Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Cumhuriyet Mitinginin Ardından

Can Küçükali /Sitemiz yazarı
cankucukali@gmail.com

   Cumhuriyet Mitingi, 14 Nisan 2007 günü yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Bu büyük buluşma, Cumhuriyet tarihinin her anlamda en büyük buluşmalarından biri olduğu için üzerinde düşünmeye ve konuşmaya değer. Burada yapmak istediğimiz ise mitingin karakter analizinden çok yarattığı tepkiler konusunda bir resim çizmek ve mitingle ilgili bazı noktaları yerli yerine oturtmak.

Miting başlıyor. Burada mitingin ne mitingi olduğunu da bir kenara bırakırsak, katılım açısından önem teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Yani bir haber değeri olduğu için izlemeyi, en azından gelişimiyle ilgili haberler almayı ümit ediyoruz. Kanalları değiştiriyoruz.Yüz yıllık diziler ve birkaç klip dışında bir şey bulamıyoruz. Yani mitinge gitmeyen ya da Ankara’da yaşamayan bir vatandaşın, Ankara’nın göbeğinde muazzam sayıda insanın katıldığı ve toplumsal bir önemi olan (negatif veya pozitif ) bu haberi alma hakkı kısıtlanıyor. Üstelik bu, demokrasi, insan hakları ve liberal düşüncelerin hiç olmadığı kadar dillendirildiği bir ortamda yapılıyor.

Saatler geçiyor, internet sitelerine haberler düşmeye başlıyor. Mitingi darbe provası olarak niteleyenlere tepkiler geliyor. Kimi basın kuruluşları kaçamak haberler vermeye başlıyorlar. Ve işte geliyoruz kritik noktaya. ‘Ankara’da Laiklik Mitingi. Halk Ata’ya saygısını gösteriyor.’

Eğer kulaklarımız sağır olsa, geri zekalı olsak, ya da tek bir kanaldan dahi olsa bu haberi edinme şansımız olmasa, gerçekten buna inanabiliriz belki. Ama durum bu değil. Bu sıradan bir Ata’ya saygı yürüyüşü değil. Bu sıradan bir Anıtkabir ziyareti değil. Burada siyasi bir yan var ve atılan sloganlardan sadece bir tanesi ‘Türkiye laiktir, laik kalacak.’ Diğerleri de en az bu slogan kadar önemli ve birkaçı şu şekilde özetlenebilir:




    ABD ve AB güdümlü politikaların ülkeyi içine soktuğu ekonomik ve politik açmazlar.
- Yine bununla bağlantılı olarak kamusal olanın talanı ve yolsuzlukların akıl almaz boyutları.
- Memur, işçi, köylü ve bir bütün olarak emekçi kesimin kazanılmış haklarının ellerinden alınması, artan işsizlik, yoksulluk.
- Ana çatı olarak Atatürk Devrimleri’nin unutulması, küçümsenmesi, yok edilmesi, sosyal devletin çöktürülmesi.
- Dolayısıyla ülkenin siyasi olarak diz çöktürülmesi, artan huzursuzluk ve güven eksikliği.
- Yaklaşan seçimler ve rejimle ilgili kaygılar.

Bu maddelerin hiçbiri olmayan şeyler değildir ve hepsi sloganlarla ya da konuşmacıların hitapları sırasında dile getirilmiş kaygılardır. Bu anlamda BBC’nin haberi Ata’ya bağlılık ve Cumhuriyet yürüyüşü boyutunda ele alması hiç de şaşırtıcı değildir ama ulusal basındaki örtbas edişin boyutu gerçekten trajiktir. Aynı zamanda kafa açıcıdır da.

Akşama doğru gözümüz bir haber kanalına ilişiyor. Elbette haberi vermek, haberin manipülatif ve dezenformasyona uğratılmış şekilde verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Spiker, Hasan Mutlucan’ın darbe türkücüsü olduğundan bahsediyor ve Tolga Çandar’ı da yeni darbe türkücüsü ilan ediyor bir anda. Halbuki mitingi izleyen biri, Tolga Çandar’ın hangi mesajları verdiğini kolayca anlayabilir. Çandar, Atatürk Devrimleri’ne sahip çıkın diyor, kitleye sesleniyor, işçiler, köylüler, emekçiler, yurtseverler diyor ve devamında kitleyi selamlayıp Çanakkale Türküsü’ne geçiyor. Çandar, siyasi duruşu belli bir kişidir ve halktan yana tavrını da duruşu ve söylemiyle yeteri kadar belli eden bir sanatçıdır. Bu anlamda Tolga Çandar’ın tutumunda hatalı bir taraf olmadığı gibi, mitingin kitlesel boyutuna yaptığı atıf övgüye değerdir.

Asıl utanç verici olan, günün sonunda miting haberinin verilmeyişi ve verilmek zorunda kalındığında izlenen tutumdur.

Özcesi, bu mitingle beraber şunu gördük ki, çoktan beri siyaseti ve ekonomiyi uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda hiçbir ulusal çıkar gütmeden (bu aynı zamanda halkın çıkarı anlamına da gelmektedir ve unutanlar için küreselleşmenin küresel yoksulluk getirdiğini ama küresel yoksullukla küresel olarak mücadele edilmediğini bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır) yürütmeye çalışanlar ve onların basındaki sözcüleri, tamamen kitlesel olan tepkileri bile görmeye yanaşmayacak denli antidemokratik olabilmektedirler. Üstelik, konumları gereği böyle bir lükse sahip olmamaları gerektiği halde bunu yapabilmektedirler.

Son olarak bu yazıyı yazmamın asıl sebebinin tarihe not düşmek olduğunu belirtmek istiyorum. Çünkü yarın bu mitingin aslında ‘hiç olmadığını’ söyleyenler olabilir.

Nisan 2007
http://www.toplumvesiyaset.com
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın