Cumhuriyet Mitingi, 14 Nisan 2007 günü yüz
binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Bu büyük buluşma, Cumhuriyet
tarihinin her anlamda en büyük buluşmalarından biri olduğu için üzerinde
düşünmeye ve konuşmaya değer. Burada yapmak istediğimiz ise mitingin
karakter analizinden çok yarattığı tepkiler konusunda bir resim çizmek ve
mitingle ilgili bazı noktaları yerli yerine oturtmak.
Miting başlıyor. Burada mitingin ne mitingi olduğunu da bir kenara
bırakırsak, katılım açısından önem teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Yani bir
haber değeri olduğu için izlemeyi, en azından gelişimiyle ilgili haberler
almayı ümit ediyoruz. Kanalları değiştiriyoruz.Yüz yıllık diziler ve birkaç
klip dışında bir şey bulamıyoruz. Yani mitinge gitmeyen ya da Ankara’da
yaşamayan bir vatandaşın, Ankara’nın göbeğinde muazzam sayıda insanın
katıldığı ve toplumsal bir önemi olan (negatif veya pozitif ) bu haberi alma
hakkı kısıtlanıyor. Üstelik bu, demokrasi, insan hakları ve liberal
düşüncelerin hiç olmadığı kadar dillendirildiği bir ortamda yapılıyor.
Saatler geçiyor, internet sitelerine haberler düşmeye başlıyor. Mitingi
darbe provası olarak niteleyenlere tepkiler geliyor. Kimi basın kuruluşları
kaçamak haberler vermeye başlıyorlar. Ve işte geliyoruz kritik noktaya.
‘Ankara’da Laiklik Mitingi. Halk Ata’ya saygısını gösteriyor.’
Eğer kulaklarımız sağır olsa, geri zekalı olsak, ya da tek bir kanaldan dahi
olsa bu haberi edinme şansımız olmasa, gerçekten buna inanabiliriz belki.
Ama durum bu değil. Bu sıradan bir Ata’ya saygı yürüyüşü değil. Bu sıradan
bir Anıtkabir ziyareti değil. Burada siyasi bir yan var ve atılan
sloganlardan sadece bir tanesi ‘Türkiye laiktir, laik kalacak.’ Diğerleri de
en az bu slogan kadar önemli ve birkaçı şu şekilde özetlenebilir:
ABD ve AB güdümlü politikaların ülkeyi içine soktuğu ekonomik
ve politik açmazlar.
- Yine bununla bağlantılı olarak kamusal olanın talanı ve yolsuzlukların akıl
almaz boyutları.
- Memur, işçi, köylü ve bir bütün olarak emekçi kesimin kazanılmış haklarının
ellerinden alınması, artan işsizlik, yoksulluk.
- Ana çatı olarak Atatürk Devrimleri’nin unutulması, küçümsenmesi, yok edilmesi,
sosyal devletin çöktürülmesi.
- Dolayısıyla ülkenin siyasi olarak diz çöktürülmesi, artan huzursuzluk ve güven
eksikliği.
- Yaklaşan seçimler ve rejimle ilgili kaygılar.
Bu maddelerin hiçbiri olmayan şeyler değildir ve hepsi sloganlarla ya da
konuşmacıların hitapları sırasında dile getirilmiş kaygılardır. Bu anlamda
BBC’nin haberi Ata’ya bağlılık ve Cumhuriyet yürüyüşü boyutunda ele alması hiç
de şaşırtıcı değildir ama ulusal basındaki örtbas edişin boyutu gerçekten
trajiktir. Aynı zamanda kafa açıcıdır da.
Akşama doğru gözümüz bir haber kanalına ilişiyor. Elbette haberi vermek, haberin
manipülatif ve dezenformasyona uğratılmış şekilde verilmeyeceği anlamına
gelmiyor. Spiker, Hasan Mutlucan’ın darbe türkücüsü olduğundan bahsediyor ve
Tolga Çandar’ı da yeni darbe türkücüsü ilan ediyor bir anda. Halbuki mitingi
izleyen biri, Tolga Çandar’ın hangi mesajları verdiğini kolayca anlayabilir.
Çandar, Atatürk Devrimleri’ne sahip çıkın diyor, kitleye sesleniyor, işçiler,
köylüler, emekçiler, yurtseverler diyor ve devamında kitleyi selamlayıp
Çanakkale Türküsü’ne geçiyor. Çandar, siyasi duruşu belli bir kişidir ve halktan
yana tavrını da duruşu ve söylemiyle yeteri kadar belli eden bir sanatçıdır. Bu
anlamda Tolga Çandar’ın tutumunda hatalı bir taraf olmadığı gibi, mitingin
kitlesel boyutuna yaptığı atıf övgüye değerdir.
Asıl utanç verici olan, günün sonunda miting haberinin verilmeyişi ve verilmek
zorunda kalındığında izlenen tutumdur.
Özcesi, bu mitingle beraber şunu gördük ki, çoktan beri siyaseti ve ekonomiyi
uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda hiçbir ulusal çıkar gütmeden (bu
aynı zamanda halkın çıkarı anlamına da gelmektedir ve unutanlar için
küreselleşmenin küresel yoksulluk getirdiğini ama küresel yoksullukla küresel
olarak mücadele edilmediğini bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır) yürütmeye
çalışanlar ve onların basındaki sözcüleri, tamamen kitlesel olan tepkileri bile
görmeye yanaşmayacak denli antidemokratik olabilmektedirler. Üstelik, konumları
gereği böyle bir lükse sahip olmamaları gerektiği halde bunu yapabilmektedirler.
Son olarak bu yazıyı yazmamın asıl sebebinin tarihe not düşmek olduğunu
belirtmek istiyorum. Çünkü yarın bu mitingin aslında ‘hiç olmadığını’
söyleyenler olabilir.
Nisan 2007
http://www.toplumvesiyaset.com
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.