de yoktur. Bu anlamda iktidara gelen siyasal
partiler,demokrasiyi ve özgürlükleri sınırlama yetkileri olmamalıdır.
Yani,demokratik mekanizmaların,diktatörlük için meşru biçimde kullanılmasına
izin vermez.
Özetlersek,demokrasi bir kültürdür. Toplumuzdaki hızlı
değişimde,demokrasiden ne anladığımız önemlidir. Yada demokrasi toplumumuzda
nasıl algılandığı önemlidir.
|