Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 



Demokratikleşme, Polislik ve Türkiye

Can Küçükali / Sitemiz Yazarı
cankucukali@gmail.com
http://www.toplumvesiyaset.com


    Polislik işinin demokratikleşme bağlamında tartışılmasının Türkiye özelinde imkan ve önemi

Polis şiddeti ya da daha genel olarak polislik hakkında eleştirel teori baz alınarak yazılmış kaynak fazla değildir ve bunların ortak yanları, polislik işinin burjuvazinin yönetme işinin doğrudan veya dolaylı olarak yansıması olduğuna yönelik yaptıkları vurgudur. Neocleous’un ‘Fabrication of Social Order’ adlı eseri, bu okumalara örnek olarak gösterilebilir. Neocleous zaten kitabının hemen başında polis şiddetine ya da daha demokratik bir polislik konusuna getirebileceği herhangi bir öneri olmadığını belirtiyor. Bu literatür, klasik Marksist okumalardan farklı olarak, polislik işini doğrudan bir sınıfın diğer sınıf üzerine kurduğu baskı aracı olan devletin bileşenlerinden biri olarak değil ama son etapta bu türden bir çıkarıma olanak sağlayan çeşitli evrelerin yeniden gözden geçirilmesini öngörmektedir. Neocleous’un da yaptığı temel olarak bu evreleri İngiliz örneğinde incelemek ve bizi mevcut bilgilerimiz/varsayımlarımız konusunda uyarmaktır.

Bu uyarıyı önemsememizin sebebi, bir bütün halinde düzenin alaşağı edilmesini amaçlamamız değildir. Tam aksine, vatandaşlık haklarının nasıl da elimizden kayıp gidebileceğinin –ve hatta gittiğinin- bilincine varmak, mümkünse bu bilinçle elimizde olanı korumaktır. Bugün bir İngiliz için istihbarat odaklı polislik (Intelligence-led policing) , bu türden bir kaygının sonucu olarak tartışmaya açılmalıdır. Kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ve yargısız infazın meşrulaştırılması, yani güvenlik ihtiyacının bir baskılama aracına dönüştürülmesi endişe vericidir.

Fakat bizim açımızdan problem nerededir ve biz konuyu neresinden yakalamalıyız? Bizim tarihsel deneyimimiz, Neocleous’un anlattığı ‘burjuvazinin kısıtlayıp denetlemeye açık tuttuğu ve aynı zamanda da bu türden bir kısıtlama ve düzenlemenin tüm toplum için bir kazanım haline geldiği’ polislik pratiğinden oldukça farklılık göstermektedir. Bu farklılık temel olarak polislik işinin merkezileşmesinin a) kesintili ve kısa bir geçmişe geçmişe sahip olmasından b) elitler arasındaki mücadelenin bir sonucu olarak ortaya çıkmasından c) sınıf çıkarına değil devlet çıkarına dayalı olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu durumda eğer biz, burjuvazinin tüm kurumları ve mantalitesi ile yerleşmediği bir toplum düzeninde yaşıyorsak, polislik işi bağlamında bunun İngiliz örneğinden farklı sonuçlar doğurması beklenir. Bunlardan biri, polislik işinin devletin hayatın mümkün olan tüm alanlarını kontrol altına almaya çalışan anlayışı ile birleşmesidir. Çünkü bu anlayışta toplumsal gelişme, salt devlet üzerinden olanaklı kılınan bir gelişmedir. Her kim ki bu gelişmeye alternatif bir gelişme ve değiştirme amacı güderse, o denetim ve devamında da eliminasyon politikasının nesnesi haline gelir.

İkinci olarak şunu söyleyebiliriz ki, sınıf çıkarının gözetilmediği bir sosyolojik gerçeklikte toplumsal denetim, devletin ele geçirilmesi amacında kristalleşir ve bir kere bu amaca ulaşıldığında, polislik işi karşı elitlerden başlamak üzere muhalefetin kontrol altında tutulmasından ibaret hale gelir. Abdülhamit Dönemi’nden itibaren (Mütareke yılları hariç) polislik işinin merkezileşme çabası da, aynı zamanda geç devlet oluşumunun hikayesiyle paralellikler gösterir. Bunun anlamı ise, polisin yönetici elit tarafından olağanüstü yetkilerle kuşatılması ve tam da İngiliz örneğinin tersine polisin kendisini topluma değil bu elite karşı sorumlu hissetmesidir.

O halde alt sınıfların Türkiye örneğinde iki kere mağdur olduklarını söylemek mümkün görünüyor. Birinci mağduriyet burjuvazinin başını çektiği kapitalizmin olası negatif sonuçlarına ve buna bağlı tepkilere karşı oluşturulacak emniyetten, (yani asıl olarak burjuvazinin güvenliği, ki bu genel olarak batıda emek piyasasının oluşturulup şekillendirilmesi sürecinin antitezine karşı bir panzehirdir ve polis gücünün bu evrimi de burjuvazinin siyasal konsolidasyon süreciyle paralellik gösterir) ikincisi ise (bize içkin olan) devletin burjuvazinin oluşturulması konusundaki aktif rolünün polislik işine yansımasından kaynaklanmaktadır.

Bunun alt sınıflar üzerindeki yansıması ikincil ve artı bir baskı anlamına gelir çünkü burada sınıflar üstü yönetim erki olarak devletin hem kendini koruma refleksini hem de toplumsal düzeni bir sınıf lehine şekillendirmesi sürecini gözlemliyoruz. İki sürecin birbirine geçtiği günümüzde ise polis şiddetinin (özellikle toplum polisliği bağlamında) İngiltere örneğine (ve hatta genel olarak Kıta Avrupası’na) kıyasla çok daha ileri bir derecede seyretmesi, bu açıdan bakıldığında sürpriz değildir.

Dolayısıyla, ‘Batıda polislik için kökten bir eleştiri ve değişimin imkanları kısıtlı hatta imkansızdır’ argümanı, mevcut siyasal ve ekonomik sistemin içindeki tartışmaları işaret ettiğinde belli ölçülerde anlamlı olsa da, Türkiye gibi burjuva demokrasisinin gelişmediği ülkeler açısından polislik meselesinin incelenmesi hayati bir önemi sahiptir ve vatandaşlık çerçevesi içerisinde tartışılmaya muhtaçtır. Bu tartışma işçi sınıfını da içine katabilecek ama aynı zamanda onu da aşan bir kapsayıcılıkta olmasından ötürü güçlü bir pozisyona sahiptir. Bu pozisyonun iyi değerlendirilmesi gerekmektedir çünkü Türkiye’de polislik işinin irdelenmediği bir demokratikleşme tartışması yapıcı ve inandırıcı olmaktan oldukça uzaktır.
 
(Bu yazı http://www.toplumvesiyaset.com/  yayınlanmaktadır) 
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.