|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Çocuklara Söz Dinletebilme Sanatı
Prof.Dr.Kemal
Çakmaklı*
http://www.bebekkokusu.com/

Uygulaması beceri, yetenek, kabiliyet isteyen çeşitli çalışma alanları
vardır. Bu çalışma alanları için sadece o dala ait yeterli bilgilerin
bilinmesi yeterli değildir. O branşda başarılı olabilmek için başka
beceriler de gereklidir. Örneğin hekimlikte operatörlük aynı zamanda bir
sanattır. Yani uygulaması beceri ister. Diş Hekimliği aynı zamanda bir
sanattır, uygulaması ayrı bir yetenektir. Bu şekilde pek çok bilim sanat ve
meslek saymak mümkündür. Teorik olarak birey o bilimi bilebilir. Hatta o
bilim ile ilgili olarak hoca da olabilir. Fakat o bilimi uygulamak yerine
göre ona zor gelebilir. Alanında müstesna bir bilim adamı olabilir lakin
uygulaması olmayabilir. Bildiği bir bilgiyi kendi hayatında kullanmamak da
ayrı bir konudur. Bazı insanlar vardır örneğin sağlıklı yaşayabilmek için
pek çok şey bilebilirler fakat bizzat kendi hayatlarında bu bilgiyi
kendileri için kullanmazlar.
Acaba sağlık dersi veren nice kimseler bu öğrettiklerini kendileri
değerlendirmekte midirler? Bu bilgisi ile yaşamamaktır. Bu da çok kötüdür.
Tehlikelidir ve olmaması lazım gelen bir husustur. Çünkü kullanılmayan bilgi
hamallıktır. Ancak burada durum başkadır. Birey o konuda yeterli bilgiye ve
diplomaya sahiptir. Ne var ki el becerisi iyi olmadığından bu bildiklerini
başarılı bir şekilde yapamazlar. İşte operatörlük, işte diş hekimliği
gibi...
Bilmek başka yapmak başkadır. Bu neden olmaktadır? Çünkü kimi konular vardır
ki istediğiniz kadar bilin, kitaplarını yazın vs. o işi kendiniz
yapamayabilirsiniz. İşte bu sanatın ne olduğunu anlatma konusunda sanırım
yeterli bilgilerdir. Bir insan çok iyi bir keman öğretmeni olabilir ama
kendisi hayatta belki hiç konser bile vermemiştir. Fakat nice değerli
sanatkarlar yetiştirmiştir. Çünkü onun parmakları o derece usta olmayabilir.
Bu öğretmen doğruyu, yanlışı çok iyi ayırt edebildiği halde yani hocalığı
mükemmel olduğu halde sahneye çakıp konser veremeyebilir. Velhasıl örnekler
çoktur.
Burada konumuz "çocuklara söz dinletebilme sanatıdır". Demek ki çocuklara
söz dinletebilmek de bir sanatmış. Evet öyledir. Yani çocukları ne kadar iyi
tanırsanız tanıyınız, ne kadar doğruyu söylerseniz söyleyiniz, bu
söylediğiniz o çocuğun kesinlikle lehine, hayrına da olsa yine de gel
gelelim örnekleri sayısız denecek kadar çoktur, çocuklara söz dinletebilmek
de bir sanattır. Yani bilgi bilmek yetmez, onu uygulayabilmek için de
yetenekli olmak mecrubiyeti vardır.
Buyurun çocuk orada, siz de buradasınız. Haydi bakalım çocuğa dediklerinizi
yaptırtınız. Çocukla çok iyi bir etkileşim içersinde ömür sürünüz. Bu
herkesin temennisidir Lakin gelgelelim mesele her zaman bu kadarda da basit
olmamaktadır. Çocuğun yaşı ne olursa olsun pek çok anne anne, baba,
öğretmen, ebeveyn vd. çocuğu yönlendirmede zorluk çekmişlerdir ve de
çekmektedirler. Bir baba olmamın dışında 30 yılı aşkın uzmanlık hayatımda bu
konuya ilişkin pek çok örnekler görmüş bulunmaktayım.
Evet çocukları yönlendirebilmek öyle kolay bir şey değildir. Yemeğini doğru
dürüst yemediği için çevresini üzen çocuklar yok mudur? Her türlü
ihtiyaçları karşılandığı halde temiz, güzel odasında dersini çalışmayan ve
bunun için de ailesini, öğretmenini üzen öğrenciler yok mudur? Kendisinden
ufak yapabileceği bir iş istendiği halde, bin dereden su getiren bunu
yapmayan çocuk yok mudur? Bunun dışında da yapma denileni, sanki insanları
kızdırmaktan zevk alırmış gibi özellikle yapan çocuk veya çocuklar pek mi
azdır? Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Velhasıl nereden bakılırsa bakılsın, çocuklara söz dinletebilmek öyle kolay
bir iş değildir. İşin çok ilginç yanı her denileni yapan, lüzumundan fazla
sessiz ve sakin çocuklar en az yaramaz, söz dinlemeyen çocuklar kadar endişe
vericidir. Hatta onlardan daha çok incelemeye ihtiyaçları vardır. "Aman ne
güzel benim çocuğum pek sessiz, otur dersen oturur, kalk dersen kalkar hiç
öyle bir söz dinlememesi yoktur, ben pek memnunum" diyorsak, o çocuğu
yetkili bir uzmana götürmeliyiz. Çünkü lüzumundan fazla sessiz ve sakin olan
çocuklar endişe vermelidir, neden çünkü çocukların ruhsal ve sosyal
sağlıkları için çeşitli gelişim evreleri vardır.
Bu çağlarda çocuklar bilhassa söz dinlemez olurlar vs. Bu buhran dönemlerine
birinci, ikinci ve üçüncü olarak numara verilmektedir. Yani üç yaş buhran
dönemi birinci, yedi yaş buhran dönemi ikinci, on iki yaş buhran dönemi
üçüncü buhran dönemlerinin adlarıdır.
Yalnız isimleri bile olay hakkında iyi bir fikir verebilmektedir. Birinci
buhran dönemi, ikinci buhran dönemi, üçüncü buhran dönemi, birinci kaprisler
çağı, ikinci kaprisler çağı, üçüncü kaprisler çağı, birinci uyumsuzluk,
intibaksızlık dönemi, ikinci uyumsuzluk, intibaksızlık dönemi, üçüncü
uyumsuzluk, intibaksızlık dönemi, birinci karşı koyma buhran dönemi, ikinci
karşı koyma buhran dönemi, üçüncü karşı koyma buhran dönemi, hürriyete karşı
birinci atılım, hürriyete karşı ikinci atılım, hürriyete karşı üçüncü atılım
dönemi.
Bakınız çocukluk yaşlarına ait bu dönemlerin adları bile çocukların niçin
zaman zaman söz dinlemedikleri veya dinlemeyecekleri hakkında ip uçları
vermektedir. Eğer çocuğa sözünü dinletmek ve onu yönlendirmek durumuında
olan kimseler en azından bu buhran dönemlerinin özelliklerini ve bu çağlarda
başarılı uyumlarının esaslarını çocuklar yönünden bilemiyecek olurlarsa
işleri zorlaşacaktır. Bu buhran dönemleri hangi yaşlarda başlar ve hangi
yaşlarda biter, bu buhran dönemlerinin başka isimleri nelerdir. Bu buhran
dönemleri niçin vardır. Bu buhran dönemlerinde çocuk ne gibi psikososyal
gelişim evreleri yaşamaktadır.
Kız veya erkek çocukların durumları farklı mıdır? Çocuğun söz dinlememesinde
sosyal çevrenin rolü nedir. Şehir çevresinde yahut kırsal yöre de yaşamakta
olan çocuklarda söz dinleme yönünden farklılıklar var mıdır? Ailenin nörotik
yani sinirli bir yapıya sahip olması ile sessiz, sakin olması, çocuğun söz
dinleyip dinlememesinde etkili midir?
Sıcak, ılıman veya soğuk, dağlık yöre çocukları arasında söz dinleme
bakımından farklılık var mıdır? Bu coğrafi yerleşim bölgeleri içersinde
hangilerinde bu buhran dönenleri daha yoğun geçmektedir? Sefalet, yoksulluk,
felalet gibi istenmiyen hallerin çocuğun olgunlaşması üzerinde rolleri var
mıdır? Çocuklara söz dinletebilme de bunların önemi nedir?
Anne ve babanın çocuk yetiştirmeyle ilgili olarak aynı paralelde olmaması,
birisinin ak dediğine diğerinin kara demesi durumunda, böyle ailelerde
çocuğun söz dinleyip dinlememesi nasıl olacaktır?
Çocuğa karşı yumuşak huylu olmak mı iyidir, yoksak çocuğa yüz vermemek,
otoriter olmak mı onu yarınlara daha iyi hazırlayabilmek için lazımdır?
Pekiyi irsiyetin çocuğun söz dinleyip dinlememesinde, yahut onu
yönlendirebilmede rolü yok mudur? Hangi karakter yapısı en iyisidir?
Bu tip suallerle bir kitap oluşturmak mümkündür. Sonuç nereden bakılırsa
bakılsın madem ki aile olunmuştur, artık çocuk sadece bedensel yönden değil,
psikososyal yönlerden de tanınmalıdır.
*Sosyal Hizmet Uzmanı

|
|